|
MADDENİN ARDINDAKI SIR
HARUN YAHYA
Çevresini akıl ve vicdan yoluyla izleyen kişi fark
eder ki, evrendeki canlı-cansız herşey yaratılmıştır.
Peki tüm bunlar kim tarafından yaratılmıştır?
Açıktır ki, evrenin her noktasında kendini belli eden
"yaratılmışlık", evrenin kendisinin bir ürünü olamaz.
Örneğin bir böcek kendi kendisini var etmemiştir. Güneş
sistemi, bitkiler, insanlar, bakteriler, alyuvarlar,
kelebekler kendi kendilerini yaratmamışlardır. Tüm bunların
"tesadüfen" oluşmaları gibi bir ihtimal de, kitabın
önceki sayfalarında incelediğimiz gibi, söz konusu değildir.
Dolayısıyla şu sonuca varabiliriz: Gözümüzle gördüğümüz
herşey yaratılmıştır... Ancak gözümüzle gördüğümüz şeylerin
hiçbiri "Yaratıcı" değildir. O halde, Yaratıcı, gözümüzle
gördüğümüz herşeyden başka ve üstün bir varlıktır. Kendisi
görünmeyen, fakat yarattığı herşeyin Kendisi'nin varlığını
ve vasıflarını gösterdiği üstün bir güçtür.
İşte Allah'ın varlığını tanımayanların saptığı nokta
da buradadır. Bu kişiler, Allah'ı gözleriyle görmedikleri
sürece, O'nun varlığına iman etmemeye şartlandırmışlardır
kendilerini. Ancak bu durumda, evrenin her yerinde apaçık
görünen "yaratılmışlık" gerçeğini gizlemek, evrenin
ve canlıların yaratılmamış olduğunu iddia etmek zorunda
kalırlar. Bunu yapmak için yalanlara başvururlar. Evrim
teorisi, önceki sayfalarda değinildiği gibi, bu konuda
başvurulan yalanların, sonuçsuz çırpınışların en belirgin
örneğidir.
İnkar edenlerin temel yanılgısı, aslında Allah'ın varlığını
inkar etmeyen, ancak çarpık bir Allah inancına sahip
olan pek çok kişi tarafından da paylaşılır. Toplumun
çoğunluğunu oluşturan bu kişiler, yaratılışı reddetmezler,
ancak Allah'ın "nerede" olduğuna dair ilginç batıl inançları
vardır: Çoğu, Allah'ın "gökte" olduğunu sanır. Bilinçaltlarındaki
düşünceye göre, Allah çok uzaklardaki bir gezegenin
arkasındadır ve çok nadiren "dünya işlerine" müdahale
eder. Ya da hiç etmez; evreni yaratmış ve bırakmıştır,
insanlar kendi kaderlerini çizerler...
Kimileri de Kuran'ın Allah'ın "her yerde" olduğuna
dair haberini duymuşlardır, fakat bunun anlamını tam
olarak çözemezler. Bilinçaltlarındaki batıl düşünce,
Allah'ın radyo dalgaları ya da görünmez, hissedilmez
bir gaz gibi maddeleri çevrelediği şeklindedir.
Oysa bu düşünce ve baştan beri saydığımız, Allah'ın
"nerede" olduğunu bir türlü çözemeyen (belki de bu yüzden
O'nu inkar eden) düşünceler, ortak bir yanlışa dayanmaktadırlar:
Hiçbir temeli olmayan bir ön yargıyı benimsemekte, ondan
sonra da Allah ile ilgili olarak zanlara kapılmaktadırlar.
Nedir bu ön yargı?..
Bu ön yargı maddenin varlığı ve niteliği ile ilgilidir.
Maddenin var olduğu konusunda öyle şartlanmışızdır ki,
acaba gerçekten var mıdır, yoksa sadece bir gölge varlık
mıdır, hiç düşünmemişizdir. Oysa modern bilim, bu ön
yargıyı da yıkarak, çok önemli ve etkileyici bir gerçeği
ortaya koymaktadır. İlerleyen sayfalarda Kuran'da da
işaret edilen bu büyük gerçeği açıklamaya çalışacağız.
|