Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (31 Temmuz 2016; 21:00)

 

AYET AÇIKLAMASI

Mesela Saff Suresi 4. ayette şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever” Bu nedir? Cemaat. Resullullah (s.a.v.) hutbede minberde şunu söylüyor; “Allah’ın eli cemaat ile beraberdir.” Tırmızi’de Fiten bölümünde var. “Allah’ın yardımı eli cemaat üzerindedir. Şeytan cemaate muhalefet edenle beraber hareket eder.” Yani cemaatleri bozmak isteyen cemaate karşı olanlarla beraberdir şeytan diyor. Bunu kim söylüyor? Peygamber (s.a.v.) söylüyor. “Cemaatte rahmet tefrikada (ayrılıkta) azap vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Müsned’de geçiyor. “Allah’ın eli cemaat ile beraberdir. Şeytan ise cemaati parçalayanlar ile beraberdir. Cemaate karşı olanlarla beraberdir.” Ama adamın şaşırttığı nokta şu bazılarının. Deccalin de cemaati var. O zaman Müslümanların cemaati olmasın diyor. Süfyan’ın da cemaati var. O zaman Müslümanların da cemaati olmasın diyor. Kardeşim bu akıl mı senin dediğin? Şeytanın da cemaati var ne yapacaksın? O zaman Müslümanların cemaati olmasın diyeceksin. Olmaz. Şeytan da cemaat halindedir. Müslümanlar da cemaat halindedir.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (30 Temmuz 2016; 21:00)

 

MEHDİYET'İN ALAMETLERİ HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE GERÇEKLEŞİYOR

Hz. Mehdi (a.s) hak, alametleri herkesin gözünün önünde oluyor. Mesela şu olan olay Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiş. “Medine’de bu olay 24 mil yayılır” diyor “siyah yağ taşları” yani asfalt “kanla dolar” diyor açıkça anlatıyor. “Gökte saçaklı yıldızlar uçar” diyor. “Köprüde askerler olur” diyor “tabur” açık söylüyor Peygamber (s.a.v.). “Köprü tamamen tutulur” diyor “çatışma olur” diyor “insanlar ölür” diyor. “Bütün şehre yayılır bu” diyor. “Ve bunu yapan askerler yenilir” diyor bak “bunu yapan askerler yenilir.” “Ve o anda da depremler buna eşlik eder” diyor bunlar da oldu. “Sabahlara kadar müminler tekbirler getirirler” diyor “silah kullanılmaz” diyor, halk silah kullanmaz “tekbirlerle İstanbul’u manen fethederler” diyor. Mehdiyet Türkiye’nin bir gerçeği, Ortadoğu’nun da bir gerçeği. Ortadoğu’daki bütün bu savaşların nedeni Mehdiyet. Irak ve Suriye’deki savaş niçin oluyor? Sor bakayım Amerika’ya niye oluyor? Hz. Mesih (a.s)’ın çıkışı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı başka bir nedeni yok herkes biliyor.

 

HADİSTE DECCALİN KIZDIRILINCA ORTAYA ÇIKACAĞI BİLDİRİLİYOR

Sahih-i Müslim, 2932 numaralı hadis, 98-99. “Deccal ancak kendisini kızdıran bir şey sebebiyle çıkar.” Onu kim kızdırır? Hz. Mehdi (a.s) kızdırır, Mehdiyet kızdırır. Biz de talebeleri olduğumuza göre Mehdiyet’in kokusu bizim de üstümüzde oluyor haliyle bize de çok kızıyorlar demek ki. En çok da herhalde şu an bize kızıyorlar. Ama Hz. Mehdi (a.s) çıktığında ne yapacaklar onu bilmiyorum. “Deccalı insanların üzerine gönderecek ilk sebep onu gazaba getirecek bir kızgınlıktır.” Kızgınlık, demek ki kuyruklarına basılacak bunların. Çok açık değil mi? Bak “deccal ancak kendisini kızdıran bir şey sebebiyle çıkar. Deccalı insanlar üzerine gönderecek ilk sebep” işte darbeyle şununla bununla Müslümanların üzerine götürecek ilk sebep “onu gazaba getirecek bir kızgınlıktır.” Yani onu deşifre etmek, rezil rüsva etmek. İngiliz derin devletine nefes aldırmayacağız, bütün dünyaya rezil edeceğim onları. İlimle irfanla. Hz. Mehdi (a.s)’ın en aciz talebesiyim. Hz. Mehdi (a.s)’ın ayakkabısının tozuyum ben, onun hizmetçisiyim. Artık ona göre düşünsünler Hz. Mehdi (a.s) çıktığında ne yapacaklarını.

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN AMACI TÜRK MİLLETİ'Nİ İÇ ANADOLU'YA HAPSEDİP BURADA YOK ETMEK

1830’da İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Palmerston bak diyor ki; “Türklerin Avrupa’dan atılması gerektiğini, Avrupa’daki Osmanlı topraklarının Türklerin elinde kalmaması gerektiğini,” Yani İstanbul’u kastediyor. “Rusya’nın Edirne’ye kadar gelmişken İstanbul’u da işgal etmemesinden üzüntü duyduğunu da dile getiriyor.” Kafa İstanbul’da kaldı bunların. Onun için bak İstanbul’a yüklendiler. Asıl istedikleri İstanbul’u işgal etmek, Ege’yi almak, Antalya’yı almak. Güneydoğu’yu PKK’ya vermek. İç Anadolu’ya da halkı oraya toplayacaklar, orayı mezarlığa çevirecekler. Orada yok etmeyi düşünüyorlar Türk milletini yani İç Anadolu Bölgesi’nde.

 

EBCEDİ 2016 TARİHİNİ VEREN BAZI KURAN AYETLERİ

Ayette diyor ki Al-i İmran Suresi, 139’da “Gevşemeyin, üzülmeyin” Şeytandan Allah’a sığınırım. Gevşemek ne demek? Tedbiri elden bırakmak. “Üzülmeyin” yani korku, tedirginlik, üzüntü olmasın. Moral bozukluğu olmasın. “eğer (gerçekten) iman etmişseniz” samimi iman edenlerseniz “en üstün olan sizlersiniz.” “Siz hâkim olacaksınız” diyor Allah. Al-i İmran Suresi, 139. Ebcedi kaç? 2016. “…eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” Ebcedi 2016. Şeytandan Allah’a sığınırım. “…Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et” (Nasr Suresi, 2-3) Ebcedi kaç? 2016. Mehdiyet’in hayati tarihi.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (21 Temmuz 2016; 18:00)

 

KURAN’DA AÇIK HÜKÜM VAR, ZULÜM İÇİN YEMİN EDİLMEZ

Adam öldürmek için yemin edilmez. Hırsızlık için yemin edilmez. Kuran’da açık hüküm var, zulüm için yemin edilmez. Helali haram yapmak için, haramı helal etmek için yemin edilmez. O yemin zaten fasittir o yemin yok yani, hükmen yoktur o yemin. Öyle yemin olur mu? Adam diyor ki “Ben bu insanları öldüreceğim bunu gizleyeceksin.” O da yemin diyor, o yemin geçersiz olur öyle yemin olmaz. O yemin zaten haramdır. Yapılan yemin haram olan bir eylem. Haram yemin geçerli olmaz. Bakara Suresi 224. ayette şeytandan Allah’a sığınırım: “Bir de yeminlerinizi bahane ederek;” bak ne yapıyor bu? Yeminini bahane ediyor değil mi? Ayetin hükmü açık bak “Bir de yeminlerinizi bahane ederek; iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını düzeltmenize Allah'ı engel kılmayın.” Çünkü “ben yemin ettim” diyor Allah’ı engel kılıyor kendisi. Allah “bu haram bunu yapmayın” diyor. “..iyilik yapacaksanız sakınma yapacaksanız” “ben bir kere yemin ettim deyip Allah’ı engel kılmayın” diyor. Çünkü “Ben böyle bir şey demem” diyor Allah. Yani “yeminle beni engel haline getirmeyin” diyor Allah. Haramdır bu fiil. “Allah işitendir, bilendir.” Bak “yeminlerinizi kendi aranızda bir bozgunculuk unsuru edinmeyin.” Darbe için yemin edilir mi? Bozgunculuk değil mi bu darbe? Ee? Bak “Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozgunculuk unsuru edinmeyin;” Yani fitne için kullanmayın “sonra sapasağlam basan ayak kayar” ayağın kayıyor işte “ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız.” Gördünüz işte. Başlarına gelenleri de görüyorsunuz. Bak “Allah’ın yolundan alıkoyduğunuz için” Allah’ın yolundan nasıl alıkoyuyorsun? Allah’ın yolunda adam öldürmek haram. Allah’ın yolundan alıkoyuyorsun, adama adam öldürtüyorsun. O zaman diyor ki Allah: “O zaman kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azap da sizin içindir.” [Nahl Suresi, 94] diyor. Bak bir tek dünyada belanızı bulmakla kalmazsınız ayrıca ahirette de canınızı yakacağım diyor Allah, belanızı vereceğim diyor.

Nahl Suresi 92: “Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozgunculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen (kadın) gibi olmayın.” Yani Türkiye mesela birleşmiş değil mi gayet güzel, sen bozgunculuk yapıyorsun, ayrı ayrı ayırıyorsun diyor Allah. Ayet çok manidar. “Bozup-çözen kadın gibi olmayın.” Yani yeminlerinizi Allah’ın yolundan insanları alıkoymak için kullanmayın diyor. Ayetler çok açık. 

 

RİSALE-İ NUR’DAN AÇIKLAMALAR

Bediüzzaman Said Nursi: "İmanlı millet" diyor, "Kahraman ordu." diyor. “Hakikat hali anlayacağı” diyor. “Deccal komitesinin oyununu bozacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Bediüzzaman diyor ki; “Gariptir, hem çok gariptir. 700 sene müddetinde İslamiyet’in ve Kuran’ın elinde şeref-şiar, bârik-âsa bir elmas kılınç olan Türk Milletini ve Türkçülüğü, muvakkaten İslamiyet’in bir kısım şeâirane karşı istimâl etmeğe çalışır. Fakat muvaffak olamaz, geri çekilir. Kahraman ordu dizginini Deccalın elinden kurtarıyor” diye rivayetlerde anlaşılıyor” diyor. Demek ki orduya Deccal el atacak.

Bediüzzaman diyor ki; “Onlar iyi bilsinler ve titresinler ki gürültüye pabuç bırakmıyoruz. Zira Risale-i Nur eserlerinde hak ve hakikati görmüş, öğrendik ve inandık. Türk Gençliği uyumuyor. Bu kahraman İslam Türk milleti başka bir devletin boyunduruğu altına giremez.”

“Fedakar Müslüman Türk gençliği sahip olduğu tahkiki iman kuvvetiyle vatanını sattırmaz. Dindar cengaver Türk milleti ve imanlı cesur Türk gençliği korkmaz“ diyor Bediüzzaman. Görüyor musunuz Bediüzzaman’ın güzelliğini? Garip dönem çok gariptir diyor Bedizüzzaman. “Yedi yüz sene müddetinde İslâmiyet’in ve Kur’ân’ın elinde şeref-şiar, bârika-âsâ bir elmas kılınç olan Türk milletini“ Türk milletini görüyor musun nasıl övüyor Bediüzzaman? Diyorlar ki Kürtçü mürtçü. Baksana ne diyor? Yedi yüz sene müddetinde İslâmiyet’in ve Kur’ân’ın elinde şeref-şiar, bârika-âsâ bir elmas kılınç olan Türk milletini ve Türkçülüğü, muvakkaten İslâmiyetin bir kısım şeâirine karşı istimal etmeye çalışır! Fakat muvaffak olmaz, geri çekilir. Kahraman ordu, dizginini deccalın elinden kurtarıyor diye rivayetlerden anlaşılıyor.” Demek ki şuan bir deccal musallatlığı var orduya ve yakasını kurtarıyor inşaAllah.

“Şeair-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler. On altı diye bana ihtar edildi” diyor. Acaba 2016’ya mı işaret ediyor? Çünkü bak on iki diyor bu 12 Eylül’e işaret ediyor herhalde. On altı da 2016’ya işaret ediyor olabilir. Tabii aramak bakmak lazım. “Evvelki meselenin aksine olarak, geniş dairede vuku bulan o hâdisâtı ve büyük cemaatlere gelen o tokatları, küçük bir dairede şahıslara gelecek tokatlar suretinde mânâ vermiştim ki, tam aynen iki dairede, hem küçük, hem büyük, on iki sene sonra en müthiş dünyayı terk ettiği gibi, büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler on iki, on üç, on dört, on altı tarihlerinde aynı tokatları yediler ve yiyecekler diye ihtar edildi“ diyor Bediüzzaman.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (14 Temmuz 2016; 22:00)

 

HADİS AÇIKLAMALARI

İmam Sadık (r.a) buyurmuştur: “Resulullah (s.a.v) ferman etti ki; Hz. Mehdi (a.s) her kavmin her devletin işlerinin iç yüzünden sakladıkları gizli faaliyetlerinden haber verir.” Yani derin devletleri ifşa eder diyor. “Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır.” Yani kim dost kim düşman ferasetle tanır ve anlar diyor. (Sırat-ı Müstakim, cilt 2, sayfa 254) Bu hadis çok manidar dikkat çekici. Bak, “Hz. Mehdi (a.s) her kavmin işlerinin iç yüzünden” her kavmin her devletin işlerinin iç yüzünden “sakladıkları şeylerden, gizli faaliyetlerinden haber verir. Ve dostunu düşmanından ferasetle tanır.” Mehdiyet’in derin devletlere karşı mücadele vereceğini anlıyoruz buradaki hadisten.

“Hz. Mehdi (a.s)” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “fakirlere karşı öyle bir şekilde davranacak ki kendi eliyle onlara yemek yedirecek” diyor.

“Hz. Mehdi (a.s) her an Allah korkusunu kalbinde taşır ve Allah’ın katında sahip olduğu takarruk yani yakınlık makamından dolayı da gururlanmaz.”

“Hz. Mehdi (a.s) dünyaya gönül bağlamaz bunun için de taş üstüne taş yığmaz.” Yani mal biriktirmez.

“Onun zamanında kimseye kötülük edilmez.” (El-Mehdiyil Mev’ud, cilt 1, sayfa 280)

“Hz. Mehdi (a.s) alevli hidayet meşalesiyle alemde dolaşır ve salihler gibi yaşar.” Yani etrafı sürekli aydınlatır diyor hidayetle aydınlatır vesile olur diyor.

“Hz. Mehdi (a.s) daha önceden hiç olmayan bir metotla ortaya çıkacaktır.”

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Temmuz 2016; 22:00)

 

CENNET ŞARABI DÜNYADA BİLİNEN ŞARAP DEĞİLDİR, HELAL OLAN CİNSELLİK DE CENNETTE VARDIR. ALLAH NİMET OLARAK VERMİŞTİR

Cennette şarap olduğu açıkça ayette var. Bildiğimiz şarap değil, cennet şarabı. Kadınlar da var, cinsellik de var. Helal olan bir güzelliktir cinsellik yani nimettir. Allah onun için özel olarak vücutta sistem yaratıyor, kadında ve erkekte zevk alacakları şekilde yaratıyor. Bu bir gerçek. İnsanlar da öyle ürüyor zaten Allah onu vesile ediyor, değil mi? Cinselliği vesile ediyor bütün insanlık o şekilde çoğalıyor. Bunun neyini inkar diyorlar ben bunu anlamıyorum. “Vay vay vay bir de ahirette varmış” falan diyor dehşete kapılıyor. Dünyada zaten istemiyor ahirette hiç istemiyor. Bütün nimetler dünyada da Müslümanlarındır ahirette de Müslümanlarındır.

Cennet şarabı bildiğimiz şarapla alakası yok, yani alkol içeren bir şey değil. Hiç tadı bilinmeyen, insanın ruhunda derin etki yapan güzel bir içecek. Dünyada şarap haramdır çünkü içinde metil alkol var. Vücudu zehirler, kokusu pis, nefeste tiksinti verici bir koku meydana getirir ve vücudu tahrip eder. Metil alkol aklı, beyni, karaciğeri darmadağın eder, zehirdir. O yüzden Cenab-ı Allah haram kılmış.

Cennette ve dünyada seks vardır, cinsellik vardır, nimettir ve güzelliktir helaliyle olursa. Bunda korkacak bir şey yok. Bütün insanlık seks sonucunda oluşuyor, cinsellik sonucunda oluşuyor. Yani bu eğer yanlış bir şey olmuş olsa dünya tarihinden ilk başlangıcından bu yana seks uygulamazdı, cinselliği uygulamazdı ve yaşamazdı. Kuran’da da Allah bunun helal olduğunu nimet olduğunu söylüyor. “Size sizden eşler yarattım karşılıklı rahatlayasınız diye” diyor. Demek ki rahatlatıcı güzel bir şey, değil mi? “Ve kadınlar sizin geniş alanınızdır arazinizdir” diyor “istediğiniz gibi onlarla cinsel ilişkiye girin” diyor Allah ayette.

Sad Suresi 50-52: “Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” yaslanır demiyor “yaslanıp-dayanmışlardır” bitmiş yani. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Yani bana şarap getir diyor getiriyorlar. Meyve getir diyor getiriyorlar. Hurilere gılmanlara söylüyorlar onlar da alıp-getiriyor. Yani adeta buradaki lokantalardaki garsonlardan nasıl istiyorsan onun gibi. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” koltuklara yaslanıp-dayanıyorlar. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Her türlü meyveden getirtiyor ve şarap da istiyor cennet şarabı. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.” Helali hanımlar var ama sadece eşinden etkileniyor yani başka hiç kimseden etkilenmiyor Allah’ın hikmeti bir mucize. Sadece eşini çekici buluyor. Diğerlerini sadece güzel insan olarak görüyor. Allah öyle bir güç vermiş.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Haziran 2016; 23:00)

 

MÜNAFIKLAR IRKÇI OLMAYA MERAKLIDIRLAR. FİRAVUN DA IRKÇIYDI DİĞER İNSANLARI AŞAĞI IRKTAN GÖRÜYORDU. IRKLA ZÜPPELİK YAPMAK TÜM MÜNAFIKLARDA VAR

Münafıklar ırkçı olurlar, ırkçılığa çok meraklıdırlar. Mesela bu Anglosakson İngiliz derin devleti çok meraklı ırkçılığa. Firavun da ırkçıydı. “Aşağı sınıftan” diyor Hz. Musa (a.s)’a, “aşağı ırktan” diyor. Irk olarak beğenmiyor yani. Bütün münafıklarda vardır bu ırk üstünlüğü ırkla dalaşmak, ırkla züppelik yapmak. Sen Allah’ın yarattığı bir kulsun. Zenci de olabilirsin, Çingene de olabilirsin, Kürt, Türk de olabilirsin, Çerkez her şey olabilirsin, ne fark eder? Hepsi birbirinden iyi.

 

HZ MUSA MÜNAFIKLARLA EN ÇOK KARŞILAŞAN İNSANLARIN BAŞINDA GELİR. ÇOK ZORLUK ÇEKMİŞ BİR PEYGAMBERDİR

Seyyidina Hz. İsa (a.s) çok güzel ahlaklıydı. Çok zor hayat yaşadı. Fakat Hz. Musa (a.s) çok ızdırap çekmiştir. Münafıklarla en çok karşılaşan insanların başında gelir Hz. Musa (a.s). Bak diyor ki; Çölde Sayım 14, 3/5, Tevrat'ta geçiyor. "Musa bizi Kenan iline yönelterek kadınlarımızı ve çocuklarımızı öldürtmek mi istiyor?" Bak ahlaksız alçakları görüyor musun? Tam münafık. "Mısır'daki halimiz bundan iyiydi." Nerede iyi sürünüyorsun. Taş taşıttırıyorlar, kamçılıyorlar, aşağılanıyorsun, küfrediliyor. Elli derece neredeyse sıcaklık. "Kendimize başka bir lider seçelim" görüyor musun fitneyi? "Fitne katilden beter" diyor Cenab-ı Allah. Çok büyük bir fitne. Bak "Kendimize başka bir lider seçelim" sen nesin lider seçiyorsun? Sana peygamber olarak gönderilmiş. Nasıl lider seçiyorsun? "Ve Mısır'a geri dönelim" belasını arıyor. "Musa istiyorsa Rabbini de alır gider savaşır" biz savaşmayacağız diyor. Kuran'da da geçiyor ya. Tabii orada böyle kabadayı yiğit delikanlılar da var. Bunu diyenlerden birini, Yeşu isimli bir kabadayı delikanlı var. İkna ediyor adamı, ondan sonra toptan vazgeçiyorlar. Önce "biz gitmiyoruz" diyorlar. Sonra "Vazgeçtik" diyorlar. Onu ikna ettiği için. Demek ki toplumun böyle yiğitlere ihtiyacı var. Tabii o zamanın devletinin kanununa hukukuna uygun olarak ikna ediyor konuşuyor. Ve geri dönmek isteyen binlerce kişi vazgeçiyorlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (22 Haziran 2016; 22:00)

 

MÜNAFIKLAR HAKKINDA AÇIKLAMALAR

Münafıklarda müthiş bir ırk hayranlığı oluyor. Zuhruf Suresi, 51 ve 54. ayetlerde, şeytandan Allah’a sığınırım. Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı;” Münafık çirkefliği, bağırması onu gösteriyor. “Dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” Onları nasıl etkiliyor? Mülkle etkiliyor. “…ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” Yani bütün bu kapital bana ait diyor. O kapitalist ruhunu vurguluyor. “Yine de görmeyecek misiniz?” Bunu da aşağılamak için söylüyor. “Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim” Bak, şundan diye hitap ediyor görüyor musun Hz. Musa (a.s)’a? Kendince onu küçük düşürecek. Münafık züppeliği böyle olur. Üslubunda haysiyetsiz bir üslup kullanıyor. “ki o, aşağı (ırktan, sınıftan) bir zavallı” diyor enaniyetinden görüyor musun? Yani münafıklarda ırk düşüncesi çok önemlidir. Irka çok saygı gösterirler, ırk üstünlüğüne. Kendilerine göre tabii. “ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.” Yani konuşamıyor dahi diyor. "Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" Tam münafığın ahmakça izahını gösteriyor. “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi,” Münafıklarda bu vardır. Yani küçümsenerek, aşağılanarak derin devlete bağlanırlar. Derin devlete karşı çok saygılıdır münafık, müminlere karşı küstahtır. Yani derin devlete karşı it gibidir. Boyun eğer ve her ne derse ona karşı tam bir teslimiyetle teslim olur. Saygıda, nezakette, hürmette asla kusuru olmaz münafığın derin devlet gücüne. Onlar da onları aşağılayarak kendi kontrolüne alıyorlar. Bak ne diyor? “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi,” Aşağıladı. “onlar da ona boyun eğdiler.” İşte bak Allah’a boyun eğmiyor, Müslümanlara saygısı olmuyor ama derin devlete karşı it gibi boyun eğici ve zavallı konumda oluyor. “Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.” Yani Allah’ın hükümlerini dinlemeyen.

Şeytandan Allah’a sığınırım. “…Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;” Bak, bunlar diye söylüyor. Azınlık ve aşağı bir ırk olarak görüyor zaten Müslümanları. "Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler." Münafık olduklarını bildiği için müminler tabi nefret ediyorlar. Doğru ama düzelmelerini istiyorlar. “Biz ise uyanık bir toplumuz” Bütün münafıklarda bu iddia vardır. Kendilerini çok uyanık zannederler. Bayağı zeki ve oyuncu zannederler. “Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;” Yani Allah verdiği nimeti münafıkların elinden alıyor. Halbuki gayet güzel yerlerde yaşıyorlar. Fakat azdıkları için münafıklar Allah bela olarak onların elinden bu nimetleri alıyor. “Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.” Mesela Allah bayağı bol mal imkan veriyor ve soylu makam da. İslam’ın hizmetine yöneltmeleri gerekirken o makamları, oradan da Allah onları alıyor. “İşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.” (Şuara Suresi, 53) Allah bu münafıkların bütün imkanlarını Müslümanların eline verdiğini söylüyor. Münafıklar lafla adeta Müslümanlarla kendince böyle oynamaya çalışır kendi kafasınca. Sürekli ikrar yapar, münafığın özelliği. Yani Firavun’da bunu görüyoruz. İnsanlara yaranmak için övgülerde bulunur münafık. Bunu yine aynı şekilde Firavun’da kendi destekçilerine karşı kullandığı üslupta görüyoruz.

Bak bu çok şaşırtıcıdır. Münafık derin devlete karşı köpek gibi sadık, köpek gibi çalışkandır. Kuran’da bunu görüyoruz. Mesela Firavun’un emrinde koca koca blok taşları bütün gücüyle taşıyor, elli derecede. Ama peygambere hizmet konusunda bambaşka bir üslupları var. Müslümanlara karşı çok küstah ve ters fakat derin devlet mensuplarına karşı son derece boyun eğici, saygılı, itaatli, mükemmel bir çizgi gösteriyor. Çünkü korkuyor onlardan. Firavun ne diyor? “Sizi çaprazlama kolunuzu, bacağınızı keserim. Ve sizi hurma dallarına asarım” diyor. Ama Müslüman ona öyle bir şey demiyor. Onun için Müslümanlara karşı çok azgın fakat küfre karşı boyun eğici. Kuran’da bu yol, bu yöntem çok uzun anlatılmıştır.

 

MÜNAFIKLAR DERİN DEVLETE KARŞI İNANILMAZ BİR SAYGI DUYARLAR. HZ MUSA DÖNEMİNDE FİRAVUN'UN ÜSTÜNLÜĞÜNE İNANDIKLARI İÇİN ONUN YANINDA KÖLE OLMAYI KABUL EDİYORLAR

Şeytandan Allah'a sığınırım, Müminun Suresi 101. ayette “Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur” Mesela İngiliz derin devletini üstün görüyor ya İngiliz soyunu, Anglosakson ırkını üstün görüyor. Diyor ki “Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları)” -soy üstünlüğü- “yoktur.” Artık sen ne Anglosakson edebiyatı yapabilirsin ne Viking edebiyatı yapabilirsin. Hiçbirisini yapamazsın. “...veya birbirlerine durumlarını) -dahi- soruşturmazlar... [Mü'minun Suresi, 101] diyor Allah. Hani istihbaratçı oluyorlar ya, "O ne oldu? Şu ne oldu?" Onu dahi yapamazsınız diyor Allah.

Münafık derin devlete karşı akıl almaz hürmetli ve çalışkan. Bu çok manidar. Mesela sabaha kadar uykusuz kalır, çok yakıcı sıcakta çalışır, her şeyi yapar. Firavun'un kavminde tam anlamıyla hayvan muamelesi görüyor münafıklar. Taş taşıttırıyorlar, dövüyorlar, sövüyorlar. Ama o ırkın üstünlüğüne inandıkları için onlara it gibi yaranmanın peşindeler. Ama Müslümanlara karşı da her türlü oyunu, her türlü pisliği, çirkefliği yapıyorlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (18 Haziran 2016; 15:00)

 

MÜNAFIKLAR HIRSIZLIĞA ÇOK YATKINDIR. TEVRAT'IN TAHRİF EDİLEN KISIMLARINDAKİ HIRSIZLIĞI TEŞVİK EDEN AÇIKLAMALAR O DÖNEMİN MÜNAFIKLARI TARAFINDAN EKLENMİŞTİR

Münafıkta manyaklık tarzında hem sapık bir ruh vardır hem de hırsızlık ruhu vardır. Bütün münafıklarda vardır bu, hırsızdırlar. Tevrat’a o devirde hakim olmaya çalışmışlar münafıklar. Peygamberlere düşmanlık gelişmiş. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’a demediklerini bırakmıyorlar Tevrat’ta. Tevrat yazıcısı tarihçiler var o devirde. Münafıkların kontrolüne geçmiş, korkmuşlar onlardan. Onların söylediği her türlü çirkin iftirayı yazıyorlar. Peygamberlerin birçoğuna demediklerini bırakmıyorlar.

Mesela bak, Samiri Tevrat’ta çok etkili olmuş. Kendi ismini bile koydurmuyor Tevrat’a, o kadar şeytan. Bak diyor ki Tevrat’ta, Çıkış 3:22 “Fakat her kadın kendi komşusundan ve evinde olan misafirden gümüş şeyler ve altın şeyler ve esvaplar isteyecek.” Bak hırsızlığı öğretiyor görüyor musun? Bak, “fakat her kadın” kadınlara hırsızlık öğretiyor “kendi komşusundan” yani evinde kaldığı kişiden, yakınından “ve evinde olan misafirden” kendi evinin içinde olan misafirden, kendi evinde kalan kişiden “gümüş şeyler ve altın şeyler ve esvaplar isteyecek.” Kıyafetler ve altın ve gümüş isteyecek. “Ve oğullarınızı ve kızlarınızı onlarla süsleyeceksiniz.” Onlarla süsleneceksiniz diyor, onlardan çaldıklarınızla. “Ve Mısırlıları soyacaksınız.” Hırsızlık yapacaksınız diyor. Hak Kitap’ta hırsızlık tavsiye edilir mi kardeşim? “Soyacaksınız” diyor “Mısırlıları.” İncil’de hiçbir şekilde böyle bir hüküm yok. Kuran’da hiçbir şekilde böyle bir hüküm yok. Bilakis çok ağır bir suç olarak Kuran belirtiyor, hatta “ellerini kesin” diyor “hırsızlık yapanların.” Ama burada bak, hırsızlık alenen soygun şeklinde tavsiye ediliyor. Onun için münafıklar hırsızlığa çok yatkındır. Tevrat’ta da onların yaptığı bu anormallik aktarılmış, bu günah aktarılmış. Ama sanki meşru bir şeymiş gibi aktarılmış. Halbuki çirkin bir hüküm bu. Mesela bak, Tevrat, Leviller 19’da “çalmayacaksınız” diyor. Onu kim koydu o zaman oraya onu? “Çalmayacaksınız” diyor “hile yapmayacaksınız, birbirinize yalan söylemeyeceksiniz.” Orada da çal diyorsun, hırsızlıktan bahsediyorsun.

 

MÜNAFIKLAR DEHŞETLİ BİR BÜYÜKLÜK HİSSİ İÇİNDEDİR. HAŞA KENDİLERİNİ ALLAH'TAN BÜYÜK GÖRÜRLER

Münafık müthiş enaniyetli ve azametlidir, kendini Allah’tan büyük görür. Mesela bak Tevrat’ta diyor ki; “İsrail” diyor “Allah’la güreşti” haşa “Allah’ı yendi” diyor. Bunu bir Müslüman’ın söylemesi mümkün değil. O devrin münafıkları tarih yazıcılarına bunu zorla yazdırıyorlar. Enaniyetli ya, büyük ya çünkü Allah’ı yenen olmak istiyor. Şeytanın özelliği ne Kuran’da baktığımızda? Allah’ı yenen olmak. Münafıklara bakıyoruz hep Allah’ı haşa yenme azmindeler. Ahirette cehennemde de aynı kafadalar, yine aynı arsızlıktalar. O yüzden önce peygamberi yenmeye kafayı takıyorlar. Sonra peygamberin sevdiklerini yenmeye çalışıyorlar. Mesela peygamberleri şehit etmelerinin nedeni o, yenme arzusundan kaynaklanıyor. Peygamberimizin aleyhinde bu kadar konuşmalarının nedeni de yine yenme arzusundan.

 

MÜNAFIKLAR PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNDE ‘HAVA SICAK’ YA DA ‘EVLERİMİZ AÇIKTA’ DİYEREK HAŞA PEYGAMBERİMİZ'İN BUNLARI DÜŞÜNEMEDİĞİNİ İMA EDİYORLARDI. MÜNAFIKLAR BU SÖZLERİYLE -ŞEYTANIN HAŞA ALLAH'TAN DAHA İYİ BİLDİĞİNİ İDDİA ETMESİ GİBİ- PEYGAMBERİMİZ'DEN ÜSTÜN OLDUKLARINI İDDİA EDİYORLARDI

Münafık adeta şeytanın insan şekline gelmiş halidir. Çok dikkat edilmesi gerekir. Yani bir akrebin satranç maçı oynaması gibidir münafığın Müslümanla karşılaşması. Aynı akrep gibidir, ne zaman sokacağı, ne zaman atak yapacağı belli olmaz. Satranç maçı gibi çok dikkatli hareket edilmesi gerekir münafığa karşı. Mesela münafık diyor ki “Evlerimiz açıkta kaldı”. Ne demek istiyor? “Peygamber bunu düşünemiyor.” Peygamber düşünemiyor deyince ne aklına geliyor? Diyor ki bak, “Allah” diyor “bu kadar kolay bir şeyi bile düşünemeyen bir insanı peygamber olarak bize göndermiş. Ve dolayısıyla Allah hata yapmış.” Haşa. Onu vurgulamak istiyor. Ve burada demek istiyor ki “ben Allah’tan daha büyük akla sahibim, daha büyük vicdana sahibim.” Şeytan ne diyor? “Ben sana yakınım” diyor “En yakın benim normalde” diyor “Ama Sen bilmiyorsun” diyor Allah’a, haşa “Ben Senden daha iyi biliyorum” diyor “ve Sana bunu ispat edeceğim” diyor. Münafığın da bu gayreti ispat gayretidir. Münafıkta kendinin üstünlüğünü ispat gayreti ömür boyu bitmez. Yani azılı manyaktır. Kapıdan çıkarsa bacadan girer yine yapar. Kendi üstünlüğünü göstermek, şeytani ruhu.

 

MÜNAFIĞIN KENDİ RUHU ÖLÜDÜR, GÖZLERİNDEKİ BOŞLUKTAN DA BU DURUM ANLAŞILIR

Şeytan  bir elektron yığını gibi münafığın içini dışını, her yerini sarmış oluyor. Ona hulul ediyor şeytan. Yani bedenlenmiş bir şeytan haline geliyor. Kendi ruhu ölür sadece şeytanın ruhu kalır orada. Zaten Allah onlar için “ölüdürler” diyor “dediğinizi anlamazlar” diyor. Onun için münafık sarhoş gibidir konuşurken. Ne yaptığını bilmez, ne dediğini bilmez manyak gibidir. Bir deliyle konuşuyor gibisindir münafıkla konuşurken. Şuuru kapalıdır, zaten gözlerinden anlaşılır. Gözleri akar münafığın, donuklaşır, deli görünümü alır. Ama şeytan tabii o bedeni kullanır mesela bazen ağlatır onu, hadiste geçiyor ya. Müthiş bir ustalıkla bunu kullanır şeytan. Mesela nerede ağlayacak, nerede susacak, nerede çirkefleşecek şeytan ona ilka eder, nefsine ilka eder, o da onu yapar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (17 Haziran 2016; 08:00)

 

HZ. HIZIR BAZEN İSLAM'A FAYDASI OLACAKSA DECCALİYETE YARDIM EDER

Allah bizi imtihan ederken ahir zaman için dört kuvveti karşı karşıya getiriyor. Yahut ittifak ettiriyor bir kısmını. Bir; İmam Mehdi ve talebeleri. Yani Kuran’da Kehf ehli olarak vurgulanan ekip yani işaret eden. İki; Ashabı Rakim, Kehf kıssasında geçen Ashabı Rakim. İsa Mesih’in arkadaş topluluğu ikincisi. Üç; Hızır (a.s)’ın ekibi. Hızır bazen deccaliyete yardım eder. Ama şeriata uygunsa yani şeriata İslam’a faydası olacaksa yardım eder deccaliyete bazı şeylerde. Ve Mehdi (a.s)’ye yardım eder ve İsa Mesih’e yardım eder. Üçüne de yardım eder. Ama bak deccaliyete de yardım ediyor fakat İslam’ın lehine olarak yardım eder. Dördüncü kuvvet deccaliyettir. Deccaliyet şu an İngiliz derin devleti tarafından organize edilen bir güç. Daha önce Firavun tarafından organize ediliyordu. Deccaliyet daha önce Roma tarafından organize ediliyordu. Yani İngiliz derin devletinden önce Roma derin devleti, Mısır derin devleti ve başka Hazreti İbrahim (a.s) devrinde Nemrut, Nimrot. Nimrot diye geçiyor Nimrot’un derin devleti. Her devirde olmuştur. Bunlar derin devletler ilhamını, düşüncesini, hareket tarzını, stratejisini tamamını şeytandan alır ve kendi asrının deccaliyeti olarak ortaya çıkar. Kendi asrının Mehdiyet’i ile mücadele eder. Onun zıttı olan Mehdiyet’le mücadele eder. Mesela Firavun devrinin Mehdisi Hazreti Musa (a.s)’ydı ona karşı. Ahir zamanda İngiliz derin devletinin zıttı olan da Mehdi (a.s)’dir. Deccaliyete bazen Hazreti Hızır (a.s) yardım eder. Ama şöyle; aptalca bir yola gidecektir, Mehdiyet de onu ezecektir, Hızır o yola girmesini kolaylaştırır. Yani onu ayağına getirir Mehdi’nin, ezmesi için ama yardım ederek. Mehdi’nin ezmesi için yapar yani. Deccaliyet bütün fikri sisteminin tamamını, bütün eylemlerini saf olarak şeytandan alır. Başlarında bir şahıs oluyor. Yani o ölünce bir başkası yerine geçer. O şeytanla bağlantıyı kuran mahlûktur.

 

BÜTÜN DECCALLER AKIL HASTASIDIR VE ŞEYTAN GİBİ ŞİZOFREN, HOMOSEKSÜEL, TARTIŞMACI BİR RUHA SAHİPTİR. DÜNYANIN EN BÜYÜK SERİ KATİLLERİ DECCALLERDİR

Derin devletlerin başında olan herkes mutlaka akıl hastasıdır. Akıl hastası olduğu için karşısındakini de akıl hastası olarak nitelendiriyor. Mesela Firavun diyor ki sen delisin diyor Musa (a.s)’ya . Ama kendisinin akıl hastası olduğuna da emin. Çünkü akıl hastası, çünkü görüntü görüyor, ses duyuyor. O görüntü ve sese göre hareket ediyor. Mesela şeytan ona diyor ki: “bütün çocukları öldüreceksin.” Aynı o akıl hastalarında, seri katillerde oluyor ya bütün deccaller de seri katildir. Yani dünyanın en büyük seri katili deccallerdir. Şimdi mesela Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da dünyanın her yerinde dünya derin devletinin seri katilinin emri ile cinayetler işleniyor. Oluk oluk kan akıtılıyor. Ve bütün deccaller şizofren, homoseksüel bir ruha sahip olur yani tamamı böyledir. İlk başta şeytan zaten homoseksüeldir. Yani dünyaya gelişinden itibaren hep homoseksüel kişilik göstermiştir. Kuran’da tarif edilen üslubuna da baktığımızda homoseksüel üslubudur. Yani böyle cinayete yatkın, sapıklığa yatkın, asi, isyankâr. Tartışmacı kavgacı manyak bir ruh. Homoseksüellerin büyük bölümü bu kafada olur. En çok cinayet onlarda çıkıyor biliyorsunuz. Onun için İngiliz derin devletinin de en güvendiği şahıslar homoseksüellerden oluşuyor. Mesela bir devletin başına birini getirecekleri vakit homoseksüel olmasına çok özen gösteriyorlar. Mesela bir yere elçi atanacaksa herhangi bir ülkeye bir elçi gönderilecekse büyükelçi yahut konsolos mutlaka homoseksüel olmasına dikkat ediyorlar. Çünkü şeytan da homoseksüel, kendisi gibi olmasını istiyor ve en baştaki deccale o şekil ilham veriyor. Yani homoseksüelliği dünyada koruyacaksın diyor. Kan dökeceksin, İslam’ı yeryüzünden kaldıracaksın. Mehdiliğinden şüphelendiğin herkesin üstüne gideceksin diyor. Amacı ne? Kuran’da açıklıyor zaten şeytan’ın “Benim sözümün doğru olduğunu göreceksin” diyor Allah’a. Allah’a diyor ki haşa sen bilmiyorsun ben biliyorum diyor. Çok tartışmacı, züppe, akılsız ve manyaktır. Homoseksüel ruhlu bir mahlûktur şeytan. Akıl almaz tartışmacıdır.

Bakın dikkat edin bütün Firavunlar, Nemrutlar Kuran’da da geçtiği gibi hepsi tartışmacıdır. Muazzam demagogturlar, demagoji yaparlar. Zırvalıyor. Hazreti Musa (a.s) Allah’tan, dinden bahsediyor Firavun “duyuyor musunuz?” diyor sırf züppelik olsun, saygısızlık olsun, densizlik olsun ve demagoji olsun. Bir mantığı yok ki onun “duyuyor musunuz?” Delilikle suçlaması kendinin akıl hastası olduğunu bildiği için olsa olsa diyor böyle bir hareket kendisi gibi olabileceğini düşünüyor. Onlara da aynı mantıkla yaklaşıyor onların da deli olduğunu söylüyor.

 

DECCALİYETİ ORGANİZE EDEN DERİN DEVLETLER İLHAMINI ŞEYTANDAN ALIR

Nemrut, Hazreti İbrahim (a.s)’i delilikle suçladı. Roma devleti Hazreti İsa (a.s)’yı hastalıkla akıl hastalığıyla suçladı. Yine Hazreti Muhammed (s.a.v.)’i akıl hastalığıyla suçladılar. Hazreti Musa (a.s)’yı akıl hastalığıyla suçladılar. Hepsini akıl hastalığıyla suçladılar. Suçlayanlar kim? Firavun’un, Nemrut’un başı olan şeytani derin devlet ve derin devletin başı. Bizzat ilgileniyor Firavun. Bakın Mehdi çıkması ihtimalinden, Moşiyah’ın çıkması ihtimalinden bahsedildiği için o dönemde bütün erkek çocuklarını öldürtüyor şehit ediliyor. Bunların içindedir Mehdi diyor. Diyorlar ki şu şartta şu yılları arasında ki kuşakta Mehdi’nin çıkması ihtimali var diyorlar Moşiyah’ın.  O zaman bütün erkek çocukları öldürün diyor Firavun. İlhamını nereden alıyor? Şeytandan alıyor. Transa giriyor.

Şimdi mesela İngiliz derin devleti toplantı yapıyor. Onların kırklar meclisi var, yediler meclisi var, üç yüzler meclisi var. O toplantıda her yeri karartıyorlar, ışıklar karartılıyor. Sadece mum ışığı oluyor karanlıkta. Kendilerince şeytanı çağırmak için bazı dualar ediyorlar,  şeytanı oraya çağırıyorlar. Bazı kokular kullanıyorlar yani şeytanın hoşlanacağı garip kokular. Şeytan pis kokulardan hoşlanır. Şeytan çağırmada pis koku kullanıyorlar. O pis kokuyu kullanarak şeytanı çağırıyorlar. Adamın ağzından burnundan salyalar akıyor yani kendini kaybediyor, gözünü kapatıyor şeytan ona ne diyorsa aynısını tekrar etmeye başlıyor. Mesela nerede cinayet işlenecek, nerede savaş yapılacak, hangi ülke yıkılacak; onları tek tek not alıyorlar. Ondan sonra onu uygulamaya başlıyorlar. Olay bu. "Üç yüz yıllık plan" dedikleri yine şeytanın üç yüz yıl önce bunlara söyledikleri oluyor. Üç yüz yıl önce şeytan ne dediyse aynısını yapıyorlar. Üç yüz yıllık planın hikayesi budur. Ve tamamen blok olarak şeytanın emrindedir derin devletler.

 

ŞEYTAN DA İSTESE DE İSTEMESE DE MEHDİYET'E HİZMET EDİYOR

Dünyada sel gibi Müslüman kanı akıyor. Muazzam olaylar oluyor. Ama en sonunda olay Mehdi (a.s)'nin çıkmasına vesile oluyor. Şeytan da şeytanlığını yaptığında Mehdi (a.s)'ye istese de istemese de hizmet etmiş oluyor. Bu derin devletler de istese de istemese de Mehdi (a.s)'ye hizmet etmiş oluyor. Çünkü Darwinizm olmasa, komünizm olmasa, Marksizm olmasa Mehdi (a.s) neyle mücadele edecek? Onun mücadele edeceği gücü meydana getiriyorlar, onun rahatça ezeceği gücü meydana getiriyorlar. Mesela Darwinizm’i İngiliz derin devleti hazırlıyor. Ama Mehdi (a.s) de eziyor. Şeytanın ilkasıyla yapıyorlar. Mehdi (a.s)'a de Allah onu ezdirtiyor. Bütün gücün Allah'ta olduğunu görüyoruz.

 

KURAN'A BAKTIĞIMIZDA CEHENNEM EHLİNİN CEHENNEMDE DE TARTIŞMACI OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ

İngiliz derin devleti İslam aleminin züppe, asi, isyankar, İslam'a Kuran'a kafa tutan, saygıyı kabul etmeyen, nezaketi kabul etmeyen, tartışmacı, egoist, bencil, ruh hastası tiplerden oluşmasını istiyor. Ki bu şeytanın kısa bir özeti bu zaten. Şeytanın kişiliğinin kısa özeti. Bunun yayılması ve hakim olmasını istiyor. Kuran'a baktığımızda da küfür ehlinin, münafıkların cehennemde de tartıştıklarını görüyoruz. Mesela diyor ki ayette Şuara Suresi 96 ve 103'te “Orada” (münafıklar, küfür) “birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:” (Şuara Suresi, 96) Hem çekişme ve tartışma; münafığın dünyada vazgeçemediği bir özelliktir bu, bir hastalıktır. Firavun'da da var, Hazreti Musa (a.s) ile konuşmalarında görüyorsunuz. Müthiş bir demagoji ve müthiş bir tartışmacılık ve bir cedel ruhu vardır. Ayette diyor Cenab-ı Allah, "İnsan her şeyden çok tartışmacıdır." Hastalık olduğu için bunu belirtiyor Allah. Şeytanın ilkasıyla olan bir hastalıktır bu.

 

MÜSLÜMAN HEP YATIŞTIRICI, AFFEDİCİ, SABIRLIDIR

Müslüman hep yatıştırıcı. Allah ayette; “Eşlerinizden size düşman olanlar vardır” diyor. Düşman olanlar. “Fakat” diyor “siz onları bağışlarsanız, affederseniz ve idare ederseniz sizin için daha hayırlıdır” diyor Allah. Müslüman yatıştırıcı. Mesela Cenab-ı Allah kafasını gözünü kırın, kovun, atın demiyor. Affedin, sabırlı olun, yatıştırın, sakin bir ortam olsun diyor Allah. Ama isterse Cenab-ı Allah derdi mesela “katledin” derdi. Demiyor Allah. Bak, “düşman” diyor size “düşman, eşlerinizden” diyor. Düşmandır ama affedin. Doğru yolu gösterin, sabırlı olun. Bu sizin için daha hayırlı diyor Allah.

 

DERİN DEVLETLERİN CASUSLARI KULLANILDIKLARINI BİLMİYOR. ÖVÜLMELERİ ONLARA YETİYOR

Derin devlet böyle nerede zeki, nerede iş yapacak adam varsa onları ele geçiriyor, onları yönlendiriyor. Onlar derin devletin etkisiyle hareket ettiklerini bilmiyorlar bir kısmı. Haberleri bile olmuyor. Yani asıl şeytani unsur, şeytandan ilham alanları bilmiyorlar. Mesela yancılar da bilmez. Casus olarak kullanılanlar da bilmez. Onun sadece zekasıyla onu böbürlendirir. Der ki; “sen çok zekisin, çok akıllısın, senden çok iyi casus olur” der. O ona yeter, ona para vermesine de gerek yok, aklı gider onun öyle övüldüğünde. Senin zekan, aklın herkesten üstün dersen bitti. İngiliz casusları hep fakir yaşamışlardır. Onların tek gıdası övülmeleridir. Derin devlet onları hep övmüştür. “Sir William sana bir madalya gönderdi, seni tebrik etti” diyor, aklını atıyor, ağlıyor hıçkırıklarla. On binlerce insanın ölümüne sebep oluyor, şehit olmasına sebep oluyor. Umurunda değil, o madalya onun için çok heyecan verici oluyor. “Sen çok zekisin” diyor, “seni kraliçe ödüllendirecek” diyor. Aklı gidiyor. “Kraliçe seni tebrik etti” diyor, “başbakan seni tebrik etti” diyor, aklı gidiyor. Emekli olması da fark etmiyor. Başta olması da fark etmiyor.

 

MÜNAFIKLAR BENCİLDİR, KENDİ ENANİYETİ İÇİN YAŞAR. BAŞKALARI İÇİN YAŞAMAK İSTEMEZ

Münafıklar kafirun ve kafirat cimri ve bencildirler. Münafık egoisttir. Bencil ve cimri. Müslüman’a bir şey kazandırmak değil Müslüman’dan bir şeyler almak ister. Münafık sürekli koparmak ister. Müslüman’a karşı bakış açısı sürekli ondan bir şey alınması gereken, ona zarar verilmesi gereken bir varlık olarak görür. O yüzden bütün münafıklarda bu hırsızlık oturmuş bir sistemdir. Bencil egoist olduğu için de sırf kendi menfaati için yaşar münafık. Kendi büyüklüğü kendi enaniyeti kendi azameti için yaşar. Başkaları için yaşamak istemez. Bak diyor ki, Cenab-ı Allah Şeytan’dan Allah’a sığınırım; “…hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar.” hayra karşı oldukça düşkünlük yani çıkarı oluşacağı vakit o çıkarını elde etmek için ne istiyorsa çeşitli çıkarları olur münafıkların. Mal mülk olur bu, para olur, yiyecek olur her şey olabilir. Giyim eşyası olabilir her şey olabilir. Onu “elde etmek için oldukça düşkünlük göstererek” hırs göstererek “sizi keskin dilleriyle eleştirip inciterek” yani münafığın dili zaten hep böyle demagoji pislik züppelik ahlaksızlık içindedir. “sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir;” münafıkların vasfı olarak söylüyor Allah “böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır.” (Ahzab Suresi, 19) diyor, Allah.

 

MÜSLÜMANLARIN DÜZENLEDİKLERİ İFTAR TOPLANTILARINA HIRİSTİYAN VE MUSEVİLERİ DAVET ETMELERİ ÇOK GÜZEL OLUR

Bir de Hristiyanları iftara çağırmama var; bu çok ayıp. Musevileri iftara çağırmama var; bu da çok ayıp. İftarda Musevi veyahut Yahudi varsa, Hristiyan artık kim varsa Ermeni, Katolik, Ortodoks kim varsa adam gitmiyor oraya. Ayette ne diyor Maide Suresi, 5’te? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir.” Bu ne demektir? Allah, “onlara yemek verin” diyor. Ayet var. İftara niçin çağırırsın? Yemek yesin diye çağırırsın. Musevi’yi niye çağırmıyorsun? Hristiyan’ı niye çağırmıyorsun? Bu ayet neyi anlatıyor o zaman? “Sizin de yemeğiniz ehli kitaba helaldir” diyor. “Sizin, Müslümanların yemeği Musevilere, Hıristiyanlara helaldir” diyor.

 

İSA MESİH'E, GÖRÜNÜŞ VE ASALET OLARAK EN ÇOK BENZEYEN HZ. MEHDİ (AS)'DIR

Resulullah (s.a.v.) diyor ki; “Şekil bakımından karakter ve asalet açısından İsa Mesih’e en çok benzeyen evladım Mehdi’dir” diyor. Yüzü çok benzeyecek Hz. Mehdi (a.s)’a. Yani huyu suyu benzeyecek. Ama müthiş imanı var İsa Mesih’in. Allah’ın hikmeti yani melekle insan karışımı gibi. Acayip hayret verici bir durum var. Yani kendinden emin olduğu gibi emin imanında maşaAllah. Hakk-ul yakin, yani çok çok güçlü imanı var, maşaAllah. Resulullah (s.a.v.) diyor ki; “Allah Mehdi’ye tüm peygamberlere verdiği nimetleri verecek, özellikleri verecek. Bunun da ötesinde onu hepsine tercih edecektir” diyor. Ne anlama geldiğini bilmiyorum ama böyle diyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (16 Haziran 2016; 08:00)

 

MÜNAFIKLARLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

MÜNAFIKLA UĞRAŞMAK SATRANÇ MAÇI GİBİDİR

Münafık İslam’dan utanır, Allah’tan utanır haşa, peygamberden utanır, kendini yüce görür. Her asrın derin devletini ilah gibi görür. Münafıkla uğraşmak böyle satranç maçı gibidir. Çok dikkatli olmak lazım. Ki şeytanın zekası malum, oyunculuğu da malumdur. Şeytan böyle akrep gibidir. Münafık da akrep gibidir. Yani münafık şeytandan daha avantajlıdır. Çünkü şeytan ancak beyne etki edebiliyor ama münafığın fiziki müdahale imkanı da vardır. Yani aktiftir. Akrep gibi bekler o, Müslüman’ı böyle zehirleyeceği anı bekler. Onun için münafığa karşı son derece uyanık, en ufak bir hareketini bile izleyen bir tavır içinde olmak gerekir. Münafık ani atak yapar ve zehrini akıtabilir. Ve hasta olduğu için, şeytanın ruhunu taşıdığı için, şeytana dönüştüğü için bütün gücüyle ahlaksızlık ve alçaklığın, pisliğin uygulayıcısı olarak sabırsız bir bekleyiş içindedir. Onun için Müslümanların münafığa karşı çok çok dikkatli olması lazım.

Münafığın başarısı başarı gibi görülür ama hep hezimettir, hep perişanlıktır. Dikkatlice bakılırsa hep hezimet ve perişanlıktır. Hep Allah onu kaderinde mağlup olmaya göre yaratmıştır. Münafık da o mağlup olmanın kanununu bilmediği için debelenir, yani cehennem ehli nasıl debeleniyor kaçmaya çalışıyor, oyun oynamaya çalışıyor, her seferinde rezil rüsva oluyor ya cehennem ehli gibi müthiş bir debelenme içindedir. Ama Müslüman akrebe dikkat ettiği gibi de münafığa çok dikkat etmesi lazım. Akrebin nereden nasıl sokacağı belli olmuyor, değil mi nasıl zehirleyeceği? Onun için çok özenli dikkatli olmak lazım. Buna rağmen münafık, çok dikkatli olmaya rağmen atak yapar ama boştur atakları, yani geçersiz ataklar olur.

Münafık hep bir gün Müslümanların dağılacağı, hezimete uğrayacağına göre planını yapar. Ama aksine başarı haberleri geldikçe münafık böyle üstüne tuz dökülmüş solucan gibi kıvranmaya başlar, çok canını yakar. Müslüman’ın gücü, başarısı, sağlığı, sıhhati, aktifliği, şöhreti çok ızdırap verir.

Münafık sadece kendini ön planda görür, kendinin yüceltilmesini ister, sadece merkezde kendisi olsun ister. Resulullah (s.a.v.)’in zamanında münafıkların tavrı oydu. Mesela yanına vahiy katibi olarak geliyor ama tek amacı ahlaksızlık ve alçaklık yapmak. Peygamber (s.a.v.)’in haşa kendince bir açığını bulmak. Onun için aylarca yıllarca yanında kalıyor, vahiy katipliği de yapıyor yazıyor, konuşuyor da. Zahiren bakan, ayette diyor “siz onlar konuştuğunda dinlersiniz” diyor. Yani makul birisi gibi gösteriyor kendini. Ama peygambere müthiş bir haset vardır münafıkta. Başarılı müminlere karşı da müthiş bir haset vardır. Hz. Ali (k.v)’yi şehit etmelerinin nedeni münafıkların, Hz. Ali (k.v)’nin başarısını kıskanmalarıdır. Çünkü kendileri ön plana geçmek istediler. Hz. Hasan (r.a)’ı ve Hz. Hüseyin (r.a)’ı şehit etmelerinin nedeni de, Hz. Osman (r.a)’ı şehit etmelerinin nedeni de aynı nedenledir. Yani Sahabeyi Güzin’i şehit etmelerindeki neden hasettir. Kendilerini ön plana çıkartmaktır. Nitekim sonra kendileri ön plana çıktılar ama helak oldular. Allah helak etti hepsini teker teker.

Münafık, diğer müminlerin ve imamın başarısına tahammül edemez. Onun en çok canını yakan olay odur. Bir; imamın, peygamberin başarısı, iki; peygambere yakın olan insanların başarısı çok ızdırap çektirir. Mesela bak, Hz. Ali (k.v)’yi hemen Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra şehit ettiler. Çünkü onun sevildiğini biliyorlardı tahammül edemediler. Kendileri ön planda olmak ister. Onun için bir müminin başarısını gördüğünde münafık kahredici azap duyar ama yani bir insanın dayanacağı gibi bir azap değildir. Fakat münafığın hayvani bir direnci vardır beden direnci. Allah azap çekmesi için onu yaratır, yani acıya dirençlidir. Çok şiddetli acı çeker ama direnir, buna tahammülü güçlüdür münafığın.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLARIN BAŞARISINDAN RAHATSIZ OLUR

Münafık, peygamberin başarılarından mahvolan bir varlıktır. Akıl almaz ızdırap çeker. Bir de peygamberin sevdiklerine karşı müthiş nefreti vardır münafığın. Hz. Ali (k.v)’ye acayip nefret duyuyorlardı. Hz. Hasan (r.a)’a, Hz. Hüseyin (r.a)’e ve Ehli Beyt’e acayip nefret duyuyorlardı münafıklar Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok sevdiklerini bildikleri için.

Bak, Yusuf kıssasında da dikkat ederseniz Hz. Yusuf (a.s)’a babasının sevgisi, Hz. İsrail (a.s)’ın sevgisi çok ağırlarına gidiyordu. Münafığın en büyük hastalığı budur. Bir başkasının övülmesi, bir başkasına değer verilmesi, bir başkasının sevilmesi münafığı kahreder. Ve bir mucizedir bu, bir mucizedir bu. Akıl almaz acı çeker. Hep kendi önde olsun ister. Kuran’da Yusuf kıssasında anlatılan, hadislerde ve tarihte de gördüğümüz münafık eylemleridir bunlar.

Münafikun Suresi 1’de: “Münafıklar sana” peygambere “geldikleri zaman” (s.a.v.): “'Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin' dediler.” Yani onu övüyorlar peygamberi, “sen çok başarılı bir insansın, peygambersin, çok akıllısın, güzel hizmetler ediyorsun” diyorlar. Bu münafığın taktiğidir, yanaşma taktiğidir. Halbuki müthiş kinli acayip nefret ediyorlar. “Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahitlik eder.” Dediklerinin hiçbirine inanmıyorlar diyor Allah. Yani çok alçakça nefret ve kinle yanına gidiyorlar ama bu tip sözler etmeleri sadece yanında rahat edebilmek için, rahat bağlantı kurabilmek için. Onun için sözlerine inanma” diyor Allah.

Nisa Suresi 81’de, münafıklar peygamberin yanına geldikleri vakit: “‘Tamam-kabul' derler” diyor. Yani “dediklerin doğru güzel kabul ediyoruz.” “Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar.” Münafık inzivaya çekilerek, yalnız kalıp karanlıklarda o fitnesini ahlaksızlığını geliştirir. Haber nereye gidecekse haberi ulaştırır. Yahut nasıl bir düzen kuracaksa o şeytani derinliği elde etmeye çalışır. Mesela Resulullah (s.a.v.)’in  zamanında Allah münafıkları yazmış, tarihini de yazmış oradan çok iyi biliyoruz. “Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor.” Bu ne demek? “Ben ta baştan yarattım” diyor Allah. “Ve bütün hareketlerini görüyorum” diyor. Münafığın en çekindiği şey de zaten tespit edilmektir yani anlaşılmasıdır. “Sen de onlardan yüz çevir” yani kalben çünkü konuşma şekliyle değil kalben yüz çeviriyor. Çünkü münafık çok şirret bir mahluktur. Dediğim gibi satranç maçı gibi, şeytanla satranç oynar gibi çok dikkatli oynanması gerekir. Akrep gibi her an ataktadır, her an her şeyi yapabilir. Mesela senin meşru bir sözünü hemen gayri meşru hale getirebilir. Mesela meşru bir övgüyü, mesela Hz. Yusuf (a.s)’a babası övgü sunuyor, seviyor, onu anında kin ve nefret sebebi haline getirebilir. Münafığın bir atağı bu mesela. Ve öldürmeye karar veriyor bak kardeşini bu kadar nefret ediyor. Görüyor musun münafık kinini? Münafık nefretinin şiddetine bak sen. “...ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” “Seni burada imtihan ediyorum” diyor Allah. Yani münafığa “hiddetlenme, kinlenme, seni kızdırmasın, rahatsız da olma, seni onun üstüne hakim kılacağız sen onunla adeta maymunla oynar gibi oynarsın” diyor Cenab-ı Allah. “Yeter ki tevekküllü ol, Kuran’ın ipine sımsıkı sarıl, dikkatli hareket et.”

Al-i İmran Suresi 119: “Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz,” Mesela bilmeyen Müslüman seviyor, bilgisi yok. Ama bilen tabii anlar, bilmeyen Müslümanlar da tanıtmadığı için seviyor. Mesela münafıklığını gören tabii bilir de ama dışardan bilmeyen bilmez. Mesela vahiy katibi bayağı seviyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in vahiy katibi diye. Ama Resulullah (s.a.v.) anlıyor, hissediyor ama onu açıkça aşikar etmiyor, sadece dikkatli oluyor. Tabii Allah’ın bildirmesiyle. “Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında 'inandık' derler..” Yalan. Müslümandan nefret münafığın birinci vasfıdır, akıl hastasıdır münafık. “..kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı” ki peygambere ve peygamberin sevdiklerine “parmak uçlarını ısırırlar.” Yani akıl almaz bir kin ve nefret duyarlar. Ama bak, Allah’ın verdiği acıya bak, hem içten ruhen acı duyuyor bir de parmak ucunu ısırır, insanın tabii çok canı yanar ya ondan çok şiddetli bir acı duyarlar diyor Allah, münafığın özelliği. “De ki: 'Kin ve öfkenizle ölün.'” Demek ki kin ve öfke münafığı çökertiyor, mahvediyor. Münafık çok korkar. Ayette diyor “bin yıl yaşasın ister, ölmeyi hiç istemez” diyor. Ölmek, yaşlanmak münafığın en büyük korkusudur. Bak, “kin ve öfkenizle ölün.” Allah kin ve öfkesinden dolayı öldüreceğini söylüyor Kuran’da. “Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” Saklı duruyor münafıklar. Allah dilerse mümin görebiliyor bunu.

Münafikun Suresi 4: “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır.” Yani müminler mesela baktıklarında boylu boslu, bakımlı, güzel veyahut estetik veyahut yakışıklı neyse yahut güzel giyimli, beğeniyor Müslüman bilmediği için. “Konuştukları zaman da onları dinlersin.” Mesela bilmişlik yapıyor, züppelik yapıyor ama Müslüman anlayamıyor onu, Müslümanların içinde olduğu için fark edemiyor, dinliyor onun konuşmalarını. Halbuki konuşmalarının altında hep fitne fücur ve pislik oluyor. Ama fark edemediği için “ben anlamıyorum herhalde” diyor. “(Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.” Odun gibi içi boş kof odun gibidirler yani ölü gibi bir mahluk. Şeytanın içine girmesiyle şeytanın hakim olduğu ölü bir varlık. Yani ruhu hakim değil şeytan hakim. Şeytan ruhuna ilka etmiş içine girmiş. “Her çağrıyı kendileri aleyhlerine sanırlar.” Mesela her konuşma, farz edelim bir şeyden anlatıyorsun “tamam benim aleyhime konuşuyorsun” diyor. Veyahut biri bir şey söylüyor “tamam benim aleyhime” diyor. Mesela bir iyilik yapıyorsun onu da aleyhine zannediyor. İslam’dan Kuran’dan bahsediyorsun aleyhine zannediyor. Birine iltifat ediyorsun aleyhine zannediyor. Bir yerde mesela tebliğ çalışması yapıyorsun, kitap yayınlıyorsun aleyhine zannediyor. “Onlar düşmandırlar,” diyor Allah yani Müslüman’ın düşmanı, “aldanmayın” diyor Allah. “..bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının.” Yani çok dikkatli olun. Kaçınıp sakınma odur. Adeta satranç maçı gibi yahut bir akreple karşı karşıya gelmiş gibi çok özenli olun. Çünkü ne zaman zehrini akıtacağı belli olmaz. “Allah onları kahretsin;” diyor Cenab-ı Allah. Mümin de müminlere hidayet isteyecek, bütün insanlara hidayet isteyecek ama hidayet vermediği münafıkları Allah’ın kahretmesini isteyecek. Biz de Allah’ın münafıkları kahretmesini istiyoruz Cenab-ı Allah’tan. Bütün insanlığa hidayet vermesini ama hidayet vermediği münafıkları Allah’ın kahretmesini istiyoruz Rabbimiz’den. “Allah onları kahretsin nasıl da çevriliyorlar?” Diyor Allah. Çünkü ani oynaktır münafık. Mesela burada normal konuşurken birden köpekleşir. Köpekleşirken birden insana dönüşür, insana dönüşürken birden akrebe dönüşür, akrebe benzerken birden bukalemun gibi şekil alır her renge girer. Tam tipik bir şeytan karakteridir. Onun için Allah, “nasıl da çevriliyorlar?” diyor. Yani şekilden şekile giriyorlar diyor Allah.

 

MÜNAFIK KURAN'I, ALLAH'IN HÜKÜMLERİNİ DİNLEMEYE DAYANAMAZ. ALLAH BUNU ÖZEL OLARAK BİLDİRMİŞTİR

Münafık Kuran’ı dinlemeye dayanamaz, ayette var. Allah’ın hükümlerini dinlemeye dayanamaz. Tabii biz bunları anlatırken kime anlatıyoruz? Müslümanlara anlatıyoruz, iman edenlere anlatıyoruz. Münafık zaten bu konulardan hiç etkilenmez, muhatap da olmaz sadece kinini öfkesini artırır başka bir şey olmaz. Müminin kalbini açar, kalbini ferahlandırır, içinde olan hastalıkları giderir, ruhuna güç ve kuvvet verir, içi aydınlanır, bereket kazanır, derinlik kazanır, Allah’a yakınlığı artar. Cehenneme gidecekse cehenneme gitmekten azad olunur. Dalalete düşecekse dalalete düşmekten azad olunur. Münafık alametlerini iyi kavrayan ve üstüne alınan mümin berekete kavuşur, ferahlığa kavuşur asan olur, kurtuluşa erer. Ama üstüne almayan kendini yücelten zaten klasik münafıktır. O, ondan istifade edemez. Bunu biz anlatırken kendimize, müminlere, özellikle takva müminlere anlatıyoruz ki ruhlarında bir kir-pas varsa, bu tip anormallikler varsa derhal düzeltsinler, bu hastalıktan kurtulsunlar.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top