Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (13 Aralık 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK FİKİR HIRSIZIDIR. HER FİKRİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU İDDİA EDER. SON DERECE SAHTEKARDIR

Münafıklara çok dikkat etmek lazım bak İran’da hep münafıklar kullanıldı, Türkiye’de münafıklar kullanılıyor. Münafıklar fikir hırsızıdır mesela birisi bir fikir ortaya atar, “O benim fikrimdi.” der. Bir şey olur, “Bak bunları ben düşünmüştüm, önceden fark etmiştim, önceden görmüştüm.” der. Halbuki yoluna yürüyemez münafık, çok akılsızdır. Şeytan zekası vardır ama aklı çok kıttır. Her şeye kendi adına sahip çıkar. Mesela bir gemi gider denizde “Ya bu benim gemim.” der. Aksini ispat edene helal olsun deli yani. Münafık zırıl zırıl delidir yani. Mesela yolda tırlar gidiyor peş peşe “Ooo” diyor “Bizim tırlar gecikti öbürleri de gelseydi ya.” diyorlar. “Dört tanesi geçti ama” diyor “Beşincisi nerde kaldı.” falan diyorlar. Münafıklar acayip sahtekardırlar. Mesela biri bir fikir söyler bir şey düşünüp bir ay sora ortaya çıkar “Ya” der “ben yeni bir fikir buldum yeni bir düşünce buldum bakın benim fikrim bu.” der. Mesela biri bir yerde bir yazı yazar on gün sonra bakarsın aynı yazıyı başka bir yerde çıkartmış benim fikrim diye anlatır. Hem fikir hırsızlığı vardır hem mal hırsızlığı vardır münafıkta. Yani çok çok deli ve yüzsüzdür. Mesela gösterseler bile yani oradaki yazıyı “Ya o önceden benim yanımda konuşuyordu benden duymuş olabilir.” der yani zır deli olur yani öyle yalan söylemede bir tereddüdü olmaz münafığın. Lastik top gibi sıçrar. Mesela sen diyorsun ki “Adam senden 3 ay önce yazmış nasıl olur?”, “A üç ay önce ben bir konuşmuştum yanımda not almıştı.” diyor mesela. “Asıl benden almış o.” falan diyor. Yani yavuz hırsız ev sahibini bastırır derler ya o şekilde akıl almaz arsızdır münafıklar. Ama konuşan anlar anormal olduğunu yani biraz konuştu mu anlar. Ama bazı ahmaklar da anlamaz tabii. Yoksa anlaşılmayacak gibi değil. Çok kaba akılsızlık yapar münafık. Nereye bakarsanız dünyanın neresine giderseniz gidin aynı şekildedir. Mesela ömrü boyunca casusluk yapıyor.

 

MÜNAFIK BİR ŞEKİLDE MÜSLÜMANLARIN MALINA ZARAR VERMEK İSTER. MESELA SAMİRİ MÜMİNLERİN ALTINLARINI GASP EDİP BUZAĞI HEYKELİNİ YAPMIŞTIR

Münafığın bir özelliği de Müslümanın malına zarar vermesi, sabotaj yönüdür. Müslümanın malına zarar vermek münafık için en hayati konudur. Mesela bak Samiri, Müslümanların mallarını sattırdı. Altına çevirttirdi alçak. Onlar da altından bir şey yapacaklarını zannettiler, götürdüler. Onlara ton hesabıyla, birkaç ton ağırlığında heykel yaptı, buzağı heykeli. Böğüren buzağı heykeli. Ne işine yarar Müslümanların o? Zayi etti, mahvetti gitti yani bütün Müslümanların malını, mülkünü. Verdiği zarardan dolayı da bayağı sevinç içindeydi. Halbuki Müslümanlar sadaka sevabı kazanmış olur, Müslümanlar ondan bir şey kaybetmez. Ne yaptı Hz. Musa (as)? Onu hayra çevirdi. O kadar altını, tonlarca altını mannaya çevirdi. Ki altından yapılan manna en makbul manna. Hem Müslümanlara içirdi. Hepsi uzun ömürlü, sağlıklı, sıhhatli oldular. Güya zarar verecekti.

Pisboğazlığı münafığın çok şiddetlidir. Kuran’da buna çok dikkat çekilmiş. Normalde bıldırcın eti yiyor. Kolesterolü çok düşüktür bıldırcın etinin, yeni öğrenilen bir şey bu. Ve çok faydalı bir et. En düşük kolesterol oranı bıldırcında bildiğim kadarıyla. En düşük kolesterolü olan hayvanlar mesela devekuşudur, bıldırcındır, devedir. Çok ilginç bu. Velhasıl kelam münafık ne kötülük yapsa Allah onu hayra çevirir. Ne yapsa o kötülükte başarılı olamaz.

Samiri o zaman münafık, Müslüman değil. Ama Müslümanların içinde. Kendini Müslüman olarak tanıtıyor. Zekasıyla iddialı. Diyor “Ben derin devleti tanıyorum, Mısır devletini tanıyorum. Mısır kültürünü çok iyi bilirim, Mısır görgüsünü çok iyi bilirim. Mısırlılar gibi yemek yerim. Çatal kullanmayı, bıçak kullanmayı bilirim.” Çünkü Mısır’da Kraliyet ailesi kullanıyordu sadece çatal, bıçak, kaşık falan onlar kullanıyordu. Halk kullanmıyordu. İşte “Soğan kültürünü iyi bilirim, sarımsak kültürünü iyi bilirim.” Sanki makbul bir şeymiş gibi. “Şu değersiz olanı” diyor “değerli olana tercih ediyorlar” diyor Allah. Ama sırf pislik olsun, pisboğazlık olsun. Müslümanları zor durumda bırakmak için. Münafığın özelliğidir. Mesela normal Müslümanların yediği yemeği yemek istemez. İllaki bir pislik yapsın, rahatsızlık versin, Müslümanları zor durumda bıraksın. İşte “Sarımsak isterim.” diyor. Dağ başında sarımsak? Sen deli misin be adam? Ne yapacaksın sarımsağı? “Sarımsak isterim.” diyor. Müslümanları zor durumda bırakıyor. Öyle kilolarla yiyeceğinden değil. Pisboğazlık derken çok yemek anlamında değil. Yiyecekle Müslümanları rahatsız etmek. Ahlaksızlık olsun, mağdur edebiyatı yapsın. Peki sonra? “Soğan da isterim.” diyor bak, pisboğazlığına bak. E sonra? “Acur isterim.” diyor. Sonra “Bakla isterim.” diyor. Orijinallik olsun yani, adilik olsun. Çok güzel işte bıldırcın var. Gayet lezzetli. Vücudun bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. Arkasından Allah size, manna denilen helva gibi tatlı yiyecek gönderiyor gökten. Ne kadar güzel. Sabah kalktıklarında bütün arazide kişniş tohumu gibi, küçük böyle beyaz tatlılar. Daha halen açıklanamıyor. Her yer tatlı, bayağı şekerli tatlı. Topluyorlar, kabın içine dolduruyorlar. Habire yiyorlar tatlı. Ve acayip zinde oluyorlar. Yine sabah kalkıyor, yine dolu her yer. Hayret edilecek bir şey yani, Allah’ın hikmeti. Her yer ama kar yağmış gibi. Dolu parçası gibi. Yaprakların üzerinde bitkilerin tertemiz. Hz. Musa (as) diyor ki, “Biraz saklayın, ahir zamanda Moşiyah zamanında Moşiyah da görsün.” diyor. “Bir altın kabın içine koyun, kapatın.” Diyor. O muhafaza ediliyor şu an, o kutsal sandık içerisinde. Hz. Musa (as) zamanındaki o manna, beyaz mannadan. Bak, hayret. O bozulmadan kalacak. Bu mucizedir. Normalde her şey bozulur, ne olursa olsun bozulur. Ama bu bozulmadan kalıyor.

Samiri’nin yanındakiler hep Müslümandılar tabii. Ama tabii esleme tarzında bir kısmı, bir kısmı bozuk adam. Ama yine de biz Müslüman olduklarını kabul ediyoruz, ön kabul olarak. “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe katlanamayacağız” diyor. Tam münafık üslubu. Münafığı tanımada bu bir usuldür, Kuran’ın usulü bu yani. “Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın.” Mercimekle nasıl uğraşacaksın orada? Mercimek ekilecek, tohumu getirilecek, hasadı yapılacak. Konar-göçerler nasıl olsun? Hz. Musa (as) da “Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz?” diyor. “(Öyleyse) Mısır’a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır.” (Bakara Suresi,61) diyor. Bak ne hale getiriyorlar, nasıl zorluyorlar görüyor musun Peygamberi? Hakikaten dönüyor adamlar. Gidip sarımsak, soğan için kendilerini aşağılatıyor, kırbaçlatıyor. Eşek gibi taş taşıyorlar, tonlarca taşları. Sırf sarımsak, soğan için. Münafık pisboğazlığı yani. Halbuki Müslümanlar ne yiyorsa sen de ondan ye. Ne gerek var bu rezilliğe, pisboğazlığa? Tekrar ediyorum pisboğaz derken, bol yemek yemek anlamında değil. Sarımsak soğan zaten çok yenecek bir şey değil. Sırf detay olsun, pislik olsun, Müslümanları rahatsız etmek olsun. Mağdur göstermek için yapıyor, başka bir amaç yok yani.  

Münafığın şeytanla transı apayrıdır. Şeytanla transa geçtiğinde adeta böyle bir şu filmlerde falan oluyor ya, transandantal meditasyon diyorlar. Elini başının üstüne koyar, boşluğa doğru bir bakışı vardır. Münafık da öyle. Şeytanla bağlantıya geçtiğinde, trans haline geçer. Manyak gibidir hatta bazen şaşırır anneler yahut babalar. “Yavrum ne yapıyorsun?” falan derler değil mi? Boşluğa doğru anlamsız gözlerle bakar, saatlerce, dakikalarca. O şeytanla transa geçmesinden kaynaklanıyor. Benliğinin içine şeytan girer, ona vahyeder. Şeytan ona vahyederken o transta insani görünümünü kaybeder. İşte Kuran’da hani “Gözlerinin aktığını, ölüm baygınlığı gibi baktıklarını görürsün” diyor ya. İşte “Gözlerin hain bakışlarını bilir” diyor Cenab-ı Allah. Kastedilen o işte. Kendini kaybeder adeta. Gözünde hiçbir anlam olmaz, boşluğa doğru bakar. Şeytan ona vahyini tamamlayıncaya kadar o devam eder. Şeytan vahyini tamamladıktan sonra o yeni şeytani faaliyetlere başlamak üzere harekete geçer.

Nisa Suresi 142, “Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar.” Ahmak oldukları için sürekli Allah’ı aldattıklarına dair samimi kanaatleri oluyor. “Oysa Allah, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman münafıklar isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.” Münafık Allah’ı hiç anmak istemez, anılıyorsa da kaçar o ortamdan, dikkatlice bakan bunu hemen görür. Çok sıkılır münafık Allah’ın anıldığı ortamdan. Ama “boş konuşmaları çok severler” diyor Allah. Boş konuşma oldu mu Müslümanları da boş konuşmaya çekmek ister, kendi de boş konuşur münafığın.

 

MÜNAFIK ŞEYTANLA BAĞLANTIDA OLDUĞU İÇİN RUHU SÜREKLİ GERGİN VE RAHATSIZDIR. BİR TÜRLÜ SAKİNLEŞMEZ, SIK SIK YENİ KARGAŞALAR OLUŞTURUR

Münafık şeytanla konsantrasyondan dolayı çok huzursuz ve gerilimlidir. Çok sinirleri bozuktur münafığın çok gergin ve huzursuzdur. Şeytan onu sürekli irrite eder. Yeni yeni pislikler rezillikler yapmak için o da şeytani olarak sürekli zekasını çalıştırır acaba ne rezillik yapabilirim ne pislik yapabilirim gibi işte Kuran’da örnekler vermiş. Mesela oturup normal yaşıyorlar bıldırcın etiyle normal yaşıyorlar. Birdenbire şeytan dürtüklüyor sarımsak istiyorum diyor. Baş belası, sarımsağı getiriyorsun o zaman soğan istiyorum diyor. Soğanı getiriyor o zaman mercimek istiyorum diyor. Sırf kargaşa olsun, ahlaksızlık olsun yani öyle çatlayıncaya kadar yiyeceğinden değil Müslümanların vaktini almak, huzursuzluk çıkartmak ve Müslümanları çaresiz konuma sokmaya çalışmak. Amaç bu.

Münafık İslam için hiç gayret etmek istemez ama şeytani bir konuda akıl almaz bir yetenek ve akıl almaz bir çalışkanlığı vardır. Yani hayret edersin gayretine şevkine, kararlılığına. Şeytanın verdiği aktiviteyle muazzam ataktır. Çok seri konuşur, çok seri hareketler yapar, yazı yazıyorsa çok seri yazar. Çok seri konuşur, bir şeyi çok çabuk tamamlar şeytaniyse. Mesela hırsızlık yapacak hemen onu süratle yapar.

Münafıkların kendilerini ele veren alametleri vardır diyor Resulullah (sav) “selamları lanettir” lanet olsun kabilinden selam verir diyor yani kinle selam diyor ama istemeyerek yapar diyor. “Yemekleri gasp ve yağmadır.” Çünkü Müslümanların malını yiyor ama Müslümana saldırıyor yediği yemeğin verdiği kuvvetle. Onun için Allah onu gasp hükmünde görüyor, yağma hükmünde görüyor yani onun günahını onlara bu şekilde yükleyeceğim diyor Allah. “Ganimetleri hile ile kazançtır.” Her şeyi hile ile elde eder. Mesela konuşmasında ki bir bilgiyi, yazdığındaki bir yazıyı yahut elde ettiği bir malı hep hileyle elde eder oyunla. Taktikle elde eder. “Mescitlere aralıklı yaklaşırlar. Camide kılınan namazın sonuna ancak yetişirler.” Namaz kılmak istemezler “kibirlidirler” enaniyetli yani büyük hissi vardır “ne sevilirler ne de severler.” Müslümanları sevmezler Müslümanlar da onları sevmez. “Gece odun gibi sessiz” gece hayvani bir transa giriyorlar o çok manidardır, gece şeytani bir ağırlık gelir münafığa. O trans yüzünden anlaşılır. “Gündüz gürültücüdürler” acayip şamata yapar. Bağırır çağırır Müslümanların Allah’ı anmasını engeller, Kuran’ın okunmasını engeller, İslam’ın yayılmasını engeller. Gürültücü durduk yere mesela “yemek pişti mi?” bağırır, “aşağıya ineyim mi?” bağırır sırf şamata olsun. İmam Ahmed, Bezzar, Cem'ül Fevaid’de bu hadis. 8110.

Yine Resulullah (sav) diyor ki Tırmizi’de Müslim ve Buhari’de bütün sahih hadis kitaplarında var “Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler.” Kudurmuş gibi yalan söyler münafık ama delice. “Söz verdiği zaman yerine getirmez.” Mesela dürüst olacağım, iyi olacağım, doğru olacağım der, İslam için, Kuran için, Allah için çalışacağım diye, yerine getirmez. “Ona güvenildiği zaman hıyanet eder.” Mesela Müslüman ona güveniyor evini veriyor, imkanlarını veriyor ama mutlaka hıyanet eder. Hainlik yapar alçaklık yapar. Yani verilen imkanı hainlik için kullanır. Bu sahih hadis olduğunu anlıyoruz Buhari, Müslim, Tırmizi, Nesai, Camiu's-Sağir, İmamı Suyuti’de de var. Hadis numarası 25. Bu değişmemiş bir hadis belli.

 

MÜNAFIĞIN ÜZERİNE ŞEYTAN ÇÖKTÜĞÜNDE BEDENİ ADETA HAYVANLAŞIR. BAKIŞLARINDAKİ BOŞLUĞA KURAN'DA ÖZEL OLARAK DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR

Münafığın üstüne şeytan çöktüğünde birden hayvana döner çok vahşileşir. Gözündeki o ifadeyi Kuran detaylı olarak anlatıyor Allah. Ölüm baygınlığı geçiriyor gibi. O vahiy anında, şeytandan vahiy aldığında aklını kaybeder adeta. Genellikle gece gelir münafığa vahiy şeytandan. Aklını atar yani ona uzun uzun ertesi gün yapacağı bütün pisliği vahyeder. Üstüne çöker ona da deli enerjisi verir. Deli enerjisi ve deli cesareti verir. Münafık ondan sonra atağa geçer her türlü rezilliğe başlar. Müslümanları rahatsız edecek hayret edecek şekilde bunu bulur münafık. Mesela Müslüman onun dediklerini yapar halleder bitti zannedersin ertesi gün yeni bir kepazelik daha, ertesi gün yeni bir rezillik daha. Ertesi gün yeni bir başka kepazelik daha. Bitip tükenmek bilmeyen bir deli enerjisiyle, şeytanın yönlendirmesiyle münafığın atakları bitmez. Mesela Hz. Musa (as) zaten beladan kurtulmuş onlar da beladan kurtulmuşlar, Firavun’un şiddetinden kurtulmuşlar büyük nimet bir aradasınız müminsiniz, namaz kılıyorsunuz, rahatça yaşıyorsunuz, Allah’ı anıyorsunuz, Allah bıldırcın indiriyor ne güzel birlikte yaşayın. Azgın, rahat durmuyor. Mesela Cenab-ı Allah diyor bir sığır kesmenizi emrediyor diyor ne kadar güzel al bir sığırı kes pişirin yiyin. Değil mi? Oradakilere de dağıt birçok insan memnun olacak. Bir güzellik bir ibadet illa çakallık yapacak şeytanın ifasıyla gece onlara vahiy geliyor münafıklara “nasıl bir sığır?” diyor. Herhangi bir sığır diyor işte. Olmaz diyor bize detaylarını anlatacaksın, anlatıyor yine olmadı diyor. Yine detay istiyorum diyor. Bak yine vahiy geliyor Hz. Musa (as)’ya açıklıyor yine detay istiyor. Detay detay detay detay. Allah diyor ki “neredeyse yapmayacaklardı” diyor. Münafık Müslümanı böyle zor duruma sokmak onu faaliyetlerinden geri bırakmak için sürekli detaylı konular çıkartır. Şeytani bir yetenekle. Ve önü sonu gelmez bu yeteneğin hayret edecek şekildedir bu. Muazzam bir şevkle bunu yapar. Ve şeytani bir uyanıklıkla yapar mesela bak orada adam ne diyor? “Sığırlar birbirine benzer” diyor. Bakan da pek anlayamıyor çok şeytani bir zeka kullanır. Öbürü daha da beter, diyor ki “Hz. Musa” diyor “normalde bu dine mensup diyor buzağıya tapıyordu” diyor “unutmuş” diyor “başka bir açıklaması yok bunun” diyor. “Şimdi onun ilahını ben yeniden yaptım” diyor “o da tapacak siz de tapacaksınız” diyor. Adamların cahilliğine bak ki ona uyuyorlar. Ne kadar tehlikeli bir ortam.

Hz. Musa (as)’ı, Peygamber’i hep akli yetersizlik içinde görmek istiyorlar. Hz. Musa (as)’ya hem deli diyorlar haşa hem de unutkan olduğunu söylüyorlar. Unutabilir, her insan unutabilir. Bin bir türlü ümmetin her türlü konusu aklında ufak tefek şeyleri unutuyor olması beynini dinlendirir. Senin bomboş şeylerini dinleyecek hali yok. Hiçbir amacı olmayan şeyleri niye dinlesin? Ve onları niye hafızasında tutsun? Niye hafızasında tutmaya mecbur olsun? Unuttu diyor. Unuttu dediğin senin ne? Sapıkça şeylerden bahsediyorsun sen. Firavun’un dinine mensuptu diyorsun unuttu diyorsun bu çok ahlaksızca bir iftira. Unutulacak bir konu değil ki zaten öyle bir imanı yok ki onu unutsun. Hz. Musa (as) gibi akıllı imanlı muttaki bir mümin puta inanacak hali yok. Peygamber o değil mi? Ululazim bir Peygamber. Bak unutmadığı halde bildiği halde, her şeyi bildiği halde böyle bir konuda unuttu diyor. Onu unutmayla alakası yok onu zaten kabul etmiyor. Asla kabul etmeyeceği bir inanç. Böyle bomboş gereksiz şeylerle Müslümanları zor durumda bırakmaya çalışır münafıklar. Çeşitli işte yok kaşı şöyle yok gözü böyle. “Ayağını şöyle yana attı. Bacağını şöyle kenara tuttu. Kafası şöyle, gözü böyle.” Müslümanlarla sürekli uğraşır münafık. Kendini sürekli yüceltir. Kendinin nasıl üstün olduğunu, nasıl iyi olduğunu, nasıl akıllı olduğunu. Müslümanın da nasıl eksik ve nasıl yanlış olduğunu vurgulamak ister. Halbuki asıl münafıkların kafası boş oluyor. Allah asıl onları akılsız yaratıyor. Muazzam ahmaktır münafıklar. Müslümanlar son derece akıllılar.

 “Münafık iki topluluk arasında kah birine kah öbürüne yanaşan hayvan gibidir” diyor rivayette. Bir oraya gidiyor bir oraya gidiyor. Bir Müslümanlardan gibi davranıyor. Bir küfürden yana gidiyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Aralık 2016; 18:00)

 

ŞEHİTLİK BOYUTU DÜNYADAKİ HAYAT BOYUTUNDAN DAHA KESKİN VE DAHA NET BİR HAYAT BOYUTUDUR

Allah ayette “Şehitler henüz kendilerine katılmamış olanlara hiçbir korku olmayacağını ve hiç mahzun olmayacaklarının müjdesini vermek isterler” buyuruyor.

Evet şehitlik bir hayat boyutu. Bu hayat boyutundan daha keskin daha net bir hayat boyutu. Biz dünya hayat boyutundayız, bu imtihanlı hayat boyutu. O da imtihanlı ama sadece pozitif imtihan var. Yani negatif imtihan yok. O yönden son derece rahat. Her şey olumlu oluyor ama tabii şehitler de orada vefatı tadacaklar. Yani Azrail (as)’la karşılaşacaklar. Kıyamete kadar bekliyorlar. Kıyamet vakti hepsinin canı alınacak. Henüz canları alınmadı. Allah Katı’nda diriler, İsa Mesih nasıl diri onlar da diri.

Al-i İmran Suresi 170 : Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak, “Allah’ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler.” Nimetlerin şeklini artık düşünün. Bak sevinç. Dünyada ne var? Hüzün de oluyor, korku da oluyor, endişe de oluyor, tedirginlik de oluyor. Her şey oluyor. Onların duyduğu duygu ne? Sadece sevinç. “Onlara arkalarından henüz ulaşamayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur mahzun da olacak değillerdir.” Korkacakları hiçbir şey olmuyor diyor mahzun da olmuyorlar. İşte ben öldüm diyemiyor çünkü ölmediğinden emin. Gittiği yer son derece rahat güzel ama bilinçte tabii değişiklik olduğu için hüzün de gidiyor, bilmiyor hüznü. Bir de hüzünlenecek olay yok. İki yönden Cenab-ı Allah kilitliyor, cennette de öyledir. Hem hüzün olacak olay yok hem hüzün mekanizması yok beynin. Vücutta öyle bir sistem olmuyor.

 

MÜNAFIK SÜKUNETEN HOŞLANMAZ DENGESİZ GERİLİMLİ KAVGACI STRESLİ BİR ORTAM İSTER ÇÜNKÜ ŞEYTAN RUHUNDA SÜREKLİ ANARŞİ MEYDANA GETİRİR

Münafık sükunetten hoşlanmaz, itidalden hoşlanmaz böyle şamatacı, irrite eden, dengesiz, rahatsız eden bir ortam ister. Şeytan onu sürekli dürtüklediği için rahat duramaz, gerilimli, kavgacı, stresli bir ortam ister. Ruhu sürekli anarşi halindedir yani onun ruhunu, bedenini bırakmaz şeytan. O kendi deliliğini, o kendi azgınlığını o bedene sürekli dürtükleme şeklinde uygular o yüzden şeytana ram olmuş münafık perişan olur artık onun dürtüklemesinden yorgun düşer. Sürekli onu konuşturur, zırvalattırır, abuk sabuk hareketler yaptırır, anormal ataklar yaptırır, Müslümanlara saldırttırır huzursuz eder. Münafıklar çok ukala oldukları için kendilerini doğru yolda, Müslümanları ise aldatılmış görürler. Enfal Suresi 49. ayette münafıklar “Bunları dinleri aldatmış” diyorlar müslümanlar için.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Aralık 2016; 10:00)

 

MÜNAFIKLARDA ŞEYTAN ZEKASI OLDUĞU İÇİN ŞEYTANİ BİR YETENEK OLUŞUYOR. İNGİLİZ DERİN DEVLETİ DE MÜNAFIKLARI ŞEYTAN ORDUSU GİBİ KULLANIYOR

Münafıkları İngiliz derin devleti hazır ordu olarak kullanıyor. Şimdi şeytan ordusu olduğu için bunlar elemana ihtiyacı var. Münafık da mebzul miktarda var. Şimdi şeytan içine girdiği için o insan metafizik ve çok zeki bir varlığa dönüşüyor. O yönden çok tehlikeli. Mesela orta zekada iken adam şeytan içine girdiğinde şeytanın zekası hakim oluyor ona. Ve muazzam bir yeteneğe sahip oluyor. Yani herhangi bir Müslümanın baş edeceği gibi olmuyor. Seri katil zekası vardır münafıkta. Nasıl seri katiller yakalanmıyor. Sürekli suç işliyor ama kendini belli etmiyor değil mi seri katil? Mesela adam kırk, elli, yüz kadını öldürüyor. Seri katil ama şeytana ait zeka olduğu için polis bir türlü yakalayamıyor. Adamı yakalıyorlar zaten, gözü teleskop gibi bakıyor. Akıl hastası belli. Buna deli de denemiyor. Çünkü şeytanla işbirliği içinde olduğu için doktor onu teşhis edemiyor, bunun içine şeytan girmiş diyemiyor ama deli de diyemiyor çünkü deliye benzemiyor. Halbuki içine şeytanın girdiğini görebilse teşhisi o yönde koyacak ama bilmiyor.

 

MÜNAFIĞIN RUHUNA MÜKERRER SUÇ ÇOK HAYATİ OLDUĞU İÇİN, ÇOK İYİ ANLADIĞI VE ŞEYTANİ BİR HAFIZAYA SAHİP OLDUĞU HALDE KENDİSİNE ANLATILAN KONULARI AKLINDA TUTMAZ

Münafık köstebek gibi, tarla köstebeği mesela bir yerden kapatırsın onun deliğini, çıkış deliğini pat bakarsın başka yerden çıkmış. Oradan kapatırsın bakarsın pat başka bir yerden çıkmış. Kördür biliyorsunuz köstebek, deccal de kördür, münafık da kördür yani manen kördür ve duymaz sağırdır. Mesela bir şey anlatırsın bir daha anlatırsın anlamaz, bir daha anlatırsın anlamaz, bir şey gösterirsin hafızada tutmaz yeniden yapar aynı şeyi. Anlamadığından, bilmediğinden değil şeytani bir hafızası vardır fakat münafık ruhunda mükerrer ahlaksızlık çok hayati olduğu için, mükerrer suç önemli olduğu için, münafık mükerrer suçu sürekli tekrar eder.

 

MÜNAFIĞIN RUHUNDA ANARŞİ OLDUĞU İÇİN SÜREKLİ KARGAŞA İSTER, SİYAHA BEYAZ BEYAZA SİYAH DİYEREK HER KONUDA MUTLAKA MUHALEFET EDER

Münafığın özelliği, müthiş huzursuzluk çıkartma kabiliyeti vardır münafığın, muhalefet yönü çok güçlüdür her şeye muhalif olmak, her şeye karşı çıkmak beyaza siyah, siyaha beyaz, iyiye kötü, kötüye iyi demek yani ruhunda bir anarşi olduğu için sürekli kargaşa ister münafık. Mesela Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Sabah erkenden mücadeleye gideceğiz İslam’ı yaymak için.” Adam çıkıyor “ya Resulullah” diyor. Yahut “ya Muhammed” diyor. Onlar pek adap, edep bilmezler, (sav)’in ismiyle hitap ederler bazen. “Hava sıcak” diyor. “Bu sıcakta çıkarsak helak oluruz” diyor. Sen kimsin? Sen kime akıl veriyorsun? Peygamber havanın sıcak olduğunu bilmez mi, görmüyor mu? Helak olup olmayacağını o bilmez mi? Sen yoluna yürümekten acizsin. İşte münafık ahmaklığı, münafık görgüsüzlüğü, münafık münasebetsizliği ve münafık dangalaklığı, bütün münafıklar böyledir. Patavatsız, münasebetsiz, küstah, çakal, görgüsüz, ahlaksız ve pisliktir, lafını, sözünü bilmez. Peygambere akıl veriyor, hava sıcak diye. Neyi bahane ediyor? Sağlığını.

 

SAĞLIĞINI BAHANE EDEREK MÜSLÜMANLARI TEDİRGİN ETMEK, ONLARDAN MENFAAT ELDE ETMEK MÜNAFIĞIN EN ALÇAKÇA YÖNLERİNDEN BİRİDİR

Münafıklarda bu çok büyük bir ahlaksızlık ekolüdür. Sağlığını bahane ederek Müslümanlardan bir şeyler koparmak, Müslümanları huzursuz etmek, onları etkisiz hale getirmek için çaba sarf etmek. Bak alçağa bak, hava sıcakmış, ne olur sıcak olursa? İşte “tansiyonum çıkıyor” diyor. “Kalbim duruyor” diyor. “Beynim kaynıyor” diyor. Kendine göre işte o cahil kafasıyla ne diyecekse. Hiçbir şey olduğu yok domuz gibi aslında, hiçbir şeyi yok. Sırf ahlaksızlık olsun, kargaşa olsun. Orada amacı ne? Peygamberi haşa düşünemeyen insan konumunda göstermek, müminlerin sağlığına ehemmiyet vermeyen insan konumunda göstermek, sağlık da önemli bir husus olduğun için, Peygamber (sav) de merhametli olduğu için Peygamber (sav)’i oradan etkisiz hale getireceğini düşünüyor, sağlık konusundan, biliyor merhametli olduğunu Peygamber (sav)’in, düşünüyor şeytanca “ya ne desem acaba?” “Sağlığımı öne sürersem” diyor “o merhametli olduğu için benim tuzağıma düşer” diyor. Bak merhameti münafık tuzak olarak kullanır. Sağlığını tuzak olarak kullanır. Bak alçaklığa bak, sağlığını tuzak olarak kullanıyor, Peygamber (sav)’in merhametini tuzağa malzeme etmek istiyor böyle alçaktır. Peygamber (sav) de tabii duraksıyor o zaman, “o zaman” diyor “akşam serinliğinde çıkalım” diyor “madem öyle” diyor. Bu sefer yeni bir ahlaksızlık daha çıkarıyor ama bak akşama kadar bekliyor adiliğinden şeytani, ta sabah onu kuruyor planlıyor akşam “ya Resulullah çok serin” diyor “ben bayağı üşümeye başladım” diyor. Çölde akşamları soğuk oluyor ya. “Bu soğukta” diyor “bir de hava da biraz karardı” diyor “gözümüzün önünü görmeyiz” diyor. “Başımız belaya girer dağılır gideriz” diyor Müslümanlar. “Hem hasta oluruz” diyor “grip, nezle oluruz, hem de karanlıkta nasıl ilerleyeceğiz?” diyor. Halbuki istese meşale ışığı var, gayet güzel dümdüz çöl zaten her şey yapılır. Maksat ahlaksızlık yapmak, yine Peygamber (sav)’i sağlık görünümünde bir tuzakla yakalamaya çalışmak. Aksini yaparsa çünkü Peygamber (sav)’e diyecek ki, “bizim sağlığımızı düşünmüyorsun, müminlerin canına önem vermiyorsun belki ölüp gideceğiz ama sen sebep olacaksın, ölümüme de sebep olacaksın o yüzden sen bu kararından vazgeç” diyor. Çok kahpece, kalleşçe ve alçakça yüksek duyguları münafık kullanır. Merhameti, sabrı, saygıyı, nezaketi, hürmeti bütün yüksek duyguları münafık alçakça ve kahpece, haysiyetsizce ve namussuzca kullanır. Müslümanlar buna çok dikkat edecekler.

 

MÜNAFIK PEYGAMBERİN MERHAMETİNİ VE SAYGI NEZAKET HÜRMET GİBİ TÜM YÜKSEK DUYGULARI ALÇAKÇA VE KAHPECE MÜSLÜMANLARIN ALEYHİNE KULLANMAYA ÇALIŞIR

Acayip yüzsüzdür münafık. Mesela nezaketli bir konuşmayı kullanır, sabrı kullanır, Müslümanların aleyhine kullanır. Müslümanın titizliğini Peygamber (sav)’in Müslümanlara olan koruyuculuğunu o devirde münafıklar çok abartılı kullandılar ve alçakça. Diyor ya ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Size çok düşkün, sıkıntıya düşmeniz zoruna giden” diyor. “Ya Resulullah” diyor “ya ben” diyor “ne kadar istiyorum biliyor musun savaşmayı?” Diyor. Ağlıyor falan. “Güzel” diyor “işte beraber gideceğiz tebliğe, İslam’ı yayacağız” diyor. “Ama işte bilmiyorum” diyor yerlere yatıyor böyle gözyaşları fışkırarak falan, alçaklık yapıyor Peygamber (sav)’in merhametinden istifade edecek. Şimdi Peygamber (sav) de diyecek ki; “bu adam tecrübesiz bilmiyor ben bu adamı gönderirsem pisipisine başını belaya sokacak, en iyisi ben bunu göndermeyeyim” diyecek. Böyle alçakça Peygamber (sav)’in merhametini kullanıyor. Münafıklarda merhameti kullanma en yaygın alçak oyunlardan bir tanesidir. Müminlerin sabrını kullanır, nezaketini kullanır, derin düşünme gücünü kullanır, Allah’ı sevmesini kullanmaya kalkar, dine titizliğini kullanmaya kalkar.

 

MÜNAFIKLARIN PEYGAMBERİMİZ (SAV) İLE YALNIZ KONUŞMAK İSTEMESİNİN SEBEBİ AHLAKSIZLIĞINA MÜSLÜMANLARIN ŞAHİT OLMASINI ENGELLEMEYE ÇALIŞMAKTIR

Mesela yine Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Ey ümmeti Muhammed” diyor. “Ey aslanlarım hadi Allah’ın dinini yaymaya” diyor “sabahtan gideceğiz.” “Tamam” diyorlar “gidelim ya Resulullah” hep beraber hazırlanıyorlar develer falan “ya Resulullah” diyor “sana bir özel bir şey söylemek istiyorum” diyor. “Söyleyebilir miyim?” “Buyur evladım ne istiyorsun?” Diyor. “Yalnız söylemek istiyorum yalnız” diyor. Bu münafığın bir taktiğidir çünkü diğer müminlerin duyması yönü müminler suratına tükürecek tabii, aşağılık konuma düşecek yahut ahlaksız, haysiyetsizliği ispatlı delilli olacak onun için müminlerin duymasını istemez münafık, hep özel konuşmak ister hatta ayette ondan caydırmak için Cenab-ı Allah, “sadaka verin o zaman” diyor. Sadaka da münafığın ağrına gittiği için çünkü o kendini enayi gibi görüyor para vermeyi “o zaman vazgeçtim” diyor “konuşmaktan” diyor. Halbuki mümin zaten sadaka iftiharla verir, ne olacak beş, on kuruş vereceksin. Münafığın ağrına gidiyor bunu da veremiyor. “O zaman özel konuşmak da istemiyorum” diyor. Allah böylece onları caydırıyor münafıkları.

Münafık kendinden bir fedakarlık, bir nimet Müslümanlara sunmak istemez. Zaten fitne ve pislik için gittiği için Peygamber (sav)’in yanına bir de para verecek Müslümana asla isteyemeyeceği bir şey, onun için vazgeçiyor konuşmaktan, münafık hep özel konuşmak ister. Resulullah (sav)’a “özel konuşmak istiyoruz” diyor. “Ya Resulullah” diyor “ben şimdi yeni evliyim biliyor musun?” Diyor. “Evde kadın var” diyor “karım var” diyor “ev de açık” diyor “kaynana da var” diyor, “kayınbaba var” diyor “ya ben gitmesem olur mu?” Diyor. Lan ahmak öldürecekler hepsini, katledecekler. Müslümanları korumak, onları korumak için gidiyor zaten. Şimdi dese ki Peygamberimiz (sav), ya zaten onları korumak için gideceğiz olsun bir şey olmaz dese, diyecek ki, “ya Peygamber benim ne eşime önem veriyor, ne babasına, ne annesine önem veriyor” etrafa gidip fitne yayacak. “O zaman otur oturanlarla beraber” diyor. Ayet iniyor biliyorsunuz, otursunlar oturanlarla beraber diye. Hep böyle alçakça bahanelerle İslam’a, Kuran’a hizmet etmek istemiyorlar. Münafıkların böyle bin bir türlü bahanesi olur. Bunları tabii yeni kitapta daha genişleterek anlatacağız.

 

MÜNAFIĞIN KAHPE ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ DE KURAN'I KULLANARAK MÜSLÜMANLARA KARŞI MÜCADELE ETMESİDİR

Münafığın en tehlikeli özelliklerinden bir tanesi de Kuran’la mücadele verir, Kuran ayetiyle. Mesela sen hadi cihada çıksın, Müslümanlar gayret etsin.. O, Müslümanların öldürüleceğini söylüyor. Pisipisine öldürüleceğini ve onları cihada davet edenleri de Müslümanları öldürten insan konumuna getiriyor. “Bir Müslümanın” diyor “öldürülmesi bütün kainatın öldürülmesi gibidir” diyor “Ayet var” diyor. “Ebedi cehennemdir karşılığı” diyor. “Sen” diyor “bizi bile bile şimdi ölüme götürüyorsun” diyor. “Cinayete götürüyorsun” diyor. “Orda Allah’ın hükmü açık” diyor “cinayetle ilgili ayet var” diyor. Bak görüyor musun alçaklığı? Nerden nereye bağlantı kuruyor. Ahlaksıza bak Allah’ın emri olan dini yaymayı bak nereye götürüyor? Müslümana nasıl bir suçlama yapıyor? Böyle alçaktır münafıklar ve gözü çok karadır onun için çok akılcı, basiretli, sabırlı bir mücadele gerekir. Müslümanlar içerisinde de bunlar it sürüsü gibi doluşurlar, bu Temmuz darbe girişimi tamamen münafık organizasyonu, tamamen. İngiliz derin devletinin bütün ordusu münafıklardan oluşuyor, hepsi münafıktır alayı münafık onun için çok usturuplu, akılcı bir mücadele şart. Bu anlattıklarım tabii bütün hepsi Peygamber (sav) dönemi için, asrımızda da tabii bambaşka şekillerde karşımıza münafıklar çıkıyor bunun aynısı olmaz da bunun çeşitli şekilleri, çeşitli yansımaları olur.

Enfal Suresi 5/6’da, “Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında,” şeytandan Allah’a sığınırım. “Mü'minlerden bir grup isteksizdi. (Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile,” şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi,” “sen bizi” diyor “ölüme sürüklüyorsun” diyor. Görüyor musun? Haşa cinayetle suçluyor. “Seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı” diyor. Peygamber (sav)’le.

 

MÜNAFIK ÇOK GEVEZE KÜSTAH MÜNASEBETSİZ AMA ŞEYTANİ BİR YETENEKLE HAZIR CEVAPTIR. PEŞ PEŞE SERİ YALAN SÖYLER

Münafıklar çok dilbazdır. Çok geveze, küstah, münasebetsiz fakat şeytani hazırcevaptır münafıklar. Zırvalar. Ahmakça olur ama sürekli hazırcevaplıkları vardır yani seri cevap verir münafıklar oradan anlaşılır, münafık hiç düşünmez hemen cevabı hazırdır. Yalan da ağzında hazırdır sıkıştığında seri yalan söyler peş peşe, peş peşe yalan söyler.   

Resulullah (sav) diyor ki; “Asıl dilbaz münafıktan endişe ediyorum” diyor Peygamberimiz (sav). “Çünkü o sizin hoşunuza gidecek şeyleri söyler ama hoşunuza gitmeyecek işleri yapar” diyor Peygamberimiz (sav). Çok dilbaz olur münafık. Ve şeytanın iğvasıyla hazırcevaptır. Hayret edecek şekilde seri cevap verir. Ve hayret edecek şekilde hızlı yalan söyler. Baş döndürücü bir yalan söyleme gücü vardır. Samiri de öyleydi, Resulullah (sav) zamanının münafıkları da öyleydi. Akıl almaz seri yalan söylüyorlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (9 Aralık 2016; 10:00)

 

MÜNAFIK ÇOK AHMAKTIR AMA KENDİNİ ÇOK AKILLI ZANNEDER, KENDİ AHMAKLIĞINI FARK EDEMEYECEK KADAR AKILSIZDIR

Münafık kendini uyanık zanneder. Mesela bak birçok aptal münafıkla karşılaşıyoruz, görüyorsunuz, duyuyorsunuz ama çok akıllı olduğu kanaatinde oluyor münafık. Normalde bir insanın akılsızlığını fark etmesi gerekir değil mi? Bütün toplum fark ediyor anormalliğini ama münafık fark edemiyor, bu mucizedir, Allah’ın hikmeti mesela zeka yönünden münafıklar çok keskin bir zekaya sahiptir, çok konuşkan, hazırcevap olurlar, seri konuşurlar, konuşmada pek baş edilemez ama arsız ve çirkef oldukları içindir. Hazırcevaplıkları, seri konuşmaları şeytanın ilkasıyla olur, o yüzden mümin çok akılcı, dikkatli bir reflekse sahip olması gerekiyor çünkü münafığın derekesinde onun durumunda, onun boyutunda konuşma olmaz. Bazıları mesela akılsızlık yapıyor münafıkla aynı heyecanı, aynı üslubu paylaşıyor ve aynı sitille onunla karşılıklı bir konuşma üslubuna giriyor o olmaz. Müslümanın yapacağı bir şey değil o.

Mesela sade bir yemek münafığın kabul edeceği bir şey değil, çok dikkat çeker. Boğazına çok düşkündür münafık ama onu çeşitli bahanelerle makul hale getirmeye kalkar. Bak diyor ki münafıklar; “Ey Musa,” diyorlar “biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın.” Bak diyor ki, “(O zaman Musa:) “Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır” demişti.” (Bakara Suresi 61) Şimdi mesela bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan Allah’ın onlara verdiği bıldırcın ve manna. Allah “hayırlı o” diyor. Çünkü her yönden faydalı ve etkileyici, kuvvet bulmaları için o çok iyi. Ama onların istediği bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan bunun için Mısır’a geri dönüyor adamlar. Bak pisboğazlıklarını görüyor musun? Pisboğazın eylemlerine bak, önce huzursuzluk çıkarıyor, önce boğaz kavgasına giriyor, Hz. Musa (as)’ı zor durumda bırakacak bir eylem içinde Müslümanları bırakıyor o pisboğazı için. Ta Mısır’a geri dönüyor bak ne için biliyor musun? Sarımsak, acur, mercimek ve soğan için.

Köleliği de bırakmışken yeniden kabul ediyor, aşağılanmayı kabul ediyor, yüzlerce kilometre yol, oradan geri dönmeyi kabul ediyor, davasını bırakmayı, Müslümanları bırakmayı, imamını bırakmayı kabul ediyor, pisboğazı için, o detaycılığı için, o ahmak detaycılığı için ta Mısır’a geri dönüyor. Hz. Musa (as) zor durumda kalıyor, adamlar pislik, dur desen sürekli “sarımsak, soğan” diyecek. O zaman, “o zaman git bari” diyor. “Git de orada ye” diyor. Çözüm bulamıyor. Münafığın böyle bir musallat olma, pis bir musallat olma ruhu vardır.

 

MÜNAFIKLARIN EN BÜYÜK AHLAKSIZLIKLARINDAN BİRİ DE HAŞA ALLAH'I SUÇLAYARAK KONUŞMALARIDIR

Münafıklar Müslümanları suçlarlar fakat birde en berbat yönlerinin biri de ve en yüksek ahlaksızlıkları da Allah’ı suçlamaları. İbrahim Suresi 21’de diyorlar ki;  yani Cenab-ı Allah diyor, onların dediklerini anlatacağım. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Onların tümü-toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki:” Şimdi bak bir nitelikli münafık var, bir de niteliksiz var, bu niteliksizler müstaz’aflar, bir de nitelikli olanlar var bu müstekbirler büyüklük taslayanlar bunlar dünyayı idare etme iddiasında olurlar. Dünya lideri olduğunu iddia ederler kız olsun, erkek olsun her biri kendini Allah gibi görür manyaktır bunlar. Küfrün en ileri gelenine hakim olmaya çalışırlar, onun yerine geçmeye çalışırlar. Genellikle de bunu evlilikle yapmaya çalışırlar mesela Firavun’un yanına yanaşmaya çalışıyor, Nemrut’un yanına yanaşmaya çalışıyor, bazen de müminin yanına yanaşmaya çalışıyor mesela Hz. Yusuf (as)’a yanaşmaya çalışıyor kadın, asıl amacı Yusuf (as) kanalıyla devlete hakim olmak. Mesela Nuh (as)’a yanaşıyor kadın, kavmin kontrolünü almak için yapıyor. Lut (as)’a yanaşıyor mesela kadın ama münafık hem Müslümanlara hakim olmak istiyor, hem Müslümanların başına bela olmak istiyor, hem de Lut (as)’ı etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Müstekbirlere diyorlar ki; “Şüphesiz, biz size tabi idik.” Münafık, nitelikli münafıklar olarak “sizlere tabi idik” diyorlar. “Şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz? Dediler ki: Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi” bak münafığın, nitelikli münafıkların konuşmasını görüyor musun? “Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi,” Allah’ın Kitabı inmiş, Peygamberi gelmiş anlatmışlar bak onu yok hükmünde görüyor. “Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de fark etmez,” bu sefer de mağdur üslubu kullanıyorlar. “Bizim için kaçacak bir yer yoktur” diyorlar.

İbrahim Suresi 22, “İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti,” Bak münafık demek ki doğrusunu biliyormuş yani vicdansızlığın, ahlaksızlığın ne olduğunu biliyor ve doğru yolu da biliyor. “Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum” diyor. “Fakat size yalan söyledim” diyor. Münafıkların ünlü özelliği, münafık kudurmuş gibi yalan söyler delidir, ayaküstü yalan söyler, oturduğunda yalan söyler mutlaka yalan söyler, deli tiynetlidir. “Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu,” münafığın bir gücü olmaz genelde. “Yalnızca sizi çağırdım,” münafık da öyledir sürekli fikir atar ortaya böyle fitne ve kargaşa fikirleri atar. “Siz de bana icabet ettiniz,” işte Müslüman icabet etmeyecek münafığa. Sürekli muhalefet edilmesi lazım münafığa, dengesizdir münafık. “Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın.” Münafığın böyle bir kendini kollama yöntemi vardır, kendinde suç bulmaz insanlarda bulur, başkalarında bulur suçu. “Ben sizi kurtaracak değilim.” Bak en son aşamada manyaklığını ortaya koyuyor. “Siz de beni kurtaracak değilsiniz.” Bu sefer de akıl vermeye başlıyor sanki Müslümanlar bilmiyormuş gibi veyahut oradaki insanlar bilmiyormuş gibi. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım.” Bak demek ki doğrusunu biliyormuş. Kendini Allah gibi gösteriyor ama aciz olduğumu zaten biliyordum diyor. “Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır.” Zalim olduğunun da farkında ama bak burada dikkat ederseniz bir liderlik var, bu derin devlet mantığında bir lider oluyor şeytani o onları sürüklüyor. Mesela bak şeytan da burada lider konumunda bu adamları sürüklemiş batıla götürmüş onları fakat sonradan da durumunu hafifletmeye çalışıyor konuşarak, işte şunu yapmadım, bunu yapmadım, şu olmadı, bu olmadı diye kendini kurtarmaya çalışıyor. Orada nitelikli münafığın özelliği lider münafık yani kitleyi kontrol ediyor. Mesela İngiliz derin devleti şu an lider münafıklığı lider şeytanlığı temsil ediyor, kitleyi olduğu gibi çekiyor.

Mesela Samiri de nitelikli bir münafık koskoca kitleyi kontrol altına alıyor. “Ya” diyor “biz modern insanlarız, çok aydın insanız, Mısır kültürünü biliyoruz, dünya kültürünü biliyoruz, felsefeyi biliyoruz, onların dinlerini biliyoruz, döküm sanatını biliyoruz, taş işçiliğini biliyoruz her şeyi biliyoruz, simyanın sırlarını biliyoruz dolayısıyla ben sizin liderinizim” diyor. “Sizi böyle aydın ve kaliteli hale getireceğim. Musa’nın olduğu toplumda tekdüze yemek yiyoruz, ibadetler oluyor, hayata kapalıyız” diyor. “Ama ben sizi” diyor “altından bir buzağıyla ödüllendireceğim, eskisi gibi aynı Mısır caddelerinde olduğu gibi altın buzağıya yeniden tapacağız, yeniden o eğlenceli günler geri dönecek” diyor. “Musa (as) yanlışlık yaptı” diyor. “Kendi dinini unuttu” diyor. “Aslında o da bu dindeydi” diyor. Hakikaten çocukken o dinin içinde yani o sistem içinde yetişiyor Hz. Musa (as). Sonra Allah hidayet veriyor, bilgilendiriliyor yoksa çocukken bilmiyor. Firavun’un sarayında, zaten Mason mabedi yetiştiği yer, Mason mabedinin içinde yetişiyor.

Samiri’nin özelliği Müslümanları acayip yorması ve meşgul etmesi. Mesela önce hırsızlığa teşvik ediyor bir kısmını, bir kısmına “evinizdeki altınları alın” diyor. Bir kısmı gidip çalışıp altın alıyor. Kendi münafıklarıyla bir çete kuruyor orada zaten bir altın hırsızlığı yapıyor ama orada Müslümanların kendi meşru kazandıkları altınları da onları da yanınıza alın diyor. Adamların meşru ihtiyaçlarını önemsemiyor fakat altın almalarını istiyor. Halbuki çölde altın hiçbir işlerine yaramaz, çölde kullanacakları bir şey değil. O yüklü altınlarla onları alıp götürttürüyor, onlara ocak yaptırıyor ateşli ocak mesela bak nasıl meşgul ediyor Müslümanları? Döküm yaptırıyor, döküm biliyorsunuz çok zor, bu sefer onun işçiliği yapılıyor tek tek, çekiçle altın düzeltiliyor, şekil veriliyor yüzlerce Müslüman bu konuda çalışıyor. Adamların servetleri de heba oluyor, vakitleri de heba oluyor sonunda altından buzağı heykeli yapıyor, her gün onlara iş çıkartıyor münafık. Sonra da onları dininden çeviriyor, ahlaksızlığa çekiyor, egoistliğe, bencilliğe çekiyor, Allah’ı unutturuyor. Bu sefer de lidere de aklını takıyor Hz. Musa (as)’a, “o” diyor “o da putperesti” diyor. “O da buzağıya tapıyordu unuttu ama” diyor. Unutkanlıkla itham ediyor yani “akli yönden de zayıf” diyor “hafızası bozuk” diyor. Sonra orada bir rezil güya modern bir sistem kuruyor kendince, eski Mısır’ı andıran bir sistem, oraları düzenlettiriyor falan kendine göre bir şey yapıyor, kendi o pis çıkarını oluşturuyor. Onlara da diyor ki, “ya” diyor “bak her gün siz man yiyorsunuz, bıldırcın yiyorsunuz böyle olmaz” diyor. “Ne yapmanız gerekir?” Diyor. “Eskiye dönelim” diyor. “Sarımsak yiyelim, soğan yiyelim, acur yiyelim, bakla yiyelim, birşey yapalım” diyor yani “hayatı değiştirelim” diyor. Adamların kafası iyice gidiyor, bu sefer Hz. Musa (as)’a dayatıyorlar bu konuları bak pisboğazlığını görüyor musun münafığın? Bak konuya bak onlar canının derdinde, İslam’ı yaymanın peşinde, o neyin peşinde, o da pisboğazının derdinde.

"Musa" diyor, "yaptıkları buzağıyı alıp yaktı, toz haline gelinceye dek ezdi." Çok manidar. "Sonra suya serperek İsraillilere içirdi." Meydana gelen manı da İsraillilere içiriyor. Ondan sonra akıl almaz kuvvet buluyorlar. "Yaptığınız günahlı nesneyi, o buzağıya benzer dökme putu alıp yaktım." Münafık ne kasıtla yapıyor, peygamber nasıl hayra çeviriyor, görüyor musun? Münafığın yaptığı bir pisliği peygamberler hep hayra çevirir, onun yaptığı zulmü hep hayra çevirirler. Münafık bir oyun oynar, o müminlere hayır şeklinde döner. Mesela müminleri zengin yapar münafık. Münafığın etkisidir bu. Münafık Müslümanları güçlü yapar, uyanık olmalarına sebep olur, birçok nimete kavuşmalarına sebep olur. Onun yaptığı pislik, alçaklık, kahpelik kastıyladır; peygamberler ve imamlar da onu tam tersine çevirirler. 

 

MÜNAFIK BİR NEVİ AV KÖPEĞİ GİBİDİR. MÜNAFIĞIN İZİNİ TAKİP EDEREK KÜFRÜN VE MÜNAFIKLIK SİSTEMİNİN TÜM YAPILARI TEŞHİS EDİLEBİLİR

Münafık av köpeği gibidir. Şimdi mesela avı bulamaz normalde Müslüman ama münafık gider bulur. Onu yani münafığı takip ettiğinde bütün küfrü, bütün dalaleti, münafıkları yakalamak mümkün olur. Münafığın gittiği yolun arkasını takip ederse Müslüman, onun izlerini takip ederse, girip çıktığı yerlere bakarsa bütün münafık teşkilatını teslim alabilir Allah'ın dilemesiyle ilimle irfanla. Yani münafığın çok iyi takip edilmesi gerekir. Her konuşmasında bir melanet vardır münafığın, her konuşmasına çok dikkat etmek lazım. En iyi zannettiğin dönemde en adice ve alçakça hareketi yapabilir. En dostane zannettiğin dönemde mesela en sevgi dolu, en yakın zannettiğin anda en kalleşçe hareketi yapabilir. Yani münafığın saldırı anları o anlardır. Çok dikkat etmek lazım. Müslümanın teyakkuzda olduğu bir dönemde münafık saldırmaz. En dostane, en iyi olduğunu zannettiği dönemde saldırır yani en iyi etkilediğini zannettiği anda. Casus filmlerinde falan da var ya; mesela kadın adamın yanına geliyor, adama çok iyi davranıyor, ona içki falan sunuyor ve sarılıyor gibi yapıyor, birden onu bıçakla öldürüyor veya silahla öldürüyor. Münafıklarda sistem budur. En iyi davrandığını zannettiğin an en alçakça hareketi yapacağı andır. Buna çok dikkat etmek lazım. Münafığa sevgi gösterisi yapıldığında, o Müslümanlara sevgi gösterisi yaptığında hemen akabinde bir ahlaksızlık pislik yapacak demektir. O onun kolladığı bir andır, o onu zaten düşünür önceden, planlar ve ona göre hareket eder.

Mesela münafıkların; Nahl Suresi 35'te diyorlar ki şeytandan Allah'a sığınırım “Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik...” (Nahl Suresi, 35) O yarattı bizi böyle diyorlar. Biz münafık olacak insan değildik, Allah bizi münafık yaptı diyor. Yani her yerde ahlaksızlık, her yerde pislik münafığın özelliğidir. Allah'a da iftira atar. Tabii Allah yaratıyor ama sen istiyorsun. Mesela yine diyorlar ki Zuhruf Suresi, 20'de; “Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik."”(Zuhruf Suresi, 20) Ahirette de bunu söylüyorlar. Sonsuza kadar böyle bir alçaklık içindeler.

Münafıkta akıl hastalığı şeklinde bir takıntı vardır, takıntı hastalığı vardır. Bir şey istediği zaman onu elde edene kadar akla hayale gelmeyecek oyunlar, entrikalar yapar. Akla hayale gelmeyecek hikayeler anlatır. Mesela bu Samiri, kafayı taktı o put yapımına, altından put. İnanılmaz kepazelikler yapıyor. Aylar öncesinden hazırlığını yaptı. Müslümanların bir kısmını hırsızlığa itti. Bir kısmına altın aldırttırdı. İhtiyaçları olmadan adamlar, malını mülkünü sattılar, altın aldılar. Söylemedi onlara, "Biz altını sonra bozduracağız, kullanacağız." falan dedi. Halbuki amacı put yapmak sadece. Adamların başını belaya soktu. Adamlar binbir fakirlik içerisinde, hiçbir şey almadan yanlarına gittiler. Üst baş dökülüyor, perişan ama ceplerinde de altınlar var. "Bizim gittiğimiz yerlerde kullanacağız" dedi, "bu altınları." Sonra da dedi ki; "Bu dağ başı, ova. Burada altın kullanacak bir şey yok. Ben en iyisi heykel yapayım size hemen." Şeytana bak, önceden ayarlamış bunu. Ne konuşacağını falan bilir münafık. Ve takıntı tarzında illa ki yapacak o ahlaksızlığı Hazreti Musa (as)'ya rağmen. Hazreti Musa (as) da aslında insancıl davranıyor. Mesela normalde şeriata göre, Tevrat şeriatına göre ve Kuran şeriatına göre bu fitneci; hükmü ağır. Çünkü fitne katilden beter diyor Allah. En yüksek fitneyi uygulamış oluyor. Ama buna rağmen Hazreti Musa (as) sadece ona sürgün cezası veriyor, "Bana kimse dokunmasın diyeceksin, yalnız yaşayacaksın." diyor.

 

MÜNAFIK HAYSİYETSİZ OLDUĞU İÇİN YALAN SÖYLEMEKTEN UTANMAZ, İNSANIN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA DİRİ DİRİ YALAN SÖYLER

Münafıkta muazzam bir kafalama; hırsız, dolandırıcı, sahtekar kafalaması vardır. Deli gibi yalan söyler ve yüzsüzdür münafık yalan söylerken. Haysiyetsiz oluğu için utanmaz. İnsanın gözünün içine baka baka, diri diri bakarak yalan söyler. Mesela Kuran'a bakıyor adam; elini yüzünü ekşitiyor, kaşlarını çatıyor, bir şeyler yapıyor; oyun yapıyor. Halbuki Kuran'ın hak olduğunu anlamış. Çünkü benzeri olmayan bir kitap, hemen anlaşılıyor Kuran'ın üstünlüğü. Ahenginden, üslubundan hemen harikulade bir kitap olduğu anlaşılıyor. Anladığı halde anlamazlıktan gelip "Bu insan yazması bir kitap." diyor etrafındakilere. Bir de onlara karşı yalakalık yapmak istiyor. Çünkü onlar diyorlar ki "Kuran'ın geçersiz olduğunu bize okuyup anlatsana." diyorlar. Halbuki okuyup; "Siz böyle diyorsunuz ama Kuran böyle değil. Bu, hak kitap olduğu açık." demesi gerekirken alçaklık yapıyor, tam onların dediği gibi diyor onlara yalakalık yapmak için.

Münafık yalanı şeytanın ilkasıyla, şeytanın etkisiyle söylediği için şeytani bir transa geçer. Onun için yüzünde en ufak bir kıpırtı olmaz. Dikkat edin münafık olduğundan şüphelendiğiniz kişiye, yüzünde gözünde o yalanı söylemeden kaynaklanan herhangi bir kasılma, heyecan, tedirginlik ifadesi olmaz. Sabittir suratı. Son derece sakin yani. Çıldırtıcı bir sakinlikle yalan söyler. Hayret edersiniz münafığın bu özelliğine. O hayasızlığının, haysiyetsizliğinin, arsızlığının sebebi şeytanın tamamen kontrolüne girmesidir. O yüzden böyle bir gösteri yapar. Normal insan böyle bir yalan söylerken çok sarsılır, yapamaz. Ama münafık bu haysiyetsizlik gösterisini yaparken en ufak bir sarsıntı olmaz yüzünde. Hani derler ya "yüzüne teneke çakılmış" halk arasında derler değil mi, "yüzünde eşek oynamış" falan derler. Bu atasözüdür, bilinir münafık özelliği olarak. Son zamanlarda, Osmanlı döneminden bu yana; "yüzünde teneke çakılmış" derler. Ama Ortadoğu'da daha geride "yüzünde eşek oynamış" derler. Yüzünde akıl almaz bir arsız ifade ve son derece sakin böyle cibilliyetsiz bir surat ifadesi olur. Cibilliyetsiz demeyelim de yani karaktersiz. Felaket böyle akıcı yalan söyleme özelliği vardır münafığın. Oradan da çıkarabilirsiniz. Su gibi akar yalan ağzından.

Münafık Müslümanlar arasında büyüklenir. Ama küfre karşı da çok alçak ve yalakadır. Hemen anlar küfür onun yalaka olduğunu. Böyle hırsız yancılığı vardır. Kendini yüceltmek ister ama onlar onun adi olduğunu hemen anlar. Onun için küfrün yanına pek gitmek istemez münafık. Kuran'da da görüyorsunuz; muhayyer kalıyor, tam karar veremiyor. Müslümanların yanına da gelmek istemiyor çıkarlarıyla çatıştığı için. Ama küfrün yanına da gitmiyor. Çünkü küfrün de bir yeteneği vardır, seçme yeteneği. Onun alçak olduğunu onlar da anlarlar. Onun için iki derede bir arada kalır münafık. Böyle uyuz köpek gibi, kuduz köpek gibi oradan oraya, oradan oraya sekerek kaçar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (8 Aralık 2016; 10:00)

 

DÜNYANIN BAĞLANILACAK HİÇBİR YÖNÜ YOK. ANCAK MÜNAFIKLAR DÜNYAYA DELİCE BAĞLIDIR. MÜNAFIĞIN DÜNYAYA BAĞLILIĞI KÜFÜRDEN DAHA FAZLADIR

Mükemmel bir eğitimle Allah bizi eğitiyor, dünyaya bağlanmayalım diye. Ama buna rağmen bakıyorum dünyaya, akıl almaz bir bağlanma var ama delicesine. En azgın bağlananlar münafıklar oluyor. Derin bir vecd, derin bir istiğrak halinde manyakça bağlanıyorlar münafıklar. Küfür ikinci dereceden bağlanıyor. Üçüncü derecede de Müslümanlarda olur. En şiddetli münafıklarda. Onlar hep böyle dünyayı yöneten olmak isterler, dünyanın en büyüğü, dünyanın en akıllısı. Bakın, çok zavallı bir akıl hastalığı şeklinde kendini gösterir. Her münafık dünyayı yöneten konumundadır, dikkat edin. Dünyanın en süper beyni odur. Her münafığın özelliği odur. Kuran’ı reddeden, on dokuzu reddeden o münafık da aynı kafadaydı. Samiri de aynı kafadaydı. Ahir zamanın münafıkları da aynı kafadalar. İnanılmaz akıllı olduğu kanaatinde olurlar, her biri ayrı ayrı. Şimdi İngiliz derin devletine yalakalık yapan bazı siyasiler var. Bakın onlara, her biri ayrı ayrı dünyanın en akıllı adamıdır. İngiliz derin devletine yalakalık yapan siyasilere bakın, her biri tek başına dünyayı yönetecek kadar akıllı olduğuna inanır. Yakınları da bilir o özelliklerini.

 

MÜNAFIK AKILSIZCA O KADAR KENDİNDEN EMİNDİR Kİ TÜM ALÇAKLIĞINA PİSLİĞİNE VE AHİRETE İNANMAMASINA RAĞMEN CENNETE GİDECEĞİNİ İDDİA EDER

Münafığın akıl almaz kendine eminliği vardır. Bu çok şaşırtıcıdır ve çok belirleyicidir yani nasıl akıl hastalıklarında alametler vardır. Doktor onu gördüğünde anlar deli olduğunu, hasta olduğunu. Münafığın da en keskin alametlerinden birisi kendinden abartılı şekilde emin olmasıdır. Acayip emindir. Her şeyi çok güzel bildiğine inanır ve dünyayı yönetir münafık. Acayip akıllı olduğu kanaatinde. Mesela diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınırım Fussilet Suresi/50’de “Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak, mutlaka: ‘Bu benim (hakkım)dır.’” “Zaten hakkımdır der” diyor. “Ve ben kıyamet saatinin kopacağını da sanmıyorum” bak bilmişliği görüyor musun? “Ve ben kıyamet saatinin kopacağını da sanmıyorum” Çünkü sonsuza kadar devam edeceğine inanır. Kıyameti hiç istemez münafıklar, hiç. “Eğer Rabbime döndürülsem bile” bak, Rabbim diyor inanmadığı halde. “döndürülsem bile” farz edelim gibi söylüyor bak, inanmadığı için. “Eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O’nun katında benim için daha güzel olanı vardır.” Yani ‘mutlaka cennete giderim’ diyor. Bayağı kendinden emin.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Aralık 2016; 10:00)

 

MÜNAFIĞIN ÇİRKİN YÖNLERİNDEN BİRİ DE KURAN İLE MÜSLÜMANLIĞA SALDIRMASIDIR

Münafığın çok pis bir yönü de Kuran’la Müslümanlara saldırır. Münafık şımarıklığıyla her iyi şeyin kendinden olduğunu söyler, her kötü şeyin de Müslümanlardan kaynaklandığını söyler.

Araf Suresi 131’de, şeytandan Allah’a sığınırım: “Onlara bir iyilik geldiği zaman ‘Bu bizim için’ dediler;” yani bizden dolayı, bizim iyi imkanlarımızdan dolayı “onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı.” Yani ‘Müslümanların meydana getirdiği bir uğursuzluk’ olarak yorumlarlardı diyor Allah. “Haberiniz olsun, Allah Katında asıl uğursuz olanlar” münafıkların “ ta kendileridir;” diyor Allah, “ama onların çoğu bilmezler.” Diyor. Çünkü ölü. Münafıkların çoğu ölüdür. Bir kısmının da kalbinde hastalık vardır münafığa çok benzer. O yüzden ayırt edilemiyor işte. Gerçek münafık düzelmez. Allah diyor “kalpleri parçalanmadıkça onlar vazgeçmezler” diyor. Yani ölmedikten sonra vazgeçmez. Ölünce vazgeçiyor ama ahirette yine ahlaksızlığına devam ediyor. Ahirette de münafık yine devam ediyor. Sonsuza kadar münafıktır münafık. Ama kalbinde hastalık olan düzeliyor. Çok benzer kalbinde hastalık olan. Münafığın aşağı yukarı tıpkısıdır ama onlar vazgeçiyor düzeliyorlar.

Ali İmran Suresi 78’de: Münafıklardan “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler,” yani Kuran’ın hükümlerini değiştirirler, anlamıyor gibi yapıp başka türlü yorumlamaya kalkarlar. Yani konuşmaları Kuran’a uygunmuş gibi davranırlar. “..siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan” Allah’ın hükmüdür diye “sanasınız diye. Oysa o kitaptan” Allah’ın hükmü “değildir.  Fakat onlar "‘Bu Allah Katındandır’ derler” diyor. Allah böyle dedi derler diyor. “Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.” Bak kendileri de bilirler bunu diyor.

Allah Ali İmran Suresi 7’de: “Kalplerinde bir kayma olanlar,” yani hasta, münafıklık hastalığına yakalanmış münafık gibi “fitne çıkarmak ve” Kuran’ın “olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar.” Yani hiç alakasız hükümlere uyarlar.

Bakara Suresi 204’te Cenab-ı Allah münafık için, “kalbindekine” çirkin görüşüne “rağmen Allah'ı şahit getirir;” kalbindekine rağmen bak Allah’ı şahit getirir “oysa o azılı bir düşmandır.” Bak, “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider.” Münafıklar hep böyle kafalama yaparlar, eğlence keyif yeme içme, moda şu bu falan bununla zayıf insanları etkilerler. “dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider.” Zayıfsa kafası o hoşuna gidiyor. “Kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir.” Yani doğrusunu bilmesine rağmen. Yani sahtekarlık yapıyor kalbinde içinde biliyor doğrusunu biliyor, doğrusunu bilmesine rağmen Allah’ı şahit getirir.  “..ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahit getirir; oysa o” münafık  “azılı bir düşmandır.” Diyor Allah.

Mesela münafıklar “İnşaAllah Allah dilerse biz doğruyu buluruz” diyorlar. “Sığır kesin” diyor Cenab-ı Allah Bakara Suresi 70’te. Sanki dinle imanla alakaları varmış gibi sürekli detay soruyorlar. Halbuki normalde kesmek istemiyor. Bir daha soruyor, bir daha soruyor, bir daha soruyor.

 

MÜNAFIKLAR KENDİLERİNİ ÇOK OKUYAN ÇOK ARAŞTIRAN HALKIN BİLMEDİKLERİNİ BİLEN ÜSTÜN İNSAN OLARAK GÖRÜYORLAR. HAŞA ALLAH'TAN ÜSTÜN GÖRÜYORLAR

Münafıklar kendilerini çok okuyan, çok araştıran, halktan daha üstün, daha derin düşünen insanlar gibi görüyorlar. İnternete de hakikaten hakimler. Mesela bilgisayara hakim. Halkın hiç bilmediği bilgilere de gerçekten sahipler. Felsefe yönünde de halkın bilmediği bilgilere sahip ama kendilerini o yüzden insanlardan çok üstün görüyorlar. Fakat işin felaket tarafı, kendilerini Allah’tan da üstün görüyorlar. Bir kere zaten Allah’a inanmıyor fakat Allah’tan daha üstün görüyorlar. O yüzden insanlardan müthiş nefret ediyorlar. Kendini Allah gibi gördüğü için muazzam bir nefret ruhu oluyor. Müslümanları da akılsız gördükleri için her yerde onları ezdirmek, onları dolandırmak, onların imkanlarını kullanmak, onların başına bela olmak, pislik yapmak, Müslümanları tehdit etmek, alçaklık yapmak, ihbarda bulunmak, kitle halinde onları şehit etmek bu alçakların hedefi oluyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (28 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK SÜREKLİ MÜSLÜMANI MEŞGUL EDİP HIRPALAMAYA ÇALIŞIR

Münafıklar İslam ülkelerini akıl almaz meşgul ediyorlar. Savaşlarla, kargaşayla münafık sürekli olay çıkartır. Çok alçak bir mahluktur. Sürekli kargaşa çıkarır. O biter bir tane daha bulur. O biter başka bir tane daha bulur. Münafığın o şeytani kirli torbası o lağım torbası sürekli kaynar. Her gün bir şey çıkartır. Her gün bir pislik, her gün bir ahlaksızlık, her gün bir kahpelik. Mesela önce bir ayaklanma yaptılar. O yetmedi darbe yaptılar. Şimdi yine bir ahlaksızlık daha düşünüyorlar. Şimdi ekonomik yönden. Mesela gittiler İsrail’in ormanlarını yaktılar. Tam münafık azgınlığı. Münafıkların bitleri vardır daha küçükleri onlar da öyle çok huzursuzdurlar. Sürekli pislik peşindedir şeytanın etkisiyle. Her münafık böyledir. Mesela evinde rahatsız eder, sokakta rahatsız eder, iş yerinde rahatsız eder, devlet içinde rahatsız eder.

 

MÜNAFIK ŞEYTANIN YÖNLENDİRMESİYLE SÜREKLİ MÜSLÜMANLARI MEŞGUL ETMEK İSTER, SÜREKLİ HUZURSUZLUK ÇIKARIR

Münafık illaki kargaşa ister. Huzursuzluk, pislik, kepazelik. Terör olsun, anarşi olsun. Mesela bomba patlatıyor. Ertesi gün bir tane daha bomba patlatıyor. Bütün Müslüman ülkelerin vaktini ve enerjisini alıyor münafıklar. Bir münafık özelliğidir. Şeytanın ifasıyla Müslümanları sürekli meşgul etmek münafığın özelliğidir. Sürekli gündem olur. Sürekli konuşturtur. Adeta bir makine gibi. Böyle lağım üreten bir makine gibidir.

 

MÜNAFIK SÜREKLİ TALEP HALİNDEDİR. İSLAM'A HİZMET İÇİN BİR FAALİYETTE BULUNMAZ, BÜTÜN GÜCÜNÜ İSLAM'A ZARAR VERMEK İÇİN KULLANIR

Münafığın taleplerinin ardı arkası kesilmez. Mesela diyor ki “Türkiye’nin Güneydoğu’sunu ayıracağız” ayırıyor. Sonra? “İzmir’i de alacağız” diyor. Sonra? “İstanbul’u da alacağız” diyor. Sonra? “Antalya’yı da alacağız” diyor. Münafık azgınlığıdır bu. Sürekli pislik peşindedir. Bilakis Darwinizm’le Rumilik’le İslam’ı yıkmak için uğraşır. Her münafık böyledir. Bütün gücünü İslam’a zarar vermek için ayırır.

 

MÜNAFIK ALLAH KELAMINA DAYANAMAZ. AMA FİTNE ÇOK HOŞUNA GİDER

Mesela Rumi’nin açıklamaları çok hoşuna gider. Mesela diyor ki “Bizim yolumuzda ne kafirlik var ne Müslümanlık var” Müslümanlığı kabul etmeyen, sen kafirliği zaten kabul etmezsin. Onu demene gerek yok ki. Müslümanlığı kabul etmiyorsun. Söylüyorsun zaten açıkça. “Bizim yolumuzda” diyor “Müslümanlığa yer yok” diyor Mevlana Rumi kitabında. Dolayısıyla “kafirliğe de gerek yok” diyor. “Kafirlik diye de bir şey yoktur” diyor. “Kim olursan ol gel” diyor. Ama münafıklar ayette diyor ki Nisa Suresi 91’de Fitneye her geri çağrılışlarında” pisliğin “içine başaşağı (balıklama) dalarlar. (Nisa Suresi, 91) diyor Allah. Pislik dedin mi münafığın sanatıdır. Alçaklık, adilik, üçkağıtçılık, kaltabanlık, karaktersizlik münafığın içine işlemiş bir sistem.

Münafık Allah kelamını duymak istemez. Münafık ayetleri okunduğunda kaçıyor münafıklar ayet var. Kuran ayeti var. Kulaklarına ellerini tıkıyorlar. Kesinlikle duymak istemiyorlar. Allah’ın hikmeti bu büyük bir mucizedir bu. Halbuki Müslüman duyup öğrenip arınmak ister değil mi? Münafık öyle duymak dahi istemiyor.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLARI HEP YANLIŞ YÖNLENDİRİR. BUNA ÇOK DİKKAT ETMEK LAZIM

Mesela farz edelim sen bir şey arıyorsun değil mi? O sağ taraftaysa o da der ki “sol tarafta” der. Mesela bir şey siyahsa o ona “beyaz” der aldatmak için Müslümanları. Beyazsa o siyahtır. Onun için münafığın dediğinin tam tersini yapmak lazım. Peygamber (sav) “münafığın dediğinin tam tersini yapın” diyor. Onlar da “kadının dediğinin tam tersini yapın” diye değiştirmişler. Azgınlıklarından ve kinlerinden bir kısmı bazıları.

Münafık daima müminleri yanlış yönlendirir. Ters yönlendirir. Yani başarısız olmalarını sağlamak için yapar. Mesela Müslümanların düşmanını dost gibi gösterir. Dostunu düşman gibi gösterir. Sevilecek insanları kötü gösterir. Kötüleri iyi gibi gösterir. Yalancıyı doğru göstertir münafık. Doğruyu da yalancı gösterir. Münafığın özelliğidir. Onun için münafığın her dediğinin tersinin yapılması lazım. Hep tersine göre düşünmek gerekir.

 

MÜNAFIKLAR SÜREKLİ KENDİLERİNİ BÜYÜTMEK İSTERLER. BUNCA ACİZLİĞE VE ÖLÜMLÜ BİR VARLIK OLDUKLARINI BİLMELERİNE RAĞMEN KENDİLERİNİ BÜYÜTMEK İSTEMELERİ ÇOK ŞAŞIRTICIDIR

Lokman Suresi 7 “Ona” münafığa “ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir.” (Lokman Suresi, 7) Münafık için büyüklük çok büyük önemli konudur. Enaniyet yapmak, sükse yapmak, insanlara poz yapmak, büyüklüğünü insanlara ispat etmek onun için yapmadığını bırakmaz. Mesela Samiri birçok yabancı dil bilen, heykel sanatını çok iyi bilen, Mısır kültürünü çok iyi bilen birisiydi. Acayip alimdi yani. Ama alçak. Sürekli kargaşa yaratıp, sürekli Müslümanları boş işlerle meşgul eden onların enerjilerini tüketen, imkanlarını tüketen bir ahmaktır.

Nuh Suresi 7’de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor Hz. Nuh’un ağzıyla “Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde” bağışlanmasını istiyor yine bak mümin görüyor musun? Adam alçak oğlu alçak, karaktersiz münafık olmasına rağmen dua ediyor ki düzelsin. Belki iyi olur diye. “…onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar" yani duymak istemediler. Ya kaçtılar ya gürültü yaptılar. “…örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.” (Nuh Suresi, 7) Münafıkta en büyük olay büyüklüğünün vurgulanmasıdır. Kendini över, kültürünü över, aklını över, konuşmasını över, memleketini över, sokağını över, şehrini över. Manyaklık derecesindedir. Müminleri küçültür kendince kendini büyütür. Halbuki Allah onu rezil eder asıl. Müminler gittikçe büyür. Onun için İsa Mesih diyor “Küçülen büyür, büyüyen küçülür” diyor. 

Kardeşim sen küçük bir sperm parçasından olmuş zavallı bir varlığın görüntüsüsün sen, görüntü. Ve bütün gücü, kuvveti sana Allah veriyor. Ve zavallı bir varlıksın. Ve sonunda öleceksin.  Kısa bir süre sonra öleceksin. Ahirete gideceksin. Büyüklük senin neyine? Enaniyet senin neyine? Nasıl sen aczini bilmezsin? Nasıl kendini büyütmek istersin? Kendilerini büyütmek istemeleri çok büyük bir mucizedir. Hayret edilecek bir olaydır.

 

MÜNAFIK PSİKOPAT RUHLUDUR, ANİDEN SALDIRGANLAŞIR. MÜSLÜMANLARIN DİNDARLIĞINA TAHAMMÜL EDEMEZ

Hac Suresi 72’de “Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin.” Yani o kadar pis, alçak bir yüz ifadesi oluyor ki o kadar karaktersiz bir yüzü oluyor ki hemen anlaşılıyor yüzünden. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.” (Hac Suresi, 72) Yani saldırgan, psikopat, manyak ruhlarına dikkat çekiyor Kuran. Aniden ağlar. Aniden saldırganlaşır. Etrafına zarar vermeye kalkar. Manyaktır münafıklar. Mesela bunun geniş çaplı sosyal olanı, mesela Suriye’de Kuran okunuyor ne yapıyorlar? Müslümanların üzerine saldırıyorlar. Bombalıyorlar, yerle bir ediyorlar. Irak’ta Müslümanlara mesela dindar takva Müslümanlar hepsini bombalayıp yerle bir ediyorlar. Onların dindarlığına tahammül edemiyor adamlar.

 

MÜNAFIK HEP MÜSLÜMANLARIN ALEYHİNEDİR. BİR ŞEY YAPTIĞINDA KASTEN BİR İŞE YARAMAYACAK ŞEKİLDE YAPAR

Kalem Suresi, 51’de şeytandan Allah’a sığınırım         “O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi.” Akıl almaz bir nefret var üstlerinde. ““O gerçekten bir delidir” diyorlar.” (Kalem Suresi, 51)  Müslümanın arkasından konuşuyorlar. Münafığın özelliğidir Müslümanın yüzüne güler ama kendi şeytanlarıyla baş başa kaldığında ayetin de ifadesiyle alçakça Müslümanların aleyhine konuşurlar.  “Biz onlarla alay ediyoruz. Aslında hiç itibar ettiğimiz bir yapı yok. Onları hiç önemli görmüyorum. Fikirlerine de katılmıyorum. Düşüncelerine de katılmıyorum. Zaten yardımcı da olmuyorum, olmam da. Ben sizden yanayım. Yardımcı olsam bile yardımcı olup onlara faydalı olacakmış gibi görünüp aslında zarar vermeye çalışıyorum.” Hakikaten münafığa bir görev verdiğinde yarım yapar, kasten. Bir şeye yaramayacak şekilde yapar. Mesela farz edelim “suyu kaynat” dersin. Kirli suyu gider kaynatır. Sen onu yemek yapacaksındır. Gider kirli suyu kaynatır. “Pardon yanlışlık olmuş” der. Baş belası olur. Veyahut yine “suyu kaynat, ısıt” dersin. Boş kabı kor kabı yakar. “Haberim yoktu” der. Yani sürekli ahlaksızlık ve pislik peşindedir. Bir yere gönderirsin. Mesela bir şeyi kırıp yıkar devirir. Veyahut kaybeder. Kasten yapan bunları. Müslümanların başına bela açmak için. Onun için ayette diyor ki, “sizin yanınıza gelseler size zarardan başka faydaları olmazdı” diyor Allah. Hani müminler diyor ya “keşke dursa yanımızda kalsa” falan diyor ya “Sadece başınıza bela olur” diyorlar Allah. Onun için münafık nereye gitse Müslümanların hep aleyhinedir. Yemekte, içmekte şunda bunda her şeyde. Müslümanlara nasıl zarar verebileceğini düşünür. Ama tabii sezdirmeden zarar vermenin peşindedir. İblis gibi. İşte bunlar bir güç elde ettiğinde, derin devletin içerisinde bir güç olduklarında bu alçaklardan oluşan muazzam kahpe bir ordu meydana gelmiş oluyor.

 

MÜNAFIKLAR MÜSLÜMANLARI TEREDDÜDE DÜŞÜRMEK İÇİN AHLAKSIZLIK YAPARKEN BİLE ALLAH'IN ADINI ANARAK YAPARLAR

Mesela kendi aralarında da hayret edecek bir şey. Mesela homoseksüel nikahı kıyıyor. Besmeleyle yapıyor. Şu olaya bak. Mesela şarap içiyor. Besmeleyle içiyor. Alay eder gibi. Müslümanlarla kendince alay etmiş oluyor. Fuhuş yapıyor. Besmeleyle. Fuhuş bak, fuhuş. Besmeleyle yapıyor. Hz. Ali (ra)’yi şehit eden alçak ayetler söylüyor. Besmeleyle şehit ediyor. Bunlar böyle kahpedir. Müslümanları şaşırtmak için yapıyorlar. Hayrete düşürmek için. Mesela mızrağın ucuna Kuran geçiriyorlar Müslümanlarla savaşırken. Müslümanlar tereddütte kalıyor. Bunlar Kuran’la geliyor. Biz bunlara şimdi karşı koysak. Kuran’a karşı olmuş oluruz. Böyle tereddüde düşürmek istiyorlar münafıklar. O yüzden çok dikkat etmek lazım. Bu oyuna gelmemek gerekiyor.

 

BİR HALK ARASINDA KÜÇÜK KÜÇÜK ADİLİKLER YAPAN MİKRO MÜNAFIK VARDIR, BİR DE DERİN DEVLETLE BAĞLANTILI OLAN MAKRO MÜNAFIK VARDIR

Tabii bu asrımızda modern anlamda kelime kullanacak olursak, süslü kelime kullanacak olursak, bir mikro münafık vardır. Birde makro münafık vardır. Mikro münafık halk arasında olanlar. Küçük küçük adilikler yapar. Karaktersiz. Makro olanlar derin devleti içerisinde kitle katliamı yapan alçaklardır. Onlar nitelikli münafıktır. Mikro olanlar da niteliksiz münafıklardır. Onlar küçük küçük alçaklıklar yapar. Mesela Müslümanın evinde ne yapabilir? Elektrik israfı yapar. Farz edelim. Nasıl zarar verebilir? Suyu mesela sürekli açar. Su israfı yapabilir. Müslümanın masrafa girmesine sebep olur. Masraf ettirir. Meşgul eder. Sürekli boş konularla Müslümanın vaktini alır. Müslümanın olduğu ortamda yalan konuşur Müslümana. Yalan bilgiler verir. Yanlış bilgiler verir. Onu yanıltmaya çalışır. İslam’ın doğru bilgileriyle yalan bilgileri karıştırarak verir. Onun beynini bulandırmaya çalışır. Yani hakla batılı karıştırır.

 

MÜNAFIK ŞEYTANIN RUHUNU ELE GEÇİRDİĞİ BİR VARLIKTIR, MİKRO DECCALDİR. BUNA ALIŞTIĞI İÇİN MAKRO DECCALLERE SEVE SEVE HİZMET EDER

Münafık mikro deccaldir. Makro deccaller işte büyük asıl deccallerdir yani mesih deccaldır makro deccaller. Mikro deccaller küçük küçük Müslümanlara zarar verebilir. Ama makro olanlar tabii bu nitelikli münafıklar büyük kitlevi zarar veriyorlar. Ama mikro deccallerden makro deccaller olur. Onlardan oluşturuyor ordusunu. Zaten hadiste var. Diyor “Etrafa şeytanlarını gönderir.” Şeytan nasıl oluyor? İns şeytanlar. Nasıl oluyor? Münafığın ruhunu şeytan fetheder. Onun bedeni, onun cismi artık bir makinedir. Şeytan için. Onun etini kullanır. Etini, kemiğini, bedenini makine gibi kullanır. Ruhunu da kontrol altına aldığı için. Ruhunu esir eder şeytan. Artık ölür o kişi. Ölüdür. Bir zombi gibi artık. Hani var ya filmlerde görüyoruz zombi. O artık bir zombidir. Zombilerden oluşan bir ordusu oluyor deccalin. Onları istediği gibi kullanır. Bu alçaklar da alıştıkları için mikro deccalliğe böyle makro deccallere seve seve hizmet ederler. Huzursuzluk çıkarır, pislik çıkarır. Boş konularla Müslümanların vaktini alır. Kargaşa meydana getirir. Kepazelik çıkartır. Gözleriyle Müslümanları rahatsız eder Kuran’da var. Konuşmalarıyla pis üslubuyla, sivri dilleriyle ayetin ifadesiyle. Sivri dilleriyle Müslümanları huzursuz etmeye çalışır. Sürekli alçaklık peşindedir. Ama büyük bir kitle olduğu için bunlar derin devletler bunları kusursuz kullanmak istiyor. Ama bunlara bir din de vermek istiyor. Onun için hem Darwinizm’i, hem de Rumiliği kullanıyorlar. Direkt dinsizsiniz demiyor onlara. “Siz Rumi’siniz, Darwinist’siniz” diyor. Darwinist olunca zaten otomatik dinsiz oluyor. Birçoğu öyle, yüzde doksan dokuzu öyle. Çünkü “Allah yaratmadı tesadüfen oldu” diyor. Rumilikte de ne diyor? “Kafirlik de yok bizde, Müslümanlık da yok” diyor. “Müslümanlık olmadığı için kafirlik yok” diyor. Yani “Müslüman değiliz biz” diyor. Açıkça söylüyor adam. Müslüman olmadı mı adam “sen kafir misin?” desen “ne kafiri hemşerim?” der. Çünkü kafirlik Müslümanlığa göre var. Adam Müslümanlığı reddettiği için kafirliği de reddediyorum diyor “öyle bir şey yok” diyor. Açıkça söylüyor.

 

MÜNAFIK ALLAH'IN ZİKRİYLE FELAH BULACAĞINA İNANMAZ, GEZEREK FELAH BULACAĞINI ZANNEDER. OYSA GİTTİĞİ HER YERDE SIKINTI ONU TAKİP EDER, ADETA SIKINTI HAMALIDIR

Bir elektromanyetik alan gibi (münafıkların) üstüne çöküyor şeytan. Zaten manyak gibi oluyor münafıklar. Dikkat ederseniz çok huysuz, dengesiz, deli tiynetli, gerginler. Sürekli yer değiştirmek ister münafık. Çok sıkılır. Şeytan onun ruhunu ablukaya aldığı için, İslam’dan, Kuran’dan uzaklaştığı için. “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor. Münafık Allah’ın zikriyle felah bulacağını zannetmez. Gezerek felah bulacağını zanneder. Onun için oradan oraya gider, oradan oraya gider. Onun için Cenab-ı Allah diyor ki, “Onların gezip tozması seni aldatmasın” diyor “Biz onlara eza veriyoruz” diyor Allah. “Bela vermek için bunu yapıyoruz” diyor. “Sen onlara imrenme” diyor. Münafık sıkıntıyı kamyon gibi yüklenir üstüne. Gezdirir, nereye giderse o kendisiyle beraber gelir. Sıkıntı hamalıdır. Azap hamalıdır münafık. Nereye giderse peşinde onu götürür. Sırtına koyar onu torba gibi. Nereye giderse beraber giderler. Onu bırakamaz. Onun için o huysuzluğunu, ahlaksızlığını Müslümanlara yansıtmaya çalışır. Anarşi çıkartır, kargaşa çıkartır, kepazelik çıkartır. Mesela PKK’nın durup durup kepazelik çıkartmasının nedeni o. Kargaşa, kan dökmek, huzursuzluk yapmak, alçaklık yapmak, yalan söylemek, Müslümanlara iftira atmak. Mesela münafık bir ahlaksızlık yapar hemen Müslümanlara iftira atar. Farz edelim dersin ki, bu eşyayı niye buraya koydun? “Onu sizden birisi oraya koymuştur” der. Mesela ocağın altını açık bırakır. Yangına sebep olur. “Ben yapmadım falanca Müslüman yapmıştır onu” der. Müslümanlara iftira atar. “Benim yapacağım bir şey değil” der. Çok alçaktır münafık. Onun için Müslüman gözünü dört açacak her yerde.

 

MÜNAFIKTA SÜREKLİ BİR ANARŞİ KAYNAMASI VARDIR, SAKİN NORMAL YAŞAYAMAZ

Münafığın en mühim özelliklerinden bir tanesi sürekli bir anarşi kaynaması vardır münafıkta. Onun için bunlar hep terörist, anarşist olurlar. Sürekli bir kepazelik peşindedir. Mesela rahat duramaz. Sakin, normal yaşayamaz. Mesela bomboş odada bile olsa mutlaka bir konu bulur. Mutlaka bir kepazelik konusu bulur. Onu halletse bir tane daha. Onu halletsen bir tane daha. Önü sonu gelmeyen ruhunda bir anarşi, kargaşa vardır münafığın. Buradaki amaç Müslümanların gücünü kırmak. Vaktini almak. Onlara İslam’ın hakimiyetinde ayak bağı olmak.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (26 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜMİNLER KENDİ HUZURLU DÜNYALARINDA YAŞAYACAKLAR AMA MÜNAFIKLARIN KAHPE OLDUĞUNU UNUTMAYACAKLAR

Müslümanlar iyi niyetle güzellikle Kuran okurken münafıklar da alttan alta alçakça kahpeliklerini sürdürmüş oluyorlar. Müminler kendi temiz dünyalarında yaşayıp huzurlu bir güzelliği tabii ki ifa edecekler ama etrafının da böyle kudurmuş köpeklerle münafıklarla dolu olduğunu bilecek, o kadar rahat ve gaflet içinde olmayacak. Yani Müslümanlar münafıkları hesap etmedikleri için hep başları belaya giriyor. Mesela Suriye’de keyif içinde yaşıyorlardı Allah bak ne hale getirdi gördünüz. Irak’ta keyif içinde yaşıyorlardı. Hesap etmiyorlar münafığı halbuki münafığa çok iyi hazırlık yapılması lazım. Münafık Müslüman’ın bünyesi içinde oturmuş verem mikrobu gibidir yani çok aşağılık mahluktur, böyle cemiyet mikrobudur, çok çok karaktersizdir. Ama çok kusursuz bir maske takar, çok masum, efendi gösterir,  dindar gösterir, kibar saygılı gösterir ve Müslümanlar arasında çok rahat yaşar. Onu vücudun savunma sistemi anlamaz yani mikrop cinsleri oluyor ya vücut bazen o mikrop tarafından aldatılıyor yani dost hücre gibi gösteriyor kendini, dost bir varlık gibi gösteriyor. Savunma hücresi onu fark edemiyor. Yabancı gibi göstermiyor kendini yani hücrenin yabancılamayacağı şekilde oluyor. Ben dost cisimim, dost hücreyim havasında oluyor ve vücut da ona dokunmuyor. Dolayısıyla o da o arada gelişmiş oluyor. İşte münafık da böyle bakteri gibidir. Vücut savunma sistemi onu tanımazsa o gittikçe gelişir. Onun için bu alçaklara karşı çok çok dikkatli olmak lazım yani ikinci sınıf bir konu değildir münafık, birinci sınıf konudur. Müminlerin mutluluğu için münafıkların tespiti, aman verilmemesi çok hayati bir konu.

 

MÜSLÜMANLAR TOPLANIP, KURAN OKURKEN DE MÜNAFIK SİSTEMİNİ KURMAYA DEVAM EDER

Müslümanlar mesela toplanıyorlar yüksek sesle Kuran okuyorlar, zikir yapıyorlar o arada münafık sistemini kurmaya devam ediyor. Münafığın en önemi silahı arsızlığı, hayasızlığı, yüzsüzlüğü, kaşarlığı, kulağı kesik olmasıdır yani Kuran’da kulağı kesiklikten tabir kaşar olmak, çok haysiyetsizdir yani yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder. Tam cemiyet mikrobudur böyle köprü altı sapığı gibi yani çok çok karaktersizdir. Sinsidir ama çok masum temiz böyle çok kaliteli bir insan görüntüsü verebilir, bukalemun gibi her şekle girebilir. İstese mesela azılı çakal görüntüsü de verebilir ama çok hanım, çok terbiyeli, çok saygın bir insan görüntüsü de verebilir. Mesela hırsız yakalanıyor görüyorsunuz televizyonda akıl almaz arsız oluyor, yok diyor mesela hırsızlık yapmadığını söylüyor, ben oradan geçiyordum falan diyor çok görmüşsünüzdür. Hatta derler “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” derler. Hırsızlık yapıyor; asıl o benim malımı mülkümü aldı diyor, evin içine giriyor torbayla yakalanıyor kaçırırken malları, bu mallar benimdi diyor bunlardan çalmaya kalktı diyor almaya kalktı diyor ev sahibine. Akıl almaz hayasız olur ve kaşardır yani utanmaz. Adilikleri ortaya çıktıkça adilik yapmaya yine devam eder münafık. Müslüman bir hata yaptığında yerin dibine girer, hiçbir şekilde yapmaz değil mi? Münafık akıl almaz hayasızdır yani yüzünde böyle eşek oynamıştır, hiç utanmaz yine arsızlığını, eylemlerini, üçkağıtçılıklarını devam ettirir. Artık alenen kaçamayacak hale gelirse o ayrı mesele ama yani vazgeçme diye bir şey olmaz münafıkta. Onun için Müslümanların büyük bölümüne ben bakıyorum toplanıyorlar zikir okuyorlar sohbet ediyorlar falan ama münafık tehlikesine hiç dikkat çekmiyorlar. Halbuki burunlarının dibinde oluyor münafık, onları sarıyor, haklarında bilgiyi her yere gönderiyor yani hangi derin devlet varsa o devirde onlarla işbirliği halinde oluyor. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında Sasaniler ve Roma vardı, münafıklar hep onlara rapor ediyorlardı Resulullah (sav)’ı, Roma devletine ve Sasanilere. Resulullah (sav) onun için çok dikkatli davranıyordu, münafıklarla hiç böyle bir çatışmaya girmedi bela olmasınlar diye. Yoksa üç yüzün üstünde münafık vardı çok özenli davrandı.

 

AHİR ZAMANIN MÜNAFIKLARI EN AŞAĞILIK OLANLARIDIR VE GÜNÜMÜZDEKİ MÜNAFIKLAR DÜNYA DERİN DEVLETLERİYLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEDİR

Münafıkların sinsi yöntemlerinin asrımızda nasıl olabileceği çok önemli. Resulullah (sav) döneminde vardı münafıklar diye anlatıyorlar, onlar zannediyor ki Resulullah (sav) zamanında bir avuç adam vardı böyle gudubet tipler o devirdeydi, konu bitti zannediyor. Halbuki ahir zaman münafıkları en eşşed, en azgın olanları, en aşağılık olanları ve dünya derin devletiyle iş birliği yapıyor. Şu an dünya derin devletinin elinde atom bombası da var, yüz binlerce askeri var, milyonlarca askeri var, adamları var, casusları var. Asrımızın münafıklarının gücünü ve imkanlarını bir kere Müslümanlara iyi tanıtmak lazım. Mesela Darwinizm dini hiçbir deccalın elinde olan din değildi yani dinsizlik dini olarak hiçbir deccalın böyle bir imkanı yoktu. Firavun’un falan vardı inkar ediyordu ama böyle organize bilimsel görünümlü inkar ilk defa yani dünyanın on bin yıl, on binlerce yıllık tarihi içerisinde ilk defa oldu. Böyle bütün dünyayı kaplayan bilimsel görünümlü dinsizlik dini ilk defa oluyor ve üniversiteler, hocalar, profesörler mesela milyonlarca öğretmen, yüz binlerce profesör doçent, yüz binlerce okul, milyonlarca gazete, dergi, haber ajansı, radyo gece gündüz deccaliyetin dini olan Darwinizm’i anlatıyor. Deccaliyetin büyüklüğünü bir kere insanlara iyi anlatmak lazım yani çapını, o yüzden münafıkların deccaliyetin mutlaka galip olacağına dair inançları oluyor.  İşte, sonsuza kadar birlikte olacağız, 20 yıl sonra 30 yıl sonra beraber olacağız demelerinin nedeni bu, inanmıyorlar ama deccaliyet şeytanla işbirliği yapan bir sistem olduğu için, şeytanın aklını kullandığı için, şeytanın aklı da çok zayıf olduğu için, hilesi zayıf olduğu için çok rahat tepelenen bir sistem. Mesela bak bir İngiliz derin devletine ben ısrarla dikkat çektim şu an adamların telaşını görüyorsunuz ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler, tam bir telaş içindeler, peş peşe açıklamalar. Mesela bak MI6 150 yıllık tarihinde yani İngiliz gizli servisi hiç açıklama yapmamıştı ilk defa açıklama yaptı yani köşeye sıkıştığı için. Rusya’nın tarihinde İngiliz derin devletine karşı açıklama hiç yoktu peş peşe açıklamalar gelmeye başladı. Bak bugün de Tayyip Hocam İngiltere’ye dikkat çekti. Yani dolayısıyla İngiliz derin devletine dikkat çekmiş oldu ilk defa, arkası gelecek bunun tabii. İnşaAllah göreceksiniz.

Münafıkların ahir zamandaki en büyük en önemli silahı televizyon, radyo ve internet. Film sektörü özellikle, deccaliyetin ağırlıklı kontrolünde büyük bir bölümü. Mesela filmlerde bakıyorsun yani tabii onun bir kısmı yönlendirmeyle, İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle yapıyor ama adam onların onu neye yönlendirdiğini ve neden yönlendirdiğini bilmiyor. Mesela hep böyle Allah gibi olan insanlar filmlerde işleniyor, kaderi durdurabilen, insanı öldüren dirilten, insan yaratabilen, duvarlardan geçen yani insanlığın üstünde varlıklar yani ilah varlıklar imajını vermeye çalışıyorlar yoğun olarak. Birçok genç kız delikanlı da bunlara özeniyor yani ilah olmak istiyorlar, bilinçaltlarında çaktırmadan bu politika izleniyor. Yoğun olarak Allahsızlık propagandası yapılıyor yine büyük televizyon kanallarında geceli gündüzlü her lafın arasına evrim, işte evrimleşme sürecinde şu oldu, evrimleşme sürecinde böyle oldu, böylece Allah’ın inkarı için onlara zemin hazırlıyorlar. Dindarların da kabul etmesini sağlamışlar Müslümanların, Müslümanların da büyük bir bölümü Darwinist olmuş durumda. Gidin ilahiyat fakültelerine, Diyanet’e gidin hep Darwinistler hepsi kabul ediyorlar büyük bir bölümü. Bir tek bizle baş edemediler, bak ufacık bir grupla, çok küçük arkadaş grubuyla Türkiye’de Darwinistlere diz çöktürdük. Dün onların konferansı vardı içler acısı, hiç kimse yok üç-beş kişi gelmiş kendileri söyleyip kendileri dinliyorlar, adamların uykusu geliyor, çay içiyor falan etrafa bakıyor esniyor, acayip sıkılmışlar. Çünkü hurafe dinlemek acayip bunaltıcı, geçen sefer de öyle olmuştu. Bunlara pastalar kekler falan her şey getirmişler adam buna rağmen gelmiyor yani, hani obur olanlar belki gelir diye düşündüler herhalde, bazı kişilerden hani onları da kazanırız diye düşündüler herhalde ama onlar bile gelmemişler. Hiç kimse muhatap olmuyor bak yerle bir oldular. Hiçbir profesör artık açıkça Darwinizm’i savunamıyor, ufacık bir grupla oldu bu.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK GÖSTERİŞE VE ZENGİNLİĞE ÇOK MERAKLIDIR. ÇOK YALANCI OLDUĞU İÇİN ZENGİN OLMADIĞI HALDE KENDİSİNİ ÇOK ZENGİN GÖSTERMEYE ÇALIŞIR

Münafıklar mal, mülk ve servetle övünmek isterler. Tekasür Suresi, 1’de Allah, “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'” diyor. Manyak gibi oldu. Bakın, “kendinizden geçirdi” diyor. "Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü." (Tekasur Suresi, 2) Münafığın en üstünde durduğu şey, malla övünmektir. Hatta peygamberlere bile “niye malı yok?” falan diyorlar biliyorsunuz.

Furkan Suresi, 7 ve 8, şeytandan Allah’a sığınırım “…kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Onun için münafığın malı olmasa da atar. “Gemilerim var, evlerim var. Gemi hibe ettim şuraya. Şuraya apartman hibe ettim. Dört yüz bin koyun verdim kestirdim. Helal olsun yesin içsinler”, atar. Münafığın acayip bir atma gücü vardır. Müthiş yalan söyler. Onun bir belirgin vasfıdır bu. Belirlenmesini sağlayan bir vasıftır. Gece gündüz yalan zaten onun özelliği olarak Kuran’da belirtiliyor. Dolandıracağı adama kendini zengin gösterir münafık, dolandıracaklarına. Fakir fukarayla zaten münafık muhatap olmaz. Fakir fukarayı ezmeye çalışır münafık. Bilgisiyle, kültürüyle, zenginliğiyle falan ezmeye çalışır kendi kafasınca. Ondan hayvani bir domuz gibi şeytani bir zevk alır. Ama zenginleri dolandırmak; zaten önce Müslümanları dolandırmaya çalışır. Müslümanları dolandıramayınca küfrü dolandırmaya kalkar. Onlardan zenginlerin arasına dalar. Resulullah (sav) zamanında münafıklar Resulullah (sav)’ın yanında kalıyor. Sonra bedevi Arapların arasına dalıyorlar. Onları dolandırmaya çalışıyorlar. Sonra da adamı döve döve öldürüyorlar bir tanesini. Dolandırmaya kalkan sahtekarı. Dolandırırken en meşhur taktikleri kendilerini zengin göstermektir münafıkların. İşte aslı yok yaylasında yüz bin koyunum var. Everest tepesi komple bana ait. Manyaktırlar. Acayip atarlar.

Tevbe Suresi, 75’te “Onlardan kimi de: "Andolsun,” bakın bir de yemin ediyorlar “eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir.” (Tevbe Suresi, 75) “Allah bol para versin” diyorlar sonra da kuduruyorlar. Mesela Resulullah (sav) zamanında da var öyle. “Ya Resulullah” diyor “Ben sürekli senin yanındayım. Sürekli sana yardım ediyorum. Ama bir dua etsen de on-on beş tane koyunum olsa. Onlardan da para kazanır İslam’a hizmet ederim” diyor. Resulullah (sav) dua ediyor hakikaten Cenab-ı Allah ona koyunlar veriyor. On beş değil daha fazla veriyor. Onlarla ilgilenmeye başlıyor. Sonra haftada bir gün gelmemeye başlıyor. Resulullah (sav)’ın yanına. Koyunların sayısı artıyor. İki gün gelmiyor, üç gün gelmiyor. Sonra haftanın yedi günü gelmemeye başlıyor. Resulullah (sav) o malın ona fitne olacağını başında söylüyor. “Bak” diyor “bu halin iyi bununla şükret Allah’a. Fazla mal içerisine girersen, fazla mal hırsına girersen dünyanı da, ahiretini de kaybedersin” diyor. Adam dinlemiyor. “Yok, hiçbir şey olmaz” diyor. “Sen bana dua et Resulullah, çok iyi olacak” diyor. Sonra hiç gelmiyor Resulullah (sav)’ın yanına. Mala dalıyor. Münafığın işte deliliğinin bir yönü de budur. Mal buldu mu kudurur, azar. Yoksa da hayali mallara sahiptir münafık. Tırları, gemileri, apartmanları. Önüne gelene de hayır yaptığını söyler. Şunlara şunu verdim. Yüz bin ağaç gerekiyordu onlara, ormanlık bölgeyi olduğu gibi verdim falan. Müthiş atma kabiliyeti vardır. Marmara Denizi’ni bile parselleyip satar kendi kafasına göre. Çok çok deli olur münafık. Yalanları manyaklık üstü bir nitelik gösterir.

Fakat münafığın en çok üstüne durduğu; Müslümanları dolandırmayı çok önemli görür. Ne hikmettir, Allah’ın hikmeti. Mesela halbuki küfür daha kalabalık, daha güçlü, zenginliği de daha çoktur. Hayvani bir içgüdüyle domuz gibi o Müslümanlara kafayı takar. Müslümanların malını, mülkünü elde etmeye çalışır. Onları dolandırmaya çalışır. Onların vaktini almaya çalışır. Faaliyetlerini durdurmaya çalışır. Hayret edecek şekilde şeytani bir güce sahiptir münafık.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (22 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIKLAR HAKKINDA AÇIKLAMALAR

Münafıklar kendi aralarında konuşmalarında -derin devlet üslubunda da bu vardır- sonsuz sadakatten bahsederler. Ama Allah’a inanmazlar. Bunu inandırıcı bulmadıkları için 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık zaman birimleri veriyorlar. “10 yıl da olsa seninle yine aynı dostluğum devam eder, 20 yıl da olsa, 30 yıl da olsa devam eder” diyor. Sonsuzluk inandıkları bir şey değil ama öyle bir felsefi inanç gibi onu da söylüyorlar. Yani “sonsuz sadık olacağım” diyor. Mesela “Birleşik Krallık’a sonsuza kadar sadık olacağım” diyor. Nereye sonsuza kadar oluyorsun zaten ölüp-gideceksin. Ahirete gidiyorsun cehennemin dibine gideceksin, inşaAllah. Birleşik Krallık’ın da kalmayacak, anan deden de kalmayacak kimse kalmayacak yani.

Münafık ısrarlı olarak hayret edecek şekilde psikopattır. Yani çok sık rastlarsınız. Asi, dengesiz, kontrol edilemez ve manyaktır yani baş belasıdır. Çok fazla rastlanır, ailelerde de buna rastlanır mesela baş belasıdır. Böyle züppedir, kontrol edilemez evden kaçar, gider fuhuş yapar, kepazelik yapar, uyuşturucu kullanır gelir. Hem Allah’tan dinden bahseder hem de manyaktır yani kesintisiz baş belasıdır. Münafıkların özeliği budur ama derece derece çeşit çeşittir.

Cenab-ı Allah Peygamberimiz (sav)’a biliyorsunuz Kuran’da “Bundan sonra kadınlarla nikahla evlenmen sana yasak” diyor Allah. Nikahla evlenme niye yasaklanıyor, bu bilinmeyen bir konu. Çünkü münafık kadınlar Peygamberimiz (sav)’le evlenmek istiyordu o dönemde Peygamberimiz (sav)’e eziyet vermek için hem de ayrılırken de yüksek tazminat alabilmek için. Mesela ayrıldığında 1000 altın istiyor farz edelim tazminat olarak sırf zora sokmak için. Hem de Peygamberimiz (sav)’i haşa kendince mahcup edecek, ayrılmış olacak. Diyor ya Peygamberimiz (sav) ayette “Eğer ayrılmak istiyorsanız sizi güzel bir salıverme tarzıyla salayım.” Güzelden kastı para vererek, iyilik yaparak, güzel konuşarak, mal-mülk vererek. Olayı anlayınca o münafık kadınlar konuyu anlayınca, yani bunu yapabileceklerini anlayınca bu sefer Peygamberimiz (sav)’den yüksek ve yüklü tazminat alabilmek için yani bol para alabilmek için bu yola girdiler. Allah sonra yasakladı biliyorsunuz. “Bundan sonra nikah sana yasak” dedi. Onun için münafıkların da bir yöntemidir bu, mesela paralı birini bulur gider evlenir sonra ondan yüksek miktarda para koparmayı amaçlar. Yani nafaka adı altında onu soyar, soymak ister. Mesela evlenirken bile boşandığında ondan ne kadar para kazanacağını düşünür. Halbuki evlenme amacı, ondan nafaka yoluyla yüksek miktarda para almaktır. Adam da zannediyor normal evlenecek. Halbuki münafıkların evliliklerinde amaç o kişiyi soymaktır, soygun amacıyla, hırsızlık amacıyla evlenir. Yani malını gasp etmek için evlenir. Ve onun da hesabını yapar zaten. Ayette diyor ya “gizlice dostlar edinmemişler olarak” diyor. Münafıklar hep gizlice dostlar edinirler, münafık kadınlar gizlice dostlar edinirler Kuran ona işaret ediyor işte. Sonra da alacağı tazminatın hesabını yapar münafık kadınlar. Yani adamı nasıl soyacak, yeni bir maceraya nasıl gidecek? Yeni macerada da yine o adamı da soyar. O tazminatı parasını yiyeceğini zanneden adamı yine aynı yöntemlerle daha da kapsamlı soyar. Peygamberimiz (sav)’e de kötülük yapmaması için kadınların Cenab-ı Allah yasakladı nikahla evlenmesini. Ama kendini hibe etmek isteyen varsa dedi Cenab-ı Allah yahut işte yeminle kendini bağlayan kadınlar o ayrı. Yani ‘mülki yemin’ yani yeminle gelen, yeminle oluşmuş söz vererek oluşmuş ömür boyu ona ait olacağına dair hüküm.

Münafıkta kesintisiz bir iç sıkıntısı vardır. Ayette diyor ya “Onların gezip-dolaşması seni aldatmasın.” Şimdi sen zannediyorsun ki keyfinden zannediyorsun ama o sıkıntıdandır. Sürekli yer değiştirir münafık. Mesela oradan oraya geçer, oradan oraya geçer, oradan oraya geçer yani sıkıntı da onu kovalar o da sıkıntıdan kaçmaya çalışır. Halbuki sıkıntı onun sırtındadır. Kalbinin içini yakan bir ateş olarak içine girmiştir. “Ayaklarından kalbine doğru” Kuran’da geçiyor ya “ayaklarından kalbine tırmanan bir ateş, sıkıntı ateşi. O nereye kaçsa o sıkıntı onu kovalar. Gören de onu geziyor zanneder. Der “Adam bir oraya gidiyor bir buraya gidiyor.” Bakın münafıklara dikkat edin kesintisiz deli gibi gezerler. Normal insan gezebilir ayrı da münafığın gezmesi açısından diyorum. O sıkıntıyı geride bırakmak için yapar onu ama sıkıntı onu bırakmaz. Onu akıl edemez. Allah, nereye giderse onu boğar, nereye gitse o sıkıntıyı yaşar. Hatta ayette diyor ya Cenab-ı Allah “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti.” Kemiklerini sıkan bir azap bu. Bak “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti ve onları azapla sıkıyordu” diyor “acı çekiyorlardı” diyor. İşte bu acıdan bu azaptan kurtulmak için sürekli gezer münafıklar bir oraya bir buraya, çok huysuzdur.

Münafık çok acelecidir, yine bu sıkıntıdan kaynaklanır. Mesela yemek gelecekse “çok acele gelsin” der. Mesela ayakkabısı gelecekse “hemen gelsin” der. Sıkıntının şiddetindendir. “İnsan aceleden yaratıldı” diyor ya Allah ayette, mümin sabırlı işte o aceleye karşı müminde sabır var. Münafıkta sabır olmadığı için münafık çok acı çeker. Mesela farz edelim seyahate çıkacak başka bir ülkeye gidecek hemen gitmek ister. Yani bir zemin hazırlamak bir şey yapmak istemez. Delicedir hareketleri. Mesela hemen uyumak ister ama uyuyamaz telaşından da. Yani münafığın öyle bir deli dünyası vardır. İnsanlar şaşırır onun aceleciliğine. Hemen şu olsun hemen bu olsun, hemen şu olsun hemen bu olsun. Kuran’da bu husus işte “insan aceleden yaratılmıştır” ayetinde belirtiliyor.

Bir de doyumsuzdur münafık. Hani diyor ya Allah ayette “sürekli artırmamı ister” diyor ayette biliyorsunuz “sürekli artırmamı ister.” Sürekli artırmayı ister. Mesela bir gün şunu ister, bir gün bunu ister bir türlü rahatlamaz. Yine o sıkıntısıyla bağlantıdır. Yani yer değiştirme hissinin bir başka şeklidir o.

Münafık çok pis olur. Kuran’da işte onun için Cenab-ı Allah “onlar ancak bir pisliktir” diyor. Pis olarak mescitlere geliyorlar, leş gibi böyle üstleriyle başlarıyla domuz gibi Müslümanların evine dalıyorlar. Onu önlemek için Cenab-ı Allah diyor ki “mescitlere geldiğinizde ziynetlerinizi takının” Yani temiz elbiselerinizi, güzel elbiselerinizi giyinin. Yani o pis üstünüzle, kirli üstünüzle gelmeyin. Mescitler yani Müslümanların evleri. Münafık öyle mesela ahırda at temizliyor bilmem ne yapıyor, o pis haliyle gelip Müslümanların tertemiz evine girip orayı burayı elleyerek, dokunarak, yatarak ahlaksızca ve alçakça kirletiyor. Münafığın bir vasfıdır bu. Ve bundan şeytani bir zevk alır Müslümanın evini kirletmekten. Yani bir ahlaksızlık çeşidi ya, yaptığı her türlü pislikten şeytani zevk alır münafık. Ama nasıl bir zevk biliyor musunuz? Kendini sıkan bir zevk, içini sıkar. Buna zevk denmez de ama Allah ona mesela “şölen vardır ahirette” diyor “cehennemde bir şölen vardır.” Yani ızdırap şöleni bunlar için o, yani acı şöleni şeklinde oluyor.

Resulullah (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah, “elbiseni temizle, pislikten kaçın.” O etrafındakilere duyurmak için söylediği bir söz. Hem Resulullah (sav)’e de bir uyarı. Ama Resulullah (sav) zaten çok temiz bir insan. Ama etrafına onu söylemesi için ve bu konuda titiz olması için Allah ona o hükmü indiriyor. “Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” [Müddessir Suresi, 4-5] Ne diyor o zaman Resulullah (sav), “herkes elbisesini temizlesin” diyor. Kendinden örnek göstererek onların temizliğini sağlamış oluyor. Mesela “pislikten kaçının” diyor. Kendi kaçınacağı için, Cenab-ı Allah Resulullah (sav)’in vesilesiyle onları terbiye etmiş oluyor. Sözü ona söylüyor o da etrafına söylemiş oluyor. Bu da vahiyle terbiyenin bir yönü. Mesela sen çok sevdiğin birine dersin ki “bak burada merdiven çok yüksek düşebilirsin, dikkati ol” dersin. Ama arkasında 10 kişi vardır, yansıtmalı açıklamadır bu, değil mi? Sen onu yüksek sesle söylediğinde ona söylediğinde, o tabii hemen dikkat ederim der ama herkes anlar. Resulullah (sav) de işte “elbiseni temiz tut, pislikten kaçın” denince ayeti söylüyor “ben pislikten kaçınacağım elbisemi de temiz tutacağım.” Ne yapar bunu duyan Müslüman? Hepsi elbisesini temiz tutuyor. Hepsi pislikten kaçınmış oluyor. Yoksa haşa Hazreti Resulullah (sav) pisti de temizleniyor yahut elbisesi üstü başı kirli geziyordu anlamında değil bu. Bu hüküm bildirmek için, “eğer böyle bir şey olursa buna dikkat et” anlamında ama etrafındakileri asıl uyaran bir ayet.

Bir de münafık muhalefettir, sürekli her şeye karşı çıkar. Mesela beyaz dersin siyah der, siyah dersen beyaz der. Münafıkta bu hastalıktır. Mesela “Hak” diyor peygamber, o “batıl” der. Peygamberimiz (sav) “savaşa çıkalım” diyor “hayır sıcak havada çıkılmaz” diyor. “Hadi İslam’ı tebliğe çıkalım” diyor “becerebilseydim gelirdim” diyor. Sürekli muhalefet, münafığın özelliğidir bu. Yani münafığı anlamak istiyorsanız buradan da çok rahat anlayabilirsiniz.

Bir de münafığı sosyal medya hesaplarından anlamak artık çok kolaylaştı. Yani sosyal medya hesabına baktın mı onun psikolojisini, ruh halini, kafasındaki bozuklukları, iman zafiyetini, dengesizliğini, Allah’tan uzaklığını, münafık karakterini, Allah’a olan öfkesini, küfre olan yakınlığını, münafıklara olan yakınlığını, yalakalığını, haysiyetsizliğini, pisliğini, ahlaksızlığını her şeyini anlamak mümkündür. Ama çok dikkatli incelemek lazım. Dikkatlice incelenirse böyle basiret feraset gözüyle iman nuruyla bakılırsa görülür. İman nuruyla hepsini anlamak mümkün. İşte Instagram’da olabilir, Facebook’unda hepsinden çıkarabilir Müslümanlar.

Mesela münafık sanatla pislik yapmaya kalkar. Böyle homoseksüelliği çağrıştıran resimler kullanır. Mesela Allahsız kitapların propagandasını yapar, Allahsız dinsiz kitapların. Mesela bakarsın elinde dinsizliği anlatan bir kitap onunla resim çektirmiş. Mesela kütüphanesine bakarsın hep Allahsız dinsiz imansız insanlar. Ama kendisi Müslüman olduğunu söylüyor. Adam ateistse o ayrı mesele. Ateistse açık açık söylüyor zaten, ateist olduğunu söylüyor. Mesela dinsizse yahut küfür içindeyse açık açık söylüyor. Ama Münafık Müslüman olduğunu iddia ediyor bakın çok önemli bu. Fakat kütüphanesinde hep Allahsız, imansız, Kitapsız insanların kitaplarını bulundurur. Müslüman kitabı bulundurmaz münafık. Bulundursa da usulen bulundurur çok sıkılır. Müslüman kitabı bulundurmak onun için bir züldür, onu küçük düşürücü bulur. Küfür kitaplarından onur bulacağını zanneder. Böyle kafirlerin kitaplarıyla resim çektirir. Ateistlerin kitaplarıyla resim çektirir. Okuduğundan da değil sırf züppelik olsun ahlaksızlığından, yani propaganda yapmak için, onlara yalakalık yapmak, onlarla bağlantı kurmak için yapar bu alçaklığını.

Araf Suresi, 82’de münafıkların bir üslubuna Cenab-ı Allah dikkat çekmiş. Araf Suresi, 82 şeytandan Allah’a sığınırım. “Kavminin cevabı” yani münafıkların cevabı. “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!” Müslümanların temiz olması münafıklar alaycı dille değerlendirirler yani alay ederler. Onlar mesela pis ayaklarıyla Müslümanların yataklarına çıkar, temiz havluların üstüne çıkar, temiz yaygılarının üstüne çıkar. Leş gibi mesela kirli, yorgun, terli bedenleriyle Müslümanların yataklarını, yorganlarını, havlularını batırırlar. Domuz sürüsü gibidir münafık. Çok pis bir mahluktur. Müslümanlar da sakınınca onlara şaşırtıcı geliyor “Bunlar çokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyorlar. Homoseksüelliğe karşı oluyor Müslümanlar, “Oo” diyorlar “bunlar çokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyor. Yani hayret edici bulurlar pislikten kaçınmasını Müslümanların.

 

MÜNAFIKLAR VE DERİN DEVLETLER HEP ZANLA HAREKET EDER BU YÜZDEN DE DÜNYAYI HERCÜ MERC İÇİNDE BIRAKIRLAR

“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (Hucurat Suresi, 12) “Hadis nedir?” soruyoruz zandır diyor zan. Hadisin açıklaması yani ilmi açıklaması hadis nedir diye bakın hadis ilminde; zan. Allah’a zanna uymayın diyor ayette. Ahkam yani Allah’ın emirleri açık sarih hükümleri zanla olmaz. Allah’ın muhkem ayetleriyle olur muhkem ayet gerekir. Namaz kılın, oruç tutun, zekat verin açık açık söylüyor Allah. Zan değil bunlar. Ama sen hadisle zanla hareket edersen harama girersin. Zanla Allah’ın hükmü olmaz. Mesela Darwinizm zandır. Tesadüfen olduk herhalde diyor. Tesadüfen hücre oldu herhalde diyor. Protein herhalde tesadüfen oldu diyor. Tesadüfen meyveler oldu ağaçlar oldu insanlar oldu diyor.

Herhalde uzaydan geldi diyor. Hep zan. Yani küfrün münafıkların kullandığı sistem zandır. Bilgisi olmayanların da kullandığı sistem yine zandır. Gelenekçi Müslümanların kullandığı da yine zandır.

“Ayette, “Allah’ın kendisiyle ilgili kesin bir delil indirmediği şeyi Allah’a şirk koştular” (Necm Suresi 23) diye geçiyor.”

Bak Allah’ın kesin hükmü gerektiğini Allah ayette söylüyor görüyorsunuz, kesin hüküm gerekir, muhkem ayet gerekir. “O zaman” diyor “Kuran’da yok” diyor. Allah Allah “Ne yapacağız?” diyor. Yoksa yok işte tamam, demek ki Allah’ın hükmü yok. “Olur mu ya?” diyor. “Var” diyor. Kardeşim senin atanın dininde var, Allah’ın Kitabı’nda yoksa yoktur. “Nasıl olacak ki o?” Diyor. Nasıl olacak, yoksa yok bu kadar açık. “Kuran’da rastlayamıyoruz” diyor. Uydurmuşsun işte Allah’ın hükmüne hüküm katmışsın.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top