Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (24 Ekim 2016; 20:00)

 

MÜNAFIKLAR ÇOCUKLAR İÇİN DE BÜYÜK FELAKETE DÖNÜŞÜYOR. YETİMLERE ÖKSÜZLERE BELA OLUYORLAR VE BU ÇOCUKLARA ZULMEDİYORLAR

Münafığı yetişkin insanlar için tehlike olarak anlatıyoruz ama çocuklar için çok büyük bir tehlikedir münafık. Öksüz, yetimler ve küçük çocuklar için tehlikedir münafık, çünkü onların savunması yok. Yetişkin, münafığa karşı kendini koruyabilir, topluluk da koruyabilir ama çocuk koruyamaz. Onun için münafıkların kendi aralarındaki çatışmalarının da Allah çok şiddetli olduğunu söylüyor. Yani köpek gibi kapışırlar kendi aralarında münafıklar çok azgındırlar, çok alçaktırlar. Özellikle çocukların korunması konusunu çok iyi gündeme getirelim. Mesela münafık bir erkek düşünelim, bir kadın ama aklı zayıf, iki tane de çocuğu var yahut dört tane çocuğu var, diyor ki “eşinden boşan ben seni alayım” diyor “çocuklarına da bakarım” diyor. Bu mesela çok tehlikeli bir hareket. Kadın da ona kanıyor boşanıyor. Zaten münafıkların özelliğidir bu, insanların mevcut sistemlerini bozmak, rahatını, iyiliğini, güzelliğini dağıtmak. Boşatıyor, diyor ki “çocuklara ben bakarım” diyor. Sonra çocuklar için o insan çok büyük bir belaya dönüşüyor, büyük bir felakete dönüşüyor. Çocukları dövüyor sövüyor, Allah vermesin ırzına geçmeye çalışıyor her türlü adilik yapıyor. Aynı şekilde kadın münafıkta da çok büyük tehlike vardır. Mesela adama diyor ki “senin çocukların var” diyor “boşan.” Kendisiyle evlenmesini söylüyor. Çocuklara bakacağını söylüyor. Çocuklar için akıl almaz bir felaket olur bu yani münafık bir kadın, tam anlamıyla bela. Her türlü rezilliği yapar. Yani çocukları maddi manevi felaket tahrip eder, büyük bir beladır. Ve çocuklar da münafıklara karşı savunmasız oluyor. En büyük risk çocuklar içindir. Onun için münafık saldırısında çocukların korunması baş konu. Çok ihtiyatlı olmak lazım. Çünkü, mesela münafık erkek diyor ki -kadın münafık tıynetli- işte “sen harcanıyorsun, dehşetsin” efendim “Kleopatra gibisin” artık onu birilerine benzetiyor kendince. “Zeka küpüsün, dahisin, sen harcanırsın” işte “benim yanıma gel.” Bak, münafık yazışmalarına hep dikkat ederseniz yalnız kadınlar, hep yolun ağzında, kapının ağzında, “bir an önce gel” işte böyle kırmızı kan, kanlar içerisinden kadın geliyor falan. Dikkatinizi çekmiştir. Hep işte o tuzağın mantığı, o tuzağın üslubu, birçok yerde görmüşsünüzdür. Yüzlerce yerde vardır bu. Bunun sonucunda da münafık kadın münafık ahlaktaysa enaniyetinden yakalanabilir. Çünkü bak diyor ki “sen en üstünsün ve en akıllısın” ona bir milyar verse bu neticeyi almaz. Çünkü onun şeytani kancasından yakalıyor onu. Yani şeytani kancasına kancayı takıyor ve onu aldığıyla kaldırır. Çünkü münafık kadının en dayanamayacağı şey enaniyetidir. Enaniyetinin pohpohlanması “en büyüksün” denmesi. “En büyüksün” dendiğinde aklı gider. Münafık erkeğe de bir kadın “en büyüksün” işte “dehşetsin, böyle bir şey yok” falan dediğinde onun da aklı gider. Ve ona çok ucuza mal olur o, para vermesine gerek yok. Onun için münafık ucuza satılan bir domuz gibidir. Beslenmesi de çok kolaydır ve her türlü pislikte de kullanılır. Mesela İngiliz derin devleti münafık erkekleri ve münafık kadınları çok ucuza mal etmiştir. Bunların hiçbiri zengin falan olmamıştır hep sürünmüştür. Bunları sadece enaniyetini körükleyerek ayakta tutmuşlardır. Ama mesela ne yapıyor; devlet başkanıyla görüştürüyorlar münafığı. O onu akıl almaz heyecanlandırıyor. “Demek ki ben çok büyük bir adamım” diyor. Halbuki devlet başkanı dediği adam da o da homoseksüel oluyor farz edelim. Yani homoseksüel, cinayet işleyen, adam öldüren bir mahluk seni büyütse ne olur? Her tarafı büyük olsa ne olur onun? Seni ne kadar büyütürse büyütsün, o büyütmeye sen nasıl inanıyorsun? Tabii homoseksüelleri anlatırken onlar dövülsün, sövülsün, ezilsin, hakaret görsünler anlamında değil. Ne dövülsünler, ne sövülsünler, ne hakaret görsünler ama mevcut durum, Kuran’daki yapıları yani gerçek hal olduğu gibi anlatılması lazım, aktarılması lazım. Mesela Allah diyor ki “iğrenç bir pisliktir homoseksüellik” bu olduğu gibi aktarılması lazım. Bu hakaret değil, o iğrenç fiilin açıklaması. Çünkü Kuran böyle açıklıyor. Bu hakaret değil, burada var olan bir durumu açıklıyorsun. Yani burada dövme, sövme, öldürme talebi de yok. Öyle bir şey bile olsa asla kabul edilmez. Yapan birisi olsa bile böyle bir şeyi bu kabul edilmez.

Maun Suresi’nde, şeytandan Allah’a sığınırım, 1 ve 3. “Dini yalanlayanı gördün mü?” Münafığın özelliği. “İşte yetimi itip-kakan,” bak yetimin başına bela oluyor görüyor musun? Çocuğun başına bela olur münafık. “Ve itip-kakan” yani döver söver öldürebilir de her şeyi yapabilir. Irzını kirletebilir, sapıklık yapabilir her türlü ahlaksızlık yapabilir. “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Çünkü kendisi mala çok düşkün olduğu için kimseye mal vermek istemez münafık. Yani ondan et kopuyor gibidir. Aslında her şey canını yakar münafığın. Kuran okursun canını yakar, münafık alametlerinden bahsedersin canını yakar, malını verir canı yanar. Bir şeyi hırsla ister, onu yapamaz canı yanar. Münafıkta bitip-tükenmek bilmeyen sonsuz bir hırs vardır deli hırsı böyle. O ruhundaki homoseksüel ruh, hepsinde değil ama homoseksüellerin büyük bir bölümünde böyle çok çılgın, intihara da eğilimli, cinayete de eğilimli deli bir ruh vardır. Bilinir bu kitaplarda yazar, bütün psikiyatri kitaplarında falan yazar. Daha saldırgan, daha ne yapacağı belli olmayan bir ruh halindedir. Hepsi olmasa da büyük çoğunluğu öyledir. Bu vasıflarıyla şeytan tam bir homoseksüel kültürünü, mantığını bize ifade ediyor. Çünkü ilk homoseksüel zaten şeytandır. Kadın homoseksüel de olur, erkek homoseksüel de olur. Kadın homoseksüeller erkek homoseksüelleri çok desteklerler. Dikkat ederseniz hep onların ahbabı yarenidirler. Nerede homoseksüel varsa gider onları bulur homoseksüel kadınlar. Hep onları destekler mesela internete falan bakın onlarla iç içedirler. En büyük ahbapları onlardır. Hayrandırlar yani. Onlar da onları desteklerler. Kadını erkekleştirmek, erkeği kadınlaştırmak şeytanın bir yöntemidir. Bakın, İngiliz derin devletine baktığımızda kadınları erkekleştirdikleri, erkekleri de kadınlaştırdıklarını görüyoruz. Bütün İngiliz derin devleti mensubu kadınlar hep erkek gibiler. Aday olanlar da erkek gibi, onlara sempati duyanlar da yani İngiliz derin devletinin elemanlarına veyahut işte o homoseksüel kültüre hayranlık duyanlara baktığımızda erkek gibiler. Yani Darwinist, homoseksüel, Rumi kültürü destekleyenlere baktığımızda kadınlarda homoseksüel karakterini, erkekleşmiş karakteri görüyoruz.

O yüzden münafıklığı her yönüyle anlatacağız. Devlete yönelik şekliyle, halka yönelik şekliyle, çocuklara yönelik şekliyle her yönüyle anlatacağız. Dünyadaki en büyük tehlike münafıklıktır. Dinsizden insana zarar gelmez. Yani kafirden insana zarar gelmez. Kafir açıktır söyler, zaten bağıra bağıra söylüyor kafir olduğunu, kitap yazıyor adam gizlemiyor kendini. Ama münafık çok kahpe ve kalleş bir yapıdır, bayağı tehlikelidir. Ve Müslümanların içinde yaşamak ister yani Müslümanların bedenine musallat olan bir verem mikrobu gibidir. Mutlaka antibiyotikle tedavi edilmesi lazım. Bak başka yerde yaşayamıyor bu çok manidardır. Halbuki kafir olduğuna göre küfür içinde, küfrün içinde yaşaması gerekir, değil mi? Hayret edecek şekilde Müslümanların içinde yaşar münafık, bırakmaz Müslümanı. Ama münafık olmadan da Müslüman gelişmiyor. Ne cihat yapabiliyor, ne ufku açılır gerçek anlamda, ne de gerçek anlamda sevap kazanabilir. Mesela Resulullah (sav) zamanında münafıklar olmasa çok az sevap kazanılırdı çok çok az. Mesela Hz. Ali (kv)’nin velayet mertebesi, şehadet mertebesi münafıklar vesilesiyle olmuştur. Münafık olmadan derinlik olmuyor müminde. Bir atalet olur.

Mümin Suresi 56’da Cenab-ı Allah diyor ki: “Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın,” atıyor yani kafadan delil yok, Allah’tan bir delil gelmemiş “Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince;” münafıklar hep Kuran ayetiyle Kuran’a karşı mücadele eder münafıklar. Kuran ayetiyle Kuran’a karşı mücadele eder. Daha önce anlatmıştım. “…onların göğüslerinde” münafıkların göğüslerinde “kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur.” Yani Allah olmak isterler münafıklar. Çok büyük olduklarına inanırlar. “Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” Yani ‘münafığı ben yendim’ yanlış. Münafığı Allah yener mümini vesile eder. ‘Aklımla işte onu darmadağın ettim’ olmaz. Çünkü münafığı yaratan Allah senin aklını yaratan da Allah’tır. Münafığı senin eline veren de Allah’tır. Tevrat’ta var bak diyor ki: “Allah’ın onları senin eline vereceği, senin de onları darmadağın edeceğin vakit” diyor. “Ama senin eline Ben vereceğim” diyor Allah onları. Allah imkan veriyor ve akıl veriyor, onunla münafık darmadağın oluyor.

Münafıkların kelimelerle oynama yetenekleri çok yüksektir. Çok kahpedir münafık. Sen onunla konuştuğunda kelime sahtekarıdır, kelime dolandırıcısıdır münafık. Muazzam dolandırıcıdır. Klasik kelime sahtekarıdır. Sürekli kelimeleri yerlerinden oynatır. Bak ayette diyor ki Cenab-ı Allah, Maide Suresi 41: “Onlar, yalana kulak tutanlar,” yani yalana kapısı açık, yalan imalatçısı “sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar...” Yani İngiliz derin devletine -asrımız için diyorum- haber taşıyan kahpeler kalleşler. Bak “sana gelmeyen diğer topluluk adına” diğer topluluk, işte Müslümanlara düşman olan derin devlet. Ve onlar adına ajanlık yapmak, bak açıkça Kuran ajanlığını belirtiyor münafığın. Bu ajanlığı anlatan ayettir Maide Suresi 41. “Sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır.” İşte muhbir ve ajanları anlatan ayetler, Kuran ayeti bu. Yani asrımızın ajanlarına muhbirlerine de ve bütün asırların ajanlarına ve muhbirlerine bakıyor. “Onlar,” münafıklar “kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar,” bambaşka şekilde yorumluyor. “"Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler.” Yani taktik de yapıyorlar. Mesela şunu yaparlarsa şöyle yapın, bunu yaparlarsa böyle yapın yani münafık taktiği veriyor. Oyun oynar. “Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir.” Yani eğer münafık çöktüyse battıysa sen onu kurtaramazsın. “Dünyada onlar için bir aşağılanma,” Münafık tabii sürekli rezil edilir sürekli aşağılanır. Yalanı ortaya çıkar, sahtekarlığı ortaya çıkar, ajanlığı ortaya çıkar, itliği ortaya çıkar, aptallığı ortaya çıkar. Allah “dünyada onlar için bir aşağılanma ahirette onlar için büyük bir azap vardır” diyor. Yani o azgın ruhuyla sürekli cehennemin en derin tabakasında.

“Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor.” [Nisa Suresi, 81]

Evet. Onların özelliği özellikle görülmeyen yerler karanlıklarda pislik yapmak yani yalnızken. Ama şu anki teknoloji tabii münafıklar için muazzam imkan sunuyor. Onun için en azılı münafıklar da bu yüzyılda çıkıyor. Çünkü münafığın ve Müslümanın kullanacağı imkanlar en yüksek düzeyde şu an. Mesela münafık internetten, telefondan münafık eyleminin çok rahat yapabilecek güçte. Eski dönemlere göre şu an çok kolay.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (22 Ekim 2016; 20:00)

 

MÜNAFIK ÇOK ARSIZ VE HAYSİYETSİZDİR, UTANMA HİSSİ YOKTUR. AHLAKSIZLIĞINA RAĞMEN ALLAH ADINA YEMİN EDER, KURAN'LA HAREKET EDİYOR GÖRÜNÜR

“Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik; (Kalem Suresi, 10-13)”

Münafığı Cenab-ı Allah Kuran’da nasıl tarif ediyor. Züppe, çakal, böyle karaktersiz, “yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder” denir ya. Kulağı kesik; kaşar demek, hayasız yani haysiyetsiz, utanma hissi olmayan, cibilliyetsiz anlamında. Ve bak dikkat edin Allah adına yemin ediyor. Münafığın bir özelliği de Kuran ayetleriyle hareket etmesidir. Yani Müslümanı kendi Kitap’ıyla kendince vurmak ister. Mesela bir alçaklık yaptı mı yakalarsan iftira ayetini söyler. Mesela yaptığı bir pisliği ortadan kaldırırsan israf ayetini söyler. Bir pislik yapmış belli, yani Müslümanlara zarar verecek bir yapı geliştirmiş, oradan Müslümanlara tahribat oluşturmak için faaliyet yapıyor. Müslüman da onu kanunla hukukla etkisiz hale getiriyor düşünelim. O tahribatı, mesela Dırar Mescidi’nin yıkılmasını Kuran ayetiyle çelişkili olarak söylüyor münafıklar. “Allah’ın mescitlerinin tamir edilmesinden bahsediyor, mescitlerin yapılmasını söylüyor” diyor “siz burada mescit yıkıyorsunuz” diyor Müslümanlara. Halbuki orası şeytanın kalesi olmuş mescit değil ki orası. Şeytanın kalesi ayrı mescit ayrı. Ve inanmadığı halde bak kahpelik yapıyor sırf ahlaksızlık olsun.

Mesela o 300 münafık ayrılar, Müslümanlar bunları uyarıyor. Münafık, “Sizinle ahirette hesaplaşacağız” diyor. Yine kendinden emin. Kahpelik yapıyorsun, Peygambere isyan ediyorsun, Allah’ın hükmünü haşa tamamen reddediyorsun, ahirette ne konuşacaksın? Belli ki belanın içindesin yani.

Peygamberimiz (sav) duruma göre dağıtım yapıyor. Mesela adamın fazla malı oluyor ona az veriyor. Öbürünün çok az oluyor ona fazla veriyor, “sen adaletli davranmadın” diyorlar Resulullah (sav)’e. Ve ayet söylüyorlar “adaletle iş görün” ayetini söylüyor Peygamber (sav)’e. Ahmaklığına bak. Halbuki orada Allah emaneti ehline tevdi etmiş ve Resulullah (sav)’e uymaları zaten farz, kalbinde hiç burukluk duymaksızın Allah’ın hükmüne razı olması gerekiyor. O ayeti yok hükmünde görüyor münafık, adaletle iş görmeyle ilgili ayeti söylüyor Peygamber (sav)’e. Böyle kahpedir bunlar. Allah’ın hükmüne karşı olduğunu açıkça gördüğü halde orada sahtekarlık ve fitnekarlık yapıyor.

“Ayette bildirildiği gibi, 'alabildiğine ayıplayıp kötüleyerek', 'Müslümanlar arasında birbirleri hakkında haber taşıyarak', 'yalan söyleyerek', 'iftira atarak', 'konulara eklemeler-çıkarmalar yaparak', 'basit bir şeyi abartılı kelimelerle çarpıtarak' sinsice oyunlar oynar. Ancak münafık bazen de 'açıkça çirkeflik yaparak' Müslümanları birbirlerine düşürmeye çalışır. Alenen saldırganlaşarak, bağırıp çağırarak, öfkeyle, züppe ve küstah bir üslupla, 'bir Müslümanın sözde ne kadar kötü huylu, ne kadar art niyetli ve sahtekar olduğunu' anlatmaya başlar.”

Buradaki kişiliği görüyor musunuz? Kuran’da da bahsedildiği gibi, bu bir kısım homoseksüellerde görülen azgın deli bir ruh vardır insanlar sokakta görürler orada burada. Çok çirkef, saldırgan böyle deli bir homoseksüel bir ruh vardır bazı tiplerde, bazı homoseksüellerde. Bu karakter gösteriliyor işte. Kadın olsun erkek olsun aynı kişiliği gösteriyorlar. Kadın homoseksüellerde de bu oluyor, erkek homoseksüellerde de bu oluyor. Hepsinde olmasa da büyük bir çoğunluğu bu tarzda.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (20 Ekim 2016; 22:00)

 

ŞEHİTLERİN YAŞADIĞI MAKAM AYRI. BİR NEVİ RÜYA ALEMİ GİBİ, YİYİP İÇİYORLAR, İBADET EDİYORLAR AMA ÖLÜ DEĞİLLER, DİRİLER

Şehitler makamı bir nevi rüya gibi. Şehit tam mantığını bulamıyor. Ama ölmediğinden emin. Çünkü bir kesinti yok. Hayatı devam ediyor. Yiyor, içiyor normal insan gibi yiyip içiyor, ibadet ediyor. İbadet ediyorsa nasıl ölmüş olsun ki. Ölmediğinden emin oluyor ama çıkaramıyor. Rüyada nasıl biz mantığını çözemiyoruz? Rahat rahat yaşıyoruz rüyada. Bir sorun oluyor mu rüyada? Bayağı eminiz kendimizden. Normal hayat yaşadığımızdan bayağı eminiz. Bize biri rüyadasın demedikten sonra. Yahut kendimiz fark etmedikten sonra mümkünü yok bilmiyoruz. Şehit de bilmiyor. Sadece keyif rahatlık içinde yaşar. Allah’ın işte hayat boyutlarından bir tanesi.

 

MÜNAFIKLAR VE DERİN DEVLET İNTERNET TEKNOLOJİSİNİ KENDİLERİNCE İYİ KULLANIP GİZLİ SEMBOLLERLE HABERLEŞİYORLAR VE BİRBİRLERİNİ BULUYORLAR

İngiliz derin devleti de müthiş sistemler geliştirmiş internette, bu alçaklara bunları gizlice sunuyorlar onların da muazzam imkanları oluyor o yüzden. Bütün pislik ağını bu şekilde kurmuş durumdalar. Kendi aralarında hesaplaşma, kendi aralarında konuşma, her türlü melaneti işleme için her türlü imkanı sağlamış İngiliz derin devleti. Onun için Japonya’daki bir elemana da çok rahat ulaşabiliyor, Londra’daki bir elemanlarına da çok rahat ulaşabiliyorlar. Birbirlerini tanıma sistemlerini de anlattım. Adam mesela Galata Köprüsü’nü gördü mü bitiyor, fil gördü mü bitiyor yahut Galata Kulesi’ni gördü mü bitiyor yahut Galata’dan herhangi resim çünkü eskiden İngiliz derin devletinin hakim olduğu yerler orası, bir hatıra olarak onların önemli gördüğü bir şey veyahut İngiliz bayrağının renkleri, klasik bir laciverti var onun ve klasik bir kırmızısı var İngiliz bayrağında falan o tam o tonları kullanıyor mesela oradan anlaşılıyor. Veyahut mesela bir homoseksüel heykel ama en ziyade bütün tanıdıkları hep böyle Darwinist, homoseksüel, ateist efendim ipini sapını koparmış adamlar, her çeşit adam yani bir tek onlar değil yani. Ama hep böyle isyankar topluma insanlara isyan etmiş, enaniyetli, hırçın, saldırgan, bir türlü ruhi denge tutturamayan manyak tipler ama bunlardan bir tanesini bulursa bir Müslüman bayağı sevinsin çünkü Alaeddin’in lambasının içerisindeki iblis gibi yani onu orda koruyup kollayacaksın ki şeytanın bütün özeliklerini görebilesin.

 

ŞEYTANI TANIMAK İÇİN HER MÜMİN TOPLULUĞUNUN MÜNAFIĞA İHTİYACI VARDIR. MÜNAFIĞIN YAPTIĞI PİSLİKLERİ TAKİP EDEREK ŞEYTANIN KİRLİ MESLEĞİ GÖRÜLÜR

Şeytanı tanımak için her mümin topluluğunun münafıklara ihtiyacı vardır yani münafığı apar topar göndermek değil de onu efendim bir kobay gibi besleyip onun yaptığı bütün pislikleri takip ederek şeytanın sanatını, kirli sanatını görmek lazım. Şeytanın kirli mesleğini görmek lazım çünkü bunlar av köpeği gibi kullanılabilecek tiplerdir yani burunlarının koku alma gücü yüksektir yani bunu bıraktığında hemen gider şeytanı bulur ama sen bulamazsın. Mesela iblisin adamlarını hemen gider bulur o, sen bulamazsın. Onun için yani Müslümanlar münafık beslediklerinde bundan hiç gocunup rahatsız olmasınlar ama tabii çok iyi kafa çalıştırmak lazım yani münafık avuçtaki ateş gibidir yani tehlikeli bir mahluktur. Çok iyi bir akıl iyi bir dikkat gerektirir yani şehir akımıyla oynuyor gibidir yani çok dikkatli olmak lazım. Münafığın sağı solu da belli olmaz yani çok dikkat etmek gerekir.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (17 Ekim 2016; 18:00)

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN DABIK’LA İLGİLİ HADİSİ AYNISIYLA TAHAKKUK ETMİŞ DURUMDA

Sadece Irak ordusu ve polis güçleri. Yani IŞİD orayı boşaltmış onlar da oraya giriyor. Tam hadiste belirtildiği gibi Dabık’a 80 ülke yani 80 milletten askerler girdi hakikaten, aynı Peygamberimiz (sav)’in söylediği gibi. Şöyle, mesela Fransız askerleri var ama içinde yüz Faslı var, yüz Cezayirli var, yüz Mısır kökenli var dolayısıyla o 80 milletin hatta üstünde bile oluyor. 80 milleti çok anlamında söylüyor Peygamberimiz (sav). 80 milletin üstünde asker Dabık’a girdi şu an. Aynı hadiste belirtildiği gibi “Ahir zamanda Hz. Mehdi (as) devrinde Dabık’a inerler” diyor. Bir rivayette “70 sancak” bir rivayette de “80 sancakla” diyor yani 80 millet, 80 milletin askeri. Aynı şekilde geldiler. Şimdi orada yine büyük bir çatışma da bekleniyor. Ama hadis tahakkuk etti. Çünkü bak 80 millet, asıl belirtilen bu, 70 yahut 80 sancakla yabancı” yani hadiste geçen şekilleriyle. Mesela Ben-i Asvar deniyor, efendim, Ehli Salip deniyor birçok ifade var. Hadis zamanlaması açısından çok manidar. Tam belirtildiği şekilde ve tam yerinde. Şimdi de bölgede büyük bir savaş olacağını söylüyor Peygamberimiz (sav). Ama zaten büyük savaş halen devam ediyor. İnsanların bir kısmı denizde şehit oluyor, bir kısmı bombardımanla, işte bir kısmı tanklarla toplarla şehit ediliyor. Bu savaş zaten bütün şiddetiyle devam ediyor şu an. Her yerde Müslüman şehit ediliyor, çocuklar, kadınlar şehit ediliyor. Aynı Peygamberimiz (sav)’in söylediği gibi.

Hadiste diyor ki Resulullah (sav): “Ahir zamanda Mehdi devrinde Irak’taki masum insanlar Şam’a doğru sığınma yeri ararlar.” Bak Irak ve Şam ikisinde de var. “Şam yeniden yapılanır, Irak da yeniden yapılanır.” Yeniden tamir edilir düzeltilir diyor. Yani yıkılır yeniden yapılır. Kenzül Ummal, Kitabul Kıyame, Kısmul Efal, cilt 5, sayfa 254, El Muttaki’nin.

“Şam’da fitneler bir taraftan sakinleştikçe diğer bir taraftan alevlenir.” (Risaletil Hurucul Mehdi, sayfa 63) Bir yerde sakinleşiyor gibi görünüyor yeniden alevleniyor. Diyorlar ki “barış anlaşması yaptık ateşkes yaptık” diyorlar. Biliyorsunuz değil mi? Bak ne diyor “Şam’da fitneler bir taraftan sakinleştikçe diğer bir taraftan alevlenir.” Yeniden başlıyor bu sefer. “Ve sonra onlar ateşkesi bozacaklar” Ehli Kitap. Yani yabancı ülkeler, “Rum” diyor yani yabancı. Yahut Ehli Salip deniyor. Hadislerde çeşitli şekillerde geçiyor. Yani Müslüman olmayan diğer güçler, Müslümanlarla çatışan güçler. “Ve sonra onlar ateşkesi bozacaklar” bak önce bir ateşkesten bahsediyor görüyor musun? Ateşkes yaptılar, değil mi? Bozdular “ateşkesi bozacaklar” diyor söylüyor hadiste. “Sonra size 80 sancakla gelirler.” Yani 80 ayrı milletten gelirler Dabık’a. Ve her bir sancak altında 12 kişi bulunacaktır. Buhari’de hadis bu Avf bin Malik’ten rivayet ediliyor.

Dabık burada ismi geçen yerlerden bir tanesi yoksa sadece Dabık’ta olacak değil. Yani bölgede genel olarak olacağı hadislerden anlaşılıyor. Tek bir bölgeden bahsedilmiyor.

Irak Savaşı’nda işgalci ordu çok uluslu olacak. Bunu Tevrat da belirtiyor. Bak Yeşeya 13/4’te Peygamberimiz (sav)’in hadisine uygun olarak “Biraraya gelmiş ulusların ve krallıkların gümbürtüsünü dinleyin.” Ahir zamanda olan olay anlatılıyor. “Dağlardaki kalabalığın gürültüsünü dinleyin, büyük bir halkın sesini andırıyor” diyor. (Yeşeya 13/4)

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (16 Ekim 2016; 15:00)

 

MÜNAFIKLAR ÇOK HAYSİYETSİZ, PİSLİK, CEMİYET MİKROBU, MÜSLÜMANA YAPIŞAN KENE GİBİ MAHLUKLARDIR. ÇOK KALLEŞTİRLER

Münafıklar çok haysiyetsiz, pislik, cemiyet mikrobu, Müslümanlara yapışan kene gibi mahlukattır. Bunları hep tentürdiyotla Müslümanlar temizleyecek, yani ilimle irfanla, kanunla hukukla. Çok kahpe ve kalleş bir yapıdır. Her Müslüman cemaate sızar münafık. Yani her Müslüman cemaatin bir şeytan ordusuyla kuşatılacağını Müslümanlar unutmayacak. Çok fazla iblis Müslüman cemaatlere sızar ve Müslümanları doğru yoldan saptırmak isterler. Onları meşgul etmek, onları boş laflarla, boş sözlerle, boş konuşmalarla hırpalamak isterler. Onları kendi mecralarından çıkarıp şeytani mecraya çekmek isterler. İşte o şeytani mecraya çekmek istediklerinde onların gösterdiği her yol tahrip edilmesi gereken yoldur. Müslüman ilimle, irfanla o şeytanın yolunu ortadan kaldıracak, kanunla hukukla. ‘Şeytanın feneri gideceğin yolu aydınlatır’ derler. Münafık bir şey tavsiye ediyorsa tam tersini yapacaksın.  Tersini söylüyorsa düzünü yapacaksın.  Ve bu müthiş bir kolaylıktır çünkü biz münafığın yeteneğini elde edemeyiz. Neden elde edemeyiz? Çünkü münafık şeytanla iç içe. Yani beynine hulul etmiş, onun için muazzam bir yeteneğe sahip olur. Yani mesela iblisin yuvalarını görür, iblisin adamlarını görür, mesela bağlantı kurduğu adamlar hep iblisin adamlarıdır. Münafığın Facebook’una bir gir hemen ne kadar münafık varsa hepsini bulduğunu anlarsın. Ne kadar dinsiz, imansız, Allahsız Kitapsız, İslam düşmanı, homoseksüel savunucusu, İngiliz derin devletinin çakalı varsa hepsine yalakalık yaptığını görürsün, girdin mi baktın mı anlarsın. Senin oturup aramana gerek kalmaz. Münafığı nasıl hani böyle uyuşturucu bulmada köpek kullanıyorlar ya eğitimli köpek, eğitimli köpek gibidir münafık. Tasmasından tutup bırakacaksın o sana bulur. Mesela münafığı da bulur, en azılı kafirleri bulur. En azılı İslam düşmanlarını bulur. Onu takip edeceksin. Onun her bulduğunu da ilimle, irfanla etkisiz hale getireceksin, kanunla hukukla etkisiz hale getireceksin. Müslüman için çok büyük bir kolaylıktır bu. Müslümana hadi ara bul desen bulamaz. Nasıl bulsun? Bulamaz. Münafığın akıl almaz yeteneği vardır. Onun için Müslüman münafığı köpek besler gibi beslemesi lazım işine yaraması için. Aman atayım demeyecek. Aman besleyeyim bana hizmet etsin diyecek. Takip edeceksin her gittiği yerde yakalarsın, her gittiği yerde yakalarsın. Münafık ahlakının ne kadar pislik olduğunu onun sayesinde görebilirsin. Mesela Müslümanlara hangi noktadan saldıracak oraları görebilirsin. Küfrün en azgınlarını onun sayesinde görebilirsin. Yani yapılan bütün stratejileri, her türlü oyunu falan da onun sayesinde görebilirsin. Çünkü o onlara hemen dahil olur. Delicesine böyle, şeytan nasıl böyle ateşe susuyor, cehenneme susuyor ya, cehennem de onlara susuyor onun gibidir münafık. İstediğin kadar kontrol et o yine delicesine gider münafıkları bulur, küfrü bulur, pislik adamları bulur. Senin onu izlemen bir şeyi değiştirmez. Orada Allah basiretini bağlar, ferasetini bağlar yani hani münafık ‘beni görüyorlar, ben bunu yapmayayım’ demez yine yapar. Ve oradan da yakalarsın. Onun için her Müslüman cemaatin münafığa ihtiyacı vardır. Ama tabii iyi değerlendirmek ve çok akıllı olmak lazım. Bediüzzaman bu konuyu çok detaylı anlatmış. Şeytani bir zekaya sahip olurlar, zekavet diyor, şeytani bir zekavete sahip olurlar diyor. Şeytaniyette pek mahir oluyorlar yani pislik yapmada, kahpelikte çok mahir oluyorlar. Onun için Müslüman hani bir an önce gitseydi değil de takip edip İslam karşıtlarını tespit edip gereken tedaviyi yapmaları gerekir.

Bediüzzaman diyor ki münafıklar için; “Münafık meçhul bir mahluktur” diyor bak “meçhul”, gizli bir mahluktur. “Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur, kandırıcı olursa daha habis olur” kandırıcı. Münafık sürekli yalan söyler, habis olur. “Aldatıcı olsa fesadı daha şiddetli olur.” Çok aldatıcıdır münafık. “Fesadı daha şiddetli olur” diyor. “İçeride olursa zararı daha azim olur.” Yani Müslümanların içinde olursa zararı daha azim olur. “Çünkü içteki düşman kuvveti dağıtır.” Çünkü istihbarat amaçlı olduğu için, Müslümanlar ne yapıyor ne ediyor, sürekli dışarı bilgi verir münafık. Yani en merkeze kadar bildirir. “Cesareti azaltır.” Zayıf Müslümanların cesaretini azaltıyor. “Dışarıdaki düşman ise bilakis asabiyeti şiddetlendirir” yani şevki şiddetlendirir “sağlamlığı artırır.” “Münafığın cinayet gibi olan suçu, İslam üzerine pek büyüktür.” Büyük bir suç işler münafık diyor. “İslam alemini zelzeleye maruz bırakan münafıklıktır.” Bütün İslam alemini zelzeleye, yani şu anki zelzeleye, çöküşe maruz bırakan dünya çapındaki münafıklıktır diyor. Tek sebebi bu diyor. Küfür değil diyor görüyor musun? Münafıklıktır. “Bunun içindir ki şanı pek büyük Kuran, münafıkları fazlaca ayıplamış ve çirkin bulmuştur. Üçüncüsü; ince alay, düzen, ikiyüzlülük, hile, yalan, riya gibi kötü ahlaklar münafıkta var. Kafirde o derece yoktur” diyor bak. İnce alay mesela münafıkta var. Çok ince oyun oynar. Mesela bir resim koyar oradan homoseksüel propagandası yapar ama çok gizli yapar sezdirmeden. Aleyhte ince oyunlar oynar ama çaktırmadan yapar. Yakalandığını anlarsa daha da ince yapar daha da titiz olur. Onun için bak Bediüzzaman “ince alay” diyor, ince oyunlar. Müslümanlarla ince ince alay etmek, düzen kurmak. Mesela münafıkta çok fazladır bu düzen kurmak. Bir pislik yapacağı vakit onun ön hazırlığını yapar, orta hazırlığını yapar, son hazırlığını yapar çok düzencidir yani kahpe bir yapısı vardır. İkiyüzlüdür; çok karaktersizdir mesela senin yanına gelir, güler yüzlü neşeli olur. Aşağı iner çirkef ve şarlatan, azgın olur. Sonra yukarı çıkar gayet güler yüzlü, sevecen, efendi bir görünüm alabilir. İkiyüzlü, yüzünü çok rahat kullanabilen bir mahluk, bir anda suratına çok iğrenç bir görüntü verebilir. Bir anda da masum bir görüntü verebilir. Münafığın özelliği. “Hilecidir münafık.” Hileci, sürekli hile peşindedir. Hile gıdasıdır münafığın. Sürekli Müslümanlara hile ve oyun. Gizlice yapar bunu. Yalan; çok fazla yalan söyler münafık ama kudurmuş gibi yalan söyler. Yani kaplumbağaya bindim dünya seyahatine çıktıma varıncaya kadar, yani azılı delidir münafık. Yani insanın gözünün içine baka baka yalan söyler münafık. Yalan söylediğini ispat edersen çirkeflik yapar, şirretlik yapar. O yalanını anlamazdan gelir o yüzden Müslümanlar. Riya; gösterişe çok meraklıdır münafık, çaktırmadan. Mesela tavrıyla, hareketleriyle, İngiliz derin devletinin propagandasını yapar. Ama çaktırmadan yapar kendince. Çok açık yapar bazen de. “Kötü ahlaklar münafıkta var. Kafirde o derece yoktur.” Mesela kafir buna gerek duymuyor direkt “Ben küfür içindeyim” diyor, öyle kalıyor adam, normal yaşıyor. “Ben karşıyım İslam’a” diyor. Gizlemiyor bir şeyi. Onun için kafirin cehennemdeki derecesi daha hafif oluyor. Münafığın çok ağırdır. “Dördüncüsü” diyor Bediüzzaman “çoğunlukla münafıklar şeytani bir zeka sahipleri olup daha hilekar daha oyuncu olurlar” diyor. Yani şeytan doğrudan hulul ettiği için beynine, vücuduna girdiği için şeytani bir zekaya sahip oluyor. Daha hilekar oluyor daha oyuncu oluyor. Mesela ağlar zırlar, pislik yapar. İşte kaçacağım göçeceğim der. Duracağım der. Zavallı gibi gösterir. Açmazda gibi gösterir. Bunalıma girmiş gibi gösterir. Akıl hastası gibi gösterebilir. Hastalanmış gibi gösterebilir. Çok seviyor gibi gösterebilir. Çok öfkeli gibi yapabilir. Her şeyi yapabilir. Onun için daha oyuncu olurlar, tiyatro oyuncusu gibidir. Oyuncu diyor Bediüzzaman. (İşaret-ül İcaz sayfa 83 ve 84) 

 

MÜNAFIK TARTIŞMAYA MERAKLIDIR. İÇLERİNDEKİ HAYVANİ SALDIRGAN DUYGULARI TARTIŞMAK VE KAVGA İSTER. MÜSLÜMAN BU TARTIŞMADAN ISRARLA KAÇINMALI

Bediüzzaman diyor ki “evet” diyor “münafıkların ehemmiyetli” önemli ve “tecrübeli bir planı böyle her biri birer zabit” idareci “birer hakim hükmündeki eşhası” şahısları “müşterek” ortak bir meselede “birbirini tenkit etmek asabiyetini veren” bak “birbirini tenkit etmek asabiyetini veren sıkıntılı yerlerde toplattırır.” Azılı enaniyetli münafıkları biraraya getirir. Birbirleri ile tartıştırır diyor. Hakikaten kahvehanelerde orada burada bazen televizyon ekranlarında da Türkiye’nin en azılı münafıklarını biraraya getirip tartıştırıyorlar. Nasıl seçmecede buluyorlar.  “ve onları boğuşturur” diyor “manevi kuvvetlerini dağıttırır” çünkü hiçbiri yenemiyor birbirini, her biri darmadağın oluyor. “sonra kuvvetleri kaybedenleri kolayca tokatlar” vurur. “Risale-i Nur şakirtleri “hillet” samimi arkadaşlık, “ve uhuvvet” kardeşlik “ ve fenafil ihvan” kardeşlerin birbirine fani olması mesleğinde gittiklerinden inşaAllah bu tecrübeli ve münafıkane planlarda akim ve neticesiz bırakacaklar” diyor. (Şualar sayfa 282)

Münafıklar tartışmak çok ister. Münafık hakikaten tartışma siteleri falan oluyor. Münafıklar köpek gibi oraya dalıyorlar kudurmuş gibi tartışıyorlar. Çok azgın oluyorlar. Yenişemiyorlar ama o hayvani saldırma hislerini orada tatmin etmeye çalışıyorlar ama orada da sinirleri iyice bozuluyor. Onun için münafıklar sık sık Müslümanlara musallat olmak isterler, tartışmak isterler münafıklar. Hep bir bahane ile kaçınsınlar. Yani münafıkta böyle delicesine ve mantıksız ahmakça bir tartışma ruhu vardır. Manyakça bir ruhtur. Mesela sen kapıdan çıktım dersin “Niye pencereden çıkmadın?” der. “Pencere ve kapının ne farkı var ki?” falan böyle zırvalar münafık. Çok azgın deli bir ruha sahiptir manyaktır münafık. Tam cemiyet mikrobudur. Onun için Müslüman böyle bir şeye eğer tecrübesiz ise müsaade ediyor bazen. Ama tecrübeliyse hiçbir şekilde müsaade etmemesi lazım. Çünkü onun manyak ruhu öyle bir saldırganlık içerisinde olur. Ve o bazen münafıklarla da karşılaşıyor kendi gibi onlarla da dalaşır köpek gibi. Çok hoşuna gider. Hani köpek dalaşıyor ya it dalaşı derler. Münafık dalaşı vardır öyle it dalaşı gibi. Hoşuna gider derken şeytani bir zevk verir onlara. Yani acıdan zevk alır. Izdıraptan sıkıntıdan zevk alır. O cehenneme yatkınlıklarından kaynaklanıyor. Cehennem onlar için Allah zaten şölen diyor. Onlara bir şölen hazırladım diyor. Bütün hayatı pislik içinde hep boğuşmak, savaşmak, mücadele etmek, tartışmak, yenmeye çalışmak, oyun oynamak, tuzak kurmak münafığın deli ruhunun bir gereğidir.

Münafığın diğer bir özelliği de vatanını sever gibi görünür ama vatandan nefret eder. Milletini seviyor gibi görünür ama milletinden nefret eder. Münafığın bu oyununa gelmemek lazım. Sen milliyetçi falan zannedersin çok alçaktır. Bilakis milletinden nefret eder. Homoseksüelliğe karşı olduğunu söyler ama homoseksüelliği çaktırmadan el altından sürekli destekler. İşte sembollerle, resimlerle, şiirlerle şununla bununla açıkça destekler. Çünkü alenen yapsa yakalanacak. Böyle çaktırmadan sezdirmeden el altından destekler. Homoseksüel felsefesi münafığın da felsefesi. Çünkü şeytana uyduğu için. İlk homoseksüel şeytandır. Lut kavmine güzel bir erkek görünümünde geliyor şeytan. İlk o zaman başladı zaten homoseksüellik, şeytanın ruhu homoseksüeldir. Zaten üslubuna baktığınızda o homoseksüel karakterini görürsünüz. Değil mi? O hırçın, o azgın, kontrolsüz ruh. Birçok homoseksüelin ruhunda bu vardır bu bilinir. Onun için münafık ben milliyetçiyim dediğinde inanmayacaksın. Milletinden nefret eder. Ben homoseksüelliğe karşıyım diyorsa inanmayacaksın destekliyordur. Her türlü sapıklığı destekler. Sırf homoseksüelliği değil. Her türlü sapıklığı destekler münafık. Ama çaktırmadan. Müslümanın içinde olduğu için nasıl yapsın açıkça yapmaz. Gizlice çaktırmadan yapar. Onun için İngiliz derin devletine hayran olmalarının nedeni Türk milletinden nefret etmelerinden kaynaklanıyor. Onlar Anglosakson ırkına hayrandırlar. Türk milletinden nefret ederler. Ama sorsan milliyetçiyim der. Yalandır yani oyun. Mesela Hz. Muhammed’i (sav) savunur ama nefret eder haşa. Hiç sevmez. Allah’ı savunur ama Allah’ı hiç sevmez münafık. Onun için hiç Allah’tan bahsedilmesini istemez. Allah’tan bahsedilen yerlerden kaçar. Bunalır sıkılır. Ama tabii Allah’ı sorsan seviyorum der. Ama Müslümanların arasında yaşayabilmek için buna ihtiyacı vardır. Yalnız kaldığında namazı asla kılmaz nefret eder namazdan. Abdestten nefret eder münafık. Yalnız iken hiçbir şekilde abdest almaz. Hiçbir şekilde namaz kılmaz.

Şah Abdülkadir Geylani, Kadiri tarikatının kurucusu bak diyor ki münafıklarla ilgili mübarek Abdulkadir Geylani Hazretleri “İçi bozuk münafık her işi güçlük ile yapar. Yani sürekli bir beladır yapmak istemez. İbadet faslına gelince ondan daha tembeli bulunmaz.” Münafık aslında namaz kılmaz, gören olursa kılar. Abdest almaz gören olursa abdest alır. Bakın bu çok önemlidir. Eğer gizlice tespit etme imkanı olsa hemen görülür bu. “Ondan daha tembeli bulunmaz. Şayet bir ibadet yapacak olsa dıştan zorlama ile yapar. İçten ise tam bir fesat halindedir” yani hiç istemez. “Bir türlü imanlı zümreye katılmak istemez” imanlı Müslümanlardan nefret eder münafık. Sadece onları lafa tutmak, onları boş işlerle meşgul etmek, rahatsız etmek için ister. Ama mümin de aklını kullanıp ona müsaade etmeyecek.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Ekim 2016; 10:00)

 

ALLAH KURAN'DA MÜSLÜMANLARIN ZOR ZAMANLARINDA BİR VELİ İSTEMEK İÇİN DUA ETTİKLERİNİ BİLDİRMİŞTİR. MANEVİ LİDER İSTEMEK KURAN'IN EMRİDİR

Nisa Suresi 71.ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar,” Halk zalim, mesela Suriye gibi kan döküyorlar. “bu ülkeden çıkart” diyor. Müslüman kurtulmak istiyor, hicret etmek istiyor.  “...bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder,” Ne diyorsun sen? “Böyle birisine gerek yok” diyorsun. Allah da “gerek var” diyor. Bak ne diyor? “Bize Katından bir veli koruyucu sahip gönder.” Sahib-i zaman, bir insan gönder diyor öncü bir insan. “...bize Katından bir yardım eden yolla” bir insan istiyorlar, öncü lider istiyorlar. “...diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” [Nisa Suresi, 75] “Niye çaba göstermiyorsunuz, gayret etmiyorsunuz” diyor.

Mesela Zülkarneyn peygamber değil. Cenab-ı Allah ne diyor Kehf Suresi 83. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Gerçekten, biz ona (Zülkarneyn’e) yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” [Kehf Suresi, 84] baş, lider. Hani olmuyordu hani gerek yoktu? Demek ki gerek varmış.

Mesela Bakara Suresi 246. ayet: “Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine:” Peygambere söylüyor bunu, "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım’ demişlerdi,” Melik. Müslümanlar demek ki melik, bak Peygamber olmasına rağmen bir melik bir önder istiyorlar. Çünkü Peygamber dini tebliğ ediyor ama kumandan ayrıdır, değil mi? Peygamber peygamberliği; anlatıyor ama kumandanlık görevi verirse ayrı. Mesela Halit bin Velid, Hz. Ömer (ra) Peygamberimiz (sav)’in hep kumandanlarıydı. Önder işte. Sen diyorsun ki “önder olmaz.” 12 İmam önderdi nasıl imam olmuyor yani? Mesela Talut, Kuran’da peygamber değil ama önder, kumandan, onun vesilesiyle müminler zafer buluyor.

 

“İNSAN SEVDİĞİYLE NASIL YAKINLAŞIR? TUTKU İÇİN FİZİKSEL YAKINLIK GEREKLİ MİDİR?”

Bir kere tutku için karşıdaki şahsın Allah’ın varlığında erimesi lazım, Allah’ı her şeyden çok sevmesi lazım kendi de dahil. Her zaman Allah’tan yana olması lazım. Her an Allah’ı düşünmesi, Allah’tan korkması, Allah’ı en yüksek sevgiyle sevmesi lazım. Ve Allah’ın her dediğine titiz olması lazım. Her emrini yerine getirmesi lazım. Egoist bencil olmaması lazım. Kuran’ın hükümlerine titiz olması lazım. Kendinden geçmesi lazım. Kendi için değil sevdikleri için yaşaması lazım. Kabadayı delikanlı olması lazım. Derin düşünen insan olması lazım. Temiz, tahir, dürüst, vicdanlı, merhametli olması lazım. Koruyucu ruha sahip olması lazım. Allah öyle insanlara derin bir aşk ruhu verir mucize olarak. Hiç kimsenin bilmediği bir duygu, o insanın üstüne iner. Bak, elle tutulur bir mucize. Sadece bu insanlara mahsus olmak üzere muazzam bir güç Allah tarafından onun üzerine indirilir, tutku gücü. Karşıdaki insan bunu anlayamaz, yani oradaki tutkuyu fark edemez. Tutkuyu bilen fark edebilir. Yani avamdan sıradan bir insan, bu özellikleri olmayan bir insan bunu fark edemez. O normal sıradan bir insan, onunla konuşur. Bir gariplik olduğunu anlar, bir fevkaladelik olduğunu anlar ama o derinliği sezemez. Hoşuna gider beğenir, tarif edemeyeceği bir şey olduğunu anlar. Ama onunla iletişime geçmesi için aynı özeliklerin onda da olması lazım. Kısmen de olsa o özelliklerin olması lazım. Yoksa fark edemez. Öbür türlü avami sıradan sevginin taklidi olan bir sevgi anlayışı gelişir. İşte adamın parasına bakar, evine bakar, eli-ayağı sağlam mı, onu hastaneye götürebilecek durumda mı, felç olsa ona bakabilir mi, yemek parasını getirecek durumda mı, yiyecek parasını, evin kirasını verecek durumda mı onun tutkusunu sağlayan şeyler bunlardır. Tutku ve sevginin kökeni onlardır onun için. Sadece onun mülkü olmasını ister, kendi malı olmasını ister. O da kadın alırken işte yiyecekler konusunda nasıl titiz mi, yemek yapabiliyor mu, çamaşır yıkayabilir mi, ütü yapabilir mi, kendini ne kadar tatmin edebilir, eğlendirebilir mi onu, gıcık tavırlarına karşı sabırlı olur mu, efendim, işte elinin altında bulunan bir varlık. Ama babası falan zenginse nur ala nur. Arabası varsa o kızın daha da faydalı. Hele evi varsa. Onun için aileler kızlarına genellikle ev ve araba alırlar ki ev ve araba ev ve arabayı getirir çünkü. Evi arabası olan bir kız evi arabası olmayan bir adamla evlenmeyeceğine göre. Hani kumarda adam koyuyor ya parayı, malı, o da ona karşılık malı koyuyor, sonra zar atıyorlar. Orada da işte kime geçerse o, kim kazançlı olursa. Mesela kadın malın mülkün üstüne geçmesini istiyor, erkek de malın mülkün üstüne geçmesini ister. Onların tutku anlayışı bu. Bu bir hayvanda da olabilecek özellik. Hayvan da sığınacak bir yer arar, yiyecek bir yemek arar, değil mi? Yani içgüdüsel olarak şey yapar, onlar da içgüdüsel olarak onu yapıyor. Müminin sevgi anlayışıyla küfrün sevgi anlayışı yahut sıradan insanların sevgi anlayışı aynı olmuyor. Yani bakış açıları çok çok farklı oluyor. Onun için mesela bir kızla birisi karşılaştığında kız hemen o oğlandan ne para çıkar, işte ona sadık olur mu, ömür boyu ona bakar mı, hastaneye götürür mü, annesine babasına bakar mı, annesine babasına para verir mi? O da işte benim çamaşırımı yıkar mı, babasının falan çamaşırını yıkar mı, babasını annesini hastaneye götürüp onların başında bekler mi yani böyle teknik yönlerden değerlendiriyorlar. Bu çok acı bir şey tabii. Yani saf sevgiye, yiğitliğe, dürüstlüğe bağlı olması lazım.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (11 Ekim 2016; 22:00)

 

MÜNAFIKLARIN ANA ÖZELLİKLERİNDEN BİRİSİ DE KONUŞMALARINDA ZÜPPELİK YAPMALARIDIR

Bilmiş, entel takılmaları en belirgin vasıflarındandır. Bütün ajanlar çok “entel dantel” karakterdedirler. Yabancı kelimeler kullanırlar.  Mesela Lawrence falan hepsi öyleydi. Adamlar da onu görünce işte biz hiçbir şey bilmiyoruz, bu adam bayağı bir şey biliyor mantığında oluyorlardı. Kullandıkları kadın ajanlar da erkek ajanlar da hep böyle halkın üstünde olduklarını vurgulamak için halkın bilmediği konuları açarlar. Felsefi konular, sosyolojik konular. Hiç bilmedikleri bilim adamlarının isimleri veyahut bir kelimenin çeşitli vurgulanış şekilleri. Böyle züppelik yaparak halktan kendilerini üstün, sözü geçen adamlar gibi göstermeye çalışırlar. Cahil cühela da bunlardan etkileniyor bunları adam zannediyor. Halbuki çok basit sıradan insanlar. Adam hem homoseksüel, Allah’ı inkar etmiş, aklı zayıf ama İngiliz derin devletine sığındığı için kendini güçlü zanneden bir zavallı. 

 

FATİHA SURESİ'NDEN AYET AÇIKLAMALARI

Şeytandan Allah sığınırım sıratal lezine enamte aleyhim, gayril mağdubi aleyhim ve leddallin. Cenab-ı Allah ayette Fatiha Suresi’nde dalalette olanların değil yani deccal yanlılarının değil diyor.  “Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna”, bizi kavuştur Ya Rabbi. “kendilerine nimet verdiklerinin yoluna”, Kime nimet veriyor Cenab-ı Allah? Nimeti Mehdi (as)’ye veriyor. Nimet verdiklerinin yoluna diyor açık.  İsa Mesih’e veriyor, hepsinin üstünde Resullullah (sav)’a veriyor. “kendilerine nimet verdiklerinin yoluna”, dalalete düşenlerin, deccal yanlılarının, sapmışlarınkine değil diyor. (Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil). “kendilerine nimet verdiklerinin yoluna.” Kime nimet verdiyse onun yoluna, hak yolda olan İslam yolunda olan herkesin yolu.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (9 Ekim 2016; 22:00)

 

MÜNAFIK İMANSIZDIR. İMANSIZ OLMASINA RAĞMEN İSLAM'A HİZMET ETMESİ İÇİNE ÇOK BÜYÜK ACI OLUR

Münafık imansız oluyor; fakat o imansızlığını gizliyor. Tabii imansız olduğu halde Müslümanlığa hizmet etmek de onu çok kızdırıyor. Çözüm arar sürekli münafık yani hem Müslümanların imkanlarını kullanmak ister. Hem onlara zarar vermek ister. Hem de o dinsizliği içerisinde nasıl hayat yaşayabilir onun bir çözümünü arar. Onun için o çırpınmalar yaptığı ahlaksızlıklar, pislikler hep ondan kaynaklanır. Fakat o da olmazsa cihat olmuyor işte mücahede olmuyor, münafık olmazsa. Mesela İngiliz derin devleti olmasa, Mehdiyet olmuyor. Hayat durağan oluyor. İllaki Allah onları öyle yaratıyor, fitne kaynağı olarak. Müslümanın cennetteki makamı onlarla yükseliyor. Yoksa durağan sabit bir yapı olmuş oluyor. İlerleme için buna ihtiyaç var. Şeytana ihtiyaç var. Nefse ihtiyaç var. Münafığa ihtiyaç var. “Münafık gösteriş olarak gösterişli” diyor Cenab-ı Allah ayette “bakarsın” diyor. Küfrün de çok itibar ettiği bir mahluktur münafık. Çünkü hem Müslüman görünümlü hem Müslümana düşman. Çok aranan bir şey onlar için. Çünkü direkt kafir olarak Müslümanların içerisinde bir insanın zararlı bir faaliyette bulunması çok zor, bayağı güç. Ama münafık olarak hem Müslümanların içine giriyor. Hem orada istihbarat sağlayabiliyor. Hem de Müslümanlardan ayrıldıktan sonra Müslümanları iyi tanıdığı için Müslümanlara saldırıda o tecrübesini kullanıyor. Ama tabii çok kolu kanadı kırılmış olur. Münafığı Allah böyle aslanın eline düşmüş küçük bir domuz gibi yaratır. Münafığın özelliği budur. Çaresizliğinden dolayı da bütün hayatı cehennem gibidir münafığın. Çok gergindir. İman huzuru hiçbir şekilde oluşmaz. Mesela derin devletlerde de öyle hiç huzur yoktur. Adam öldürürler. Suikast hazırlarlar. Mesela darbe hazırlığı yapıyor. Acayip geriliyor. Mesela yemek yemeye geliyor birden haber geliyor. Diyorlar “darbe erkene alındı hadi kalkalım” falan. Münafık için çok zorlu bir hayat bu. Oradan hapse girer. Oradan dövülür sövülür. Sonunda ya intihar ediyorlar. Ya biri öldürüyor. Bütün hayatı kepazedir. Ahirette de sonsuz cehennem. Sürekli ızdırap içindedir.

 

“MÜSLÜMANLARIN ARASINA İLK GELDİĞİNDE KENDİNİN MÜNAFIK OLDUĞUNU BİLİR Mİ? YOKSA SONRADAN MI FARK EDER?”

İlk geldiğinde zaten nemalanmak için geliyor. Ama sonra münafıklığı şiddetlenir. İlk geldiğinde direkt çıkar için. Bir köpek nasıl yemek bulduğu yere gelir. Bir köpek gibi, bir hayvan gibi gelir. Yemek yemek, eğlenmek işte bir imkan bulabilmek, çıkar sağlayabilmek için gelir. Ama sonradan imanı gördükçe müminlere karşı kini artar. Kuran okundukça artar kini. Allah diyor ya ayette. “Onların öfkelerinden başka bir şeyi artırmıyor” diyor. Yeni bir ayet gelmesi onların nefretini daha da artırıyor diyor Allah. Nasihatleri falan onları daha da azgınlaştırır münafığı. Ama bir kuluçka devresi var. Verem hastalığı gibidir. Önce yavaş yavaş yavaş gelişir. En sonunda kopmayla neticelenir. Yani Müslüman topluluğundan ayrılır. Sonra o dönemden sonra yine onun ikinci dönemi oluyor. Artık var ya hayvanlarda dönemler. Bunun da yeni bir dönemi oluyor. Ondan sonra Müslümanlara saldırma dönemi vardır. Sonra bıkkınlık ve bezginlikten kendi içine dönüp kendi münafıklarıyla beraber sakin yaşama dönemi olur. Ama sürekli Müslümanlar hakkında da bilgiyi elde edebilmek için bekler. Ayette var ya Müslümanlardan ayrılıyor, uzaklarda bedevi Arapların içerisinde ”sizin haberlerinizi izlerler” diyor, beklerler. Yani Müslümanlar aleyhinde ne yapabilir? Mesela küçük küçük küçük küçük kendince ataklar yapmaya çalışır. Ama güçsüz yaratılır münafık genelde. Fakat derin devlet desteklediği münafıklar daha avantajlı oluyorlar. Fakat tabii onların çökme yönleri daha da güçlü oluyor. Çünkü derin devlet de onların kanını emer adeta. Her yönde kullanmak ister. Mesela cinsel yönden kullanır. Emek yönüyle kullanır. Güç yönüyle kullanır. Her yönüyle kullanmak ister. Kullandıktan sonra posası çıkınca da atar. Çünkü derin devlette merhamet olmaz. Güce tapar derin devletler. Mesela İngiliz derin devleti güç kimdeyse ondan yanadır. Mesela adamın bir siyasi görevi vardır. Bir yerdedir o kadar. Ama görevinden alındıktan sonra onu kaale almaz. Adam yerine de koymaz. O onun için artık bitmiştir. Bir daha arayıp sormaz, ilgilenmez. Yavaş yavaş bağını kopartır. Ama önemli bir görevdeyse ısrarlı bir alaka, ısrarlı bir ilgi içerisinde olur.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Ekim 2016; 22:00)

 

ALLAH, İSA MESİH’İ ÇOK SEVİYOR. KAFİRLER HZ. İSA’NIN YANINA GELDİĞİNDE ONU ALLAH KATI’NA ALIYOR. HİÇBİR PEYGAMBERE YAPMAMIŞ

Mesela Zekeriya (as)’a geliyorlar, Hz. Zekeriya (as) kütüğün içine girdi ‘Allah’tan başka baki olan yoktur’ dedi ‘Allah’tan başka baki olan yoktur’ adamlar hızarla doğradılar, ortadan biçtiler Zekeriya Peygamberi. Cenab-ı Allah istese onu da göğe alırdı, almadı. Şehadetini uygun gördü. Mesela Yahya (as) da canım benim hapsedilmişti, adam zil zurna içmiş, ‘kellesini getirin bana’ dedi adam alkollü ve bir kadın bunu söylüyor, kadına alkolik muhabbeti yapıyor. ‘Benden ne istiyorsun?’ diyor kadına ‘Yahya’nın kellesini istiyorum’ diyor. Önce diyor ki ‘Ne istersen yapacağım. Benden bir şey iste söz yapacağım’ diyor. ‘Ben de o zaman madem söz verdin ‘Yahya’nın kellesini istiyorum’ diyor. ‘Tamamdır. Kesin getirin’ diyor. Canım benim gidiyorlar onu orada şehit ediyorlar kafasını kesip alıp getiriyorlar. Cenab-ı Allah istese başına geçirir orayı, deprem yapar yıkar darmadağın yapar, yapmıyor ama. Kaderinde şehadet var, alıp tepsinin içinde getiriyorlar kellesini. Biliyorsunuz kolu da burada Hz. Yahya (as)’nın, Kutsal Emanetler’de. Altın muhafaza içinde tutuluyor.

Allah’ın bunu yapmasından kastı onların insanlardan farkı olmadığını vurgulamak için yapıyor. Çünkü insanlar da savaşlarda şehit oluyor. Sürekli Peygamberleri Allah öyle korumuyor. Gerektiğinde savaş meydanında şehit oluyorlar, başka yerde başka bir şey de oluyor. Yani aklın ihtiyarinin alınmaması içindir bu. Çünkü çocuk da şehit oluyor, peygamber de şehit oluyor. Ama İsa Mesih’te öyle değil, Allah göğe yanına alıyor ve gökte Allah’ın yanında namaz kılıyor meleklerle birlikte. 2000 yıl namaz kılıyor. Ona sorsak iki saniye falandır der. Gittim geldim diyecek. Haberi bile olmaz. 2000 yıl geçmiş. 2000 yıl namaz kılmış. Sürekli namaz kılıyor meleklerle birlikte, başka bir şey yapmıyor. İşte onu Hristiyanlar yanlış anlıyor hani diyor ya, ‘Allah sağına alacak, kürsüde oturacak’ diyor. Allah ona insan olarak mı görünür? Tecelli eder. Hakikaten sağına da alır. Yani yanında oturtabilir, ibadet eder ama tecellisi olur. Allah’ın zatı olmaz. Onlar zatı gibi anlatıyorlar. Öyle olmaz.

 

CENAB-I ALLAH HER KONUŞMAYI, HER TAVRI MÜMİNLERİN HOŞUNA GİDECEK ŞEKİLDE YARATIYOR, SABIRLI OLARAK KADERİ İZLEMEK LAZIM

Her şey hayırla olur, her şeyi getiren Allah’tır, götüren Allah’tır, bildiren Allah’tır, konuşturan Allah’tır; bu unutulmadığında Allah kulunu sever, bu unutulduğunda Allah’ın zoruna gider bu. Yani bütün gücün, kuvvetin Kendinde olduğunu sürekli bilmek lazım. Allah’ı yalnız bıraktın mı Allah insanları yalnız bırakır. Allah ayette diyor; “Siz Beni unutursanız,” şeytandan Allah’a sığınırım. “Ben de sizi unuturum” diyor. Unutulmak ne demek biliyor musunuz? Dipsiz karanlığa doğru kaybolup gitmektir Allah esirgesin. Gayya kuyusuna tepesi üstüne gitmektir, ucu bucağı gelmeyen bir düşüş. “Beni unutmayın, Ben de sizi unutmayım” diyor Allah. “Beni unutursanız Ben de sizi unuturum” diyor. Allah’ı düşünmezse kul, Allah da onu kaale almaz.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (2 Ekim 2016; 22:00)

 

HZ. ALİ: “TÜRK COŞTUĞUNDA MEHDİ (AS)’IN ZUHURUNU BEKLE.”

Hz. Ali (ra) diyor ki bir şiirinde, “Türk coştuğunda Mehdi (as)’ın zuhurunu bekle.” Niye diyor bunu? Çünkü Türkiye’den çıkacağı için söylüyor. Niye “Türk” desin? Afgan var. Arap var. Var oğlu var. Çerkez var. Herkes var. Farslı olan var. Ama bak “Türk coştuğunda Mehdi (as)’ın zuhurunu bekle” diyor. Demek ki Türkiye’de bir coşma olacak. Bir feveran olacak.

 

RUH BEYNE GELEN ELEKTRİK AKIMIYLA MUHATAP OLMAZ. DOĞRUDAN ALLAH KATI’NDAN GELEN GÖRÜNTÜYLE MUHATAP OLUR

Sazları Allah bir nimet olarak yaratmış. Sazdan çıkan ses Allah’ın yarattığı sestir. Sazdan ses çıkmaz. Sazdan titreşim çıkar. Kulağa gelir sağır olan kulağa, o da alır o titreşimi götürür. Ruh karşısına geçer onu güzel bir müzik olarak dinler. Müzik tamamen bağımsız olarak yaratılır titreşimden müzik çıkmaz. Titreşim hiçbir şey meydana getirmez hiç. Ve ruh da titreşimden hiç etkilenmez. Ruh müziği doğrudan Allah’tan duyar. Allah’ın yarattığı müziği duyar. Yani titreşim ruhun muhatap olacağı bir şey değil hiç ihtiyacı da yoktur ruhun. Ruhun gücü evsafı itibariyle titreşim onu ilgilendirecek bir şey değildir. Beyne gelen görüntüyle ilgili elektrik akımı da. O da hiç ilgilendirmez ruhu. O elektrik akımıyla hiç muhatap olmaz, doğrudan Allah Katı’ndan gelen görüntüyle muhatap olur ruh. Ne yapsın oradaki elektrik akımını çok çok zayıf. Çok berbat bir görüntü oluşur. Yani beyinden gözlerden gelen akımdan bir görüntü meydana getirsen televizyona yansıtsan yani kelimenin tam anlamıyla rezalet bir görüntü çıkar. Çok bulanık yani nesneleri de anlayamazsın. Çok flu cisimler çıkar karman çorman. Ruh ona tenezzül etmez, ruh Allah Katı’ndan gelen net görüntüye bakar. Öyle uydurma bir görüntüye hiç ihtiyacı yoktur.

 

ALLAH SEVENLERİYLEDİR. ALLAH SEVENLERİNİ SEVER, ALLAH SEVENLERİNE BEREKET GETİRİR. SEVENLERİN ALLAH’I HİÇ BIRAKMAMASI LAZIM. HEP ALLAH'A HÜSNÜ ZAN ETMESİ LAZIM

Dua etmediğimizde Allah darılır. Unuttuğumuzda darılır. Bir şey olduğunda kendimiz yapacağımıza inanırsak darılır. Çünkü Kendi yapıyor. Mesela farz edelim bir konu var, “Şuna niye şöyle cevap veremedim” diyor. Kardeşim Allah verdirten sana o cevabı veyahut şuna niye şöyle cevap verdim, Allah sana o cevabı verdirir. Veyahut dizi ağrıyor. Ya diyor ne yapsam? Çok şey vaziyette diyor. Dizini kim ağrıtıyor? Dizinin ağrıması mucize, özel bir duygu. Kim geçirecek? Allah geçirir. Bunların hiç unutulmaması lazım. Şirk Allah'ın hiç beğenmediği bir konu. Allah'ın en beğenmediği şey şirktir. Allah’ın gücüne gider. Bağlantıyı hiç kesmemek lazım Allah’la. Şirke kayıldığında hemen Allah’a iltica edip tövbe etmek lazım. Yorgunum deyip Allah bırakılmaz. Uykusuzum deyip Allah bırakılmaz. Öleceğini bilsen Allah'ı bırakamazsın. Var gücünle Allah’ı anacaksın. Yok yorgunum namaza kalkamıyorum, kalkacaksın. Nasıl kalkamıyorsun? Menfaatinle ilgili bir şey olduğunda havalarda uçuyorsun. Yorgunum dua etmeyeyim, olmaz. Dua edeceksin kısa da olsa dua edeceksin. Yorgunum Allah'ı zikretmeyeyim, olmaz. Yorgun da olsan kısa da olsa Allah'ı zikir edeceksin. Seni hayatta tutan Allah. Kısa süre bile sevginin kesilmesi Allah'ın ağrına gider. Allah’a sevgi duayladır. Zikirledir, ibadetledir ve sözlüdür. Çünkü Allah bizi seviyor biz de Allah'ı seveceğiz.

 

DİNÇLİK YEMEKTEN VE UYKUDAN GELMEZ. İNSAN ALLAH'TAN YANA OLURSA ALLAH DİLERSE ONU SEBEPSİZ DİNÇLEŞTİRİR

Bak maşaAllah diyor kardeşlerimiz, enerjinize şaşırıyoruz diyor. Kaç saattir yayın yapıyorsun diyor. EvvelAllah bak çakı gibiyiz. Telkin yapsan uykum var açım susuzum bilmem ne. Uykusuzsan Allah seni iki saniye uyutur haberin bile olmaz, o uyku ihtiyacın gider. Allah'tan yana olursan. Seni bir saniye uyutur haberin olmaz, gözün açıkken uyutur bir saniye, çok diri olursun. Aç olursun seni Allah bir saniyede doyurur gizlice. Bayağı dinç olursun haberin bile olmaz. İlla yemek ağızla yenmez. Allah senin ruhuna, bedenine o enerjiyi birden yükler, yemek yemişten daha zinde olursun. Hz. Ali (ra) Hayber Kalesi'nin kapısını sökerken yediği yemekten kuvvet almadı, Allah verdi ona o kuvveti. Ani geldi o kuvvet. Ani de gider, mesela sonra gitti. Dediler ki kale kapısını bir kaldır bakalım yerinden dahi oynatamadı. Yere bırakmıştı geri geldi. Sahabeler dediler ki, hayran olduk kale kapısını kaldırmana bir daha kaldırsana dedi. Hz. Ali (ra) yerinden oynatamadı. Ama o an kuş gibi uçurdu kale kapısını. Allah o anda verdi kuvveti.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top