Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (30 Eylül 2016; 20:00)

 

ALLAH HER POZİTİF GÜCÜN KARŞISINDA BİR NEGATİF GÜÇ KURAR. DERİN DEVLETLER PEYGAMBERLERİN ÇIKTIĞI DÖNEMLERİN NEGATİF GÜCÜDÜR

Eskiden İngiliz derin devleti istediği gibi keyfini sürdürüyordu. İki yüz yıl kendini gizlemeyi başarmış. Hatta üç yüz yıl. Yani muazzam bir yetenek. Böyle büyük bir yapılanmanın, böyle dünya derin devlet yapılanmasının kendini gizlemesi ve hiç bu konuda zaafa uğramamış. İlk defa rezil kepaze oluyor tarihinde. Üç yüz yıllık tarihinde İngiliz derin devleti ilk defa rezil kepaze oluyor. Derin devlet olmasa ne olurdu? İngiliz derin devleti olmasa ne olurdu? Mehdiyet olmazdı. İslam dünyaya hakim olmazdı. Müthiş bir atalet, gaflet olurdu. Gelenekçi İslam devam ederdi. Bayağı acılar içerisinde devam. Köklü değişiklikleri Allah böyle yapıyor işte. Derin devlet meydana getiriyor. Hz. Musa (as)’ı çıkaracağı vakit Firavun derin devletini kurduruyor önce. Mesela Hz. İbrahim (as)’i çıkaracağı vakit Nemrut derin devletini kurduruyor. Mesela İsa Mesih (as) çıkacağı vakit Sezar Roma derin devletini kurduruyor. Resulullah (sav)’ın zamanında da vardı Roma derin devleti. Şimdi Roma Londra’ya taşındı. Dünya derin devletinin merkezi. Eskiden hakikaten Roma’daydı. Derin devlet oradan yönetiliyordu. Şimdi Londra’ya taşıdılar. Neye yarayacak? Mehdi (as)’ın zuhuruna yarayacak. İsa Mesih’in çıkışına yarayacak. Allah’ın bunlara hiç ihtiyacı yok. Hiç değeri yok Allah için derin devletin. Çok alelade bir güç. Sıradan bir güç Allah için, yarattığı herhangi bir güç. Bütün kuvveti, gücü Allah veriyor. Mehdisini çıkaracak normal karşılayacağız. Derin devlet yıkılacak onu da normal karşılayacağız. İsa Mesih’te de toplumsal bir heyecan meydana gelir ama normal karşılarlar. Bir miting heyecanı gibi heyecan olur. Toplu heyecan, o olur da. Ama şahsı açısından iman etme mecburiyeti olmadığı için. Yani Peygamber olarak iman etme mecburiyeti. Çünkü ümmetten birisi olarak geliyor. Peygamber görevi ile gelmiyor. Bir heyecan olur. Sandık da bulunacak, kutsal sandık. O da bir heyecan. En az Mehdi (as) kadar o  da heyecan verecektir. Ve İsa Mesih (as) kadar heyecan verir kutsal sandığın bulunması. Bu piramitlerin altı üstü her yeri aranacak. Taşı toprağı hep sökülecek, her yerde aranacak.

 

PİRAMİTLERİN ALTI, NEMRUT'UN MEZARI MEHDİYET DÖNEMİNDE AÇILACAK, İÇİNDEN TARİHİ EMANETLER ORTAYA ÇIKACAK

Mısır’da kocaman bir heykel var biliyorsunuz. Ne adı? Sfenks. Bu piramitlerin yapımından daha eski biliyorsunuz onun yapımı. En eskisi odur. Sfenks’in içinde boş odalar var. Odaların içinde ne olduğu bilinmiyor. Girilmemiş. Koskoca taştan bir heykel içi kapatılmış. Ne olduğu bilinmiyor. O açılacak. Sfenks’in içinde dünyanın sırları var. Piramitler çaka çaka belge dolu altı üstü her yeri. İçleri odalarla dolu hiçbiri açılmadı. O odalar açılacak daha kimsenin el sürmediği yerlere girilecek. Nemrut harabeleri. Nemrut’un mezarı açılacak. Binlerce yıldan beri kapalı. Hiç açılmamış. Adam da felaket kurnaz. Dağın tepesine mezar yaptırıyor iri kayalarla. Şimdi bak kaç imparatorluk, kaç nesil geçmiş? Hepsi de bayağı yaman adamlar. Hiç kimse o mezarı açmaya yeltenememiş. Çünkü açmaya kalktıklarında bütün mezar üstlerine çökecek. Oraya giden adamlar sağ kalmaz. Çünkü altından aldın mı insanın üstüne yıkılıyor. Ne yapacaksın? Tepeden de indiremiyorsun. Yapacak hiçbir şey yok. Onun için beklemiş. Devlet gücü gerekiyor. Kim açacak? Yine Mehdi (as). Altında kocaman bir mason mabedi bulacağız bak ben söyleyeyim. Çünkü o devrin ünlü masonlarından Nemrut. Bahçesine koyduğu kayalar, taşlar, heykeller hepsi masonik. Dev bir Mason tapınağının içine gömülmüş. Yüzlerce, binlerce belge Hz. İbrahim (as) devrine ait. Bunları bulacağız, getireceğiz inşaAllah.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (27 Eylül 2016; 17:00)

 

BAZI İNSANLARDA DERİN İMAN OLMAYABİLİYOR. ANCAK NET İMAN İLE O KİŞİ DENGELİ HALE GELİYOR VE TEVEKKÜLÜ, ALLAH KORKUSU ANCAK O ZAMAN TAM OLUYOR

Allah’tan düşünme gücünü artırmasını istemek lazım. Allah’ın delillerini görme gücünü artırmak ve hakkıyla takdir etmek. Dünyada en büyük nimet güçlü imandır. Samimi, berrak iman. Berrak, keskin. Flu iman dünyada hep eski bir gelenek olarak yaşanmış. Çok eski kökeni, ta Hz. Adem (as) devrinden başlıyor flu olması. Yani beyinde bir netleşme çoğu zaman insanlarda olmuyor. O net imanı Allah’tan istemek lazım, net, keskin imanı. Onda şahıs tam normal, dengeli, tutarlı olmuş oluyor. Bayağı sıhhatli olmuş oluyor. Tevekkülü tam olur, Allah’tan korkusu mükemmel olur.

Çocukluktan itibaren insanları Allah’tan uzaklaştırıyorlar. Aileler içerisinde işte “Domates aldın mı, biber geldi mi, babanız saat kaçta gelecek?” Tek kelime Allah’tan bahis olmuyor. “Çocuk okuldan döndü mü, oğlum derslerini çalıştın mı?” Halbuki bütün sistem Allah’ın üstünde olması lazım. Bütün dikkat Allah’a verilmesi gerekiyor. Allah’tan başka her şeye dikkat veriliyor genelinde. Çok eski tarihlerden beri böyle. İnsanların bilinçaltı böyle dolu yani bu şekilde bir bilgiyle tahkim edilmiş. Buna karşı direnmek lazım. Samimi müminler bu bilinçaltına yapılan kodlamaya karşı direnecekler, kabul etmeyecekler bunu. Hiç normal görmesinler. Allah’tan başka hiçbir şeyden bahsedilmemesi lazım. Yoğun Allah’la bağlantı olması gerekiyor.

 

ÜÇ YÜZLER KOMİTESİ HAKKINDA

Üç Yüzler Komitesi işte bu deccaliyetin oluştuğu Üç Yüzler Komitesi. Mehdiyet’te de üç yüz kişidir. Deccalin ekibi de üç yüz kişi bakın, çok manidar. 1727’de İngiliz derin devleti tarafından kuruluyor bu Üç Yüzler Meclisi. 1727 bak, 1-7-2-7. 1727’de İngiliz derin devleti tarafından kuruluyor Üç Yüzler Meclisi. Bugün Chatham House gibi kurumlara yön veren asıl kurum bu. Yani Chatham House bunlara bağlı oluyor. İngiliz bir hasidik Musevi olan gazeteci Jakop Dohas dünyayı üç yüz insanın yönettiğini hatta bunların Wilson gibi Amerikan başkanlarını dahi seçtiklerini belirtiyor. Tabii yani her yerde başkanları onlar seçiyorlar. Alman devlet adamı Walther Rathenau şunları söylüyor; “Birbirini tanıyan sadece üç yüz adam Avrupa’yı idare etmektedir. Bu adamlar haleflerini kendi çevrelerinden seçerler.” Yani kendinden sonra kim gelecekse o kendisi seçiyor Üç Yüzler’den birisi. Benim yerime şu olsun diyor. “Bu adamların tasvip etmedikleri her devleti yok edecek araçları bulunmaktadır.” diyor. Mesela Türkiye’yi adam gözüne kestirdiyse rahatça ezecek güce sahip oluyor. Bu açıklamaları nedeniyle Jacop Dohas da Walther Rathenau da esrarengiz suikastlarla ikisi de öldürülmüş peş peşe, bu açıklamaları yaptıkları için. Üç Yüzler Meclisi hakkında bilgi verdikleri için ikisini de öldürmüşler. Bu da derin devlet gösterisi işte, İngiliz derin devletinin gösterisi. Çünkü basına yapmışlar bu açıklamayı hemen akabinde bunları öldürmüşler ikisini de.

 

BEDİÜZZAMAN İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİ ÇOK İYİ TEŞHİS ETMİŞ VE NE KADAR TAHRİP EDİCİ BİR YAPI OLDUĞUNU DETAYLI ANLATMIŞTIR

İngilizler İstanbul’u işgal edince Bediüzzaman acayip öfkeleniyor. O bizzat İstanbul’a gelip halkı İngiliz devletine karşı uyarmak için Hutuvat-ı Sitte adlı eserini hazırlıyor. Arapça ve Türkçe olarak çok sayıda bastırıyor. Görüyor musun gayretini, samimiyetini? Tüm İstanbul’a dağıtıyor Bediüzzaman. Başında sarık üstünde cübbe bak, şevke bak, tatlılığa bak. Deccaliyete karşı mücadele veriyor. Bu eserden sonra İngilizlere karşı Kuva-yi Milliye şuuru ilk defa gelişmeye başlıyor. Yani Kuva-yi Milliye hareketi başlıyor. İngiliz Başkumandanı Bediüzzaman’ı öldürtmek üzere emir veriyor. Said Nursi’nin resmi veriliyor, ismi veriliyor. Her yere dağıtılıyor İngiliz askerlerine. Gördüğünüz yerde vur emri çıkıyor. İngiliz askerleri tüm İstanbul’da Bediüzzaman’ı arıyorlar her yerde Galata’da orada burada sokak sokak o eşkalini arıyorlar. Ama Cenab-ı Allah rahmetiyle himayesiyle, koruduğu için bulamıyorlar. Halbuki tanınan bir insan. Sarığı, cübbesi de var. Çok iyi gizleniyor, geceleri çıkıyor bulamıyorlar. Ve cayır cayır Hutuvat-ı Sitte’yi dağıttırıyor. Görüyor musun yaşlı haliyle, fakir de. Hem Arapça hem Türkçe bizzat hazırlıyor. İngiliz derin devletine karşı halkı uyarıyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (26 Eylül 2016; 17:00)

 

ŞEHİTLERİN BULUNDUĞU BOYUTTA KESİNTİSİZ SEVİNÇ VAR, KORKU VE HÜZÜN YOK

Ali İmran Suresi 169, 170. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri Katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” [Ali İmran Suresi, 169] Mesela yemek de yiyorlar. “Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler.” Yani kesintisiz sevinç var üzüntü yok. “Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler” yani bir anlatabilsem diyor yani “ki onlara hiç bir korku yoktur,” yani oranın özelliği olarak, dünyada var ama korku orada yok “mahzun da olacak değillerdir.” [Ali İmran Suresi, 170] Mesela mahzunluk da yok. Üzülme mahzunluk yok o boyutun özelliği olarak. Mesela Hz. İsa Mesih (as)’ın bulunduğu boyut da öyle. Bak meleklerle beraber Hz. İsa Mesih (as) namaz kılıyor. Allah “ondan çekinmezler” diyor “Mesih ve mukarreb melekler yakınlaştırılmış melekler Allah'a ibadet etmekten gocunmazlar çekinmezler, yani onu onur bilirler, güzellik bilirler” diyor. Bak sırf Hz. İsa Mesih (as) için söyleniyor bu. Çünkü bak, “Peygamberimiz (sav) namaz kılıyordu” demiyor Allah meleklerle. Sadece Hz. İsa Mesih (as) için var namaz kılma. Çünkü namaz sakıt oluyor vefat ettiğinde şeriatla sorumlu olmuyorsun ama bak Hz. İsa (as) şeriatla sorumlu. Yani namaz kılmakla mükellef. Halbuki vefat etmiş “teveffeni” Allah Katına alınmış. Ama bedenen ölmediği için bedeni durduğu için şeriatla mükellef oluyor. Orada meleklerle beraber namaz kılıyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (24 Eylül 2016; 17:00)

 

İNSAN AKLI 100 MUCİZEYİ AYNI ANDA DÜŞÜNECEK KAPASİTEDE OLSA MANEN ADETA SARHOŞ OLUR. ALLAH'IN SANATI ÇOK SARSICI VE ÇOK NEŞELİ

Tabii insan kafası Allah tarafından belli bir kapasiteye göre yaratılmış. Eğer beynimizin imkanı, bütün mucizeler olmasa da farz edelim yüz mucizeyi aynı anda düşünecek şekilde olsa manen sarhoş oluruz adeta. Ama ‘insan nisyan ile malul’ deniyor. Cenab-ı Allah’ın bize verdiği bir özellik çok çabuk unutur insan, unutkandır insan. Unutmasak, Allah’ın sanatları çok sarsıcı ve çok neşeli. Yolda geliyorum mesela yol boyunca kediler hep böyle sıcak asfaltlara falan serilmiş yatıyorlar, acayip huzurlular. O seçtikleri yerler aslında en isabetli yerler oluyor. Yani en iyi güneş alan, en kuru, onları en rahatsız etmeyecek yerler. Dedim ki orada yeşillikler var otların içine yatsa, niye yatmıyorlar dedim. Mesela hakikaten yatmıyor otun içine, onlarda nem oluyor böcek oluyor falan, yani kuru yerleri daha çok tercih ediyorlar bayağı akıllılar. Onların tercih ettikleri yerler insan için de aslında en iyi yerler olur. İnsanların yaşaması için de en iyi yerler. Onlar riskli yerleri hemen tespit ediyorlar. Mesela riskli bir yiyeceği yemiyor, kötü bir yiyecek olduğunda yemiyor. Sıcak olduğunda asla yanaşmıyor, soğukta da yanaşmıyor, zehirliyse hemen hissediyor ona da yanaşmıyor. Eğer toksik veyahut bozuk bir yemekse ona da yanaşmıyor. Halbuki şuuru kapalı hayvanın.

 

HÜCREDE MÜTHİŞ ÖZELLİKLER VAR AMA İNSANLARIN ÇOĞU ÇOK AZ DÜŞÜNEBİLİYOR. EN FAZLA BİR VEYA İKİ KONUYU AKLINDA TUTABİLİR İNSAN

Hücrede çok müthiş özellikler var. Ama insan ne kadar düşünebilir hücreyi? Bir tane konuyu anlıyor insan, hadi iki konuyu üç konuyu aklında tutabilir aynı anda, çok zor yani. Hücrenin bu kadar harika olması dinsizliğe çok büyük darbe oldu. Darwinistleri bayağı ızdırap içinde bıraktı. Hücreye bir girdiler, aman Allah’ım uçsuz bucaksız bir evrene girdiler. Su dolu bir torba zannediyorlardı, kese zannediyorlardı hücreyi basit bir şey zannediyorlardı. Dolayısıyla canlıları da çok basit görüyorlardı. Aslında Darwinizm çok basit düşünmeye dayalı bir sistem, yani derin düşünme yok Darwinizm’de. Ama tabii adamlar Darwinist diye oturup onlara sürekli böyle kafayı takmak, ondan müteessir olmak Müslüman’a yakışmaz. Çünkü Allah onu özel yaratıyor. Kaderi bilmemek anlamına gelir bu. Fakat tabii Cenab-ı Allah’tan sanatını daha çok bilmeyi isteriz. Hafızamızda daha çok tutmayı isteriz. Bir de hayret etmeyi isteriz Allah’tan. Hayret kapalıysa bu çok tehlikelidir, yani şaşırma ve hayret. Çünkü bir insan normal görüyorsa bir acayiplik var demektir.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Eylül 2016; 09:00)

 

MÜNAFIKLAR YALAN DELİL OLUŞTURURLAR. HZ. YUSUF'UN KARDEŞLERİ DE BABALARINA ÜZERİNE KAN SÜRÜLMÜŞ GÖMLEK GETİRMİŞLERDİ

Yusuf Suresi 18, “Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler.” İşte mesela bu da bir münafık eylemi. Yalan delil oluşturmada üstlerine yoktur münafıkların. Deliliğine bak. Adam, insan öldürme var. Abdülaziz'i de rahatça şehit ediyorlar. Ve kanlı gömlek getiriyor. Cinayete eğilimi görüyor musun? Cinayetteki pervasızlık münafıkların özelliklerinden. 

“"Hayır" dedi. Basiretli olduğu için peygamber “Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır.” Müslüman ahlakını görüyor musun? “Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı” hemen anlıyor “(Kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır." [Yusuf Suresi, 18] “Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler.” [Yusuf Suresi, 16] Allah buna ayrı bir ayet ayırıyor. Yani ağlamayı nasıl kullandıkları münafıkların. “Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk.” Tam münafık akılsızlığı, tam tipik sahtekarlık. Kendince kandırdığını zannediyor. Bir de "yarışıyorduk" Hep bunlar işte yarışma kafasındalar ya. Münafığın ruhunda o hep böyle birinci olma, insanlarla idişme, yarışma, öne geçme kası vardır. Hep böyle gurur derdinde olduğu için bu da manidar ayette. “Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık.” Müslümanları kullanma kafaları da burada dikkat çekiyor. Kendileri yarışıyor, bilmem ne yapıyor; onu kendi malını korumada, kendi eşyasını korumada onu kullanmak istiyor. Ama güveniyor ona. O konuda sağlam görüyor. “Fakat onu kurt yemiş.” Bak rezalete bak. İfadenin, yalanın aptallığına bak. Tam münafık yalanı. Çok kötü yalan. Onu da kurt yemiş. Pervasızlığı görüyor musun? Bir de münafık cesareti var. Münafıklarda böyle bir deli cesaret vardır. Yalan söylemekten utanmaz. “Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin.” [Yusuf Suresi, 17] Bilinçaltı kurgulama yapıyor. Bu sefer de Müslümanı dürüst olmamakla suçluyor. "Sen ben doğru söylesem de inanmazsın zaten. Ben anlatsam da olmaz zaten. Senin zaten önyargın var. Ben ne yapsam bir şey değişmez." Münafık üslubu.

 

AHİT SANDIĞI İNSANLARIN İMANININ ARTMASI İÇİN SON BİR HEDİYEDİR, KURAN’DA GEÇEN BİR NİMETTİR

Ahit sandığı dünyaya Allah’ın son hediyesi. İnsanların imanının artması için, heyecanlarının artması için yakinlerinin yüksek olması için son hediye. Kuran’da özellikle geçen bir nimet. Çünkü şaşırtıcı. İçinde 3500 yıllık manna var. Yani bakabilirler yapısına, manna. Molekül yapısını da inceleyebilirler, eskiliğini de inceleyebilirler. Hz. Yusuf (as)’ın gömleği. Say say bitmez, dolu içi. Hz. Süleyman (as)’ın yüzüğü. Çok heyecan verici. Yalnız pek söylemek istemiyorum ama Kabe’nin altında da define var. O da ayrıca araştırılıp bakılacak ona da. Kabe’nin binasının tam altında. Hadislerde belirtiliyor. Hatta Hz. Ömer (ra), Ali (ra) müsaade etmiyor. Yani Peygamberimiz (sav) söylüyor ama Mehdi (as) zamanında açılacak diyor. Çok eski ta Hz. İbrahim (as) devrinden kalma alametler, nimetler, güzellikler var. İnsanlar bayağı şaşıracaklar.

Hiç bilinmeyen şeyler. Aslında Allah hiçbir yerin açılmasına müsaade etmedi. Ne piramitlerin içine bakılabildi daha, ne Nemrut’un mezarı açılıp bakılabildi. Nemrut’un mezarı zaten mason tapınağı aynı zamanda. Ama taş yığmasıyla örtülmüş. Aynı şekilde Taberiye Gölü’nün zemininde saklanan hazine. Hz. Süleyman (as)’ın sandığının orada olduğunu düşünüyoruz. Taş yığılmış üstüne. Bak hiçbir hükümet, hiç kimse gelin bunu açalım demiyor, diyemiyor. Niye? Mehdi (as)’ı bekliyor. Yani bak Mehdi (as) olmasa kıyametle beraber dağılır gider onlar. Yalnız tabut-u sekine o kadar kolay bulunmayabilir. Biraz vakit alacak o. Yani 2019’larda falan beklemeyin. Yani 2030’ları bulabilir. Hatta 2033’ü de bulabilir. Tabut-u sekine Kuran’da ayette geçiyor, Hz. Süleyman (as)’ın sandığı. Bakara Suresi, 248. 2-4-8. “Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur'” Şimdi bak bu çok büyük bir mucize. Kuran bir mucizeden bahsediyor. Tabut geliyor, Tabut-u Sekine, konuyor, kapağı açıldığında adamın sinirleri falan gergin değil mi? Akıl almaz bir ferahlık geliyor üstüne. Mucize olarak. Tabut-u Sekine’nin özelliğidir bu. Bunu görecek insanlar. Onun için kapatılıyor üstü. Hep kapalı tutuluyor, açık tutulmaz. Açıldığında hemen bir huzur ve güvenlik duygusu geliyor. Bu mucizedir. Bu fiilen sezilen bir şey. Sonra; “Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar” Musa (as)’dan kalanlar ne? Asanın parçası, levha, manna. Bak diyor ki Allah; “onu melekler taşır.” Yani nasıl insanların yanında melek varsa onun da yanında melekler var. “Eğer inanmışlarsanız,” yani iman ediyorsanız, samimiyseniz, “bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır. Ne delili bu, neyi ispat ediyor? Mehdiyet’i, İttihad-ı İslam’ı ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu. Bak, delil vardır göreceksiniz anlamına geliyor. “Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil” ebcedi kaç? 2033. Ayet açık.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (11 Eylül 2016; 20:00)

 

MASONLUĞUN MEHDİYET'LE BAĞLANTILI OLDUĞUNU MASONİK SEMBOLLERDEN ANLIYORUZ

Masonluk çok eski bir tarikat yapılanması. Hazreti Süleyman (as) devrinde en geniş güce kavuşmuş görünüyor. Bütün sistemde, bütün yapıda sembollerin hep Mehdiyet’le, dünya hakimiyetiyle, İslam'ın dünya hakimiyetiyle ilgili olduğunu görüyoruz. Düğüm mesela düğümün çözülmesi, iç içe geçmiş A harfleri, A harflerinin ortasında oluşmuş O harfi, Alfa ve Omega. İncil'de de vardır biliyorsunuz, Alfa ve Omega. Masonluğun dinsiz ateist insanları da İslam'ın dünya hakimiyeti için kullanan bir örgüt olduğu anlaşılıyor. Abdülhamit devrinde devlete tam hakimdi Masonluk, tam anlamıyla. Kelimenin tam anlamıyla hakimdi. Osmanlı paşaları, tek tek sayarım şimdi, büyük bölümü Masondu. Osmanlı padişahlarından var, Mason olan padişahlar var. Şeyhülislamlardan var Masonlar. Hepsi belgeli.

 

BAZI MASONİK SEMBOLLER VE ANLAMLARI

Güneş aydınlanmayı, Mehdiyet ışığını; o el Mehdiyet’ in elini, dünyayı imar edeceğini, mükemmel bir mimariyle dünyanın inşa edileceğini anlatıyor. Pergel ve A harfi de bir Masonik sembol evet. Güneş ay ve yıldız. Kuran’da geçen sembollerdir. Kuyruklu yıldız, Mehdiyet’in çıkış alameti olarak onu ifade eder. Güneş ve ayda olacak alametler ona işaret eder. Göz şeklinde olması da Allah’ın bizi gördüğüne işaret eder.

Jakin ve Boaz Sütunları Hz. Süleyman (as)’ın Mabedi’ni anlatıyor. Mabedin yeniden kurulacağını ve mükemmel bir sanatın icra edileceğini anlatıyor. Mehdiyet’in mühim amaçlarından birisi de Hz. Süleyman (as)’ın Mescidi’nin yeniden kurulmasıdır. Masonluğun en mühim amaçlarından biri de odur. Yeniden Hz. Süleyman (as)’ın Mescidi’nin oluşması.

Arı kovanı. Ve arılar. Yani Mehdiyet’in arı kovanındaki arılar gibi çalışacağı, hadislerde de var biliyorsunuz. “Arı beyinin etrafında toplanmış gibi toplanırlar.” diyor. Mehdi (as)’nin hizmetinde olacak talebelere işaret ediyor ve çok çalışkan olacaklarına işaret ediyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Eylül 2016; 20:00)

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ YANDAŞLARIYLA HABERLEŞMEK İÇİN ÇEŞİTLİ SEMBOLLER KULLANIR

İngiliz derin devleti kendi aralarında bazı hayvan sembollerini kullanarak anlaşıyorlar. Mesela bir hayvanı adam sevdiğini söylerse, o bir işaret olmuş oluyor onlar için. Yani ben sizdenim anlamına geliyor onlar arasında. Mesela zürafa, İngilizler arasında çok meşhur. İlk defa İngiltere’ye zürafa götürüldüğünde bir devlet sembolü haline getiriyorlar zürafayı. Hatta İstanbul’da işte bu Zürafa Sokak var; ilk genelev, İngilizler tarafından kurulmuştur. O sokağın adı  da Zürafa Sokağı olarak belirlenmiştir. İlk genelevi İngilizler getirdi Türkiye’ye. Mesela bu Unicorn denilen tek boynuz, İngiliz derin devletinin sembollerindendir. Kendi aralarında anlaşmalarında kullanırlar. Yani o boynuzu gördü mü adam “tamam” demek istiyor. “Anladım senin işaretini” gibi. Akrep, yılan, fil, kirpi kendi aralarında kullandıkları sembollerden.

Mesnevi’de diyor ki Mevlana; “Allah şeytana hannas” dedi. “Şeytan, kirpinin kafasına benzer.” Kirpi kötü avcıdan ürker de büzülür, başını gizler.” Bak, fırsatını bulunca başını çıkarır, görüyor musun? “Bu hileyle” diyor, “karşıtlarını zebun eder” diyor. “Yener” diyor. Bak, “Ekşi suratlı arifler kirpiye benzerler” diyor. Yani arif dediği işte Mesnevi’ye tabi olmuş, Rumi olmuş adam, arif. “Ekşi suratlı arifler kirpiye benzerler. Sert dikenlerin dibinde gizlice zevk-i sefadadır onlar. Dışarıdan pislik bir karakter gösterir, ters tavır gösterirler diyor. Bazıları için söylüyor bunu tabii, hepsi için değil. “Ama kendileri zevk-i sefadadır” diyor. “Ey kirpi kendine dikenini bekçi yapmışsın” Bak, “ey kirpi” diyor “kendine dikenini bekçi yapmışsın, başını sufiler gibi içine çekmişsin.” Sufi; Rumiler. Tabii bunu Mevlana mı diyor, başkası mı diyor bilmiyorum yani. Ben “Mevlana dedi” demiyorum. Birisi demiş olabilir ama burada kastettiği belli. Kastettiği kişiler belli. Yani hiç alakasız biri de yazmış olabilir, oraya eklemiş olabilir, koymuş olabilir. “Ekşi suratlı arifler kirpiye benzerler” diyor bak. “Sert dikenlerinin dibinde gizlice zevk-i sefadadır onlar. Birbirlerine böyle yazılar gönderiyorlar, yani bir yöntem olarak. Yani illaki tabii ariflerden kastı Rumi’dir anlamına gelmiyor, yani gelmez. Her çeşit adam, yani kendi kafasına uygun adam. Tabii bunu çok genelleme yaparak söyleyemeyiz. Bazı kişiler için bunu söylediği anlaşılıyor.

 

MÜNAFIKLARIN KİŞİLİĞİ ÇOK DEĞİŞKENDİR, MÜNAFIK  ÇOK NEŞELİ GİBİ GÖRÜNÜRKEN BİRDEN VAHŞİLEŞİP İÇİNE KAPANABİLİR. RUH HALİ SAĞLIKLI DEĞİLDİR

Münafığın çok değişken bir kişiliği vardır. Hayret edilecek şekilde, yani hava durumu gibi böyle. Mesela durgunken birden neşelenir, çok neşeliyken birden vahşileşip içine kapanıp deli karakteri göstermeye başlayabilir. Allah bir nevi ruh hastası gibi yaratıyor münafıkları.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (8 Eylül 2016; 20:00)

 

MÜNAFIKLARLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

Münafığın geldiği belli olmaz, çıkışı da belli olmaz böyle onun sinsiliğinin, ruhunun karanlık yansımasının bir ürünüdür bu, bu çok manidar mesela bundan kurtulamaz münafık, belirleyici özelliklerinden birisidir. Bir de münafık düzelme alameti gösterir, nekahat dönemi vardır geçicidir, münafık manyaktır. Çok geçici düzelme atakları gösterir, hemen yeniden manyak atağına geçer. Müslümanlar için bu aldatıcı olmaması lazım, münafık kolay kolay düzelmez. Ağır bir hastalık şeklinde devam eder ama kendini iyileşmiş gibi gösterebilir fakat ilk fırsatta o manyaklığı, o psikopatlığı hemen kendini gösterir yani kronik zeminde ilerler münafıkta o hastalık, şeytan yakasını bırakmıyor münafığın. Çünkü münafık Allah’tan yana olmadığı için şeytan da ona çöküyor ve bırakmıyor.

Münafık konuşma dilinden ziyade vücut dilini kullanır. Mesela alçaklığını, ahlaksızlığını yüzündeki o pis ifadesi, şeytani ifadesinden vurgular ama sorduğunda gayet kibar cevap verebilir. Nasılsın? dediğinde “Teşekkür ederim iyiyim, Allah razı olsun” der. Ama memnuniyetsiz ve iğrenç ruhunu yüzüyle yansıtır. Pis bir elektriği vardır münafığın. Sessiz protestolar yapar, çirkin mimikler işte suskun durmalar mesela konuşması gereken yerde konuşmaz, konuşulmayacak yerde böyle münasebetsiz bir cevap verir. Açık net olarak ahlaksızlık yapar ama onun ispat edilmeyecek şekilde olması onu hoşnut eder. Mesela niye böyle ahlaksızlık yapıyorsun dersen, “ne var yaptığımda bir şey yok ki falan” der. “Ne yapmışım?” falan der. O çok şeytani bir politikayla bunu yapar. Mesela alçaklığını, karaktersizliğini yüzünden lağım gibi akıtır, eylemleriyle akıtır ama fiili ispat olamayacağını düşündüğü için de onun rahatlığı içindedir. Münafığın eğlencesi de bu türdedir. Biz nasıl müzikle eğleniyorsak, münafık da öyle eğlenir kendince. Cehennem eğlencesi vardır onda. Müminin cennet eğlencesi olur, münafığın da cehennem eğlencesi. Allah ona “şölen” diyor zaten. Sürünür, ızdırap çeker onu eğlence gibi görür.

Mimikleri pistir münafığın böyle iğrenç mimikleri olur, suskunluğu pistir böyle hayvani bir mutizme girer vahşi mesela normal cevap verilecek yerde normal cevap veremez münafık ve normal konuşulacak yerde de konuşmaz. Hayvani bir durgunluk vardır, yüzündeki o anormallikten münafık anlaşılır. Sadece o türe has bir özelliktir bu, müminlerde olmayan bir özellik bütün münafıklarda olur o. Münafık tanımada çok önemli belirleyici bir alamettir.

Münafık kar, zarara göre Müslümanların yanında kalır. Şaşırıyorlar niye yanımda kalıyor diye. Menfaat hesabını düşünür yani kaldığı yerin rahatlığı, yiyecekler, imkanlar falan ona göre düşünür. O menfaatleriyle küfrü kıyaslar, küfür çok fazla yüz vermiyorsa yanaşmaz. Yine Müslümanların içinde Müslüman taklidi yaparak devam etmeye çalışır. Anlaşıldığını hissederse Müslüman taklidinin dozunu biraz daha artırır hissedildiğini anlarsa. Ama tabii kontrol edemediği yönleri vardır münafığın, yüzündeki o melanet ifade, o pislik ifade kontrol edemediği bir yönüdür, vahşileşir, umulmadık bir ruh hali ve tepkisizlik gösterir. Münafıkta tepkisizlik çok dikkat çeker. Mesela onunla ilgili bir konu anlatırsın tepkisizdir, bir şey söylersin tepkisizdir veya cılızdır tepkileri normal insan tepkisi gibi değildir ama bunu herkes çıkaramaz, düz bakan çıkaramaz onu Bediüzzaman ayrı anlatıyor. “Şeytani derin bir zekavete sahiptir” diyor. Zekasının bağlantısı şeytan olduğu için diyor müthiş bir zekavete sahiptir, normal bir Müslümanın onunla baş edemeyeceğini söylüyor. Onun için böyle harika bir akla sahip olmak gerekir diyor, onunla mücadele edebilmek için, münafıkla mücadele için bu gerekiyor.

Münafığın en rahatsız olduğu şey namazdır, acayip darlanır. Genellikle münafık namaz kılmaz eğer kapalı bir odadaysa çıt çıkmaz, namaz kılmaz. Normalde abdest de almaz münafık ama şüphelenildiğini anlarsa namaz kılıyor, abdest alıyormuş görünümünü verebilir ama abdestten nefret eder münafık, namazdan da nefret eder hiçbir şekilde kılmak istemez. Ama açık aleniyse herkes gördüğü bir şekilde tabii abdest alır ama görünmüyorsa mutlaka abdest almaz, özellikle abdest almaz o şeytani bir tatmin meydana getirir onda. Eğer kapalıysa sürati katiyetle namaz kılmaz. Onun için Müslümanlar genellikle hep hissederler onun namaz kılmadığını, abdest almadığını bilirler, münafıklarda hep bilinir bu.

Menfaati bittiği an münafık hemen kaçar. Ama çeşitli olur münafık menfaatleri, kimi yiyecek için, kimi para için gelir, kimi işte geleceği için gelir, kimi rahat etmek için, kimi evlenmek, koca bulmak için. Kimi işte evleneceği bir hanım bulabileceğini düşünerek gelir ama bunu elde edemeyeceğini anlarsa, bu kesinleşirse münafık için İslam’ın bir anlamı kalmaz, Kuran’ın bir anlamı kalmaz. Allah’a zaten öfkeli olduğu için münafık hemen gider.

Münafık Kuran okumaktan ve okunmasından çok rahatsız olur. Kendi zaten okumak istemez fakat yanında okunmasından çok rahatsız olur. Münafık alametlerinin okunması akıl almaz ızdırap verir münafığa, çok kızdırır, doğrudan kendine söylendiği kanaatindendir ama hiçbir şekilde de muhatap olmadığı kanaatindedir bak bu çok manidar. Hem kendine söylendiği kanaatinde, hiçbir şekilde de muhatap olmadığı kanaatindedir aynı zamanda, dolayısıyla etkilenmez. Ama geçici düzelme gösterileri yapabilir, düzelme taktikleri yapabilir. Sahabeler döneminde de var bu her dönemde var.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (7 Eylül 2016; 20:00)

 

KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN MÜSLÜMANA SEVAP KAZANDIRIR KENDİ SEVABINI KAYBEDER

Sevap için gelmiyor muyuz dünyaya? Sevabı kazanırız. Kötü söz söyleyenin sağlığı bozulur, kötü söz söylenenin sağlığı güzelleşir sıhhat kazanır. Yani ona gelecek olan sağlık mümine gelir, mümine gelecek bela hastalık da ona gider. Allah’ın böyle bir sistemi vardır. Buradan da Müslüman karda. Kötü söz söyleyen psikolojik olarak çok ızdırap duyar çöker, neşesi kaçar, şevki kaçar, iştahı kapanır, bitkinleşir, halsizleşir, ruhundaki heyecan ve sevgi yok olur. Sevenleri kalmaz, saygı görmez. Muazzam bir tahribat olur, bereketi kaçar, işleri uğursuzlaşır, her yaptığı ayağına dolanır. Dolayısıyla çok büyük bir zararda olmuş olur. Onun için böyle ahlaksız, haysiyetsiz, hürmetsiz, terbiyesiz, dengesiz, sevgiyi merhameti bilmeyen, Allah korkusunu bilmeyen, Allah sevgisini bilmeyen, vatan millet bayrak sevgisini zaten hiç bilmeyen, egoist bencil dengesiz insanlar Allah Kuran’da onlara “hayvanlar gibidirler hayvanlardan daha aşığıdırlar” diyor.

 

ALLAH NÖTR OLARAK DÜNYAYI YAŞATMAZ. NÖTR ALLAH’IN KABUL ETMEYECEĞİ BİR SİSTEM. NEGATİF-POZİTİF ÇATIŞACAK, POZİTİF GALİP OLACAK

Cenab-ı Allah dünyayı yarattığında negatif ve pozitifi yaratıyor. Negatifi ve pozitifi çatıştırarak pozitifi geliştiriyor Allah, pozitifi ortaya koyuyor. Şimdi Mehdiyet pozitif bir güçtür. Negatif güçler şu an devrede. Onların isimlerini de saymış tek tek. Deccal var en esas negatif güç. Süfyanlar var. Otuz ayrı deccal var süfyanlar dahil. Kahtani vardı mesela negatif bir güçtür, kan dökücü, kan döker yani. Ceh Cah. Başka? Münafıklar. İsim olarak verilen başka kimler var? Yecüc Mecüc var. İngiliz derin devleti deccaliyetin çatısıdır zaten. Dokuzlu çete. Bunların hepsi negatif güçlerdir. Şimdi mesela Türkiye’de negatif güçlerin gösterisini görüyoruz. Ayın on beşinde negatif güçlerin bir çıkışı oldu. Ama bakın negatif olmadan pozitif olmaz. O zaman nötr oluyor işte dünya. Nötr olduğunda kıyamet kopar. Allah nötr olarak dünyayı yaşatmaz. Nötr Allah’ın kabul etmeyeceği bir sistem. Negatif pozitif çatışacak, pozitif galip olacak. Negatif pozitif çatışacak devamlı bu. Allah’ın böyle bir sistemi var. Şimdi negatif güçler yine ortaya çıkacak. Peş peşe, peş peşe, peş peşe pozitif onu sürekli ezecek. Negatif çıkacak pozitif onu ezecek. En sonunda pozitif hakim olacak. Müspet hakim olacak, menfi yenilecek. Eski tabirle menfi. Menfi ve müspetin çarpışması vardır. Mesela insanlar bir an önce menfinin gitmesini istiyor. Tamam, gitti rahat yaşayalım. Yok, öyle bir şey olmaz. Menfinin gitmesi zaten müspetin gelişmesi için Allah tarafından yaratılıyor. İnsanların rahatı için menfi gitmez. Müspetin hakim olması için gelir negatif. Dolayısıyla negatif sürekli hareket halinde olacaktır. Önümüzdeki günlerde daha da şiddetlenecektir. Dört-beş ay sonra yine negatif belki devreye çıkacak. Sürekli hareketlenecek. Belki birkaç ay sonra. Allah’ın amacı pozitifi ortaya çıkarmaktır. Ama dikkat ederseniz hükümetler herkes bir an önce negatifi durdurmak istiyorlar. Halbuki negatif durmaz, pozitifi hakim edinceye kadar negatif görevlidir. Negatif hakikaten şer bir güçtür ama pozitifin hakim olmasına sebep olur. Mesela PKK, PKK İslam’ın hakimiyeti için gereken bir negatif yapılanmadır. PKK olmasa gayet rahat yaşarız ama nötr bir yapı olur. PKK pozitifin gelişmesine sebep oluyor, İttihad-ı İslam'a sebep oluyor, Mehdi (as)’nin çıkışına sebep oluyor. Mesela darbe girişimi Mehdi (as)’nin çıkışına sebep oluyor. İngiliz derin devleti Mehdi (as)’nin çıkışına sebep olur. Onlar istemez ama öyle olur.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (6 Eylül 2016; 20:00)

 

AYET AÇIKLAMALARI

Şeytandan Allah'a sığınırım Neml Suresi 48,  "Ve kane fi el medineti tisatü rahtın yufsidune fil ardı ve la yüslihune" "Şehirde dokuzlu bir çete vardı," diyor Medine’de. Yani neresi Medine? İstanbul. İstanbul’a işaret ediyor Medine. Büyük bir şehir, dokuz çete. Dokuz kişilik değil, yanlış biliniyor. Tek çete değil. "Dokuz ayrı çete vardı" diyor. Dokuz ayrı çete. “Yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” [Neml Suresi, 48] Terör estiriyorlardı. İstanbul'da işte bu fesadı çıkaranlar da bunlar. Kuran'ın işaret ettiği bu çete.

Kaf Suresi 45, şeytandan Allah'ıma sığınırım, “Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz.” Yani birisi abuk sabuk konuştuğunda yahut düzgün konuştuğunda onu Allah yaratır. Mesela binlerce bize yazı geliyor, hepsini Allah yaratır. “Sen onların üzerinde bir zorba değilsin;” -baskıcı, onları döven söven, onları zorla yönlendiren, asan kesen değilsin- “şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.” [Kaf Suresi, 45] Sadece öğüt ver. Bunun dışında baskı yok diyor Allah. Demokrasiyle ilgili bir ayettir bu, Kuran ayetidir. "Zorba ve baskıcı değilsin" diyor. "Herhangi bir şekilde baskı yapamazsın. Sadece Kuran'la öğüt verebilirsin." diyor Allah. Açık ayet.

Mesela bak diyor ki ayette Hud Suresi 28, “Dedi ki: 'Ey Kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?'” bu ne? Bu da demokrasi ayeti işte. Hud Suresi 28. Allah bir rahmet vermiş Allah sizin gözünüzden saklı tutmuş ama bunu göremiyorsunuz diye ben sizi zorlamam diyor. Yani fikre saygı duyarım anlamına geliyor.

 

HADİS AÇIKLAMASI

“Mehdi’nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleştirecek parlak bazı alametleri vardır, bunlardan beş tanesi; yere batma, ateş, silinme, sarsıntı bir de depremdir ki Rabb’inin kitabında Mehdiyet’e ihanet edilince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar.” (Kitabü’l Cifr İmam-ı Ali, s.350) diyor. Hazreti Ali (ra) söylüyor. Demek ki Allah esirgesin Mehdi (as)’ye de ileride hoş olmayan tavırlar gösterecekler belki de, Allah büyük depremlerle karşılık verecek, ona işaret ediyor. Belki İngiliz derin devletini bin pişman edecek olaylar olacak, belki İngiltere’de büyük bir deprem olacak, bilmiyorum yani. İngiliz derin devletinin azgınlığına son verecek bir olay da olabilir bu, ona işareten böyle bir hadis Peygamberimiz (sav)’den zuhur etmiş olabilir. “Sarsıntı bir de depremdir ki Rabbin kitabında Mehdi’ye ihanet edilince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar” diyor. Nerede? Kitabü’l Cifr İmamı Ali s.350. Tabii orada şehit olanlar olur, gazi olanlar olur onlar kendi sevabını alır ama 1400 yıllık bir kitap, Kitabü’l Cifr ta Hazreti Ali (as) kendi zamanında kaleme almış, Şii kardeşlerimizce saklanmış bir kitap.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top