1. Bugün sünnilikte Mehdi inancı
ne derece yaygındır? Bir yüzde verebilir misiniz.
Mehdi
inancı tarih boyunca İslam dünyasında her zaman
çok büyük bir önem taşımıştır. Bu Sünnilik için
de Şiilik için de geçerlidir. Bu iki büyük mezhebin
inanışlarında bazı farklılıklar olmakla beraber
Mehdi inanışının özü aynıdır. Şiiler de Sünniler
de dünyayı tüm sıkıntılarından kurtaracak olan
bir kurtarıcıyı beklemektedirler.
Sünni inanışlarına göre temel kaynak Peygamber
Efendimiz (sav)’in hadisleridir ve hadislerde
Mehdi inanışı çok açık bir şekilde tarif edilmiştir.
Bu hadislerin sağlam kaynaklara dayandığı konusunda
İslam alimleri arasında bir mutabakat söz konusudur.
Kütüb-i Sitte’de, -Ebu Davud, Tirmizi ve İbni
Mace hadis külliyatlarında- Mehdi konusu açıkça
zikredilmektedir. Buhari ve Müslim’de de ahirzamanda
gelecek olan bir kurtarıcıdan, imam
tabiriyle bahsedilmektedir. Dolayısıyla Sünnilikte
de Mehdi inancı çok güçlüdür.
2. Sünni İslamda Mehdi inancının
bütün sınıflar, toplumun bütün kesimleri üzerinde
yaygın olarak etkisi var mıdır, yoksa belli
kesimler bu inancı daha mı çok benimserler?
Mehdi inancı tüm İslam dünyasında, her zaman,
çok önemli bir yere sahip olmuştur. Tabi ki
Müslümanlar arasında da bu inancı benimsemeyen,
bazı yönlerini reddeden ya da farklı görüşler
öne süren kişiler ya da gruplar olmaktadır,
tarih boyunca da olmuştur. Ancak bunlar, genelde
İslam inançlarıyla uymayan görüşleri benimseyen,
sahih hadisleri reddeden, aykırı görüşlü akım
ya da kişiler olmaktadırlar. Bunlar İslam dünyasında
çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadırlar. Gerçekte
ise Mehdi konusunda İslam ümmetinde, inanışlarda
bazı farklılıklar olmasına rağmen, büyük bir
ittifak söz konusudur. Bunu ahir zaman ve Mehdi
konulu kitaplarımın dünyanın farklı ülkelerinde
ve farklı kesimlerden gördüğü çok olumlu tepkilerden
de anlıyorum. İnternet sitelerimize gelen mesajlarda
da bu inancın Müslümanların kalbinde ne kadar
güçlü olduğunu görüyorum. Endonezya’dan Güney
Afrika’ya, İngiltere’den Çin’e, Kanada’dan Avustralya’ya
kadar dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar
Ahirzaman ve Mehdi konularında çok derin inanç
ve geniş bir bilgi birikimine sahipler.
3. Bundan önce kendilerini
Mehdi ilan etmiş olan kişiler (Ibn Tumart, Muhammed
Ahmed, ve 1930 yılında Türkiyeden çıkan Manisalı
Mehmet) hakkında kişisel ve dini düşünceniz
nedir?
Kişiler üzerinde durmak istemiyorum, ancak
hadislerde bildirildiğine göre, Hz. İsa’nın
yeryüzüne ikinci kez gelişinden ve Hz. Mehdi’nin
ortaya çıkışından önce, birçok sahte kurtarıcılar,
Mehdi’ler ve Hz. İsa olduğunu iddia eden insanlar
ortaya çıkacaktır. Bu gibi kişilerin ortaya
çıkması ise insanların Hz. İsa ya da Hz. Mehdi
olduğunu söyleyen herkese şüphe ile yaklaşmalarına
neden olacak olabilir. Büyük İslam alimi Bediüzzaman
Said Nursi bu kişileri şu şekilde tarif etmektedir:
Hem
ben müteaddid insanları gördüm ki, bir nevi
Mehdi kendilerini biliyorlardı ve "Mehdi
olacağım" diyorlardı. Bu zâtlar yalancı
ve aldatıcı değiller, belki aldanıyorlar. Gördüklerini,
hakikat zannediyorlar. Esma-i İlahînin nasılki
tecelliyatı, Arş-ı A'zam dairesinden tâ bir
zerreye kadar cilveleri var ve o esmaya mazhariyet
de, o nisbette tefavüt eder. Öyle de mazhariyet-i
esmadan ibaret olan meratib-i velayet dahi öyle
mütefavittir. (Mektubat, 447)
Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi bu kişiler,
kendilerinin beklenen kurtarıcı olduğundan son
derece emin olacaklardır. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın
tanınmamalarında da bu sahte şahsiyetlerin varlığı
önemli bir etken olacak olabilir. Insanlar yıllardır
sahte kurtarıcılarla karşı karşıya kaldıkları
için Hz. Mehdi’yi de uzun süre tanımayacak olabilirler.
Aynı şekilde yıllar boyunca kendisini Hz. İsa
olarak tanıtan çok fazla kişiyle karşı karşıya
kaldıkları için Hz. İsa geldiğinde onu da uzun
süre tanımayacak olmaları muhtemeldir. Ancak
hiç unutmamak gerekir ki sahte mesihlerin ortaya
çıkışı da ahir zaman şahısları olan Hz. Mehdi'nin
ve Hz. İsa’nın gelişinin birer alametidir, müjdesidir.
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde bu
müjde şu şekilde haber verilmektedir:
Her biri Allah'ın
Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı
gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır.
(Tirmizi, Fiten: 43; Ebu Davud, Melahim: 16)
Her birisi kendinin
Tek Mabud olan Allah'dan Resul olarak gönderildiğini
iddia eden altmış yalancının çıkması.
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir
Zaman, s. 36)
Sahte mesihlerin, mehdilerin bir kısmı çıkmıştır,
bir kısmı da ilerleyen yıllarda çıkacaktır.
(En doğrusunu Allah bilir.) Şüphesiz, sahte
mesihlerin yalanlarının tümüyle ortaya çıkacağı
günler ise çok yakındır. Çünkü Peygamberimiz
(sav) yalancıların ardından Hz. İsa'nın geri
dönüşünü ve Hz. Mehdi’nin gelişini de müjdelemiştir.
4. Sahte bir Mehdi gerçek Mehdiden
nasıl ayırt edilir?
Peygamber
Efendimiz (sav)’in hadislerinde Mehdi’nin tüm
özellikleri çok detaylı olarak tarif edilir.
İslam alimlerinin açıklamalarında da Hz. Mehdi
hakkında çok önemli bilgiler bulunmaktadır.
Bu nedenle de Mehdi olduğu düşünülen bir kişinin
bu özelliklere sahip olup olmadığı önemlidir.
Bunlar da: Peygamberimizin soyundan olması,
İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılması, İslam
dinini Peygamberimiz (sav)'in ardından türetilen
tüm hurafe ve inanışlardan temizlemesi, yeryüzüne
barış ve huzur getirmesi, İslam birliğini sağlaması,
mezhepleri ortadan kaldırması, tüm İslam dünyasının
kendisine biat etmesi, Ehli Kitap ile ittifak
etmesi... dir. Bunlar gerçekleştiğinde bu kişinin
Mehdi olabileceğini veya olağanüstü bir insan
olduğunu düşünebiliriz.
Tarih boyunca bu yukarıda saydığım özellikleri
bir yönüyle gerçekleştirmiş çok değerli İslam
alimleri olmuş olabilir. Ancak ahir zaman Mehdisi
söz konusu olduğunda önemli olan tüm bu özellikleri,
tek başına, kendi şahsında birleştirmesi olacaktır.
Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, ahir
zaman Mehdisi ile bu insanlar arasındaki farklılıkları
şöyle haber verir:
Büyük Mehdi'nin çok vazifeleri
var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde,
saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dairelerde
icraatları olduğu gibi.. herbir asır me'yusiyet
vaktinde, kuvve-i maneviyesini teyid edecek
bir nevi Mehdi'ye veyahut Mehdi'nin onların
imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç
olduğundan; rahmet-i İlahiye ile her devirde
belki her asırda bir nevi Mehdi, Âl-i Beyt'ten
çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini
ihya etmiş. (Şualar 590)
Üstad, Mehdi’nin siyaset alanında faaliyet
yapacağını, devlet yönetiminde en üst kademede
bulunacağını belirtmiştir. Nitekim hem siyaset,
hem diyanet, hem de tebliğ yönünden faaliyette
bulunması çok geniş imkanlar gerektirmektedir.
Buradan Mehdi’nin imkanlarının çok geniş olacağını,
bu görevlerin tam yapılmasının ancak devlet
yetkilerinin kullanılması ile mümkün olacağını
anlamaktayız. İşte ahir zaman Mehdisi ile kendilerini
Mehdi zanneden kişiler arasındaki en büyük fark
budur. Hz. Mehdi’nin faaliyetleri tüm dünya
çapında olacak, kısıtlı kişilerle sınırlanmayacak,
her alanda çok büyük bir fikri mücadele yürütecek,
İslam dinini Allah’ın izniyle tüm dünyaya hakim
kılacaktır.
5. Her ikisi de yeryüzünde
bulunduğunda Hz İsa ile Mehdi arasındaki ilişki
nasıl olacaktır?
Hadislerde bildirildiğine göre Hz. İsa yeryüzüne
geldiğinde Hz. Mehdi ile birlikte hareket edecek,
ikisi birlikte tüm güçlerini birleştirerek din
ahlakını yeryüzüne hakim kılacaklardır. Hz.
İsa, dünya üzerindeki dinsiz sistemin önderi
olan Deccal’i ortadan kaldıracak, Mehdi de bu
mücadelesinde ona yardımcı olacaktır. Hz. İsa
ve Hz. Mehdi dünyada ve ahirette birbirini çok
seven iki kardeştir. Aynı düşünceleri, aynı
inançları paylaşacaklardır. Hz. Mehdi İslam
aleminin, Hz. İsa da Müslümanlığa dönmüş olan
Hıristiyan aleminin manevi lideri olacaktır.
İkisinin önderliğinde dünya üzerinde çok büyük
bir huzur, barış ve mutluluk dönemi yaşanacaktır.
Ancak bütün dünyanın imamlığına Hz. Mehdi’yi,
Hz. İsa’nın geçireceği de hadislerde bildirilmektedir.
Hem Müslümanlığa dönmüş olan Hıristiyan aleminin
hem de Müslüman aleminin lideri Hz. Mehdi olacaktır.
İslam alimlerinin Peygamberimiz (sav)'in hadisleri
doğrultusunda yaptıkları açıklamalarında Hz.
Mehdi’nin Kureyşi (Peygamber Efendimiz (sav)'in
soyundan; yani seyyid) olacağı bildirilmiştir:
“Şurası da bir gerçektir ki, İsa
Mehdi'den hakimiyeti almayacak; çünkü liderler
Kureyş'dendir. Madem insanlar arasında bu ikisi
mevcut olacak, öyleyse İsa (as) onun Emiri değil
de Veziri olacaktır. Bu sebepledir ki Mehdi'nin
arkasında namaz kılacak ve ona tabi olacaktır"
(Kıyamet Alametleri, s. 185)
Hz. İsa’nın imamlığın Hz. Mehdi’ye layık olduğunu
belirterek onun imamlığını tasdik edip Hz. Mehdi’yi
imamlığa geçireceği rivayetlerde belirtilmiştir.
İbn-i Mâce ve Ebu Nuaym'ın, Ebu
Umâme'den, rivayetine göre; ... "Mehdi
salih bir insandır. Sabah namazını kıldırmak
için öne geçtiği bir sırada MERYEM OĞLU İSA
ALEYHİSSELAM (YERYÜZÜNE) İNECEKTİR. Bunun üzerine
imam (Mehdi), namazı onun kıldırması için geri
geri çekilecek, fakat Hz. İsa Aleyhisselam,
iki elini onun omuzları arasına koyacak ve şöyle
diyecek: Sen öne geç ve namaz kıldır. Çünkü,
o senin için ikame olundu. Bu sözlerden sonra
iMAMLARI (MEHDİ) ONLARA NAMAZ KILDIRACAKTIR."
(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf
el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l
I'mam El-Mehdi El-Muntazar)
Ahmet b. Hambel "Müsned"de
ve El-Hakim "Müstedrek" de Osman b.
Ebi'l-Âs'dan rivayet ettiklerine göre; HZ. İSA
SABAH NAMAZI VAKTİNDE İNECEK ve insanların Emiri
(Mehdi) ona; "Ey Ruhullah! Öne geç de bize
namaz kıldır." diyecek. O da: "Hayır,
SİZDEN BAZINIZIN BAZINIZ ÜZERİNE İMAM OLMASI,
ALLAH (C.C.)'IN BU ÜMMETE VERDİĞIİBIR ÜSTÜNLÜKTÜR.
Sen bize namaz kıldır." diyecek. Bunun
üzerine MEHDİ ÖNE GEÇİP KENDİLERİNE NAMAZ KILDIRACAK...
(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf
el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l
I'mam El-Mehdi El-Muntazar)
Bediüzzaman Said Nursi de Hz. İsa’nın Hz. Mehdi’nin
arkasında namaz kılacağını eserlerinde şöyle
bildirmiştir:
... Hattâ " HAZRET-İ İSA
ALEYHİSSELAM GELİR. HAZRET-İ MEHDİ'YE NAMAZDA
İKTİDA EDER, TABİ' OLUR." diye rivayeti,
bu ittifaka (birleşmeye) ve hakikat-ı Kur'aniyenin
metbuiyetine (Kur'an hakikatlerine uyulmasına,
tabi olunmasına) ve hâkimiyetine işaret eder.
(22 Şualar, sf.587)
6. Şii inancında gizli
imam konusundaki analizinizi anlatabilir misiniz?
Bildiğiniz gibi Şii inanışlarına göre; Hz.
Fatıma, Hz. Zehra ve on iki imamın açıklamaları
ve ifadeleri Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ifadeleri
ile eşit tutulur. Sünni inanışlarına göre ise
sadece Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri
sahihtir. Bu nedenle de Mehdilik konusundaki
rivayetler, sayı bakımından Ehli Sünnet kaynaklarında
Şia kaynaklarına göre daha azdır. Şii kaynaklarında,
sadece Mehdi’nin zuhurunu müjdeleyen yaklaşık
700 tane hadis rivayet edilmiştir. Mehdi’nin
Ehl-i Beyt’ten olduğunu haber veren 400’e yakın
hadis bulunmaktadır. Ve bunların dışında yüzlerce
hadis bulunmaktadır Mehdi’nin görünüşünü, yapacaklarını,
inkar edenlerle mücadelesini, hakim olduğunda
nasıl bir ortam oluşacağını anlatan. Şiilikte
Mehdi konusu en önemli inanç akidesidir ve “Zamanın
Sahibi” olarak isimlendirdikleri Mehdi’nin bir
gün mutlaka ortaya çıkacağına inanırlar. Tarih
boyunca Ehli Beyt’ten bir çok kişi Mehdi olarak
kabul edilmiş, ancak bu kişiler kendilerinden
beklenenleri yerine getiremedikleri için, ümitler
yerini yeni bir Mehdi beklentisine bırakmıştır.
Şiilikteki Mehdi inancının temeli “Mehdi’nin
kayboluşu ve 12 imamın sonuncusu olarak dünyaya
gelişi” üzerine kuruludur. Şia kaynaklarına
göre Mehdi biri küçük biri büyük olmak üzere
iki gaybiyet (kayboluş) yaşayacaktır.
Bazı hadislerde, Hz. Mehdi’nin zuhurundan sonra
biri kısa diğeri uzun olmak üzere iki kez insanlardan
ayrı kalacağı bildirilmektedir. Bir hadiste
şu şekilde geçmektedir:
“Mehdi 2 kez insanların
gözünden kaybolacaktır. Bir seferinde o kadar
uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi onun
öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek,
yakın arkadaşları dışında hiçkimse onun yerini
bilemeyecektir.”
Bu hadiste Mehdi’nin ikinci kayboluşunun daha
ağır şartlarda ve daha uzun süreli olduğuna,
o devrede onunla görüşmenin güçlüğüne ve sadece
yakınları ile görüşme imkanı olduğuna dikkat
çekilmiştir. Bilindiği gibi, Hz. Mehdi inkar
edenlerle, dinsizlerle, materyalistlerle çok
büyük bir fikri mücadele yürütecektir. İslam
ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak için tüm
imkanlarıyla, tüm gücüyle büyük bir çaba sarf
edecektir. Hz. Mehdi’nin böyle önemli bir dönemde,
bilerek kaybolması düşünülemeyeceğine göre,
onun insanlardan ayrı ve uzak kalması “kendi
iradesi dışında” gerçekleşecektir. Nitekim bir
diğer hadis şu şekildedir:
“Bir gün Huzeyfe’nin yanında
Mehdi’nin çıktığı söylendi. O dedi ki: siz eğer
aranızda Hz. Muhammed’in ashabı olduğu halde
o çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki o, insanların
karşılaştıkları şerler sebebi ile GAİB’in (Mehdi’nin)
kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça
çıkmayacaktır. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il
Mehdiyy-il ahir zaman, s. 27)
Mehdi’nin kayıplığı, efsanevi şekilde yüzlerce
yıl süren bir kayıplık değil, fakat belli aralıklarla
insanlar arasından ayrılma, zorunluluklar neticesinde
onlardan uzak kalma şeklinde gerçekleşecek olabilir.
Hadisin son kısmında da bu kayıplık devresinde
insanların çeşitli şerlere maruz kalması sebebiyle
Mehdi’ye karşı olan sevgi ve özlemlerinin artacağına
işaret ediliyor.
Mehdi’nin kayboluşu, onun gizlenmesine de işaret
ediyor olabilir. Çünkü o, sürekli olarak dinsizlerin,
materyalistlerin saldırısı, baskısı altındadır.
Diğer insanlar gibi günlük hayatını rahat bir
şekilde devam ettiremez. Sürekli gizlenmek,
insanlardan uzakta kalmak durumundadır. Ancak
bu şekilde inkar edenlerin saldırılarını, iftiralarını
engelleyebilmektedir.
7. Bugün kendisini Mehdi ilan eden
bir kişi ile ilgili sizin düşünceniz nasıl olur
(örnek olarak Usama bin Ladin, bu kişinin Mehdi
olduğundan şüphelendiklerinin yazılı olduğu
bazı sünni kaynakları buldum).
Bir insanın kendisini Mehdi ilan etmesi, o
kişinin Mehdi olmadığının en açık kanıtıdır.
Çünkü bir insanın “ben Mehdi’yim” demesi, “Ben
masumum, imtihan olmama gerek yok, cennet ümidi
ile cehennem korkusu arasında değilim, cenneti
garanti altına almış durumdayım, bana vahiy
geliyor” iddiası ile aynı anlama gelmektedir.
Böyle bir iddia Kuran ayetlerine, İslam ahlakına
aykırıdır. Eğer böyle bir iddia gafletten kaynaklanmıyorsa,
o zaman dinsizlikten kaynaklanıyor demektir.
Mehdi, “Beni Mehdi kabul edin” diye uğraşmaz,
böyle bir iddiada bulunmaya ihtiyaç duymaz.
Çünkü Mehdilik bir başarıdır. Peygamberimiz
(sav)'in hadislerinde buyurduğu gibi, İslam'ın
yeryüzüne hakim olmasına vesile olması Hz. Mehdi'nin
reddedilmesi mümkün olmayan özelliğidir. Bediüzzaman
Said Nursi de eserlerinde, Hz. Mehdi'nin mübarek
şahsını belirleyecek nitelikleri detaylı olarak
açıklamıştır. Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin görevlerinin
neler olacağını anlatırken, İslam Birliği'nin
sağlanmasını Hz. Mehdi'nin üç büyük görevinden
biri olarak belirtir. İlgili söz şu şekildedir:
O ZATIN ÜÇÜNCÜ VAZİFESİ,
Hilafet-i İslamiye'yi İTTİHAD-I İSLAM'A
(İslam Birliği'ne) BİNA EDEREK, İsevi
ruhanileriyle ittifak edip DİN-İ İSLAM'A HİZMET
ETMEKTİR. Bu vazife, PEK BÜYÜK BİR SALTANAT
ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir
(uygulanabilir). Birinci vazife, o iki vazifeden
üç-dört derece daha ziyade kıymetdardır, fakat
o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok
geniş bir dairede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan
umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli
görünüyorlar. (Sikke-i Tasdiki Gaybi, s. 9)
Bediüzzaman'ın belirttiği gibi Hz. Mehdi,
önce İslam Birliği'ni tesis edecektir. Sonra,
İslam Birliği'nin kuvvet ve desteğini alarak
din ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Bu
kutlu görevini yerine getirirken –Allah'ın izniyle-
büyük bir güç, kuvvet ve iktidara da sahip olacaktır.
Hz. Mehdi'nin mübarek şahsı Allah'ın izniyle
zuhur ettiği zaman, hadislerde de belirtildiği
gibi, Mehdiliğini iddia etmeyecek ya da bunun
propagandasını yapmayacaktır. Hz. Mehdi'nin
büyük icraatleri, bu kutlu şahsın ortaya çıktığının
en büyük ispatı ve delili olacaktır. Bir hadis-i
şerifte, Hz. Mehdi'nin "kendisi istemediği
halde, kendisine biat edildiği" bildirilmektedir:
Hz. Mehdi İSTEMEDİĞİ
HALDE ONA BİAT EDECEKLERDİR.
Daha sonra Hz. Mehdi, onlara iki rekat namaz
kıldıracak ve Makam'ın yanında minbere çıkacaktır.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 34, 50, 44)
Hadis-i şerifte Hz. Mehdi'ye kendisi istemediği
halde biat edildiğinin bildirilmesi, kendisinin
hiçbir zaman Mehdilik iddiasında bulunmayacağının
işaretidir. Hz. Mehdi'de tecelli eden açık alametler
ve kendisinin büyük icraatleri onun beklenen
mübarek şahıs olduğunu gösterecektir. Kendisi
herhangi bir telkin ya da iddiada bulunmayacaktır.
Mehdi İslam aleminin başına geçtikten sonra,
bu mübarek insana Mehdi isim konsun ya da konmasın
bir önemi olmayacaktır. Bir insan "onun
mehdi olduğuna inanmıyorum" dese de birşey
değiştirmez. Çünkü kaderde olması gereken olay
olacaktır. O, diğer bütün peygamberler gibi
kaderindeki görevini yapacak, Allah’ın mehdisi
olarak din ahlakını yeryüzüne hakim kılacaktır.
Mehdi “beni kabul edin” demeyecek, kaderi ona
doğru gidecektir.
Mehdi Allah’ın Rahman ve Rahim isminin tecellisidir.
Aynı zamanda da Kahhar ve Cabbar isimlerinin
de tecellisidir. Mehdi’yi, Mehdi’nin oluşturacağı
dünya üzerindeki hakimiyeti kimse engelleyemez.
Dinsizler, inkar edenler, materyalistler Mehdi’yi
engellemek için çeşitli önlemler alacaklar,
ancak Allah Kahhar ve Cabbar sıfatı ile din
ahlakını yeryüzünde hakim kılacaktır. Ancak
bu hakimiyet inşaAllah sevgi ve muhabbetle,
Allah’ın manevi zoru ile gerçekleşecektir.
Mehdi mutlaka İslam aleminin başına geçecektir.
O zaman bu kişiye mehdi dense ne fark edecek,
denmese ne fark edecek.
8. Bugün ya da yakın gelecekte kendisinin
Mehdi olduğunu söyleyen bir kişi olursa, siz
ya da dindar bir Sünni müslüman buna nasıl karşılık
vermelidir?
"Hiç şüphesiz,
Biz herşeyi kader ile yarattık."
(Kamer Suresi, 49) ayetiyle de buyrulduğu gibi,
Rabbimiz herşeyi belirli bir kaderle yaratmıştır.
Tüm canlı ve cansız varlıkların kaderi gibi,
Hz. Mehdi'nin de kaderi Allah Katında bellidir.
Bu mübarek şahsın kimliği, alametleri, ortaya
çıkışı, İslam Birliği'ni sağlayışı, İslam ahlakını
yeryüzüne hakim kılışı Allah Katında belirlenmiş
bir kaderdir.
Rabbimiz kaderde kimi takdir etmişse Hz. Mehdi
odur. Hz. Mehdi, Yüce Allah'ın Peygamber Efendimiz
(sav)'e 1400 yıl önce bildirdiği, Peygamberimiz
(sav)'in fiziksel ve diğer özelliklerini, faaliyetlerini,
hizmetlerini ve dünyada bıraktığı etkiyi bildirdiği
mübarek kişidir. Bu özelliklerin taklit edilmesi,
çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün
olmadığı gibi, Hz. Mehdi'nin çalışmalarının
durdurulması da Allah’ın izni ile imkansızdır.
Hiçbir insan çok çaba sarf ederek, çok emek
harcayarak Mehdilik makamını elde edemez. Bu,
Allah’ın yaratması ile kaderde gerçekleşen bir
durumdur. Mehdi’yi mecburi bir kabul vardır,
çünkü gerçek Mehdi kaderde olan Mehdidir. Hz.
Mehdi, Sevgili Peygamberimiz (sav)'in vaat ettiği
tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın
izniyle din ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır.
Bu, Allah'ın belirlediği bir kaderdir.
9. Mukteda al Sadr’ın gizlenen
imam/ Mehdi’nin ortaya çıkmasının çok yakınlaştığı
için “Mehdi ordusu”nu oluşturduğu iddiası hakkında
ne düşünüyorsunuz?
Bütün İslam alemi zaten Mehdi’nin ordusudur.
Ancak “bu ordu sevgi ordusudur, kan dökme değil.”
Kan dökmemesi, zulüme, şiddete ve teröre karşı
olması Mehdi’nin en önemli özelliğidir. Mehdi
din ahlakını yeryüzünde ilimle, bilgiyle ve
kültürle hakim edecektir.
Hadislerde haber verildiği ve İslam alimlerinin
eserlerinde açıklandığı üzere Hz. Mehdi, inkarcı
ideolojileri fikren tam anlamıyla yenilgiye
uğratmak, insanlara din ahlakının ve dinin özünü
öğretmek, onları imana ve güzel ahlaka yönlendirmek
için büyük bir fikri mücadele verecektir. Rabbimiz,
Hz. Mehdi'yi ve verdiği büyük fikri mücadelesini,
ahir zamanın zorluklarının ortadan kaldırılmasına
vesile edecektir. Bir hadis-i şerifte, Hz. Mehdi'nin
bu özelliği şu şekilde bildirilmektedir:
Muhammed ümmetinin en hayırlısı
ve SİZİN ZORLUKLARINIZI GİDEREN VELİNİZ
OLAN ŞAHSA... O MEHDİ'DİR. (1)
Bir başka hadiste ise, Hz. Mehdi vasıtasıyla
fitnelerin sona ereceği, fitnelerin son bulmasıyla
yeryüzüne huzur ve güvenliğin yerleşeceği şöyle
haber verilmektedir:
Allah,
KÖR FİTNELERİ ONUN (Hz. Mehdi) VASITASIYLA SÖNDÜRÜR.
Her yer emin bir hale gelir... (2)
Hadislerde haber verilen bilgilere göre, acılar,
sıkıntılar ve yokluk içindeki halk, Hz. Mehdi'nin
adaletine, merhametine, sevgisine ve cömertliğine
sığınacaklardır. Bir hadiste şöyle buyrulmaktadır:
Ümmet
bal arılarının beyleri etrafında toplanması
gibi MEHDİ'YE SIĞINIRLAR. O
daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle
doldurur, insanlar asr-ı saadet dönemine adeta
geri döner... (3)
Hz. Mehdi'nin İslam ahlakını yeryüzüne hakim
kılmasıyla birlikte, yokluklar, açlıklar, acılar,
sıkıntılar son bulur, akan kanlar durur, insanlar
uzun yıllardır arayışı içinde oldukları gerçek
mutluluk, huzur ve güveni bulurlar. Hz. Mehdi'nin
vesile olduğu bu sevgi ve barış dolu, bolluk
ve bereket ortamı hadislerde şu şekilde tarif
edilmiştir:
Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla
dolduktan sonra, mutlaka benim Ehli Beytim'den
birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla
doluysa, O dünyayı adaletle doldurur. (4)
O zaman gök hiçbir yağmur damlasını esirgemeyecek
ve yer de bereketlenecektir. (5)
Onun devrinde, ölülerin dirilere imreneceği
bir adalet görülür. (6)
Hadislerde yer alan bilgilerden açıkça anlaşıldığı
üzere Hz. Mehdi, insanlara sevgi ve merhametle
yaklaşacak, anlaşmazlıkları barışcıl yollarla
çözüme kavuşturacak, insanları sabırla güzel
ahlaka ve imana davet edecektir. Hz. Mehdi'nin
inkarcı ideolojilere karşı mücadelesi fikren
olacak, Rabbimiz'in lütfuyla çok akılcı ve hikmetli
yöntemlerle küfri ideolojileri fikren mağlup
edecektir. Hadislerde haber verildiğine göre,
Hz. Mehdi'nin bu büyük fikri mücadelesi "uyuyan
kişinin farkına dahi varamayacağı" sakinlik,
sükunet ve düzen içinde olacaktır:
(Hz. Mehdi) Zamanında
NE BİR KİMSE UYKUSUNDAN UYANDIRILACAK, NE DE
BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (7)
(Hz. Mehdi) Peygamber (sav)'in yolundan gidecek.
UYUYAN KİŞİYİ UYANDIRMAYACAK, KAN DA
AKITMAYACAK. İhya etmedik sünnet, kaldırmadık
bidat bırakmayacaktır... (8)
Hadislerde de belirtildiği gibi Mehdi tüm dünyaya
İslam ahlakını, barış yoluyla hakim edecektir.
Gerginliklere ve anlaşmazlıklara tüm tarafların
razı olacağı bir adaletle çözüm getirecek, tüm
sorunlar barış içinde ortadan kaldırılacaktır.
Hz. Mehdi insanları İslam ahlakının emri olan
merhamete, sabıra, iyiliğe ve güzelliğe çağıracak,
kendi üstün ahlakı ve tavrıyla insanlara her
konuda olduğu gibi bu konuda da örnek olacaktır.
Hz. Mehdi'nin insanlara bu daveti bir hadiste
şöyle bildirilmektedir:
(Hz. Mehdi) Yatsı namazını
kıldıktan sonra en yüksek sesi ile şöyle hitab
eder: "Ey insanlar, Ben size Allah'ı hatırlatıyorum.
Yarın mahşer gününde Allah'ın huzurunda yerinizin
ne olacağını haber veriyorum. Allah Teala size
pek çok deliller ve Peygamberler göndermiş,
Kuran'ı indirmiş ve size şöyle emretmiştir:
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allah ve
Resulüne itaati koruyun. Kuran'ın ihya ettiğini
diriltin, yasaklarını da yasaklayın ve siz Mehdi'ye
yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fena
bulması ve zevale ermesi yaklaşmıştır. Ve bu
kesindir. Ben sizi Allah'a ve Resulü'ne, O'nun
kitabıyla amel etmeye, batılı yok edip, sünneti
ihya etmeye davet ediyorum." (9)
Hz. Mehdi'nin gelişiyle birlikte yeryüzünde
yaşanacak büyük değişimi Peygamber Efendimiz
(sav) şöyle müjdelemiştir:
Zulüm ve fıskla dolu olan
dünya, O (Hz. Mehdi) GELDİKTEN SONRA ADALETLE
DOLUP TAŞACAKTIR. (10)
Yine hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi'nin
döneminde yeryüzünde düşmanlık ve kin kalmayacak,
şiddet ve terör bitecektir. Konuyla ilgili hadislerden
bazıları şöyledir:
(Hz. Mehdi döneminde) Düşmanlık ve kin
de kaldıracaktır. Zehirli olan her hayvanın
zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük
oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak
da yılan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi
sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır.
KAP SU İLE DOLU OLDUĞU GİBİ YERYÜZÜ BARIŞLA
DOLACAKTIR. Din birliği de olacak, artık Allah'tan
başkasına tapılmayacaktır. SAVAŞ DA AĞIRLIKLARINI
BIRAKACAKTIR. (11)
Onun (Hz. Mehdi) zamanında KURTLA KOYUN
BİRARADA OYNAYACAK, yılanlar çocuklara zarar
vermeyecektir... (12)
Hadislerde de görüldüğü gibi Hz. Mehdi döneminde,
aralarında husumet olan halklar arasında çok
büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü kavganın
yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır. Bu
mübarek şahsın döneminde oluşacak olan mutedil
(ılımlı, dengeli), çağdaş, akılcı ve medeni
İslam modeli, tüm dünyaya ışık tutacaktır.
Tüm bu bilgiler açıkça göstermektedir ki,
Hz. Mehdi'nin izleyeceği yol, tüm dünya çapında
büyük bir kültürel atılımla insanların İslam
ahlakına yöneltilmesi olacaktır.
Mehdi şu an gelmiştir, ancak gizlenmektedir.
Gizlenmesinin nedeni de dinsizlerin, materyalistlerin,
müşriklerin siyasi ve daha birçok çeşit saldırılarından
korunmak içindir.
Bize göre Hz. İsa da yeryüzüne ikinci kez gelmiştir,
ancak o da saklanmaktadır. Her türlü terörist
ve siyasi saldırıya maruz kalabileceği için
kendisi mecburen gizlenmektedir. Ancak o da
çok yakın zamanda ortaya çıkacak ve Hz. Mehdi
ile birlikte fikri mücadelelerine başlayacaklardır.
Kaynaklar:
1- (Kitab-ül Burhan Fi
Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)
2- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 58)
3- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s.11)
4- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 11)
5- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 12)
6- Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir
Zaman, s.68
7- (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 42
8- (Kıyamet Alametleri, sf. 163)
9- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, Ali b. Hüsameddin el-Muttaki, s.
55-56)
10- El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 20
11- Sünen-i İbni Mace, Kitabü-l fiten Tercemesi
ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim:
Haydar Hatipoğlu, Bab 33, s. 331-335
12- El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 43
|