Sayın Adnan Oktar'ın 5 Ağustos 2007 tarihinde "Yaratılış Atlası"nın yurtdışındaki etkisini ve Papa 16. Benedict'in evrim teorisi ve yaratılış konusundaki yorumlarını değerlendirdiği basın toplantısının tamamını buradan izleyebilirsiniz.
Basın toplantısının deşifresi
GAZETECİ : Öncelikle bu toplantının amacını ve hedefini öğrenmek istiyorum.
ADNAN OKTAR : Evet, son aylarda Yaratılış Atlası isimli kitabın, Avrupa'da ve Amerika'daki etkilerinin değerlendirilmesi, bunun Türkiye'de ve diğer dünya devletlerindeki etkisi, Papa'nın bu konudaki yorumları, bunlarla ilgili... Bu Darwinizm'in yıkılışı bütün ülkelerde, Türkiye'de de hem siyasete hem içteki bir çok düşünceye, faaliyete etki eden bir yapı. O yüzden biz bunu önemli görüyoruz, o yüzden açıklama yapma gereğini de duyuyoruz. Bunu da ayrıca belirtiyorum. Mesela bugün Türkiye'de Darwinizm'e inanma oranı çok çok çok daha düşmüştür, yani yüzde onlara kadar düşmüştür, bu çok yüksek bir miktardır Türkiye için.Avrupa'daki basının ve bilim adamlarının gösterdikleri reaksiyona baktığımızda, Avrupa'da da tam anlamıyla etkili olduğunu, Darwinizm'in orada da son bulduğunu açık açık hissediyoruz. Mesela ünlü bilim dergisi Science, ‘Uzun zamandır evrime yapılan en göz kamaştırıcı görünümlü saldırı' diyor, Fransız Liberation gazetesi ,‘Harun Yahya Türkiye'deki yaratılışçılığın en büyük savunucusu olarak tanınıyor' diyor, İsviçre'nin tjrajı en yüksek günlük gazetelerinden birinde, "Şimdi bütün İsviçre bunu, Atlas'ı konuşuyor, hem de büyük bir heyecan ve çoşku içinde" diyor, yani Avrupa'daki etkisini de buradan çok açık görüyoruz. Mesela Almanya'daki Stern dergisi "gök gürültüsü gibi patlayan kitap" diyor, çok müthiş bir etkiyi, veciz bir ifadeyle belirtmiş oluyor. Yani ‘Darwinizm Avrupa'da bir tehlike, çok büyük bir tehlike, tedbir alalım' gibi sözler var, ama yani Darwinizm Avrupa'da bitti, yani tedbir alınacak bir durum yok şu an, konu kapandı. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Son bir örnek daha vereyim, mesela İsviçre Le Matin gazetesi "Olağandışı bir Atlas, tüm Avrupa'yı istila etti" diyor. Yani tüm bu ifadelerden Darvinizm'in Avrupa'da da bittiğini açık açık görüyoruz. Bu tabi çok mutlu birşey, sevindirici birşey, insanların artık katılıktan kurtulmuş olmaları, tek yanlı eğitimin ortadan kalkmış olması, gerçeği insanların artık tarafsız değerlendiriyor olması, çok güzel birşey. Darwinizm eskiden çok katı bir politikayla savunuluyordu, aksini savunmak adeteabir suçtu, kimse birşey söyleyemiyordu. Aksini söyleyen bilim adamları üniversiteden atılıyorlardı, basın adeta afaroz ediyordu, ama Atlas'ın gücü o kadar ezici oldu ki yapacak hiçbir şey kalmadı ve ani olduğu içinde kendi sözlerine göre hakikaten tedbir alacak kadar bir zaman da olmadı. Yani belki kitapları toplatacaklardı, belki insanlara ulaşmasını engelleyeceklerdi, fakat o imkan da ortadan kalktı. Şu an yapacak birşey yok, yani artık gerçekler ortaya çıktı. Darwinizm'in ne olduğunu bütün dünya öğrenmiş oldu, yani 150 yıllık yahut 200 yıllık bir aldatmaca 2007'lerde son bulmuş oldu.Papa da bu konuda, Darwinizm'le ilgili görüşünü belirtti. ‘Bizler evrimin rastgele ve anlamsız birer ürünü değiliz" diyor Papa. "Herbirimiz Allah'ın aklının birer sonucuyuz." Yani Hıristiyanların ve Musevilerin de Darwinizm'in açmazını farketmesi, o yüzden de benim açımdan ve benim düşüncemdeki insanlar açısından da çok olumlu etki yaptı. Şimdi yine sorularınıza devam edebilirsiniz, soru alabilirim, ben sürekli konuşuyor konumda olmayayım.
GAZETECİ : Şunu merak ediyorum Darwinizm neden bu kadar önemli ki, siz bunu mücadelenizin merkezine koydunuz?
ADNAN OKTAR : Son 150 yıldır insanların çektiği acının kökeninde Darwinizm var. Hitler'in felsefesinin kökeninde, Nazi düşüncesinin kökeninde Darwinizm vardır, Marksizmin Leninizmin kökeninde Darwinizm vardır, Stalin'in döktüğü kanların kökeninde Darwinizm vardır, ben bunu kitabımda çok detaylı olarak açıkladım. Anarşi ve terörün kökeninde Darwinizm vardır. Darwinizm'in gerçeği anlaşıldığında terörün ve şiddetin; bu tip sapkın ideolojilerin de sonu gelecektir.
GAZETECİ : Peki o zaman sizin Darwinizm'e karşı yaymak istediğiniz alternatif mesajınız nedir?
ADNAN OKTAR : Benim anlattığım düşünce, yani Darwinizm'in yıkılışı inancı, hem Yahudilik için hem Müslümanlık için hem Hıristiyanlık için temel düşüncedir. Allah'ın varlığını ispat eden bir yapı ortaya çıkmış oluyor bu durumda. Daha önce Allah'ın olmadığı, herşeyin tesadüfler sonucu, yani zincirleme tesadüfler sonucu olduğu iddia ediliyordu. Halbuki bu üç kutsal dinde de; İslamiyette de, Hıristiyanlıkta da, Yahudilikte de Allah'ın yarattığı, yani yüksek bir aklın, sonsuz bir aklın bütün kainatı yarattığı inancı vardır. Bu inancın ispatında zemin oluşturmuştur bu.
GAZETECİ :Peki bu teorinizle ilgili kanıtınız nedir?
ADNAN OKTAR : Yerin altını Türkiye'de birçok yerde kazıyorlar, her nere kazılsa milyonlarca yıllık hayvanlara ait fosiller çıkıyor. Sırf Türkiye'de değil bu tabi. Dünyanın heryerinde var. Tabi ama ben Türkiye'den örnek veriyorum. Hepsinde hiçbir şekilde bu hayvanların değişmediğini, olduğu gibi yaratıldıklarını görüyoruz ve hiçbir araştırmada, fosil araştırmasında tek bir tane ara fosile rastlanmış değil. Bu belli başlı, açık tek delil olarak yeterlidir.
ADNAN OKTAR : Ben önümüzdeki günlerde internete yaklaşık on bine yakın yine fosil resmi koyacağım. Bunlarda da hiçbir şekilde hayvanların değişmediği görülüyor. Yani gittikçe de sayısı arttırılacaktır. Onbinlerce fosilde baktığımız gerçek hayvanların değişmediği, peki buna karşılık ara fosil var mı? Tek bir tane yok, bana tek bir tane ara fosil getirsinler, yani bütün imkanlarımızı toplayıp elimizde avucumuzda ne varsa, en az üç beş trilyon verebiliriz, bir tane ara fosil getirsinler.
GAZETECİ : Peki Sayın Oktar'ın buradaki teorisinin sonuçları nedir? Eğer, pardon, eğer bu teori doğruysa, bunun sonuçları ne olur?
ADNAN OKTAR : Dünya'da hem İslamiyet hem Hıristiyanlık hem Yahudilik çok güçlenir. Dindarların etkisi daha da artar, inananların daha etkisi artar, siyasete etkisi de daha çok Allah'a inanan partiler iktidara gelir.
GAZETECİ : O zaman sizin mesajınız şu olabilir mi: Dünya daha barış içinde olacak Darwinizm olmazsa...
ADNAN OKTAR : Evet, evet, yani gereksiz bir kargaşa terör ve acı bütün dünyayı kaplamış durumda. Böyle bir durumda dinlerin de bir arada, kardeşçe yaşayabileceği bir sistem oluşacaktır. Hıristiyanlar Musevilere anlayışlı olacaktır, Museviler Müslümanlara anlayışlı olacaktır. Tek bir Allah'a inanan, Allah'ı seven güzel, barşçıl bir sistem meydana gelecektir.
GAZETECİ :Peki paranın rolü nedir?
ADNAN OKTAR : Biraz daha detaylandırırsa sorusunu...
GAZETECİ : Siz dediniz ki, bu dünyadaki terörün, acının kökeninde Darwinizm var dediniz. Ama şu anda dünyadaki, savaşlara bakacak olursak, bunların paradan kaynaklandığını görüyoruz. Ya da bir takım çıkar kavgalarının ürünü olduğunu görüyoruz. Ben bunların kökeninde paranın önemli rol oynadığını, Darwinizm'in rol oynamadığını düşünüyorum.
GAZETECİ : Örneğin Amerikalıların Irak'a girmesi... Demokrasiden bahsediyorlar, ama petrol için girdiklerini hepimiz biliyoruz. ADNAN OKTAR : Emin olun yine kökeninde Darwinizm var, yani çok detaylı anlatırsam bunu açık açık göreceksiniz, yani bütün menfaatçe gelişmelerin kökeninde materyalizm vardır. İnsan sevgisinin olmaması, insana muhabbetin olmaması, insana merhametin olmaması vardır. Bu da ancak Darwinizm'le sağlanabilen birşeydir.
GAZETECİ : Ben şuradaki bağlantıyı tam anlayamadım. Stalin'in, Hitler'in yapmış olduğu zulmün kökeninde Darwinizm nasıl sorumlu ve suçlu olabilir, çok net anlayamadım?
ADNAN OKTAR : Bunu Karl Marks'ın eserlerinde de görüyoruz. Darwinizm olmadan Marksizm olmaz, yani Marksizmin olması için mutlaka Darwinizm'e ihtiyaç vardır. Biliyorsunuz Darwin'in kitabını Marks çok beğendiğini açık açık beyan etmiştir, fikirlerinin bu yönde olduğunu belirtmiştir ve eserlerini yazarken, düşüncelerini olgunlaştırırken onun eserini temel aldığını belirtmiştir. Darwinizm olmadan Marksizm'in olması mümkün değildir, yani Darwinizm'in bittiği yerde Marksizm de biter.
GAZETECİ : Peki Stalin'inki için ne söyleyebilirsiniz?
ADNAN OKTAR : Stalin, Marksizm Leninizm'i teoriden çıkarıp pratiğe döken bir insandır. Pratik uygulayıcısıdır ve dolayısıyla Lenin'in cinayet tekliflerini, terör tekliflerini, dehşet tekliflerini uygulayan insandır. Yani teoriden pratiğe geçiren bir kişidir.
GAZETECİ : Peki Darwin'in teorisinde bunu haklı çıkaran bir şeyi nerede görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR : Diyalektik felsefenin en elle tutulur zeminini açıklamış oluyor, yani diyaletik felsefeyi vurgularken elde somut bir delil olarak sunuluyor.Marksizm'in kökeninde biliyorsunuz çelişki teorisi vardır. Herşey çelişki içerisindedir. Tez antitez sentez, tez antitez sentez. Öyle bir sistem olduğu iddia edilir. Bu Darwinizm'de tam elle tutulur olarak, yani halka inandırıcı olarak sunulabilen bir yapı olarak kendini göstertiyor... İdi yani, şu an bitti ayrı mesele. Ama bunu Avrupa'daki hangi sosyaliste sorsanız sorun, yani "Darwinizm bittiğinde sosyalizm kalır mı?" derseniz, hiçbiri "Kalmaz" der. Yani mümkün değildir bir sosyalizmle Darwinizm'in ayrı olması. Darwinizm'in olmadığı yerde sosyalizm de yoktur.
GAZETECİ : Bazı kişiler Haçlı seferlerini ve orada yaşanan bazı vahşeti İncil'e bağlamışlardı ve İncil'i sorumlu tutmuşlardı. Biz biliyoruz ki bu haksız bir suçlamaydı, benzer bir şekilde başka bir kişinin yapmış olduğu bir terör ve vahşetten Darwin nasıl sorumlu tutulabilir? Acaba haksızlık yapmış olmuyor muyuz Darwin'e?
ADNAN OKTAR : Benim kitabımı eğer okursanız çok detaylı bunun yüzlerce delilini göreceksiniz. Ben şu an orda, bunu anlatırken o kadar detay delil vermiyorum. Kitabımda bunları çok açık göreceksiniz, yani reddedilmez şekilde açıktır. Zaten şu söylediğim çok önemlidir: Yani bir sosyaliste sorun. "Darwinizm olmadan sosyalizm olabilir mi?" Bu yeterlidir, yani asla olamaz. Darwinizm'in olmadığı yerde sosyalizm yıkılır. Sosyalizmin olmadığı yerde de Stalinizm olmaz, Stalinizm'in olmadığı yerde de terör olmaz, zincirleme bağ var. Yani sosyalistlerin gösterttiği reaksiyonun kökeninde de o var. Mesela Avrupa'daki, Avrupa Birliği'ndeki itirazın, son itirazın kökeninde bunu görüyoruz. Sosyalist milletvekilleridir karşı çıkan. Yani Darwinizm'in yıkılmasına karşı çıkanlar sosyalist milletvekilleridir. Mesela 17. maddesinde, Avrupa'da göstertilen reaksiyonla ilgili olarak söylüyorum. "Madde 17: Yaratışçıların gittikçe artan etkisi araştırıldığında yaratılış ile evrim arasındaki çatışmanıın entelektüel tartışmanın ötesine geçeceği anlaşılıyor. Eğer dikkat etmezsek yani tedbir almazsak, Avrupa Konseyi'nin öz değerleri, yani sosyalizm kastediliyor, yaratılışçı düşüncenin doğrudan tehdidi altında olacaktır". Halbuki tehdit olmaktan çıktı, Darwinizm yıkıldı Avrupa'da. Ama taraftarlarını paniğe kaptırmamak için, sadece çok büyük bir tehlike var diyor, halbuki tehlike olmaktan çıktı bu olay.
GAZETECİ : Beni yanlış anlamamanız için söylüyorum. Ben terörizm İslam'dan kaynaklanıyor demiyorum. Ama sizin söylediğiniz, "zincir şeklinde Darwinizm sosyalizmi yarattı" diyorsunuz. Birisi acaba derse ki, "bu terör İslam'dan geldi", sadece aynı mantıkla, acaba bu terörü mü, yani aslında demek istediğim şu: İslam nasıl terörden suçlu gösterilemezse, aynı şekilde bu zincir reaksiyonun da acaba Darwinizm’in de gösterilmesi doğru mu?
ADNAN OKTAR : Konuşurken çok rahat olabilirsiniz ben samimi beyan ettiğinizi biliyorum açıklamalarınızda sanki öyle bir anlam varmış gibi olur diye haklı endişeniz oluyor olabilir ama samimi sorduğunuzdan eminim, o konuda rahat olun. Marksizm'de bir kere çatışma temel kanundur. İslam'da çatışma olmaması temel kanundur. Bakın çok ciddi farklılık var. Tez antitez demek, çatışması gereken iki varlık demektir. Kuran bunu kabul etmez. Yani tez ve antitez yoktur ve çatışma yoktur. Çelişki yoktur. Ama diyalektik felsefede, Marksist felsefede çelişki vardır. Çelişki olduğu için mecburen kan dökülecektir, mecburen olay çıkacaktır, mecburen anarşi çıkacaktır. Ama bu konuda tabi detaylı bilgi edinilmesi için kitabımın okunması şart. Yani kitabımı okuyan bu konuyu çok net anlar, çünkü yüzlerce delil veriyorum. İlmi delil, bilimsel delil veriyorum; kitaplardan, kaynaklardan veriyorum, çok doyurucu bilgi var orada. Mesela Avrupa Konseyi'nin 5. maddesi doğrudan Yaratılış Atlası'na yöneliktir bu bütün maddeler, onu da açıkça söyleyeyim. "Doğa, evrim, kökenlerimize ve evrendeki yerimize dair sabırla oluşturduğumuz, yani insanları 150 yıldan beri kandırdığımız demek istiyor, bilgilerin özüne saldırıda bulunan, saldırıda bulunan değil gerçeği açıklayan, ve dini dogmaları empoze eden..." Dini dogma dediği, Allah'ı kastediyor, bize göre dogma değil, bir gerçek bu. Sonsuz bir gücün kainatı yarattığı çok açık görülüyor. Çocuk olsa anlar. "...eden ıdüşünme şekillerinde bir artışa şahit oluyoruz. Yani oradaki endişesini de açıkça dile getiriyor. Halbuki artış değil, bu dünyaya hakim olan bir düşünce bu şu an. Bu gittikçe de kendisini gösterecektir. Mesela Madde 57.Yine konseyin, Avrupa Konseyi'nin kararlarından, yine Atlas'a yönelik. "Genellikle anglo sakson menşeili olan bundan önceki yaratılışçı insiyatiflerden..." Bakın dikkat edin. "Çok daha tehlikeli", yani ne demek istiyor tamamen işi bitiren “…olarak görmektedir ve "yazar tarafından kullanılan metodun, dikkat edin halk üzerinde yani Avrupa halkı üzerinde oldukça etkin olacağına inanılmaktadır". Bu teslimiyetin, olayın bittiğinin belgesidir işte.
GAZETECİ : Biraz evvel sormuştum başlangıçta bu misyonu niye yüklendiniz, bunu ben anlamak istiyorum. Dünya barışı için mi yoksa, efendim refahı için mi? Terörün ortadan kalkması için mi? Esas yüklendiğiniz birşey var nedir o?.
ADNAN OKTAR : Evet her üçü de. Söylediklerinizin her üçü de. Dünyada barış ve kardeşlik olsun istiyoruz. Sevgi olsun istiyoruz. Bu kargaşa, kan dökmenin ortadan kalkmasını istiyoruz. Bütün dünya hepimize yeter. Ama her görüşten insan olabilir. Mesela ateist de olabilir. Ateistin hakkının korunması lazım. Ateistliğine özgürlük tanınması lazım ve ona da saygı duyulması lazım. Zaten Hıristiyanlar, Museviler özgürce dinlerini yaşarlar. Müslümanlar da özgürce dinlerini yaşarlar, ama dinini yaşamayan insana karşı da son derece saygılı olunması gerekiyor. Onun için dünya çapında da laikliğin korunmasından yanayım laikliğin muhafazasından yanayım. Yani herkes inancında özgür olsun. Darwinizm'i savunmak son derece rahat olsun, ama aksini savunmak da son derece rahat olsun ve kimse kimseye zulmetmesin. Kargaşa, karmaşa, kan dökme, ızdıraplar da son bulsun. Amacımız bu tabi. Ekonomik refah, kardeşlik. Dinlerin bir özelliği de cömertliktir, yani fakiri kollamak, sosyal adalettir. Malın tekelde kalmamasıdır, etrafa yayılmasıdır, herkesin dost olmasıdır. Bunu İncil'de de görürüz, Tevrat'ta da görürüz. Bununla ilgili çok mebzul miktarda ayet vardır. Kuran'da görürüz. Bu akan kan tamamen gereksiz şu an. Dünya hepimize bol bol yetecek durumda. Mesela burada hepimiz biraradayız, her dinden insan var aramızda. Ben hepinize karşı derin bir sevgi de duyuyorum, şefkat de duyuyorum. Ayrı inançlarda olmanız beni hiç rahatsız etmez. Allah sizi öyle yaratmış. Başka bir insanı başka türlü yaratmış, bu son derece makuldür. Alabildiğine saygılı, anlayışlı olmak yeterlidir. Materyalizmin dünyadaki tahribatını durdurması açısından da kitabımla iftihar ediyorum. Bunun neticelerini önümüzdeki aylarda ve yıllarda süratle alacağız ve herkes de bunu görecek.
GAZETECİ : Bu Atlas acaba hangi bilimsel grup tarafından oluşturuldu?
ADNAN OKTAR : Benim çevremde çok iyi yabancı dil bilen, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça her dilden bilen geniş bir arkadaş grubum var. Bunlar dünyadaki bütün eserleri yakından takip ediyorlar. Gerek kitap olarak gerek internetteki bilgi olarak. Bana özlü olarak, detaylı olarak bu bilgileri sunarlar. Fotoğraflar da bana bilgi olarak, detaylı olarak araştırılmış olarak gelir. Ben bunları yorumluyorum, editöre veriyorum ve kitap haline geliyor. Yani kolay bir metodla yapıyorum ı kitapları hazırlarken. Ama kapak dizaynından içindeki resimlere kadar hepsini tek tek ben seçiyorum. Düzenlemesi ile tek tek ben ilgileniyorum, ayrıca yani dizaynı ile de ben ilgileniyorum.
GAZETECİ : Kaç kitap bastınız bugüne kadar?
ADNAN OKTAR : Yayınevinin bilgisi dahilinde olan birşey, benim pek takip ettiğim bir şey değil, ama çok fazla talep var ve sürekli de basılıyor, birkaç matbaada sürekli basıldığını biliyorum. Benim ayrıca çok özür dilerim 250'den fazla kitabım var. Bir tek bu değil. 250'nin üzerinde kitabım. Toplam 57 dile çevrildi, şu ana kadar dünyada.
ADNAN OKTAR : Beyefendi birşey söylemişti herhalde yarım kaldı o, özür dilerim.
GAZETECİ : Arkanızdaki gemiyi görüyorsunuz, işte gerçek odur. Savaş gemisi.
ADNAN OKTAR : Ama işte o gemilerin içindeki insanların beyinlerini değiştiriyoruz. O gemileri insan kullanıyor. O geminin içindeki insanın beyni değiştiğinde, bu gemideki insana benzeyecektir onlarda o zaman. Bu gemi nasıl barış gemisi, sevgi gemisi, bak ııNuh'un gemisi gibi, şu an hep aynı sofradayız, biraradayız; onlar da ona dönecektir o zaman.
GAZETECİ : Çok güzel bir gerçek tabi ki bu. Herkes katılır bu söylediklerinize ama hayatın gerçeği de bu. Türkiye acaba bu gemilere, savaş harcamalarına ne kadar para harcıyor?
ADNAN OKTAR : Onu Milli Savunma Bakanı'na sormak lazım bilmiyorum.
GAZETECI : bir soru sorabilir miyim?
ADNAN OKTAR : Tabi buyrun
GAZETECİ : Ben sizin kitaplarınızı da inceledim. Bu kitaplarınız artistik açıdan da çok güzel. Sizin mimari yönünüzü biliyorum, hayatınızda ne değişti de bu yöne doğru, bir misyoner yöne doğru gittiniz?
ADNAN OKTAR : Ama dünyada en önemli şey insanların mutlu olması. Yani en hayati şey. Bir insan benim gözümün önünde öldürülüyorsa ben burada yemek yiyemem, önce onu kurtarırım sonra yemek yerim. Aç kalacağımı da bilsem, öldürüleceğimi de bilsem, önce onu kurtarmak isterim... Vicdani değerler yoksa hayatın da bir anlamı yok.
GAZETECİ : Darwinizm'den bahsediyorsunuz. Evrim teorisinin çöktüğünü resmen deklare ediyorsunuz. Peki bundan sonraki hedef nedir? Şimdi mesela bu çöktü, Adnan Oktar'ın bundan sonraki hedefi nedir? Gelecekte yeni olarak ne var, ileride görebileceğimiz?
ADNAN OKTAR : tabi ki sırf Türkiye için değil, bütün dünyada kardeşliğin, huzurun, barışın sağlanması insanlar dışarıda elini kolunu sallayarak gezsin, her yere gidebilsinler.
GAZETECİ : Bir sonraki hedef ne olabilir Adnan Oktar için?
ADNAN OKTAR : Yine aynı şeyler 250'ye yakın kitabımda aşağı yukarı hep aynı konular işlenir. Belki onları biraz daha genişletirim, daha detaylandırırım.ı. Gittikçe daha detay eserler hazırlıyorum. yoksa benim biliyorsunuz Evrim Aldatmacası diye bir kitap çıkartmıştım küçük bir kitaptı. Ben onu şimdi Atlas'a çevirdim. Atlas, şu an 7 cilt. 8. ciltte de, dünyada meydana gelen reaksiyonları işliyoruz. 7 ciltte de olacak gibi olmadığını gördüm. Şimdi bir 7 cilt daha olması gerektiğini görüyorum. Yani yaklaşık 14 cilde çıkarılacak. Öyle görünüyor.
ADNAN OKTAR : Buyrun beyefendi.
GAZETECİ : Hocam kitaplarınızı ben de aldım size teşekkür ediyorum.
ADNAN OKTAR : Ben de teşekkür ederim sağolun.
GAZETECİ : Darwinizm'i, materyalizmi biz bizzat yaşamış insanlarız eski Sovyetler olarak. Daha çok Avrupa'ya yönelik çalışmalar içindesiniz gördüğüm kadarıyla. Ama o materyalizm ve o Darwinizm eski Sovyet ülkelerinde bugün daha şiddetli biçimde yaşanmaktadır. yani orada Cumhurbaşkanları, Devlet Başkanları o Stalinizm'i bugün yaşatıyorlar millete. Oradaki din adamları da maalesef devlet başkanlarının oyuncakları halindeler. Fetvalar veriyorlar, cumhurbaşkanına karşı çıkmak Allah'a karşı çıkmaktır diye. Yani böyle resmen özellikle Müslüman cumhuriyetlerde bu yaşanıyor. Kitaplarınızı o dillere de çevirtmek bu atlası niyetinde misinizı. İlk önce özellikle de Rusça'ya. Eğer çevirdiyseniz özür dilerim ben bilmiyorum. O dillere yönelik çevirttirmeyi düşünüyor musunuz? Oralarda konferans verip de bu devam eden materyalizmi, Stalinizm'i bir daha onlara anlatmayı düşünüyor musunuz ordaki halklara? İkinci olarak, 7-8 sene öncesine baktığımızda çalışmalarınız üzerinde bir baskı söz konusuydu Türkiye'de. Bugün daha rahat çalıştığınızı görüyoruz, öyle mi acaba? Teşekkür ederim
ADNAN OKTAR : Rusça Atlas internette var, oradan bakabilirsiniz. Birçok yabancı dilde aynı şekilde var ve birçok yabancı dilde de ıhazırlanıyor. Japonca da dahil olmak üzere hazırlanıyor. Bitmek üzere aşağı yukarı, oradan ulaşılabilecek. Rusya'daki etkisi tabi daha yüksek, doğru o sözünüz. O yönde de hem konferans olarak hem kitap olarak çalışmalarımız olacak. Rusya'çaya da çevirdiğimiz için kitap olarak basacağız Atlas'ı, ama şöyle bir durum var. Avrupa ve Amerika'da Darwinizm tamamen çöktüğünde, Rusya buna direnemez. Çünkü Rusya'da sosyalizmin yıkılmasını Avrupa sağlamıştı, Amerika sağlamıştı. Onların kültürel baskısı buna neden olmuştu. Darwinizm'in oralarda hayat bulmaması Rusya'yı da otomatik etkileyecektir. Seri olarak etkiler. Yani Rusya bunun dışında kalmaz. Üzerimdeki baskı kalkmış değil,tabi devam ediyor. Daha önce biliyorsunuz akıl hastası gibi gösterilerek, akıl hastanesine konulmuştum. Yaklaşık 10 ay kadar insan öldüren, cinayet işlemiş delilerin içerisindeı 10 ay yaşadım.
GAZETECİ : Bunları yazacak mısınız Adnan Bey?
ADNAN OKTAR : Ben genellikle o yönde geçmişle ilgili pek, artık olmuş o. onu üstelemek istemiyorum. Ama bunların doğru olmadığının vurgulanılmasında fayda var. Mesela "Türk kavmindenim, İslam milletindenim" dediğim için 9 ay hapis yattım, beraat ettim çıktım. Sonra evimde kütüphanemin içine kokain koydular. Gözaltındayken yiyeceğimin içine kokain koydular. Kebap ısmarlamışlardı, ben de büyük bir sevinçle yemiştim, ne kadar dost iyi insanlar diye. Kebabın içinde türk kebabın içindekokain varmış yedim, kanımda da çıktı. Ama hakim şüphelendi olaydan. İfademi samimi buldu, olayı araştırdı, araştırdığında bunun bir komplo oyun olduğunu, emniyette yiyeceğimin içeceğimin içine karıştırılarak verildiği tespit edildi ve beraat ettim. Şimdi de işte çete, işte şu, bu, akla hayale gelmeyecek birçok iddialar ortaya attılar. Bundan da yine beraat ettim. Ama beraat etmeme rağmen yeniden mahkemeyi canlandırmak için girişimde bulundular, yine beraat ederiz. Ama sürekli bir baskı var, bu devam ediyor ve eder de benim kanaatim, fakat bunlardan yılmam tabi.
ADNAN OKTAR : Mesela cezaevindeyken, normalde koğuşa konulduğu halde mahkumlar, ben tek özel bir hücreye kondum. Çok küçük, dar bir hücre ve ben orada 9 ay kaldım. Normalde 15 gün bile dayanamıyor mahkumlar oraya, orada 9 ay tuttuları. Bu çok ilginç. Bu koğuşun bir özelliği de cezaevi içinde cinayet işleyen mahkumları oraya alıyorlardı, bu da ilginç, ama o mahkumlarla aram çok iyiydi. Onlar sonra çok barışçıl, insancıl bir tavır göstermişlerdi, hatta cezaevinin albayı buna hayret ettiğini bana avukatımının yanında söylemişti. Hala da yaşıyor o albay sorabilirsiniz. Bayrampaşa cezaevinin albayı. Akıl hastanesinde bulunduğum koğuşta da birçok insan öldürülmüştü. Yine cinayet işleyen akıl hastalarının konulduğu koğuştu o koydukları yer. Bu da çok ilginçtir. Ben bir yazarım, araştırmacıyım, akıl hastalarının içinde ne işim var hala anlayabilmiş değilim. Niye girdim niye çıktım onu da anlayabilmiş değilim. Sonra da akıl hastası değildir, sağlamdır, sıhhatlidir diye rapor verdiler arksından. Ama kimseden şikayetçi değilim tabi. Bu kaderde olan hayırla yaratılmış şeylerdir.
GAZETECİ : Kitabınızın dağıtılmasıııyla ile ilgili sormak istiyorum. Kitabınız oldukça büyük bir kitap, ve sizden bu kitabııı istemeyen kişilere kitabınızı bu kadar ıbüyük miktarlarda göndermeniz oldukça sıradışı bir yöntem. Neden bu yolu seçtiniz?
ADNAN OKTAR : Yayınevi bu yöntemle çok çok fazla sipariş aldı. Kitabı alan diğer arkadaşına söylüyor. Diğer arkadaşları da telefonla yayınevini arıyorlar, kitap ısmarlıyorlar. Mesela bir kitap hediye ettiyse 10 tane de alan olmuş ııoluyor. Karlı bir metod olarak yayınevi bunu uyguluyor olabilir. Benim de tabi hoşuma gidiyor kitaplarımın bu şekilde yayılması. Beğendiğim bir metod.
GAZETECİ : Anladığım kadarı ile siz dağıtım için hedef olarak seçtiğiniz ülkelerin başında Danimarka geliyor. Neden Danimarka'yı seçtiniz?
ADNAN OKTAR : Her ülke, "Biz hedef seçildik" diyor. Burada bir gariplik var. Fransa diyor, "Biz hedef seçildik". Almanya, "biz hedef seçildik". Kimsenin hedef seçildiği yok, her ülkeye belirli miktarda gönderilmiş. Ama böyle bir kitap bana gönderilse ben çok mutlu olurum şahsen, yani çok güzel bir şey. Kitap en güzel hediyedir. Ben de onlardan bekliyorum bu tarz hediyeler, kitap hediyelerini. Karşılıklı hediyeleşelim.
GAZETECİ : Kitabınız nasıl finanse ediliyor?
ADNAN OKTAR : Yayınevi finanse ediyor. Ben kar almıyorum kitaplarımdan. 250 tane kitabım var, hiçbirinden su ana kadar kar almadım.
GAZETECİ : Bu yayınevinin sahibi kimdir?
ADNAN OKTAR : 5 ortaklı bir şirket, ama sizi tanıştırabilirim ama eğer arzu ederseniz.
GAZETECİ : Sizin düşüncenizin takipçileri midir kendileri?
ADNAN OKTAR : Tabi sempati duyuyorlar, düşünce olarak.
GAZETECİ : Şimdi Amerika'da Evangelist bazı gruplar, tabi onlar Yaratılışçılık demiyorlar, Akıllı Dizayn şeklinde ifade ediyorlar. Onların da sizin düşüncenizi takip ediyor olması ya da size çok benzer görüşler takip ediyor olması acaba sizi şaşırtıyor mu?
ADNAN OKTAR : Şaşırtmıyor, ama ben Akıllı Dizayn teorisini, iddiasını samimi bulmuyorum. Çünkü bu şahıslar eğer Allah'a inanıyorsa bunu açık açık söylemeleri lazım. Böyle yarım ağızla, "bir şey ama ismini veremeyiz, işte akıllı bir varlık bunu yapmış gibi görünüyor", bunlara gerek yok. Yani dürüst insan açık açık söyler, “Bunu Allah yaratmıştır “ demesi gerekir. O yüzden ben o düşünceyi samimi bulmuyorum, dolayısıyla da kabul etmiyorum, ona karşı olan yazılarım da oldu makalelerim de çıktı bir çok yerde. Hatta riskli de görüyorum, yani çok samimiyetsiz görüyorum. Cılız bir anlatım. Güçlü bir inanç güçlü anlatılır. Böyle cılız anlatılmaz.
GAZETECİ : Almanya'da bir eyalet olan Hessen'in Hıristiyan Demokrat Partisi'nden Milli Eğitim Bakanı dedi ki: Yaratılışcılık bizim müfredatımıza, milli eğitimdeki müfredatımıza bir ders olarak sokulmalıdır. Acaba Sayın Oktar da aynı şeyi Türkiye için ı de düşünüyor mu? Yaratıcılık Türk okullarına bir ders olarak girmeli mi?
ADNAN OKTAR : Bu tabiî ki en makul olandır.
GAZETECİ : Çok özür dilerim sözünüzü kestim.
ADNAN OKTAR : Buyurun.rica ederim
GAZETECİ : Başbakan Tayip Erdoğan'ın meşhur ifadesi ile, Türk uleması ne diyor buna acaba, sizin çalışmalarınıza?
ADNAN OKTAR : Beğeniyorlar, tabi güzel buluyorlar. Yani genelde bütün Müslümanlar beni severler Türkiye'de. Bizim bu konuda resmi bir başvurumuz oldu. Müfredata girmesi için. Yani Türkiye'de müfredata girmesi için. Hatta yaklaşık 1400 bilim adamından imza topladık. Yani profesör, doçent ayarında bilim adamlarından 1400 kişiden imza toplayıp dilekçe verdik. Bu en makulu budur, tek yanlı eğitim ve korkmak. Aman Darwimizm'e dokunmayın, Darwinizm yıkılır. Darwinizm'i sakın yıkmayın, kimse bir şey söylemesin. Kitap çıkarırsanız bu zaten yıkılmak üzere. Zaten bitmiş bir düşüncedir o zaman. Ben niye çekinmiyorum "Yaratılışçılığa karşı çıksın, adamlar anlatsın" diyorum. Darwinizm'i gürül gürül anlatsınlar. Ben kendimden eminim. Kesin yeneceğimi biliyorum çünkü. Ama Darwinizm bunu diyemiyor. Yani "Yaratılışçılar karşımıza çıksın' diyemiyorlar. Böyle bir fikir zaten yenilmiştir. Karşısına başka bir fikrin çıkmasından korkan bir fikir, otomatik yenilmiş anlamındadır. Yani bu imzaları topladık derken gidip de ben toplamış değilim. Sadece inançlı insanlar topladılar. Onlar adına bunu söylüyorum.
GAZETECİ : Şimdi Yaratılış Atlası tabi çok iddialı bir teori. Bunu neden bilim adamlarıyla beraber yapmadınız da tek başınıza yazdınız? Merak ediyorum, çünkü hani fikri alt yapısını siz yazabilirsiniz, ama bunun bilimsel arka planı yok, kitap bana geldiğinde hangi profesörler bu konuda çalıştı diye baktım, ama kimseye rastlayamadım.
ADNAN OKTAR : Kitabın arka kısmında alıntılar bölümünde bu konuda dünya çapında en etkili bilim adamlarının görüşlerini naklettik. Bu zaten yeterlidir. Bu bilim adamlarının kitabına danışmak şahsına danışmakla aynıdır. Ha bir araya gelmişiz, ha onun kitabından almış oraya koymuşuz. Dolayısıyla bilim adamlarının görüşlerine geniş çaplı yer verildiği için bu konuda bir sorun yok. Ama asıl olan dünyada tek bir tane ara fosil yok. Ama milyonlarca yaşayan fosil var. Milyonlarca. Türkiye'de birçok yerde kazı alanı var. Her gün aşağı yukarı fosil bulunuyor. Hepsi mükemmel hayvanlar. Ve hepsi değişmemiş. Ve hiç biri ara fosil değil. Bu çok önemli. Bu, konuyu kökünden bitiren bir şey. Ben diyorum, biz arkadaşlar kendi aramızda toplayalım, 5 trilyon toplarız yani, vereceğiz, bir tane ara fosil getirsinler. Getirsinler, sözüm söz. Yok, 150 yıldan beri arıyorlar yok.
ADNAN OKTAR : Efendim buyrun
GAZETECİ : Peki Darwimizm'in yok olması ya da Darwinizm diye bir şeyin olmaması Allah'ın varlığını nasıl ispatlıyor?
ADNAN OKTAR : Zaten O hiç uğraşılmadan kendiliğinden ortaya çıkar o yani, Darwinizm'in olmadığı bir yerde hatta derler, ‘tabiat boşluk kabul etmez' derler. Darwinizm çekildiğinde onu mutlaka Allah inancı doldurur. İkinci bir yol olmaz, yani nereye giderseniz gidin bununla karşılaşırsınız. Başka bir mantık yok çünkü. 2 mantık var, ya Allah yarattı ya tesadüf. Tesadüf olmadığına göre, Allah yarattı, bu kadar.
GAZETECİ : Bu sizin yaklaşımınız bana biraz bilimsel açıdan sıra dışı geldi. Çünkü normalde siz diyorsunuz ki, Darwinizm olmadığına göre Allah vardır. Normal de bilimde bir şey başka bir şeyin yokluğuyla değil, kendi varlığıyla ispatlanır. O yüzden bana biraz sıra dışı geldi.
ADNAN OKTAR : Ama burada pratik çok önemlidir. Bir insana kâinatın yaratılışını sorduğumuzda eğer herhangi bir açıklama yapamıyorsa, yani en azından bilmiyorum, ‘kimin yarattını?' diyebilir. Ama Allah yok diyemez. O zaman Allah'a inananların üstün olduğu bir sistem olur. Fikri üstünlüğü olur. Ben bütün insanlar iman eder demiyorum böyle bir ortamda, ama bir iddiası kalmıyor şahsın. Yani, Allah yok diyemiyor. Bu çok önemli. O zaman sadece Allah var diyenler kalmış olur. Dünyadaki sorun, Allah yok iddiasıdır. Bu ortadan kalmış olacak olacak. Allah yok derken Darwinizm'e dayandırarak Allah yok diyorlar çünkü. GAZETECİ : Darwin'den önceki dünyada da savaşlar ve terör vardı, bunu nasıl izah ediyorsunuz?
ADNAN OKTAR : Darwinizm ta Sümerler devrinden gelen bir dini inançtır Darwinizm. Ta Sümerler devrinden yani cok eski bir inançtır. Eski sapkın bir dindir Darwinizm, bilimle alakası olan bir şey değildir. Tamamen tesadüfler üzerine dayalı bir konu olduğunda nasıl oldu dediğinde, "Tesadüfen oldu" der. "Peki, şu nasıl oldu?" dediğinde, "O da tesadüfen oldu "der. Yani on binlerce, milyonlarca tesadüfün bir araya gelmesiyle meydana gelmiş bir dindir. Sümer yazıtlarına baktığımızda Sümer kabartmalarına baktığımızda bunu açık açık görürüz.
GAZETECİ : Siz konuşmanızın baş kısmında yabancı basının konuya müthiş bir ilgi gösterdiğinden bahsettiniz. Hepsi sizin kitabınızı çok büyük bir güçlü bir argüman olarak Darwinizm'e karşı olduğunu söylediklerini söylediniz. Stern olsun, Liberation olsun. Peki acaba bu yabancı basının içinde "evet çok güçlü argüman" diyorlar ama, "bu kitap doğrudur" diyen oldu mu?
ADNAN OKTAR : Eğer bir insan mezarlıkta giderken sürekli ıslık çalarak gidiyorsa korkmuş demektir. Yani bu kadar reaksiyon çok etkilendiğini göstertir. Yani insan psikolojisini biraz incelediğimizde şiddetli reaksiyon gerçeklerde ortaya çıkar. İnsan gerçeklerle karşılaştığında şiddetli reaksiyon göstertebilir. Çünkü Darwinizm ile ilgili daha önce birçok eser bir çok kitap yayınlandı. Birçok eser yayınlandı, Yaratılışçılık ile ilgili Avrupa'da onbinlerce kitap var. Ama bu eser kesin kanaat getirttiği için Avrupa Konseyi'ni bile sallayacak derecede etkili oldu. Şimdi Avrupa'da Darwinizm'e inananların bir yıl önceki sayısına bakalım, bir yıl sonraki sayısına bakalım. Darwinizm de ciddi şekilde düşüş olacaktır açık açık söylüyorum. Bu Avrupa'daki kabulu gösteriyor. Mesela Türkiye'de bu böyleydi, Ben bu kitapları yayınlamadan önce Darwinizm'e inananların sayısı Türkiye'de çok yüksekti, yarıdan çok daha yüksekti. Şimdi %10'lara düştü Darwinizm'e inananların sayısı. Demek ki kültürel çalışma kitap çalışması kesin netice aldırıyor. Yani Türkiye'de de çok reaksiyon oldu. "Biz bu kitaba çok karşıyız, aman dağıttırmayalım, bakanlık ne duruyor" diyorlardı. Ama netice çok çabuk geldi. Ve % 90 inanan kitlesi oluşmuş oldu, bu çok önemli.
ADNAN OKTAR : Harun ve Yahya iki sevdiğimiz bütün 3 kutsal dinin de beğendiği sevdiği peygamber. B. iri Hz. İsa nın yardımcısıydı biri de Hz. Musa nın yardımcısıydı. Onların güzel hatırasına hürmeten bir an aklıma gelip, isim olarak aldığım müstear isimdir.
GAZETECİ : Bu sizin kampanyanızı eleştiren kişilerden bir tanesi şunu söylüyor. Bunun, hem kitabın dağıtımı, yayınlanması, hem bu basın toplantılarıyla ilgili çok fazla, belki bir lüks diyebileceğimiz harcama ve çokluk içerisinde. Bunlara karşı ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR : Ben daha önce de belirttim. 250 kitabım var bunların hiçbirinden şu ana kadar bir telif ücreti almadım. Yani 8 milyona yakın kitabım satıldı, 8 milyona yakın. Bunun tutarı bir haylidir. Onun için yayınevi her halükarda çok karlı oluyor bu tip bir çalışmada. Hem kitapların satışından kar ediyor, hem benim telif ücreti almamamdan kar ediyor. O yüzden bir hayli kazandığı için bunu dağıtması çok normal.
GAZETECİ : O zaman kampanyanızın finansmanı daha önce satılmış olan kitaplarınızın elde ettiği karlardan da geliyor kısmen.
ADNAN OKTAR : Tabi tabi tahmin ediyorum öyledir.
ADNAN OKTAR : Ama şimdi bu kitapların satışından da o kitaplara fayda gelecek şekle geldi bu sefer.
ADNAN OKTAR : Mesela 190'a yakın belgesel film satıldı aynı şirkete ait. Yine benim eserlerimden istifade edilerek hazırlanmış 190 belgesel film. Bu yani en az 10 milyonun üzerindedir satışı.
ADNAN OKTAR : Bu belgeseller 20 farklı ülkede 100 ayrı televizyon kanalında yayınlanıyor. Bunların da telif haklarını alıyorlar. Yaklaşık 40 dilde 200'den fazla internet sitesi var bu siteler üzerinden de kitap satılıyor. 158 ayrı ülke tarafından takip ediliyor kitaplarım... Her ay 5 milyon kişi en az ziyaretçisi var. İnternet sitelerinden ayda 658 bin belgesel, 365 bin kitap, 103 bin sesli anlatım izleyiciler tarafından ortalama olarak indiriliyor. 40 ülkede kitapçılarda kitaplar satılıyor ki bu binlerce kitapçı. Yani az sayıda değil.
GAZETECİ : Adnan Bey ben bir soru sorabilir miyim?
ADNAN OKTAR : Buyrun
GAZETECİ : Biraz konu dağılsın... Bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz? Yani bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz, mesela kısaca özetlemek gerekirse yani bir günün değerlendirmesi...
ADNAN OKTAR : Sabah kalkıyorum,
GAZETECİ : Mesela kaçta kalkarsınız?
ADNAN OKTAR : Sabah namazıyla kalkıyorum. Evet sabah namazıyla kalkarım. Yarım saat kadar yürüyorum; yürüme bandında yürürüm. Sonra bahçeye inerim. Çeşitli sebzelerim var kendi yetiştirdiğim sebzelerim var, onlarla ilgileniyorum. Onların sulamasıyla bakımıyla ilgilenirim, ama zevk aldığım için yapıyorum. Kedilerim var çok fazla. 2 ayrı anneden 5 tane bir tanesinde var 4 tane bir tanesinde var, 9 tane. Onlarla ilgileniyorum, onlarla şakalaşıyorum, oynuyorum. Sonra bu kitap tashihleri ve CD tahsihleri, bunlarla ilgileniyorum. Arkadaşlarım, dostlarım geliyor, onlarla sohbet ediyorum. Bazen dışarı çıkıyoruz bu olayda da görüldüğü gibi.
GAZETECİ : Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR : Ben de teşekkür ederim.
GAZETECİ : Bu sizin söylemiş olduğunuz internet sitelerinden indirme rakamları verdiniz. Bunlar çok etkileyici, müthiş rakamlar, acaba siz de Scientology Kilisesi'nin yolunda mısınız?
ADNAN OKTAR : Scientology Kilisesi Allah'ı inkar eden, Kutsal dinleri inkar eden, sapkın bir ideolojidir. Dolayısıyla din değil, felsefe de değil. Dolayısıyla da muhatabımız olacak gibi ya da kıyaslanabileceğimiz gibi bir sistem değil. Kutsal dinlerle savaşmak için oluşturulmuş, komik ideolojileri olan, komik düşünceleri olan, çocukça felsefesi olan, insanları boş şeyle oyalayan bir sistem. Dolayısıyla ciddiye alınacak bir yönü yok.
GAZETECİ : Para kazanıyorlar ayrıca... Yani aynı sizin söylediğiniz gibi hem dinlere karşı savaş, aynı zamanda para da kazanmayı amaçlayan bir...
ADNAN OKTAR : Marksist kitapları satarak da, Darwinizm'le ilgili kitapları satarak da para kazanıyorlar, yani bu birşeyi değiştirmez. Marks'ın "Kapital"i milyonlarca sattı dünyada. Onun telif haklarından milyonlarca lira para kazanmışlardır.
GAZETECİ : Sayın Oktar Darwinizm'e karşı bir kampanya başlatmış durumda. Ama biz sosyolojiden biliyoruz ki, insanların ve toplumların zihin yapısını değiştirmek 200-250 sene almakta. Acaba sizin fikirlerinizin toplumda bu derece benimsenmesi ne kadar zaman alacak?
ADNAN OKTAR : 1980 ile 2007 arasında Darwinizm Türkiye'de yok oldu. Bu hızı eğer esas alırsak ona göre de dünya çapında da bir hesap yapabiliriz.
ADNAN OKTAR : Ama bunun son 7 senesi etkili mücadeleye ayrılmıştı. O zaman daha da süratli netice alınacağı ortaya çıkıyor.
GAZETECİ : Siz kendinizi bir din adamı, dindar bir kişi olarak mı daha ziyade tanımlamayı tercih edersiniz, yoksa bir entellektüel olarak mı?
ADNAN OKTAR : Her ikisi de.
GAZETECİ : Din hakkında konuşmaya da açık mısınız?
ADNAN OKTAR : Tabi ki.
GAZETECİ : O zaman bir soru daha sorabilir miyim?
ADNAN OKTAR : Tabi buyrun.
GAZETECİ : Sufizm hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR : Ben dinler içerisinde oluşan her türlü samimi akıma karşı çok demokrat yaklaşıyorum ve hepsini de çok makul görüyorum. Yani ben bir sufi değilim, ama sufizmi savunanlara karşı da çok saygım var. Yani bütün mezheplere karşı saygım var. Şiilere... Sünniyim ben. Sünni Müslümanım. Ama Şiilere karşı da derin bir sevgim var, Sufilere karşı derin bir sevgim var. Ben dindeki fikir ayrılıklarında hiç bir şekilde taraf olmam, yani katı bakmam; geniş ve hoşgörülü bakarım.
ADNAN OKTAR : Yani katılığa ben her zaman karşıyım.
GAZETECİ : İlahiyat eğitiminiz var mı Adnan Bey?
ADNAN OKTAR : Hayır.
GAZETECİ : Ne eğitimi aldınız ya da ne okudunuz?
ADNAN OKTAR : Kendim kendimi eğittim.
ADNAN OKTAR : Ben laik, klasik bir Türk ailesine mensubum, yani ailem de dindar değildi ben sonradan dindar oldum.
GAZETECİ : Şimdi Avrupa'da, Avrupa'nın büyük bir kısmında şöyle bir akım var, hatta belki Avrupa'nın dışına taşmıştır bu. Dinler ya da sistemler yerine, evrensel bir dinden bahsetmek. Sufizm de bu tanıma uyuyor diye düşünüyorum, Sufizmin de böyle evrensel bir yönü var. Bu yüzden sordum bunun hakkında.
ADNAN OKTAR : Ben, İslam sufilerine saygım var. yani kendim sufi düşüncesini savunmuyorum. Ama İslamiyet dışında, din dışında, gerçek bir din dışında suni bir dine hiç kimse inanmaz. Ancak gerçek bir dine insanlar inanır.
GAZETECİ : Ben size daha realist bir soru sormak istiyorum. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinden bir tanesi de laiklik. Siz Darwinizm'in faşizmi komünizmi tire terörü getirdiğini söylediniz. Acaba son seçimin sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
GAZETECİ : Acaba bu son alınmış olan sonuç Türk halkının dine doğru daha bir gidiş içerisinde olduğunun mu bir işaretidir?
ADNAN OKTAR : Yani bunu ben söylemedim, siz söylediniz?
ÇEVİRMEN : Evet.
ADNAN OKTAR : Bu Darwinizm'in Türkiye'de yok olmasının tabi yansımasıdır.
ADNAN OKTAR : Ama şunu söyleyeyeyim ben Türkiye'deki bütün sağ partileri desteklerim, yani bilinen bütün sağ partileri, tek bir partiyi desteklemiyorum.
ADNAN OKTAR : Yani inancı savunan, Allah inancına dayalı her türlü partiyi destekliyorum, hepsini.
GAZETECİ : Siyasi anlamda mı? Yani, "desteklerim" derken siyasi anlamda mı?
ADNAN OKTAR : Evet evet.
GAZETECİ : O zaman siyasi İslam diyebilir miyiz?
ADNAN OKTAR : Hayır hayır o anlamda değil, yani mesela ben AKP'yi de desteklerim, MHP'yi de destekliyorum, fakat Saadet Partisi'ni de destekliyorum.
GAZETECİ : Tek oyunuz var, hangisini Adnan Bey?
ADNAN OKTAR : Ben oya karışmam, etrafımdakilere sadece sağı desteklediğimi belirtiyorum, herkes kendi kanaatine göre oyunu veriyor. Orada demokrasi tam uygulanır.
GAZETECİ : O galiba sizin sorunuza bir ek soru ya da yanlış anlamayın diye sordu. Siz, "Allah'a inanan partileri destekliyorum" derken, "İslam'ı getirmek ya da yönetime getirmek anlamında mı? "diye sordu. Bir de Türkiye'de laiklik var. Diyanet makamını nasıl izah edersiniz? Çünkü din özel birşey, kişilere özel birşey. O zaman Diyanetin yeri nedir diye bir soru.
ADNAN OKTAR : Atatürk Diyaneti kurarken akılcı davranmıştır. Türkiye için gerçekten bir Diyanet İşleri Kurumu'na ihtiyaç var, laikliğe de ihtiyaç var, yani Türkiye'deki sistem şu an çok güzel bence.
GAZETECİ : Oldukça da modern bir sistem.
ADNAN OKTAR : Tabi yani şu an birarada olmamızı sağlayan güzel, isabetli, faydalı bir sistem bunu da açıkça görüyoruz yaşayarak görüyoruz.
ADNAN OKTAR : Peki basın toplantısına geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum, çok memnun oldum. İnşaAllah bir daha görüşürüz, böyle güzel sohbet toplantılarımıız olur. Ama bugünkü bu konuşma ortamını kapatıyoruz inşaAllah.