
TÜRK MİLLETİ'Nİ
"MAYMUN VE İNSAN ARASI BARBARLAR"
OLARAK TANIMLAYAN YIKICI VE BÖLÜCÜ DARWINİST
İDEOLOJİLER,
FİKRİ MÜCADELE İLE SUSTURULMALIDIR!
- Darwinizm’in bilim ve insanlık dışı ırkçı
öğretilerinin Batı’da ne kadar itibar gördüğü,
İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill'in
yeni açıklanan özel notlarıyla bir kez daha
ortaya çıkmıştır.
- Churchill,
Savaş Bakanı olduğu dönemde, İngiliz Kraliyet
Hava Kuvvetleri'ne hitaben yazdığı bir mektubunda
Türk Milleti’ni kastederek "Medeni olamayan
barbar kabilelere karşı zehirli gaz kullanabiliriz.”
görüşünü dile getirmiştir. Bu Darwinist görüş
neticesinde Çanakkale Savaşı’nda Türk ordusuna
karşı zehirli gaz kullanıldığı Osmanlı arşivlerindeki
belgelerle sabittir.
- Dahası, Churchill’in, dönemin
Sömürgeler Bakanı Lord Gladstone’un Türk Milleti
ile ilgili “Türkler maymunla insan arası medeniyet
yıkıcı barbarlardır... Türkler, insanlığın insan
olmayan numuneleridir.’ gibi hezeyanlarına aynen
katıldığı bilinmektedir.
- Türk Milleti,
dünyaya asırlar boyu nizam ve insanlık dersi
vermiştir. Darwinizm kaynaklı, insanlık dışı
görüş ve ideolojilerin peşinden gidenler, içinde
bulunduğumuz asra -Allah’ın izniyle- Müslüman
Türk Milleti’nin yön vereceğine şahit olacaklardır.
Türk Milleti, Darwinist oyunları bozacak ve
dünya yepyeni bir çağa ayak basacaktır.
Evrim teorisini ortaya atan Charles
Darwin, canlıların ve insanların gelişimini
yaşam mücadelesi kavramına dayandırmıştır. Ona
göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi,
daimi bir çatışma vardır. Darwin, bu çatışmanın
insan ırkları arasında da geçerli olduğunu öne
sürmüş ve çatışmanın geri ırkları eleyerek medeniyetin
gelişmesine katkıda bulunacağını iddia etmiş
ve bu hayali tezinde sözde delil olarak Türk
Milleti’ni kullanmaya kalkışmıştır. Darwin’in
oğlu tarafından derlenen “Chales Darwin’in Hayatı
ve Mektupları” isimli kitapta Darwin’in, Türk
Milleti hakkındaki sözleri şu şekilde yer almaktadır:
"Doğal seleksiyona dayalı
kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden
daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu
ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl
önce Avrupa, TÜRKLER TARAFINDAN
İŞGAL EDİLDİĞİNDE, Avrupa milletleri
ne kadar büyük risk altında kalmıştı, bugün
Avrupa'nın TÜRKLER TARAFINDAN
İŞGALİ bize ne kadar gülünç geliyor.
Avrupa ırkları
olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde
TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine
baktığımda, BU TÜR AŞAĞI
IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek
ırklar tarafından ELİMİNE
EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) görüyorum."
(Francis Darwin, The Life and Letters of Charles
Darwin, Vol. I, 1888. New York: D. Appleton
and Company, s. 285-286)
Bu satırlarda Türk Milleti için
söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe
bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir
cehaletin ürünü oldukları açıktır. Darwin'in
bu sözlerini detaylı olarak analiz ederek, amacını
cümle cümle inceleyelim:
“Doğal seleksiyona dayalı kavganın,
medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden
daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu
ispatlayabilirim...”
Darwin burada insanlığın ırklar
arasındaki savaş ve mücadele ile geliştiğini
öne sürmektedir. Bu, 19. yüzyıl emperyalizminin
temel fikri dayanağını teşkil eden koyu ırkçı
bir görüştür.
“... Düşünün ki, birkaç yüzyıl
önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde,
Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında
kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın Türkler
tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor...”
Darwin’in burada Türk Milleti
için kullandığı işgal kavramı tarihsel olarak
yanlıştır ve aslında Türklere duyduğu kinin
bir ifadesidir. Çünkü Türk Milleti Balkan topraklarındaki
halklara büyük saygı ve hoşgörü göstermiş, Balkanlar'ın
dört bir yanını imar etmiş, kalkındırmış, geliştirmiştir.
Bölgede çok sayıda kervansaray, hamam, köprü,
cami, kütüphane, aşevi inşa edilmiştir ve bunların
üstün bir kültürün ürünü oldukları bugün herkesçe
kabul edilmektedir. Darwin’in bu ifadelerdeki
amacı ise, Türk Milleti'ni "barbar"
bir toplum olarak gösterebilmektir.
“... Avrupa ırkları olarak bilinen
medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk
Barbarlığına karşı galip gelmişlerdir...”
Darwin Avrupalı ırkları "medeni
ırklar" olarak tanımlayarak klasik ırkçı
bakış açısını tekrarlamaktadır. Darwin,
Türk Milleti'ni açıkça "barbar" olarak
nitelemektedir.
“... Dünyanın çok da uzak olmayan
bir geleceğine baktığımda, bu tür AŞAĞI
IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek
ırklar tarafından ELİMİNE
EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) görüyorum...”
Darwin, en önemli mesajını—ve
hezeyanını—bu cümlesinde sergilemektedir. Söyledikleri
açıktır: Türk Milleti'nin yakında Avrupalılar
tarafından yok edileceğini öne sürmektedir.
Bu işi gerçekleştirmesini umduğu Avrupalıları
"medenileşmiş yüksek ırklar" olarak
tarif etmekte, Türk Milleti'ne
de kendince "aşağı ırk" yakıştırması
yapmaktadır.
Darwin'in bu sözleri 1888 yılında
yayınlandığında, Türk Milleti'ne karşı yürütülmekte
olan propaganda savaşına büyük bir destek sağlamış,
Türk düşmanları Darwin'in hezeyanlarından güç
bulmuşlardır.
Darwin'in Türk düşmanlığına sağladığı
bu desteğin etkisinin, günümüzde, neo-Nazi ve
faşist grupların yurt dışında yaşayan soydaşlarımıza
yaptıkları insanlık dışı eylemlerle sürmekte
olduğu görülmektedir.
Bu gerçek, 19. yüzyılda emperyalizm
tarafından körüklenen, o zamandan bu yana da
çeşitli çevreler tarafından ısrarla ayakta tutulan
"Türk düşmanlığı" akımının ardında,
Darwinizm'in önemli bir yeri olduğunu göstermektedir.
Bugün Türk Milleti’ni, Avrupa Topluluğu’na layık
görmeyen köhne zihniyet ise aynı Darwinist temellerin
bir devamı niteliğindedir.
EMPERYALİZMİN EN ETKİN
SİLAHI: DARWINİZM
Darwinizm, dünya emperyalizminin
kullandığı bir silahtır. Emperyalist ülkeler,
işgal etmek ve boyunduruk altına almak istedikleri
ülkelerde “5. kol faaliyeti” olarak manevi gücü
kırmaya çaba harcarlar. Bu
faaliyette Darwinizm başrolü oynar. Çünkü Darwinist
öğretileri benimseyen toplumlar, emperyalist
devletlerin kolayca hakimiyetine girerler.
Osmanlı, son döneminde okullara
sokulan Darwinist fikirler neticesinde kimliğini
kaybetmiştir. Toplumu birarada tutan manevi
değerlerden yoksun bir yönetici kadrosu ile
de çöküşe gitmiştir.
Emperyalistler Darwinist öğretileri,
“toplumları kamplara ayırıp çatıştırmak” için
kullanırlar. Dünyanın pek çok ülkesindeki faşist-komünist
kamplaşmaları, “çatışmanın doğanın sözde bir
yasası olduğunu” iddia eden Darwinist telkinlerin
ürünüdür. Bu telkinler, gelişme ve ilerlemenin
şartıymış gibi gösterilmektedir. Milyonlarca
insanın hayatına mal olan, Darwinizm'in "yaşamın
sözde bir mücadele alanı" olduğu, "ilerlemenin
çatışmayla" gerçekleşeceği yalanları, emperyalizmi
de güçlendirmektedir.
Darwinist yöntemlerle maneviyattan
uzaklaştırılarak kutuplara ayrılan ve güçsüz
hale getirilen Müslüman ülkelerin, emperyalist
güçlerin güdümüne girmeleri de kaçınılmazdır.
Nitekim Sovyetler Birliği döneminde Müslüman
Türk devletlerinin uzun yıllar Darwinist-Komünist
esaretin altında kaldığı gerçeği de unutulmamalıdır.
Vahşi Kapitalizm, Komünizm ve
Faşizmin “görünmez gizli gücü” Masonlar
ise, ideolojilerini destekleyen Darwinizm’i,
kendi yayınlarında şöyle savunurlar:
Darwin’den bu yana geçen 150 senedir
evrim teorisini destekleyecek tek bir fosil
bulunmamıştır. Tam tersine,
bulunan fosillerin tamamının tam ve eksiksiz
canlılara ait olduğu görülmüştür. Gerçekte hiçbir
ara fosil yoktur.
Basında geçtiğimiz aylarda yer
alan “Lucy’nin Kızı”, “Gogonasus” ve “Tiktaalik
Roseae” isimli fosiller de ara fosil özelliği
göstermemektedirler. Aynı şekilde Sivas'ta bulunan ve üç toynaklı at diye tanıtılan fosil de bir ara canlıya değil, bugün nesli tükenmiş olan normal bir canlıya aittir. Bu sayılanların hepsi tam ve mükemmel canlılara ait fosillerdir. Bu, bilim adamlarınca gayet iyi bilinen ve ispat edilmiş bir gerçektir.
Evrimcilerin elinde bir tane bile
ara fosil bulunmamaktadır. Yerli evrimcilere
defalarca çağrıda bulunmamıza, " gelin
ara fosil var diyorsanız hiç olmazsa 2-3 tanesini
gazete binalarınızda veya merkezi bir yerde
sergileyin“” dememize rağmen
hiçbiri buna yanaşmamıştır. Bu apaçık meydan
okumanın karşısında çıt çıkmamasının tek nedeni,
ara fosil diye birşeyin bulunmamasıdır. Sadece
yerli evrimcilerin değil, dünyadaki evrimcilerin
de elinde ara fosil bulunmamaktadır. Bugüne
kadar 100 milyona yakın fosil çıkarılmış, bunlardan
bazıları arşivlenirken bazıları müzelerde kamuoyuna
sergilenmiştir. Ancak bu denli yüksek sayıdaki
fosilin arasında bir tane bile ara fosil yoktur.
Bunlar ya bildiğimiz, bugün yaşayan canlılara
ya da dinozor, mamut gibi nesli tükenmiş canlılara
ait olan irili ufaklı fosillerdir. Fosiller
evrim iddialarını değil, Yaratılış Gerçeğini
göstermektedir.
Ülkemizin pek çok şehrinde gönüllü
araştırmacılar tarafından fosil sergileri açılmaktadır.
Bu sergilerde yer alan ve canlıların milyonlarca
yıldır hiç değişmeden varlıklarını sürdürdüklerini
ispat eden “yaşayan fosiller”, materyalist çevrelerde
büyük rahatsızlık ve öfke meydana getirmiştir.
Bu çevreler taşlaşmış canlıları gördükçe adeta
çileden çıkmışlar, öfkeleri ağızlarından taşar
olmuştur.
Yerli evrimciler ise ülke çapındaki
yenilgilerini tam bir yılgınlık ve çaresizlikle
sessizce kabul etmişlerdir. Ara fosil konusunun
önemini bile yeni yeni öğrenen yarı cahil bazı
evrimciler, içinde bulundukları açmazı yeni
yeni fark etmeye başlamışlar ve sessizliğe bürünmüşlerdir.
2) TEK BİR PROTEİN BİLE
TESADÜFLERLE OLUŞMAZ
Proteinler hem canlı hücrelerinin
yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde
çok çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir.
Bir proteinin tesadüflerle ortaya çıkma ihtimali
10 üzeri 950’de 1’dir. (Bu sayı pratikte “0
ihtimal” anlamına gelir.) Tek bir protein bile
kendi kendine oluşmazken, milyonlarca canlı
türünün tesadüflerle meydana geldiğini iddia
etmek tam bir materyalist-evrimci hezeyanıdır.
EVRİM TEORİSİNİN BİR ALDATMACA
OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN
HARUN YAHYA’NIN (ADNAN OKTAR) BU KİTAPLARINI
OKUMALISINIZ!
Adnan Oktar’ın, Harun Yahya müstear
ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık
250’dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500
resimden oluşmaktadır. Bu kitapların 7.000 sayfa
ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü
konu almaktadır.
Adnan Oktar'ın,
Harun Yahya müstear ismi ile kaleme aldığı kitapları
ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgeselleri,
www.harunyahya.org,
www.harunyahya.net
ve www.harunyahya.com
adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya
Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no’lu telefonundan
temin edebilirsiniz.