|

KOMÜNİST-BÖLÜCÜ TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ
BATAKLIĞIN KURUTULMASIDIR
Bu bataklık, diyalektik materyalist
felsefedir ve bu felsefenin temel dayanağı Darwinizm’dir.
Darwinizm resmi olarak okutulmaya devam ettiği
sürece bu bataklığın kurutulması mümkün değildir.
- Güneydoğu'da senelerdir
devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist
ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli
ise Darwinizm’e dayalıdır ve bu teori olmadan
hayat sahası bulması olanaksızdır. Komünizmin
önderleri, toplumlara Darwinizm'i benimsetmeden
Komünizmin hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını
özellikle vurgulamışlardır.
- Komünist bölücü terörün Darwinizm’den
kaynaklandığı ilmi bir gerçektir. Bir yandan
teröre her gün şehitler verirken bir yandan
da resmi olarak evrimi anlatmak büyük bir yanlıştır.
Bu, terörün temel kaynağını beslemek demektir.
Darwinist yalanların gençlere anlatılması son
bulmadıkça terörün önüne geçmek mümkün değildir.
Bu gerçeğin artık farkına varılmalıdır. Darwinist
propagandanın ve ona sırtını dayamış olan diyalektik
materyalizmin etkisinin kalkması için, yaklaşık
150 yıldan bu yana dünyayı kana bulayan bu köhne
teorinin geçersizliği, sahte yöntemleri ve aldatmacaları,
modern bilimin ışığında ve bütün açıklığıyla
Türk gençliğine öğretilmelidir. Bu çerçevedeki
bir eğitim ile birlik ve beraberliğimizi tehdit
eden ideolojilerin hayat damarları kesilmiş
olacaktır.
Bölücü terör örgütü, terörist
olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik
materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm
eğitimi vermektedir. Darwinizm üzerine bina
edilen Marksist-Leninist fikirler ve Lenin’in
terör direktifleri doğrultusunda yetişen bölücü
militanlar, askerimizi, polisimizi ve masum
vatandaşlarımızı katletmekte, her türlü terör
yöntemine başvurmaktadırlar.
Komünizm ve Faşizm Darwinist
temellere dayalıdır. Bunlara göre “hayat acımasız
bir mücadele meydanıdır, sadece güçlü olanların
yaşam hakları vardır, zayıf olanlar ise yok
olup gitmeye mahkumdur.” Toplumları hayvan sürüleri
olarak değerlendiren, insani ve ahlaki değerleri
hiçe sayan, güç ve iktidar için her türlü yolun
meşru olduğunu savunan bu Darwinist ideolojilerin
insanlığa getirdiği dehşet ve yıkım ise çok
büyük olmuştur.
Kanlı komünist diktatörlerden
Stalin'in "Genç nesillerin zihnini yaratılış
düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir
şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in öğretilerini."
(Kent Hovind, The False Religion of Evolution)
sözleri, Çin'de on milyonlarca insanı acımasızca
katlettiren, bir o kadarını da açlığa terk eden
Mao'nun "Çin sosyalizminin temeli Darwin'e
ve evrim teorisine dayandırılmıştır." (K.Mehnert,
Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt)
itirafı, Darwinizm’in, kan dökücü Marksist,
Leninist, Maocu ideolojilerin ayakta durması
için son derece hayati olduğunun ispatıdır.
Faşist lider Adolf Hitler, ünlü
kitabı Kavgam'da, “Ari ırkın doğa tarafından
üstün kılındığı”nı iddia etmiş, (L.H.Gann. "Adolf
Hitler: “The Complete Totalitarian”, s. 24 )
bu kitabın ismini seçerken de Darwin'in "yaşam
kavgası" fikrinden esinlenmiştir. (Ben
Macintyre, Forgatten Fatherland, s. 28) Hitler,
1933'deki ünlü Nürnberg mitinginde ise, "yüksek
ırkın düşük ırkları idare ettiğini, bunun doğada
görülen bir hak olduğunu ve tek mantıklı hak
olduğu" şeklindeki Darwinist görüşü dile
getirmiştir. Ünlü evrimci Stephen Jay Gould‘un
“Almanya’da Darwinizm’in bir savaş nedeni haline
geldiği” şeklindeki tesbiti ise oldukça önemlidir.
(Paul G. Humber, "Hitler's Evolution Versus
Christian Resistance")
Hitler'in en büyük müttefiki olan
Benito Mussolini ise 1935’te başlattığı Etiyopya
işgalini Darwin'in ırkçı görüşlerine ve yaşam
mücadelesi kavramına dayandıracak, İngiliz İmparatorluğu’nun
zayıflamasının nedeni olarak "evrimin en
önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışması"
yorumunu yapacak kadar koyu bir Darwinistti.
(Robert E. D. Clark. Darwin: Before and After.
London: Paternoster Press, s.115) Mussolini,
bir dönem editörlüğünü yaptığı “Sınıf Çatışması”
isimli derginin ilk sayısında Marx ve Darwin’den,
"geçmiş yüzyılın en büyük iki düşünürü"
diye söz etmiş ve Darwinizm’e övgüler yağdırmıştır.
(Dennis Mack Smith, Mussolini, s.18)
Komünizm ve Faşizm, aynı materyalist
temellerde buluşan ve aynı odakların icat ettiği
sapkın ideolojilerdir. Bu insanlık dışı ideolojilere
taraftar toplamak için ilk yapılan, "insanın,
doğanın ve tesadüflerin ürünü bir cins hayvan
olduğu" yönündeki Darwinist iddiaları toplumlara
benimsetmektir. Darwinist eğitim uygulayan toplumlarda
bireylerin bir bölümü, manevi ve milli değerlerinden
uzak kalmış ve materyalist safsataların telkinine
kendilerini kaptırmış durumdadır. Böyle toplumlarda
vefanın, sadakatin, şefkatin, fedakarlığın hiçbir
önemi yoktur. Gençler, kendilerine verilen eğitim
sonucu, bu dünyada tesadüfler neticesinde var
oldukları, bir gün ölüp yok olup gidecekleri
zannına kapılmışlar; birbirinden tehlikeli ve
yıkıcı fikirlerin, sapkın akımların ve ideolojilerin
peşinden gidebilecek bir hale gelmişlerdir.
Bu kişiler için artık din, aile, millet, bayrak
gibi kavramlar birşey ifade etmemektedir. Dahası,
bunlar için insan hayatı da değersizleşmekte,
rahatlıkla insan canına kıyabilmekte, öldürdükleri
kişilerin birer hayvan olduğunu düşündükleri
için vicdanen son derece rahat olabilmektedirler.
Milletimizi Darwinist yalanlara
karşı uyarmak ve bu aldatmacanın tahrip edici
etkisini bertaraf etmek için faaliyet yapanlar
ise yıllardır materyalist çevrelerin hedefi
olmuşlardır. İlmi mücadeleye, ilmi cevap verilmesi
gerekir. Ancak materyalist çevreler, sahip oldukları
basın yayın organlarını, psikolojik savaşın
saldırı aracı olarak kullanmakta, evrim teorisinin
çöküşü hakkındaki bilimsel yayınlara hakaret
ve karalama yöntemi ile karşılık vermeye kalkışmaktadırlar.
Bilindiği gibi materyalist çevreler,
kendilerine aylardır çağrı yapılmasına rağmen
bir tek ara fosil ortaya koyamamışlar, Türkiye’nin
her yerinde sürdürülmekte olan Yaratılış Sergileri
karşısında bütünüyle sessizliğe gömülmüşlerdir.
TÜRK DÜŞMANLIĞININ
TEMELİ DARWINİZM'DİR
Darwin, insanların maymun
benzeri canlılardan evrimleştiğini öne
sürerken, insan ırklarının, evrimin çeşitli
basamaklarında yer aldıklarını, Avrupalı
ırkların "ileri" ırklar olduğunu
savunmuş, diğer pek çok ırkı ise,"maymunsu
özellikler taşıdıkları" iddiasını
öne sürerek aşağılamıştır. Darwin, "aşağı
ırklar" olarak tanımladıklarının
arasında, Yüce Türk Milleti'ni de saymıştır.
W. Graham'a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli
mektubunda, bu ırkçı düşüncesini şöyle
ifade etmiştir: "Avrupalı ırklar
olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde
TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine
baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun
medenileşmiş yüksek ırklar tarafından
elimine edileceğini (yok edileceğini)
görüyorum." (Francis Darwin, The
Life and Letters of Charles Darwin, Cilt
1, New York: D. Appleton and Company,
1888, ss. 285-286) Darwin'in bu tür hezeyanlarının,
Avrupa'da uzun süredir devam etmekte olan
Türk düşmanlığının temeli olduğu bilinen
bir gerçektir.
|
DARWINİZM EMPERYALİZMİN
SİLAHIDIR
Darwinizm, dünya emperyalizminin
kullandığı bir silahtır. Emperyalist ülkeler,
işgal etmek ve boyunduruk altına almak
istedikleri ülkelerde “5. kol faaliyeti”
olarak manevi gücü kırmaya çaba harcarlar.
Bu faaliyette Darwinizm başrolü oynar.
Çünkü Darwinist öğretileri benimseyen
toplumlar, emperyalist devletlerin kolayca
hakimiyetine girerler.
Osmanlı, son döneminde okullara
sokulan Darwinist fikirler neticesinde
kimliğini kaybetmiştir. Toplumu birarada
tutan manevi değerlerden yoksun bir yönetici
kadrosu ile de çöküşe gitmiştir.
Emperyalistler Darwinist
öğretileri, “toplumları kamplara ayırıp
çatıştırmak” için kullanırlar. Dünyanın
pek çok ülkesindeki faşist-komünist kamplaşmaları,
“çatışmanın doğanın sözde bir yasası olduğunu”
iddia eden Darwinist telkinlerin ürünüdür.
Bu telkinler, gelişme ve ilerlemenin şartıymış
gibi gösterilmektedir. Milyonlarca insanın
hayatına mal olan, Darwinizm'in "yaşamın
sözde bir mücadele alanı" olduğu,
"ilerlemenin çatışmayla" gerçekleşeceği
yalanları, emperyalizmi de güçlendirmektedir.
Darwinist yöntemlerle maneviyattan
uzaklaştırılarak kutuplara ayrılan ve
güçsüz hale getirilen Müslüman ülkelerin,
emperyalist güçlerin güdümüne girmeleri
de kaçınılmazdır. Nitekim Sovyetler Birliği
döneminde Müslüman Türk devletlerinin
uzun yıllar Darwinist-Komünist esaretin
altında kaldığı gerçeği de unutulmamalıdır.
Vahşi Kapitalizm, Komünizm
ve Faşizmin “görünmez gizli gücü” Masonlar
ise, ideolojilerini destekleyen Darwinizm’i,
kendi yayınlarında şöyle savunurlar:
“Bugün, artık en uygar ülkelerden,
en geri kalmışlarına kadar tek geçerli
bilimsel kuram Darwin'in ve onun yolunu
izleyenlerinkidir.” (Mimar Sinan 1980,
sayı: 38, s. 18) |
DARWINİZM, BÖLÜCÜ
TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İDEOLOJİSİNİN DE TEMELİDİR
Türk Devleti'nin bölünmez
bütünlüğünü hedef alan en önemli tehdit
olan bölücü terör, doğrudan komünist ideolojiye
dayanmaktadır. Materyalizme ve Darwinizm’e
dayanan bu ideoloji, ahlak, mukaddesat
ve maneviyat gibi kavramları reddetmekte,
insanların sadece maddi varlıklarını esas
almakta, hatta Darwinizm’in etkisiyle
insanları bir çeşit hayvan olarak görmektedir.
Darwinizm ile Komünizm bağlantısını ortaya
koyan ifadelerden bazıları şu şekildedir:
KARL MARX: "Darwin'in
yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf
mücadelesinin doğa bilimleri açısından
temelini oluşturuyor." (Marks Engels
Mektuplar, cilt 2, s.126)
LENIN: "Marx'ın teorisinin
tümü, evrim teorisinin, en tutarlı, en
tam, en düşünülmüş ve özlü biçimiyle çağdaş
kapitalizme uygulanmasıdır." (Robert
M. Young, Darwinian Evolution and Human
History, Historical Studies on Science
and Belief, 1980)
ENGELS: "Tabiat metafizik
olarak değil, diyalektik olarak işlemektedir.
Bununla ilgili olarak herkesten önce Charles
Darwin'in adı anılmalıdır." (Friedrich
Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm,
Sol Yayınları, 1990, s. 85)
TROTSKY: "Darwin'in
buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin
(diyalektik materyalizmin) en büyük zaferi
oldu." (Alan Woods-Ted Grant, "Marxism
and Darwinism", Reason in Revolt:
Marxism and Modern Science, Londra 1993) |
TERÖR, BÖLÜCÜ ÖRGÜTLERiN
VAZGEÇİLMEZ BiR YÖNTEMİDİR
Terör, temeli Darwinizm’e
dayanan bölücü ideolojilerin hedefe ulaşmak
için kullandığı etkin bir yöntemdir. Komünist
liderler terörü vazgeçilmez bir silah
olarak taraftarlarına tavsiye etmişlerdir.
Bölücü terör örgütünün bütün yöntemleri
komünist ideolog ve liderlerin tavsiyeleri
doğrultusundadır. Bu liderlerden Lenin’in
terör talimatları oldukça çarpıcıdır:
"Polisleri, askerleri,
devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında
yangınlar çıkartmak... Devletin hazinelerinden
paraları almak... Devrimci komünist güçler
yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya
çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak,
binaları havaya uçurarak korku yaymak
ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist
diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın
önemli unsurlarındandır." ("Vladimir
Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında",
Homizuri G.P., Moskova 2005)
|
|
EVRİM TEORİSİ NASIL
ÇÖKTÜ?
Modern bilim,1859 yılında
Charles Darwin’in ilkel denecek kadar
yetersiz teknik olanaklar ve yoğun bir
hayal gücüyle ortaya attığı teorisini
çürütmüştür.
Teorinin ortaya atıldığı
günden bugüne kadar geçen yaklaşık 150
yılda yapılan kazılarda 250 bin türe ait
yaklaşık 100 milyon fosil çıkarılmasına
rağmen bunlardan bir teki bile Darwin’in
iddialarını desteklememiştir. Darwin’in,
teorisinin ispatı için mutlaka mevcut
olması gerektiğini belirttiği ara canlılara
ait fosiller hiçbir zaman bulunamamış,
çünkü böyle canlılar gerçekte hiçbir zaman
var olmamışlardır. Karıncalardan ağaçlara,
yarasalardan köpek balıklarına kadar çok
çeşitli türlere ait milyonlarca yıllık
fosiller mevcuttur ve bunlar, canlıların
evrim geçirmediklerini net olarak ispat
eden somut delillerdir.
Darwin’den çok sonra ortaya
çıkan moleküler biyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji,
biyomatematik, moleküler genetik gibi
çok sayıda bilim dalı, canlılığın tesadüfen
meydana gelemeyeceğini ve canlıların birbirlerinden
evrimleşmelerinin söz konusu olmadığını
ortaya koymuştur.
Bilim, yaşamın kökeninde
astronomik miktarlarda bilgi bulunduğunu,
DNA’nın adeta harf harf yazılmış ciltler
dolusu ansiklopediye benzediğini, hücrenin
“moleküler makinalar”dan meydana geldiğini
keşfetmiştir. Bunların tesadüflerle ve
yavaş yavaş gelişerek meydana gelemeyeceği
ispat edilmiştir.
Biyomatematik alanında yapılan
hesaplamalar, yaşamın bu kompleks yapısının
tesadüflerle bir meydana gelme ihtimalinin
"0" olduğunu kanıtlamıştır.
Tek bir proteinin bile tesadüflerle ortaya
çıkma ihtimalini 10 üzeri 950’de 1 olarak
hesaplayan matematikçiler Darwinizm’e
en büyük darbelerden birini vurmuşlardır.
Darwin’in bir evrim mekanizması
olarak tanıttığı Doğal Seleksiyon kavramının,
evrim iddialarıyla hiçbir ilgisi olmadığı,
evrimleştirme gibi bir etkisinin bulunmadığı
anlaşılmıştır. Uzun yıllar denizden karaya
geçiş hikayesi için delil olarak gösterilen
Coelecanth isimli canlının günümüzde de
yaşamakta olan normal bir balık olduğu
görülmüş, kuşların atası olarak tanıtılan
Archæopteryx’in bir ara canlı olmayıp,
soyu tükenmiş bir kuş olduğu ispat edilmiş,
At Serisi diye tanıtılan fosillerin gerçekte
atlarla hiçbir ilgisi olmadığı, farklı
dönem ve coğrafyalarda yaşayıp soyu tükenmiş
canlılara ait olduğu ispat edilmiş, insanın
atası olarak gösterilen bir avuç kafatasının
ve kemik parçalarının gerçekte “ya soyu
tükenmiş maymunlara ya da normal insanlara”
ait olduğunu kanıtlanmış, canlıların başka
canlılara dönüşmesi için temel mekanizma
olarak tanıtılan mutasyonların canlılar
üzerindeki etkisinin “tahrip veya ölüm”
olduğu, değil evrimleştirmek sağlam canlıları
bile yok edici bir fonksiyonu olacağı
anlaşılmıştır. Burada sayılanlar gibi
pek çok gerçek sebebiyle evrim teorisi
çökmüştür.
|
İLANI
PDF OLARAK BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ
|
|
| |
|
|