
YERLİ EVRİMCİLER BİLİM DIŞI
İDDİALARINI ARTIK TERK ETMELİDİR!
Türkiye, dünyanın Darwinizm karşıtı
bir numaralı ülkesidir. Bu gerçeğin Batıda yayınlanan
en ciddi dergi ve gazetelerde yer alması yerli
evrimcileri adeta çileden çıkarmış, materyalist
çevrelerde büyük bir panik havasının hakim olmasına
neden olmuştur. Yenilginin getirdiği ezik ruh
hali içindeki evrimciler, zaman zaman heyecanlı
ve tutarsız çıkışlar yapmakta, modası çoktan
geçmiş, bilim dışı olduğu ispat edilmiş iddiaları
gündeme getirmektedirler. Evrimcilere tavsiyemiz
artık inadı bırakmaları ve evrim teorisinin
çöktüğünü kabul etmeleridir. Bilinmelidir ki,
ülkemizde evrimi savunmanın getireceği tek şey
küçük ve gülünç duruma düşmektir.
Hürriyet gazetesinin 14 Ocak
2007 tarihli Pazar ilavesinde çeşitli bilimdışı
iddiaların, yakışıksız ve hakaretamiz ifadelerin
yer aldığı uzun bir röportaj yayınlanmıştır.
Sivas’ta yürütülen çalışmalarda elde edilen
bulguların saptırılarak kamuoyuna aktarıldığı
bu röportaj, yerli evrimcilerin içinde bulundukları
çıkmazı ortaya koyması açısından son derece
önemlidir.
Gerçekte bu kazıda bulunanların
hiçbiri ara fosil değil, bilakis Yaratılış gerçeğini
teyid eden tam ve eksiksiz canlılara ait fosillerdir.
Röportajda Yaratılış gerçeğini teyid eden yaklaşık
9 milyon yıllık kusursuz canlı fosilleri, evrim
delili gibi sunulmaya kalkışılmış, aynı zamanda
bizzat evrimcilerce yalanlanmış ve rafa kaldırılmış
konular bile büyük gerçeklere ulaşılmış edasıyla
tekrar gündeme getirilmiştir.
Röportajda Hipparion isimli
bir fosil ön plana çıkartılmış, bunun atın evrim
geçirerek var olduğuna kanıt olan bir fosil
olduğu iddia edilmiştir. Oysa gündeme getirilen
atın evrimi konusu, gerçekte bilimsel bulgular
karşısında çökmüş bir Darwinist masaldan ibarettir.
Aşağıda söz konusu röportajdaki evrimci yanılgılar
ortaya konulmaktadır.
Evrimcilerce bu tip haberler
daha önce de yayınlanmıştır. Örneğin Temmuz
2005’te yine aynı gazetede yer alan "Özürlü
Kardeşlere Darwin İncelemesi” başlıklı bir haberde,
ülkemizde yaşayan ve genetik bozukluk sebebiyle
el ve ayakları üzerinde yürümek zorunda kalan
ve konuşamayan aynı aileye mensup altı çocuk
bir evrim delili gibi gösterilmiş ve yine halkımız
yanıltılmaya çalışılmıştır.
Söz konusu röportajda, ortaya
konulan bulguların “Yaratılışı savunanları kudurtacağı"
ifadesine yer verilmiştir. Bu düşüncedeki kimseler
şunu gayet iyi bilmelidirler ki, Yaratılış Gerçeği’ni
fark etmiş ve Allah’a iman etmiş insanlar daima
sakin, akılcı ve tutarlı bir üslup içinde olmuşlardır.
Paniğe kapılmak, taşkınlık yapmak, yaygaralar
koparmak, öfke ve hased ile akılsızca tavırlar
sergilemek materyalist dünya görüşü sahiplerinin
davranışlarıdır. Nesli tükenmiş hayvanlar üzerinde
spekülasyonlar yapan, milyarlarca yaratılış
delilini görmezden gelip bilim dışı hayallerin
peşinde koşan ve ürettikleri yalanların arkasına
gizlenen evrimcilerin çaresiz ve zavallı hali
tüm iman sahipleri tarafından ibretle izlenmektedir.
Röportajda evrim açısından çok önemli bir bulguymuş
gibi tanıtılan Hipparion fosili konusunun iç
yüzü şu şekildedir:
Hipparion fosili gerçekte evrimcilerin
bir zamanlar baş tacı ettikleri “hayali at serisi”nin
bir üyesidir. 20.yüzyılın başında oluşturulan
at serisi, bazı toynaklı fosillerinin arka ve
ön ayaklarındaki tırnak sayılarına ve diş yapılarına
göre dizildikleri bir şemaya dayanmaktadır.
Amerikalı fosil araştırmacısı Othniel Charles
Marsh ile biyolog Thomas Huxley'in geliştirdikleri
bu şema, on yıllar boyunca müze ve ders kitaplarında
sözde evrimin tartışılmaz kanıtıymış gibi sunulmuştur.
İddiaya göre, Eohippus, Orohippus, Miohippus,
Hipparion ve Equus sırasını izleyen bu hayali
serideki canlılar, ebatça küçükten büyüğe doğru
ilerleme gösterirken tırnak sayılarında düşüş
meydana gelmiştir.
Röportajda, muhtemelen son bilimsel
gelişmelerden habersiz olunduğu için, Hipparion
fosilinin günümüz atlarına oranla ebatça küçük
olması ve bir yerine üç adet tırnak taşıması
evrim kanıtı olarak öne sürülmektedir.
Ne var ki atın serisi konusu artık
demode bir masaldan ibarettir. Yeni paleontolojik
bulgular ve morfolojik analizler, atın evrimi
senaryosunda varsayılan serinin aykırılıklar
ve çelişkiler barındırdığını, dolayısıyla hiçbir
bilimsel geçerliliği bulunmadığını ortaya koymuştur.
Bu durum önde gelen evrimci araştırmacılarca
açıkça ifade edilmiştir. Örneğin evrimci yazar
Robert Milner, atın evrimi şemasının sahibi
Marsh hakkında şöyle tesbitte bulunmuştur:
"...Marsh,
fosillerini günümüz at türüne ulaşacak şekilde
'sıraladı'. Bunu yaparken kendinden memnun bir
şekilde çok sayıda tutarsızlığı ve aykırı kanıtı
göz ardı etti." (Milner, The Encyclopedia
of Evolution, 1993, s. 222)
Yine bir evrimci olan Boyce Rensberger
ise atın evrimi senaryosunun geçersizliğini
şöyle anlatmıştır:
“Yaklaşık 50 milyon
yıl önce yaşamış dört tırnaklı, tilki büyüklüğündeki
canlılardan bugünün daha büyük tek tırnaklı
atına bir dizi kademeli değişim olduğunu öne
süren ünlü atın evrimi örneğinin geçersiz olduğu
uzun zamandır bilinmektedir. Kademeli değişim
yerine, her türün fosilleri bütünüyle farklı
olarak ortaya çıkmakta, değişmeden kalmakta,
sonra da soyu tükenmektedir. Ara formlar bilinmemektedir.”
(Boyce Rensberger, Houston Chronicle, 5 Kasım
1980, Bölüm 4, s.15)
Söz konusu röportajda, atın evrimi
senaryosuyla ilgili demeçler verilirken farkında
olmadan büyük bir bilgi eksikliği de sergilenmektedir.
Örneğin, üç tırnaklı atların tek tırnaklı günümüz
atının atası olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiaya
göre “tek tırnaklı atların üç tırnaklı atlardan
önce yaşamamış olması“ gerekmektedir. Oysa durum
böyle değildir.
National Geographic dergisinin
Ocak 1981 sayısında yayınlanan bir habere göre
araştırmacılar ABD'nin Nebraska eyaletinde,
bir volkan patlaması sonucu aniden lav altında
kalmış ve iskeletleri günümüze kadar korunmuş
binlerce canlının fosillerini ele geçirmişlerdir.
Yaşları 10 milyon yıllık olan fosiller arasında
üç tırnaklı ve tek tırnaklı atların bir arada
bulunduğu görülmüştür. Bu canlıların bir arada
yaşıyor olması, birinin ötekinin atası olduğu
iddiasını da çürütmüştür.
Atın evrimi senaryosuna dahil edilmiş
olan tüm canlılar birbirinden farklı canlılardır.
Bu sıralamaya dahil edilen ve soyu tükendiği
iddia edilen Okapi isimli canlının da, günümüzde
yaşayan örneği bulunmuş ve canlının daha çok
zebra benzeri bir hayvan olduğu anlaşılmıştır.
Bu durum hayali at serisini bir kez daha tamamen
geçersiz kılmaktadır.
Görüldüğü gibi atın evrimi senaryosu
çöpe atılmış bir Darwinist masaldan ibarettir
ve Hürriyet Gazetesi yanılmaktadır.
HÜRRİYET GAZETESİ’NİN ZÜRAFA YANILGISI
Röportajda, bulunan fosiller arasında
yer alan bir zürafa fosilinin boyca günümüzdeki
örneklerinden kısa olduğu ifade edildikten sonra
"o dönemde bitki örtüsü zengin olduğu için
beslenmesi daha kolaydı muhtemelen, boynunun
uzun olması gerekmiyordu" yorumu yapılmakta
ve başka bir yanılgı ortaya konmaktadır.
Uppsala Üniversitesi zoologlarından
Robert Simmon 1996 yılında yayınlanan bir makalesinde
şunları yazmıştır:
"Çevreye aşırı
morfolojik uyumun klasik bir örneği, zürafanın
boynudur. Biyologların çoğu, Darwin’den bu yana,
bu özelliği diğer memeli geviş getirenlerle
rekabete atfetmişlerdir. Ancak, uzun boynun
muhafazası için günümüzden kanıtlar aradığımızda,
(beslenme rekabetinin en yoğun olması gereken)
kuraklık sezonunda zürafaların genellikle alçak
çalılardan beslendiğini görürüz, uzun ağaçlardan
değil. Dişiler zamanlarının %50’sinden çoğunu
boyunları yatay şekilde beslenerek geçirirler;
Hem erkek hem de dişiler boyunları eğik şekilde
olduğunda daha hızlı beslenirler ve genellikle
de beslenmeleri bu şekildedir. Ve diğer geviş
getirenler nadiren yüksekliğe taksim edilmiş
beslenme gösterirler. (The American Naturalist,
1996, v. 148 ss. 771-786)
Görüldüğü gibi zürafaların gerçekte
-kuraklık döneminde bile- üst yapraklar için
rekabet etme davranışı bulunmamaktadır. Dolayısıyla
zürafanın boyu hakkında söylenenler, hiçbir
bilimsel gerçekliği olmayan bir masaldan ibarettir.
İNSANIN EVRİMİ ALDATMACASI
Röportajda, insanın sözde evriminin
çözüldüğü iddia edilmekte, bunun doğrusal bir
çizgi olarak değil de karmaşık bir çalı görünümünde
haritalandırılabileceği belirtilmektedir.
Oysa insanın evrimi diye bir şey
hiç olmamıştır. İnsanın evrimi senaryosu artık
çökmüştür. Evrimciler arasında ateşli tartışmalar
ve spekülasyonlar hala sürmektedir ve onlar
adına durum bugün, daha önce olduğundan daha
karmaşıktır.
Aslında röportajda ismi geçen Prof.
Erksin Güleç de evrimin açmazı senaryosunun
bir zan, tahmin ve karmaşadan ibaret olduğunu
kendisi belirtmektedir. Örneğin Bilim ve Gelecek
dergisinin Haziran 2005 sayısında yayınlanan
yazısında şunları dile getirmiştir:
Paleoantropologlar arasında Hominidae
ailesindeki türlerin filogenetik tanımlamalarına
dair henüz bir konsensüs (fikir birliği) oluşmamıştır...
1891’den bugüne kadar insanın soyağacı üzerine
morfometrik, kladistik, taksonomik ve filogenetik
birçok çalışma ve hipotez üretildi ancak paleoantropologlar
arasında henüz bir anlaşma sağlanamadı.
Görüldüğü gibi Prof. Güleç, insanın
evrimi senaryosunun içinde bulunduğu durumu
çok yakından bilmektedir.
Nitekim aynı yazıda; dik yürümeye
uyum, beynin gelişmesi ve aletlerin yapımının
bulgulardan izlenebilir olduğunun ve hepsinin
bilindiğinin öne sürülmesi de tümüyle yanıltıcıdır.
Evrimciler körükörüne inandıkları bu hayali
süreçlerle ilgili hiçbirşey bilmemektedirler.
Bu konuda evrimci antropolog Elaine Morgan'ın
şu itirafı dikkat çekicidir:
"İnsanlarla
(insanın evrimiyle) ilgili en önemli dört sır
şunlardır:
1) Neden iki ayak
üzerinde yürürler?
2) Neden vücutlarındaki
yoğun kılları kaybettiler?
3) Neden bu denli
büyük beyinler geliştirdiler?
4) Neden konuşmayı
öğrendiler?
Bu sorulara verilecek
standart cevaplar şöyledir:
1) Henüz bilmiyoruz.
2) Henüz bilmiyoruz.
3) Henüz bilmiyoruz.
4) Henüz bilmiyoruz.
Sorular çok daha
artırılabilir, ama cevapların tekdüzeliği hiç
değişmeyecektir". (Elaine Morgan, The Scars
of Evolution, New York: Oxford University Press,
1994, s. 5)
EVRİMCİLERİN YIPRANAN SİNİRLERİ!..
Evrim teorisinin ülkemizdeki bir
avuç savunucusundan olan Prof. Güleç'in söz
konusu röportajdaki ifadeleri, Yaratılış gerçeği
karşısında yenilgiye uğrayan evrimcilerin hüsran
ve yıkım psikolojisinin açık izlerini taşımaktadır.
Örneğin Prof. Güleç, kendisine sorulan "Bir
ankete göre Türkiye’deki biyoloji ve fen öğretmenlerinin
yarısından fazlası evrim kuramını ya tam olarak
ya da hiç benimsemiyor. Bu sizce tedirgin edici
mi?" sorusuna "Sinir bozucu!"
şeklinde cevap vermekte, evrimcilerin ülkemizdeki
yenilgisinin kendisi üzerinde nasıl bir etki
meydana getirdiğini itiraf etmektedir.
Ayrıca iddialarını ortaya koyarken
abartma, yakınma, çaresizlik, sataşma gibi ruh
hallerinden geçmekte, bilim adamı olmanın gerektirdiği
tavırlardan son derece uzak bir tutum sergilemektedir.
Tüm bunların, sözünü ettiği sinirbozukluğundan
kaynaklandığı açıktır.
Oysa bu sinir bozukluğu tamamen
yersizdir. Darwin döneminin ilkel bilimsel ortamında
geliştirilmiş olan ve bilgi yetersizliği ortamında
hayalgücü, önyargı, spekülasyon, gözboyama ve
demagoji taktikleriyle ayakta tutulmuş olan
evrim teorisi ve bağrında yer aldığı materyalist
ideoloji, modern bilimin bulguları karşısında
artık çökmüş durumdadır. Mikrobiyoloji, genetik,
moleküler biyoloji, sitoloji, histoloji, tıp,
fizyoloji ve biyomatematik gibi çok sayıda bilimsel
disiplinden elde edilen bulgular, yaşamın olağanüstü
bir komplekslik sergilediğini ve bu özelliğin
tesadüfi doğal süreçlerle açıklanmasının imkansız
olduğunu ortaya koymuştur. Fosil kayıtlarından
elde edilen paleontolojik bulgular da evrim
teorisinin gerektirdiği araformların ancak evrimcilerin
hayallerinde var olduğunu, türlerin ayrı ayrı
yaratıldıklarını kanıtlamıştır.
Bugün dünya büyük bir değişim içindedir.
Ateizm hızla gerilemekte, insanlar kendilerini
yoktan var eden Yüce Allah'ın muhteşem yaratışına
şahitlik etmekte ve O’na yönelmektedirler. Evrim
teorisinin savunucuları, onu ancak ideolojik
olarak benimseyen ve sayıları giderek azalan
felsefi materyalistlerle sınırlı kalmıştır.
Ülkemiz başta olmak üzere tüm dünya genelinde
kamuoyu evrim teorisiyle ilgili gerçekleri öğrenmekte,
tarihin en büyük bilim sahtekarlığı olarak ortaya
çıkan bu yanılgıdan yüzçevirmektedir.
Evrim teorisinin iddiaları birer
birer çürütülmüşken, Darwinizm'e sadakatle bağlanmanın,
çürütülmüş hikayeleri gündeme taşıyarak gözboyamaya
çalışmanın büyük bir zaman, kaynak ve emek israfı
olduğu açıktır.
Kendisi de bir evrimci olan
Amerikan Doğa Tarihi Müze’sinden paleontolog
Niles Eldredge at serisinin geçersizliği hakkında
şu itirafı yapmıştır: “Hayatın doğası hakkında
her biri birbirinden hayali bir sürü kötü hikaye
vardır. Bunun en ünlü örneğiyse, belki 50 yıl
önce hazırlanmış olan ve hala alt katta duran
atın evrimi sergisidir. Atın evrimi, birbirini
izleyen yüzlerce bilimsel kaynak tarafından
büyük bir gerçek gibi sunulmuştur. Ancak şimdi,
bu tip iddiaları ortaya atan kişilerin yaptıkları
tahminlerin, yalnızca spekülasyon olduklarını
düşünüyorum. (Colin Patterson, Harper's, Şubat
1984, s. 60)
EVRİM TEORİSİNİN BİR ALDATMACA
OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN HARUN YAHYA'NIN (ADNAN
OKTAR) BU KİTAPLARINI OKUMALISINIZ!
Adnan Oktar’ın, Harun Yahya müstear
ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık
250’dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500
resimden oluşmaktadır. Bu kitapların 7.000 sayfa
ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü
konu almaktadır.
Evrim Aldatmacası... Tarihi Bir
Yalan: Kabataş Devri... Darwın'in Anlayamadığı
Kambriyen... Hayatın Gerçek Kökeni... Bir Zamanlar
Darwınizm... Arageçiş Açmazı... 20 Soruda Evrim
Teorisinin Çöküşü... Darwınizm’in İnsanlığa
Getirdiği Belalar... 40 Konuda Hücre... Kuşların
ve Uçuşun Kökeni... Evrimcilerin İtirafları...
Darwınizm’in Karanlık Büyüsü... 50 Maddede Evrim
Teorisinin Çöküşü... Kainattaki Kusursuz Tasarım
Tesadüf Değil... Darwın'in Varislerine... Sosyal
Silah Darwınizm... Kuran Darwınizm’i Yalanlıyor...
Türlerin Evrimi Yanılgısı... Amerikan Ulusal
Bilimler Akademisi’nin Yanılgıları... Darwın
Yalan Söyledi!... Darwınizm’in Kanlı İdeolojisi:
Faşizm... Evrimcilerin Yanılgıları... Bir Tartışmanın
Ardından... Darwınizm’in Sonu... Darwınizm Nasıl
Bir Açmaz? (Evrimcilere Net Cevap-1)... Darwınistlerin
Beklediği Cevaplar (Evrimcilere Net Cevap-2)...
Darwın Bu Gerçekleri Bilmiyordu (Evrimcilere
Net Cevap-3)... Darwınistlerin Bilmek İstemedikleri
Gerçekler (Evrimcilere Net Cevap-4)... Evrim
Açmazı-1... Evrim Açmazı-2... Darwın’in Türk
Düşmanlığı... Darwınizm Dini... Evrimin Fosillere
Yenilişi... Darwınizm ile İlmi Mücdelenin Önemi...
Yaratılış Atlası...
Adnan Oktar'ın, Harun Yahya
müstear ismi ile kaleme aldığı kitapları ve
bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgeselleri,
www.harunyahya.org,
www.harunyahya.net
ve www.harunyahya.com
adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya
Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no’lu telefonundan
temin edebilirsiniz.