|
ALTINÇAĞ
Peygamberimizden aktarılan pek çok hadiste, yeryüzünde
İslam ahlakının hakim olacağı bir dönemin yaşanacağına
işaret edilmektedir. İşte ahir zaman olarak bahsettiğimiz
dönem Kuran ahlakının hakim olacağı bu dönemdir. "Altınçağ"
ismiyle de bilinen bu dönem, hadislerden de anlaşılacağı
üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek "Asr-ı Saadet"
benzeri bir devir olacaktır. Peygamberimizin bu devri
tasvir ederken cennet benzeri özelliklerle anlatması
sebebiyle bu devreye "Altınçağ" ismi verilmesine
neden olmuştur.
Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin
temini, huzur ve saadet, her türlü teknolojik gelişmenin
insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılması,
ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmaması, isteyene istediğinden
sayılmadan, kat kat fazlasıyla verilmesi, bu devrin
belli başlı özelliklerindendir. Hadis-i şeriflerde o
dönemde "silahların susacağı"nın bildirilmesi,
bu devirde yeryüzünün barışla dolacağının müjdesidir.
Altınçağ'da, önceden aralarında husumet olan halklar
arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü
kavganın yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır.
Teknolojik gelişmeler ahir zamanın bu devresinde doruğa
ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden
alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde,
sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler
yaşanacak, sürekli yeni buluşlar yapılacaktır. Her yeni
buluş bir başkasına öncülük edecek, gelişme ler çok
büyük bir hız kazanacaktır.
Sanatta çok büyük ilerlemeler kaydedilecek, müzikte,
tiyatroda, resimde birbirinden güzel eserler ortaya
çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş
ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir.
İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır
ki; bir hadisin ifadesine göre "zamanın nasıl geçtiğinin
farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla
yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını"
isteyeceklerdir. Peygamberimizin bir diğer sözünde ahir
zamandaki ortam şu şekilde tarif edilir:
… Küçükler keşke
ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım
diye temenni ederler... İyi insanların iyiliği artar,
kötülere karşı bile iyilik yapılır."
1
ALTINÇAĞ'DA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOLLUK OLACAKTIR
Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve
bereketin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde ihtiyacı
olana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, en
ufak bir sıkıntı, yokluk, açlık yaşanmayacaktır. Yeryüzündeki
tüm zenginlikler ortaya çıkacak, geliştirilen yeni tarım
teknolojileri sayesinde topraktan her zamankinden çok
daha fazla ürün elde edilecektir. İman eden, Allah yolunda
hizmet eden kişilerin bu uğurda yaptıkları her türlü
güzelliğin karşılığı hem dünyada, hem de ahirette kat
kat verilecektir. Hayatın her anında yaşanan bolluk
ve bereket, İslam ahlakını yaşayan müminlere Allah'ın
verdiği bir güzellik olacaktır. Her yaptıkları iş onlara
büyük bir zenginlik olarak geri dönecektir. Allah, bir
ayetinde Müslümanların mallarından Kendi rızası için
infak ettiklerinde karşılık olarak bulacakları bereketi
şu şekilde belirtir:
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi
başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir
tek tanenin örneği gibidir.
Allah, dilediğine kat kat arttırır.
Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi,
261)
Bu dönemde ürünlerde ve mallarda o zamana kadar görülmemiş
bir bolluk olacağı, bu ürünlerin sayılıp, ölçülmeden
her isteyene dağıtılacağı pek çok hadis-i şerifte de
bildirilmektedir:
Benim ümmetim o devirde öyle bir refah
bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır.
Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan
hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır.
Mal da o gün çok birikmiş olacaktır.
2
Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin
sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak,
avuçla avuçlayacaktır." 3
O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de
mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara,
bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz.
Mal hakir olur. 4
…Gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek
ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden
hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali
ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde
bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta
olmalarını temenni edeceklerdir.
5
…Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de
kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere
sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası
bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden
verimli ve bereketli olacaktır.
6
Resul-i Ekrem efendimiz şöyle buyurdu:
"Ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak
ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet
olarak ihata edip saymayacaktır."
7
Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken,
saymadan bol bol verecektir. 8
…Yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya
fırlatacaktır. 9
… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini,
altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak.
10
BOLLUK NASIL SAĞLANABİLİR?
İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde
karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... İnsan birkaç
avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... Çok yağmur
yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.
11
Bu rivayette ahir zamanda modern tarıma geçilmesi,
yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı
çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler
yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim
artışına dikkat çekilmektedir.
Nitekim günümüzde teknoloji çok büyük bir hızla gelişmekte,
ürünlerin hem kalitesinde hem de üretim miktarında çok
fazla artırıma gidilebilmektedir. Özellikle de genetik
biliminde yaşanan çok hızlı gelişme, teknolojinin her
türünde olduğu gibi tarım teknolojisinde de büyük bir
devrim yaşatmaktadır. Kuşkusuz gün geçtikçe bu verimlilik
de giderek daha çok artacak ve Altınçağ'da en üst noktasına
ulaşacaktır.
|
O, sizin
için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı.
Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için
(çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün
bunları) bile bile Allah'a eşler koşmayın.
(Bakara Suresi, 22)
|
ÜRÜNLERDE YAŞANACAK OLAN GELİŞMELER
Ahir zamanda teknoloji alanındaki her gelişme hiçbir
ayrım gözetmeden tüm insanların yararına kullanılacaktır.
Şu an sadece belirli zümreler ya da toplumlar teknolojinin
sağladığı kolaylıklardan, güzelliklerden ve imkanlardan
faydalanabilirken, Altınçağ'da tüm dünya halkları, ırk,
yaş, cinsiyet, dil farkı gözetilmeden, eşit bir şekilde
teknolojiden istifade edebileceklerdir. Zengin olan
da fakir olan da bu nimetlerden aynı oranda faydalanabilecek,
kimse ayrıcalıklı olmayacaktır. Hiçbir insan açlık,
sefalet çekmeyecek, çok büyük bir bolluk ve bereket
içinde yaşayacaktır. Bu bolluğun sağlanması için de
eldeki tüm teknolojik imkanlar kullanılacak, sağlıklı,
lezzetli, dayanıklı, ucuz ve çok bol ekin veren bir
tarım sistemine geçilecektir. Bu konudaki teknolojik
gelişmelerin neler olabileceği günümüzün bilimsel gelişmeleriyle
de yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Özellikle de genetik
alanında yapılan çalışmalar Altınçağ'da yaşanacak olan
bolluk ve bereketin birer habercisidir.
Genetik bilimi bitkisel ve hayvansal besin üretim alanlarında
çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bitkilerin
genetik şifrelerinde, yani DNA'larında, hastalığa sebep
olan özelliklerin iyileştirilmesi, kalitenin ve dayanıklılığın
artırılması yavaş yavaş mümkün olabilmektedir. Sağlıklı
bir ürünün iyi ve kaliteli hammaddelerden elde edilebileceği
düşünülürse, bu yöntemlerle soğuğa, sıcağa ve fazla
tuza dayanıklı bitkilerin üretilmesi sağlanıp, tarım
alanında çok köklü bir yenilik olacaktır. Bu şekilde
herhangi bir üründeki protein ya da vitamin oranlarının
artırılması, DNA parçaları aktarılarak sağlanabilecektir.
Aynı yöntem kullanılarak hastalıklara, zorlu iklim şartlarına
ve zararlı haşarelere dayanıklı bitkiler elde etmek
üzere çalışmalar devam etmekte ve çok hızlı sonuçlar
alınmaktadır. Tohumlar üzerinde yapılan bu genetik çalışmalarla
her türlü zararlı etki azaltılmaya çalışılmakta, önceden
sadece belli mevsimlerde yetişen bitkilerin dört mevsimde
de yetiştirilebilmesine çalışılmaktadır. Tüm bu çalışmaların
sonuçlanması tarım alanında çok büyük bir bolluğun ve
bereketin habercisi olacaktır. Ahir zamanda İslam ahlakını
hakim kılacak olan samimi Müslümanlar, ürünlerde yaşanan
bu bolluğu insanlar arasında adaletle dağıtacaklar,
her isteyene istediğinden saymadan misliyle vereceklerdir.
Allah bu üstün ahlakı gösteren tüm kullarını her dönemde
çok büyük bir bolluk içinde yaşatmıştır, onları dünyada
ve ahirette çok büyük nimetlerle müjdelemiştir. Bu müjde
Nahl Suresi'nde bildirilmektedir:
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min
olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz
biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını,
yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi,
97)
Genetik bilimi gibi diğer bilimsel çalışmalar da meyve,
sebze gibi her türlü yiyeceğin bozulup, çürümeden daha
uzun süre dayanır hale getirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Ahir zamanda yaşanacak olan bolluğun bir işareti de
ürünlerin uzun süre bozulmadan dayanabilmesi, saklanabilmesi,
içlerindeki her türlü zararlı maddelerden arındırılması
olacaktır. Bu konuda, teknoloji alanında çok büyük gelişmeler
yaşanmakta, yeni yöntemler ortaya çıkmaktadır. Işınlama,
yüksek ısı, yüksek basınç ve genetik çalışmalar bu ürünlerin
bozulmalarına yol açan bakterilerin etkisiz hale getirilmesini
ve böylece aylarca bozulmadan saklanabilmesini sağlayabilmektedir.
Örneğin yiyeceklerin gamma ya da elektron ışınlanmasıyla,
bozulmasına ve çürümesine yol açan bir takım mikropların,
bakterilerin, böcek yumurta ve kurtlarının azaltılması
ya da tamamen yok edilmesi mümkün olmaktadır. Işın dozajına
göre elde edilen sonuç da değişmektedir. Dayanıklılığın
sağlanmasının yanında besin zehirlenmelerinin de önüne
geçmek bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu işleme tabi
tutulmuş yiyecekler doğal yapısındaki tadını, tazeliğini,
lezzetini ve rengini aslına çok yakın bir şekilde koruyabilmekte,
doğal sıvılarını da kaybetmemektedir. Işınlanan bir
çilek aylarca bozulmadan buzdolabında saklanabilmekte,
bir patates filizlenmeden aylarca dayanabilmektedir.
Bu yolla, israfın engellenmesi, eldeki tüm zenginliğin
en iyi şekilde kullanılması mümkün olabilecek, çürümelerin,
bozulmaların önüne geçilebilecektir.
Henüz denenme aşamasında olan ve çok kısıtlı alanlarda
uygulamaya geçen tüm bu teknolojik gelişmeler, ahir
zamanda yaşanacak olan bolluk ve bereketin sağlanmasında
kuşkusuz çok etkili olacaklardır. Bu sayede eldeki imkanlar
en iyi şekilde kullanılacak, israf ve iş gücü en aza
indirilecek, insanlar çok dayanıklı, kaliteli ve çok
bol üretim yapabilecekler. Altınçağ'da tüm bu teknoloji
yeryüzündeki insanların faydasına kullanılacak, nimetler
insanlar arasında adaletli bir şekilde paylaştırılacaktır.
Ülkeler, ırklar, topluluklar arasında hiçbir ayrım gözetilmeyecektir.
Birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan ya da kültürel
açıdan aralarında hiçbir benzerlik bulunmayan halklarda
da aynı eşit dağılım ve adaletli yönetim hakim olacaktır.
Yeryüzündeki bu cennete benzer ortamı sağlayacak olan
da, Kuran ahlakının gerçek anlamda yaşanacak olmasıdır.
Allah'tan korkup sakınan, her yaptığı işte Allah'a
yönelip dönen samimi Müslümanların adil yönetimi, dünya
üzerinde çok büyük bir güven, huzur ve bereket oluşturacaktır.
ÇÖLLERİN YEŞERTİLMESİ
Ahir zamanda ürünlerde yaşanacak olan bolluğa işaret
eden bir başka teknolojik gelişme de çöllerin yeşertilmesidir.
Dünyada kara parçalarının yüzde kırk üçünü çöllerin
oluşturduğu düşünülürse, bu konunun tarım teknolojisi
için ne kadar büyük bir önem taşıdığı daha kolay anlaşılır.
Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla,
en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir.
Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa, kıtlığın
eşiğinde olan pek çok ülke çok verimli ekim alanlarına
kavuşacaktır. Tabi bunun için çok büyük bir teknoloji
gerekmektedir.
|
Çöllerin yeşertilmesine bir işaret de, Peygamberimizin
"...yer namına ne varsa
hepsi ekilecek" şeklindeki hadisidir. (Kıyamet
Alametleri, s.255) Dünyadaki kara parçalarının
%43'ünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, çöllerin
yeşertilmesinin kıtlık çeken ülkeler için ne kadar
büyük önem taşıdığı daha iyi anlaşılır.
Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi
için sulama konusunun çözülmesi gerekir. Bunun
için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar
kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle
su akışı yönlendirilmekte ve suyun israf edilmesi
engellenmektedir. Altınçağ'da tüm bu teknolojiler
insanların hizmetine verilecektir
 Çöllerin yeşertilmesi konusunda başka bir araştırma
konusu ise topraksız tarımdır. Altınçağ'da hiç
toprak olmadan yapılacak olan tarım, özellikle
de iklim koşullarının elverişsiz olduğu düşük
gelirli bölgeler için çok büyük bir önem teşkil
edecektir. Üstelik bunun için bölgedeki su koşulları
da önemli değildir. Şu an dünyanın çok kısıtlı
bölgelerinde uygulamaya geçirilen "Hydroponics"
ismini taşıyan bu teknoloji ile çok verimsiz çöl
ortamlarında dahi sebze üretimi yapılabilecek,
kuraklık ve sefalet yaşayan bölgeler bolluk ve
bereketle dolacaktır. Su içinde meyve ve sebze
üretimi yapılmasının pek çok avantajları arasında
bitkinin ihtiyaç duyduğu mineralin istendiğinde
üretici tarafından eklenebilmesi, suda ve toprakta
bulunan mikropların olmaması sayılabilir.
|
Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun
çözülmesi ve ekim yapılabilir toprakların sağlanması
gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden
biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle
su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte,
tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir.
Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de
çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel
ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi
de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu
şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve
ülke ekonomilerine çok büyük bir destek sağlanacaktır.
Peygamber Efendimiz hadislerinde suyun çok verimli şekilde
kullanılmasına da işaret etmiştir:
…ümmetin gerek iyileri ve gerekse de
kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere
sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası
bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden
verimli ve bereketli olacaktır.
12
|
  
Teknolojinin tarım
alanında yapacağı katkılardan biri de uyduların
yardımı olacaktır. Uydular aracılığıyla anı anına
izlenebilen tarımsal alanlarda, her türlü sarar
karşı çok önceden önlem alma imkanı doğacaktır.
Hem iklim şartları, hem yeraltındaki mineral ve
su kaynakları, hem de zararlı bitki ve haşereler
uydu aracığıyla çok yakından izlenecek, mahsule
zarar vermeden önce gereken tedbirlen alınacaktır.
Günümüzde
uydu teknolojleriyle tarım alanlarının kontrolü
Amerika'nın bazı eyaletlerinde uygulamaya geçmiş
ve çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Genetik çalışmalar
sonucunda vitamin oranı yüksek, uzun gelişmiş
ürünler elde edilecektir.
|
HAYAT PAHALILIĞI VE DARLIK YILLARI
BİTER
Daha önce de söylediğimiz gibi "Altın Çağ"
olarak da adlandırılan bu devirde çok büyük bir zenginlik
ve refah yaşanacaktır. İhtiyaç içinde olana istediğinden
kat kat fazlası verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecektir.
Bundan önceki devrin özelliği ise, hayat pahalılığı,
geçim sıkıntısı ve darlık yılları olmasıdır. Bu dönemde
fakirler daha da fakirleşirken, zenginlerin malı mülkü
katlanarak artmaktadır. Hadislerde de ahir zamanın bu
özelliği vurgulanır:
Fakirler çoğalacak.
13
Allah dinden uzaklaşan insanlara açlık ve sefalet gibi
belaları bir uyarı olarak isabet ettirmektedir. Oysa
büyük sıkıntı ve zorluk içinde yaşayan bu insanlar eğer,
iman etmiş olsalar, sıkıntılar ardından bir kolaylık
bulacaklardır. Gerçekten de Allah iman eden ve
kendi yolunda çalışan, şevkle hizmet eden Müslümanlara
çok büyük bir zenginlik, refah ve mutluluk yaşatırken,
inkar edenlere de bu inkarlarından dolayı çok büyük
bir sıkıntı yaşatmaktadır. Allah insanların nankörlük
ettikleri dönemlerde, onlara lütuf olarak verdiği nimetleri
ellerinden almakta, onları açlık ve korkuyla imtihan
etmektedir. Bu İlahi adalet, bir ayette şöyle haber
verilir:
İnsanların kendi ellerinin kazandığı
dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur
ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını
kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)
Kuran'da nankörlükleri sonucunda Allah'tan kuraklık
ve ürün kıtlığına uğratılan Firavun ve çevresi örnek
olarak verilir. Firavun çok büyük bir zenginlik ve mülk
içindeyken Allah tarafından bir hatırlatma olarak ürün
kıtlığıyla denenmiştir:
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini
belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa
ve ürün kıtlığına uğrattık. (Araf Suresi, 130)
Kuran'da aktarılan diğer pek çok kıssada inkarcı kavimlerin
bu özellikleri üzerinde durulur:
Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı)
Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol
bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük
etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona
açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)
Allah inkarcılara yaşattığı geçim sıkıntısının gerçek
sebebini bir ayette şöyle bildirmektedir:
Kim de benim zikrimden yüz çevirirse,
artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır... (Taha
Suresi, 124)
Uyarıcıların sözlerine kulak vermeyen ve inkarda direten
topluluklar her zaman için çok büyük bir sıkıntıyla
karşılık görmüşlerdir. Oysa hadislerde bildirildiği
ve Kuran ayetlerinde haber verildiği gibi Müslümanlar
imanlarının karşılığı olarak büyük nimetlerle ödüllendirilirler.
Ayrıca Peygamber Efendimiz de özellikle ümmetinin son
döneminde, yani ahir zamanda Müslümanların büyük bir
bolluk içinde yaşayacaklarını haber vermiştir:
… Öyle bir zaman
gelecek ki o zamanda kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla
(taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını
alacak hiçbir (fakir) kimse bulamayacak.
14
…O zaman ümmetim
nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı
çok fazla olacak…. 15
… Muhakkak ki o
zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da, onu hiçbir kimse
(tenezzül e dip) kabul etmeyecektir.
16
|