|
KURAN'DAN MEHDİ VE AHİRZAMANA
İŞARETLER
 Tarih
boyunca pekçok İslam alimi ahir zaman, Mehdi ve Hz. İsa'nın
tekrar yeryüzüne dönüşü konuları üzerinde durmuş, bu konularda
çok değerli çalışmalar yapmıştır. Ahir zamanda birbiri
ardına gerçekleşecek olan alametler, kötülüklerin temsilcisi
olarak zikredilen Deccal'in çıkışı ve insanları bu karanlık
dönemden kurtaracak olan Hz. Mehdi'nin gelişi bu çalışmaların
ana konusu olmuştur.
Mehdi'nin gelişi, özellikleri ve dünyada kaldığı
süre boyunca yapacakları Peygamber Efendimizin hadislerinde
çok detaylı olarak açıklanmıştır. Hadislerde bildirildiğine
göre ahir zaman savaşların, çatışmaların, cinayetlerin,
ahlaki dejenerasyonun, zulmün, kıtlık ve sefaletin çok
büyük bir artış göstereceği bir dönem olacaktır. Dünyanın
dört bir yanı felaketlerle sarsılacak, ahlaki ve sosyal
çöküş karşısında çaresiz kalan insanlar içinde bulundukları
bu durumdan kurtulmak için Allah'tan bir yardımcı, bir
kurtarıcı isteyeceklerdir.
Kuran'a baktığımızda tarih boyunca
pekçok kavmin ahir zamandaki insanlarla aynı duruma
düştüğünü ve "...Rabbimiz, bizi halkı zalim
olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli
(koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım
eden yolla..." (Nisa Suresi, 75) ayetinde
de bildirildiği gibi bir kurtarıcı istediklerini
görürüz. Allah yardımcı isteyen bu kavimlere elçilerini
uyarıcı ve korkutucu olarak göndermiş, onları
hidayet yoluna çağırmıştır. Bu kurtarıcı onların
içinde yaşadıkları mevcut sistemin tüm olumsuz
yönlerini düzeltmiş, adaleti, barışı ve güvenliği
sağlamıştır.
Kuran'daki kıssalardan anladığımız
her kavmin başına gelenlerin büyük ölçüde benzer
olduğudur. İnsanların yaşadıkları toplumsal çöküş,
daha sonra uyarıcı olarak Allah'ın elçilerini
göndermesi ve elçinin gelişiyle birlikte yaşanan
adaletli, huzurlu yaşam... Tarih boyunca her kavmin
benzer gelişmeleri yaşaması Allah'ın bir İlahi
kanunudur. Nitekim Allah ayetlerinde şu şekilde
bildirmiştir.
(Bu,) Daha önceden gelip-geçenler
hakkında (uygulanan) Allah'ın kanunu (sünneti)dur.
Allah'ın kanununda (sünnetinde) kesin olarak bir
değişiklik bulamazsın. (Ahzap Suresi, 62)
Allah'ın kanunlarında hiçbir
değişiklik olmadığı, başka ayetlerde ise şöyle
haber verilir:
...Onlara uyarıcı-korkutucu
geldiğinde, nefretlerinden başkasını arttırmadı.
(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü
tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi
sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar
öncekilerin kanunundan (sünnetinden) başkasını
mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın kanununda (sünnetinde)
kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın
kanununda (sünnetinde) kesinlikle bir dönüşüm
de bulamazsın. (Fatır Suresi, 42-43)
Ahir zamanda da savaş ve çatışmalar
tüm dünyayı saracak, ahlaki çöküş küçükten büyüğe
tüm insanları etkisi altına alacak, zengin olsun
fakir olsun her ülkedeki insanlar ekonomik bir
darboğazın içine girecektir. Allah ahir zamana
ulaşan ve bu büyük zulüm karşısında çaresizlik
içinde olan insanların kurtarıcı taleplerine de
Hz. Mehdi'yi gönderererek cevap verecektir. O,
insanları zulümden kurtaracak, tüm yeryüzünü barış
yurdu haline getirecektir. Mehdi ile birlikte
fakirliğin yerini zenginlik, kıtlığın yerini bolluk,
savaşların yerini barış, zulmün yerini sevgi ve
adalet dolu bir hayat alacaktır. İslam ahlakının
tüm batıl dinler üzerinde hakim olacağı bu dönemin
adı ise Altınçağ olarak bilinmektedir.
Okumakta olduğunuz bu çalışmanın
bir amacı, Allah'ın insanlara bir rahmet, hidayet
rehberi ve yol gösterici olarak indirdiği Kuran-ı
Kerim'de ahir zamana ve Mehdi'nin gelişine işaret
eden ayetler üzerinde derin derin düşünmektir.
Kuran; hükmü kıyamete kadar geçerli
olan, müminlerin hayatının tüm alanlarını kapsayan,
her hükmün eksiksiz yer aldığı Allah'ın eşsiz
kitabıdır. Kuran'ın en büyük mucizelerinden biri,
ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan
tüm Müslümanların onda kendi çağlarına bakan bir
yön, bir işaret bulabilmeleridir. Kuran'da ahir
zaman konusuna da işari olarak değinilmiştir.
Özellikle peygamber kıssalarında Ahir Zaman'a
bakan işari manada ayetler bulunmaktadır. Bu kıssalar
üzerinde düşünüldüğünde günümüzdeki olaylara işaret
eden çok önemli sırlar bulmak mümkündür. Allah
müminleri kıssalar üzerinde düşünmeye teşvik eder:
Andolsun, onların kıssalarında
temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu
Kuran) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak
kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin
çeşitli biçimlerde açıklamasıve iman edecek bir
topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yunus
Suresi, 111)
Ayetlerdeki işaretler, Kuran'ın
her asra bakan ve çok fazla anlam yüklü bir kitap
olmasının bir sonucudur. Kuran, Peygamberimiz
döneminde yaşanan olaylara, türlü gelişmelere
baktığı gibi, ahir zamandaki olaylara da bakmaktadır.
Ayetlerde Peygamberimiz döneminde müminlerin yaptıkları
mücadele, adaletli uygulamaları ve yaşantıları
aktarılırken, aynı zamanda tüm asırlara yönelik
öğütlerde de bulunulmaktadır. Her bir ayet, dikkatli
okuyanlar için yüklü anlamlar içermekte, ayetlerde
insanların ihtiyaç duydukları herşey açıklanmaktadır.
Bir ayette Kuran'ın bu özelliği "Biz Kitabı
sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir
hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik."
(Nahl Suresi, 89) şeklinde bildirilir. Bediüzzaman
Said Nursi'nin "Kur'an-ı Hakîm, hakikî ilimleri
havi (içeren, ihtiva eden) bir kitab-ı mukaddestir.
Ve bütün asırlarda, insanların umum tabakalarına
hitab eden, ezelî bir hutbedir." (Konferans,
11) şeklindeki sözlerinde de Kuran'ın her asırdaki
insanlara hitap ettiğine dikkat çekilmektedir.
Bu bakış açısıyla incelendiğinde
Kuran'da İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağı
bir dönemin varlığına işaret eden birçok ayet
olduğu görülmektedir. Allah Tevbe Suresi'nde inanan
kullarını şöyle müjdelemektedir:
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu
söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de
Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.
Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere
üstün kılmak için elçisini hidayet ve hak dinle
gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)
Allah ayetlerinde İslam dinini
tüm diğer dinlere üstün kılacağını da haber vermiştir.
İnkar edenlerin, insanları İslam ahlakından uzaklaştırmak
için gösterecekleri her türlü çaba ve girişim,
Allah'ın yardımıyla sonuçsuz kalacak, Allah'ın
bu vaadi gerçekleşecektir. Kuran'da da bildirildiği
gibi "...Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek
olan kimdir?.. (Tevbe Suresi, 111) Peygamberimiz'in
pek çok hadisiyle haber verdiği Altınçağ, Hz.
Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın yeryüzüne gelişleri ile
yaşanacak ve dünyayı İslam ahlakının getireceği
güzellikler dolduracaktır.
MEHDİ VE AHİR ZAMANA İŞARET
EDEN AYETLER
Biz ise, yeryüzünde güçten
düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler
yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz. (Kassas
Suresi, 5)
Biz hangi memlekete bir peygamber
gönderdiysek onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye,
mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk)
ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz. (Araf Suresi,
94)
Andolsun, senden önceki ümmetlere
(peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz
zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik.
Umulur ki yalvarırlar diye. (Enam Suresi, 42)
Size ne oluyor ki, Allah yolunda
ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden
çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib)
gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen
erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar
adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)
İnsanların kendi ellerinin
kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad
ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah)
onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır.
(Rum Suresi, 41)
Allah bir şehri örnek verdi:
(Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da
her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın
nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına
karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini
tattırdı. (Nahl Suresi, 112)
Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin
hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi
sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz
bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda
elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı
ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın
yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214)
.Sonra onların arkasından
öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı
kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece
bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
(Meryem Suresi, 58-59)
Kim de benim zikrimden yüz
çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim
vardır... (Taha Suresi, 124)
Eğer o ülkeler halkı inansalardı
ve korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem
gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler)
açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları
kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik. (Araf
Suresi, 96)
Sizden önceki nesillerden
onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde
bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler
bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde
bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı.
(Hud Suresi, 116)
O, iş başına geçti mi (ya
da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk
çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar.
Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi,
205)
Gerçekten sen, gönderilen
(elçi)lerdensin. Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).
(Yasin Suresi, 3-4)
Kitap ehlinden ve müşriklerden
inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye
kadar, (bulundukları durumdan) kopup-ayrılacak
değillerdi. (O delil de) Allah'tan gönderilmiş-bir
elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır; Onların
içinde dosdoğru 'yazılı-hükümler' vardır. (Beyyine
Suresi, 1-3)
İçlerinden bir adama: "İnsanları
uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için
Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde
ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı
geldi? İnkar edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir
büyücüdür" dediler. (Yunus Suresi, 2)
Her ümmetin bir resulü vardır.
Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle
hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (Yunus
Suresi, 47)
Müşrikler istemese de O dini
(İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini
hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe
Suresi, 33)
Ki O, elçilerini hidayetle
ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün
kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.
(Fetih Suresi, 28)
Ey iman edenler, içinizden
kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah
(yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da
kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü,
kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda
cehd eden (çaba harcayan) ve kınayıcının kınamasından
korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir
fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle)
geniş olandır, bilendir. (Maide Suresi, 54)
Sizden; hayra çağıran, iyiliği
(marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran
bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte
bunlardır. (Ali İmran Suresi, 104)
Ve onların içinden, sabrettikleri
zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler
kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle
inanıyorlardı. (Secde Suresi, 24)
Dedi ki: "Kiminiz kiminize
düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size
benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim
hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz
olmaz." (Taha Suresi, 123)
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara
gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.
(Zümer Suresi, 33)
Böylece sana emrimizden bir
ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun.
Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan
dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen,
dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura
Suresi, 52)
O, ümmîler içinde, kendilerinden
olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen
ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir.
Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık
içinde idiler. (Cuma Suresi, 2)
İnsanlar tek bir ümmetti.
Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler
gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa
düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm
vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine
apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı
olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa
düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir.
Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa
düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah,
kimi dilerse onu doğruya yöneltir. (Bakara Suresi,
213)
Fitne kalmayıncaya ve dinin
hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını
görendir. (Enfal Suresi, 39)
İnkar edenlere de ki: "Yakında
yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme
sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o. (Ali İmran
Suresi, 12)
Bizim uğrumuzda cehd edenlere
(çaba harcayanlara), şüphesiz yollarımızı gösteririz.
Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir. (Ankebut
Suresi, 69)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım
dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır;
ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel
sonuç muttakiler içindir." dedi. Dediler ki: "Sen
bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete
uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı
helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler)
kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek"
dedi. (Araf Suresi, 128-129)
O, suçlu-günahkarlar istemese
de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak
için (böyle istiyordu.) (Enfal Suresi, 8)
"Hayır, biz hakkı batılın
üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın
eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir.
(Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı
eyvahlar size." (Enbiya Suresi, 18)
De ki: "Şüphesiz Rabbim hakkı
(batılın yerine veya dilediği kimsenin kalbine)
koyar. O, gaybleri bilendir.De ki: "Hak geldi;
batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne
geri getirebilir." (Sebe Suresi,48-49)
"De ki: "Hak geldi, batıl
yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra
Suresi, 81)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu
söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de
Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.
(Tevbe suresi, 32)
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta
ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi
haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar;
o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri
(kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar
şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini,
üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar,
destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla
birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa
erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla
söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu
tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. (Saff
Suresi, 8)
Sonra biz, elçilerimizi ve
iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız
bizim üzerimize bir haktır. (Yunus Suresi, 103)
Allah, iman edenlerin velisi
(dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan
nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur.
Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar,
ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.
(Bakara Suresi, 257)
Dediler ki: "Eğer seninle
birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan
ve konumumuzdan) çekilip-kopartılırız." Oysa biz
onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her
şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir
harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu
bilmiyorlar. (Kasas Suresi, 57)
İşte böyle, senden önce de
(herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım,
mutlaka onun refah içinde şımarıp azan önde gelenleri
(şöyle) demişlerdir: 'Gerçekten biz, atalarımızı
bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz,
onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz'(O
peygamberlerden her biri şöyle) Demiştir: 'Ben
size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha
doğru olanını getirmiş olsam da mı? Onlar da demişlerdi
ki: 'Doğrusu biz,kendisiyle gönderildiğiniz şeye
kafir olanlarız'. (Zuhruf Suresi, 23-24)
"Gönderilmişlere selam olsun."
(Saffat Suresi, 181)
İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir;
onları sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilen
elçilerdensin. (Bakara Suresi, 252)
... Her nerede olursanız,
Allah sizleri bir araya getirecektir. Şüphesiz
Allah, her şeye güç yetirendir... (Bakara Suresi,
148)
Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş
bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?"
Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri
de doğrulamıştı. (Saffat Suresi, 36-37)
Andolsun, gönderilen kullarımıza
(şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak
nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç
şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar
onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)
Andolsun senden önce de elçiler
yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar
yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye
sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek
yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden
bir bölümü sana da geldi. (Enam Suresi, 34)
"Birbiri ardınca gönderilenlere
andolsun" (Mürselat Suresi, 1)
Elçilerini hidayet ve hak
din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din
olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır;
müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 9)
Allah içinizden iman edenlere
ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç
şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar
sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve
iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip
beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp
sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra
güvenliğe çevirecektir... (Nur Suresi, 55)
Allah'ın yardımı ve fetih
geldiği zaman, Ve insanların Allah'ın dinine dalga
dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd
ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O,
tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)
Andolsun, biz Zikir'den sonra
Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi
olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
Ve sizi onların topraklarına,
yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız
bir yere mirasçı kıldı. Allah, her şeye güç yetirendir.
(Ahzab Suresi, 27)
...Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız
diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde
halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
... Kötülüğü açıp gideren
ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah
ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp
düşünüyorsunuz. (Neml Suresi, 62)
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini
yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru
namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler,
münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a
aittir. (Hac Suresi, 41)
Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer
(gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.
(Ali İmran Suresi, 139)
Ancak iman edenler, salih
amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler
ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar
başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba
uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.
(Şuara Suresi, 227)
Kendisine bereketler kıldığımız
yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf
bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık...
(Araf Suresi, 137)
Allah, yazmıştır: "Andolsun,
ben galıp geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten
Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün
olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Allah'ı, sakın elçilerine
verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah azizdir,
intikam sahibidir. (İbrahim Suresi, 47)
Ve onlardan sonra sizi o arza
mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana
ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır).
Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna
uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Allah'ın yardımı ve fetih
geldiği zaman, Ve insanların Allah'ın dinine dalga
dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd
ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O,
tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)
Ve seveceğiniz bir başka (nimet)
daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)'
ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff
Suresi, 13)
Şüphesiz, Biz sana apaçık
bir fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş
ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki
nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola
yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir
zaferle yardım etsin. (Fetih Suresi, 1-3)
... Fakat Allah, sizin bilmediğinizi
bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih
(nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)
Müjde, dünya hayatında ve
ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik
yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Yunus Suresi, 64)
De ki: "Herkes gözetlemektedir;
siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru)
yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan
kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz." (Taha
Suresi, 135)
Allah kendi (dini)ne yardım
edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah,
güçlü olandır, aziz olandır. (Hac Suresi, 40)
Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru
kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden
gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak
bir ticareti umabilirler. (Fatır Suresi, 29)
Mallarını Allah yolunda infak
edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta
yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir.
Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı)
bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)
Rabbinizin rızkından yiyin
ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan
bir Rabbiniz var. (Sebe Suresi, 15)
Sizin yanınızda olan tükenir,
Allah'ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin
karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak
vereceğiz. Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min
olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz
biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların
karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak
veririz. (Nahl Suresi, 96-97)
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru
yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli
ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı
sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar;
orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 25-26)
|