DAMLA HANIM: Hocam, Katolik Hıristiyan yazar Stephanie Seldana kendisinin adı. Harward Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde doktorasını yaptıktan sonra, 2004 yılında Harward Üniversitesi tarafından, bursla Suriye’ye gönderildi. Burada bir şeyhten, Arapça Kuran-ı Kerim dersleri almaya başladı. “Kuran-ı Kerim ile tanışmasını, hayatının en ilham deneyimi olarak” nitelendirdi. Hz. İsa (a.s) ve Hz. Meryem’e verilen önemi görünce, bundan çok etkilendi ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı. New York Times’ın en iyi satanlar listesine giren Bread of Angels isimli kitabında, bu çalışmalarına geniş yer verdi. Şu anda çeşitli Katolik ve gazete ve dergilerin yanı sıra, New York Times Gazetesi’nde de köşe yazıları yayınlanıyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hoş geldiniz Bayan Seldana. Nasılsınız?
STEPHANIE SELDANA: Çok teşekkür ederim iyiyim, siz nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah’a hamd olsun, elhamdülillah çok iyiyim. Sizlerle tanışmak çok güzel.
STEPHANIE SELDANA: Sizinle de aynı şekilde.
ADNAN OKTAR: Buyurun, sizi dinliyorum.
STEPHANIE SELDANA: “İlk sorum Kuran’daki Hıristiyanlarla ilgili ayetlere yönelik. Kuran’da çok bilinen bir ayet, “Hıristiyanları kendinize sevgi bakımından daha yakın olarak bulursunuz” diye. Dolayısıyla bu Kuran ayetlerine göre Müslümanların Hıristiyanlara şefkatinin ve saygısının olması gerekiyor. Bunu bir adım daha ileri götürmek istiyorum. Son on yılda Irak’taki Hıristiyan nüfusun yarısı ülkeden ayrıldı. Mısır’da da aynı şekilde kendilerini tehlikede hissediyorlar. Suriye’de tehlikede hissediyorlar. Müslüman liderlerin bu duruma yardımcı olmak, bunu düzeltmek için ne yapması gerekiyor? Ne söyleyebilirler? Özellikle Hıristiyanların kendilerini bölgede güvende hissetmesi ve oraya ait olduklarını hissedebilmeleri için.”
ADNAN OKTAR: Ahir zamandayız, Hz. İsa Mesih (as)’ın zamanındayız. Hz. İsa Mesih (as)’ın yeryüzüne inişi bir gerçektir. Hz. İsa Mesih (as) 2002 gibi Allahualem yeryüzüne inmiştir. Talebeleri ile şu an çalışma yapıyor. Bu anormalliğin, bu acımasızlığın, bu bağnaz tavrın çözümü Mehdiyet ve Hz. İsa (as) ile Hz. Mehdi (as)’ın birlikte hareket etmesidir. Bunun dışında bu deccal sistemine karşı bir çözüm yoktur.
STEPHANIE SELDANA: “Peki acaba sizce bunu söylemek bizi dini yükümlülüklerimizden muaf hale getiriyor olabilir mi? Çünkü bunu söylediğimiz zaman Müslümanlar ve Hıristiyanlar olarak yapmamız gereken şeyler var. Bizim de bu duruma yardımcı olmak için yapmamız gereken şeyler var. Böyle düşünürsek bizi bundan biraz uzaklaştırıyor mu?”
ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (as)’ı sevenler, Hz. Mehdi (as)’ı sevenler zaten ona talebe olarak onlar daha gelmeden ona zemin hazırlarlar. Dolayısıyla Mesih taraftarları Mesihi hareketler yaparlar. Yani Hz. İsa (as) gibi bir faaliyet içinde olurlar. Hz. Mehdi (as) taraftarları da Hz. Mehdi (as) gibi faaliyet içinde olurlar. Mesela siz Hz. İsa (as)’ın öncü talebelerisiniz. Bizler de Hz. Mehdi (as)’ın öncü talebeleriyiz. Biz de siz de bu deccal ruhuna karşı, bu acımasız, bu sadist ruha karşı, bu terör ruhuna karşı, bu dışlamacı, insan sevgisinden uzak, vahşet ruhuna karşı birlikte hareket ediyoruz.
STEPHANIE SELDANA: “Şöyle dediniz; ‘deccale karşı birlikte mücadele ediyoruz’. Sizi her gün milyonlarca insan dinliyor, size göre Müslümanlar ve Hıristiyanlar ve diğer dinlerden bütün insanlar bu şekilde durumu düzeltmek için ne gibi somut adımlar atabilirler? Sevgi getirmek için ve bu durumu düzeltmek için ne yapabilirler?”
ADNAN OKTAR: Hıristiyanlarla Müslümanlar mutlaka ittifak halinde olması lazım, birlikte hareket etmeleri lazım. Birbirlerini koruyup kollamaları, birbirlerine şefkat duymaları lazım. Deccaliyete karşı omuz omuza, samimi, candan bir mücadele vermeleri gerekir. Mesela sizlerle bu bağlantı, bu bir Mesihi bağlantıdır. Hz. İsa Mesih (as)’ın ruhunun bir yansımasıdır, Mehdiyet’in ruhunun bir yansımasıdır. Aynı şekilde Protestanlarla da, Ortodokslarla da -ama dindar olanlarla tabii- ittifak edersek dünyadaki bu zulüm kısa sürede ortadan kalkacaktır. Bu ittifak mutlaka olacaktır. Bunu Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri söylüyor. Hz. Mehdi (as) gelmiştir. Hz. Mehdi (as)’ın da zaten ana görevlerinden birisi Hıristiyanlarla ittifak etmesidir. Yani onlarla deccaliyete karşı mücadele etmesi. Ama fikri bir mücadele bu tabii, kan dökerek, can yakarak değil.
STEPHANIE SELDANA: Acaba kendisi Hz. İbrahim (as)’ın melekler kendisine misafir geldiğinde onlara nasıl davranmasıyla ilgili bu kıssayı anlatabilir mi? Acaba bu kıssanın insanların değişik inançlardan olan insanlara karşı tavrımızla ilgili bir ilgisi var mı? Bu konuda bize bir şey öğretiyor mu?
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Hz. İbrahim (as)’ın hiç bilmediği insanlardır bu gelen insanlar, tanımadığı kişilerdir; onları görür görmez davet etmiştir. Hemen semiz bir buzağıyı kestirmiştir, uşağına emretmiştir, en güzel şekilde bir sofra hazırlamıştır ve o kişileri buyur etmiştir. Tabii onlar melek oldukları için yemek yemekten kaçınmışlardır. O zaman Hz. İbrahim (as) bir olağanüstülük olduğunu anlamıştır. Çünkü çok uzaktan gelmelerine rağmen bu güzel insanların yemek yememiş olması, yemek yemekten kaçınmaları melek olduklarının delili olduğu için biraz insani olarak heyecan duymuştur. Ama Hz. İbrahim (as)’ın özelliğidir; hatta Halil İbrahim sofrası denir Türkiye’de; her gördüğü konuğa, herkese sofrasını açmıştır. İnancını sormadan, kişiliğini sormadan sevgi ve şefkat göstermiştir.
STEPHANIE SELDANA: “Hz. Meryem (as) Kuran’da çok önemli birisi, özellikle üzerinde duruluyor. Sizce Hz. Meryem (as), Müslümanların ve Hıristiyanların bir araya gelmesi ve birbirlerini anlamasında bir rol oynayabilir mi?”
ADNAN OKTAR: Allah, Hz. Meryem (as)‘ın bütün dünya kadınlarından üstün olduğunu söylüyor. Onu model almalarını söylüyor. Dolayısıyla tüm Hıristiyanların, tüm Müslümanların ve dünyadaki bütün kadınların Hz. Meryem (as)’ı örnek alması gerekir.
STEPHANIE SELDANA: “Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında devam eden bu diyalog sürecinde sizce ortak noktalarımıza mı odaklanmamız gerekiyor yoksa farklılıklarımıza mı?”
ADNAN OKTAR: Ortak nokta tabii ki. Yani Allah’ın birliği, Allah’ın varlığı, cennete, cehenneme inanmak, Allah’ın adaletine inanmak, sevgiye, barışa, kardeşliğe inanmak. Ortak noktalarda ittifak etmek tabii ki. Zaten Hz. İsa Mesih (as) geri kalan detayları halleder. Biz bu detayları halledersek Hz. İsa Mesih (as) da o detayları halledecektir. Ama Hıristiyanlar bu sözüme inansınlar. Hz. İsa Mesih (as) gerçekten dünyada, yeryüzünde. Bu dediğim doğru.
STEPHANIE SELDANA: Biraz daha bahsedebilir misiniz? Biraz daha açabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri son bin yılın en büyük müccedididir, yani en büyük din alimidir. O çok samimi, kesin bir dille, kesin delillere dayanarak, kendinden çok emin bir üslupla anlatıyor. “Hz. İsa Mesih (as) geldiği vakit, ilk geldiğinde kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri, seçkin talebeleri onu imanın nuruyla tanıyacak” diyor. Hz. İsa (as) uyur vaziyette bir Hıristiyan topluluğu içerisine bırakılmıştır. Müslümanlığı andıran bir topluluk içerisine bırakılmıştır, uyur vaziyette. Onlar onu uykusundan uyandırmışlardır. İlk kalktığında Aramice biliyor. Ama şu an İngilizce, Almanca, Fransızca; birçok yabancı dilleri öğreniyor. Hem Kuran hakkında, hem Tevrat, hem İncil hakkında çok detaylı bilgiye sahip oluyor ve bunu talebelerine de öğretiyor. Şu an faaliyet halinde Hz. İsa Mesih (as). Hz. Mehdi (as) da faaliyet halinde, her ikisi de ayrı ayrı kollardan faaliyet halindeler. Yalnız, Hz. İsa Mesih (as) dünya siyasetine etki ediyor. Dünyadaki önemli siyasetçilere, önemli askerlere, önemli insanlara yönelik bir faaliyeti var.
STEPHANIE SELDANA: Sizle ben değişik inançlara sahibiz. Ben genelde Müslümanları ve Hıristiyanları, evli olan bir kadın ve erkek gibi düşünüyorum. Dolayısıyla birlikte yaşamaya ve bir birimizi dinlemeye devam mı etmeliyiz? Sizin söylediğinizi kabul mü etmeliyim, yoksa size sorular sorup, kendi fikrimi beyan etmeli miyim?
ADNAN OKTAR: Zaten ortak noktaları vurgulamamız gerekiyor, en önemli konu bu. Allah’ın birliği, cennete, cehenneme inanmak, Allah’ın adaletine inanmak ve özellikle sevgi. Dünyada deccaliyetin ilk aldığı şey sevgidir. İnsanların birbirini sevmesi, şefkat duyması ve savaşların, kanın, terörün ve anarşinin kesinlikle son bulması, silahların yeryüzünden kaldırılması, bu konuda ittifak halinde faaliyet göstermemiz gerekiyor. Ama diğer konulara, detaylara girip tartışmaya girmek, şeytanın oyununa gelmiş oluruz o zaman. Tartışmaktan kaçınmak lazım. Allah Kuran’da diyor ki; “Onlarla, Hıristiyanlarla en güzel bir tartışma biçiminin dışına tartışmayın”. “Sadece onları Allah’ın birliğine davet edin” diyor Allah ayette. Yani böyle kırıcı tartışmalardan, sert üsluptan şiddetle kaçınmamızı söylüyor Allah ayette. Allah’ın birliği konusunda ittifak etmemizi söylüyor.
STEPHANIE SELDANA: Evet çok güzel, buna şunu eklemek istiyorum; birçok insan, Hıristiyanların ve Müslümanların birlikte yaşamasından bahsederken, sadece birlikte yaşamak diyor, çok az insan sevgiden bahsediyor. Sizce Müslümanlar ve Hıristiyanlar bu şekilde birlikte yaşamalılar mı ve birbirlerine ihtiyaçları var mı? Müslümanların buna ihtiyaçları var mı? Yani Hıristiyanlarla birlikte yaşamaya ya da Musevilerin veya Hıristiyanların Müslümanlarla birlikte yaşamaya ihtiyaçları var mı, yoksa sadece birlikte yaşamayı öğrenmemiz yeteli mi?
ADNAN OKTAR: Eğer ittifak edip Allah sevgisini, şefkati merhameti, barışı ve kardeşliği dünyaya öğretmezsek mağlup oluruz. Deccal galip gelir o zaman. Dünya o zaman cehenneme döner. Biz ittifak etmeye ve birlikte sevgiyi, barışı, kardeşliği, Allah’ın birliğini anlatmaya mecburuz. Bu bir lüks değil, bir mecburiyettir. Tevrat’a göre de bu böyle, İncil’e göre de böyledir, Kuran’a göre de böyledir. Dolayısıyla aksi durumda felaket kapıdadır. Mutlaka ittifak etmemiz gerekiyor. Mutlaka birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Özellikle deccaliyet tamamen yeryüzünden kalkıncaya kadar. Çünkü deccal insanlara kavgayı, nefreti, öfkeyi öğretti. Sevgiyi unutturdu insanlara, doğal sevgi insanlarda kalmadı. İncil’de ona dikkat çekilir, doğal sevginin kalkması olayına. Doğal sevgiyi kaldırmıştır deccal. Yapmacık sevgiyi insanlara öğretmiştir. Bu çok korkunçtur. Onun için Hıristiyanlar hiç çekinmeden, hiç içlerinde bir şüphe ve kuşku olmadan Hz. Mehdi (as) yanlısı, Mehdiyet yanlısı, Hz. İsa Mesih (as)’ı seven, O’na talebe olmak isteyen Müslümanlarla mutlaka ittifak edip geceli gündüzlü bu önemli görevi yerine getirmeleri gerekir. Aksi çok çok yanlış olur.
STEPHANIE SELDANA: Şu anda sizi birçok insan dinliyor, özellikle Müslümanlar. Yani onlara sizin mesajınız, eğer başka inançlardan insanlarla iş birliği yaparlarsa, hayatlarının daha güzel olacağı yönde mi?
ADNAN OKTAR: Ahiretleri çok güzel olur ve dünyaları çok güzel olur. Biz, bu dünyanın güzelliği için değil tabii amacımız. Asıl ahirette Allah rızasını kazanmak için, Allah’ın sevgisini kazanmak için gayret ediyoruz. Ama buna bağlı olarak dünya da cennete dönecektir tabii, Altınçağ olacaktır. Bütün silahlar kalkacaktır. Dünyada artık kan dökülmeyecektir. Kurtla aslan birlikte yaşayacaklardır. Bu hem Tevrat’ta da belirtilen, hem de Peygamberimiz (sav) hadislerinde belirtilen bir olaydır. Zaten kıyamet de hemen yakındır. Yaklaşık yetmiş yıl sonra ne Hıristiyanlık kalacak, ne Musevilik kalacak, ne Müslümanlık kalacak. Şu önümüzdeki 10 yıl içerisinde hem Hz. İsa Mesih (as)’ı göreceğiz, hem Hz. Mehdi (as)’ı göreceğiz. Biz var gücümüzle bunun için gayret edelim. Dünyayı mamur etmek amacı olmadığını da insanlara söylemek lazım. Çünkü dünya 70 yıl sonra zaten bozulacak. 2120 gibi de zaten kıyamet kopacak. Biz sadece dünyayı düzeltmek amacıyla hareket etmiyoruz. Asıl amacımız, bir daha söylüyorum, Allah’ın rızasını kazanmak, Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Ama ona bağlı olarak da Allah dünyayı tabii ki adeta cennet haline getirecektir. Bunu göreceksiniz, hep birlikte göreceksiniz. Bu konuşmamızı bant olarak saklayın, 10 yıl sonra izlediğinizde sözümün doğru olduğunu göreceksiniz.
STEPHANIE SELDANA: Bana sormak istediğiniz ya da konuşmak istediğiniz başka konu yoksa, benim sorum bu kadardı.
ADNAN OKTAR: Benim ondan bir ricam olacak, Hıristiyanlarla ittifakımızı güçlendirelim. Bu konuda bizlere daha çok yardımcı olsun. Daha iç içe olalım, daha birlikte hareket edelim. Özellikle Darwinizm’i-materyalizmi dünyadan yok etme, bu aldatmacayı insanlara anlatıp doğrusunu gösterme, Allah’ın yarattığını onlara ispat etme konusunda ittifak edelim. Allah’ın birliği konusunda, Allah sevgisi konusunda insanlara bilgi verelim. Birlikte bu faaliyetleri yapalım. Bu konularda ittifak edelim. Bunu yaygınlaştırmada bana yardımcı olmasını istiyorum.
STEPHANIE SELDANA: Benimde eklemek istediğim bir şey vardı; benimde yazdığım bir kitap var, Suriye’de geçirdiğim zamanla ilgili. Burada öğretmenimi anlatıyorum. Kendisi Müslüman bir hanım, bana Kuran’ı öğretti, her hafta gelip benle otururdu, konuşurdu, sonrada bana kendi mescidinde İngilizce öğretmemi rica etmişti. Dolayısıyla bu, iki farklı inanç arasında çok büyük bir sevgi ve dostluk olabileceğini gösteren bir örnek bence.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Bunun sayısını inşaAllah hep birlikte arttıralım.
Sevgilerimi, saygılarımı, selamlarımı sunuyorum, inşaAllah görüşmek üzere, Türkiye’ye de bekliyorum.
STEPHANIE SELDANA: İnşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...