SADUN ENGİN: Hocam, müsaadenizle konuklarımızı tanıtarak devam ediyorum inşaAllah. Karşımda oturan beyefendi Cliff Porter, Aydınlanma Locası, Colarado Denver'dan, 32. Derecede Mason. Mordechai Linhart, ortada oturan beyefendi, kendisi de İngiltere'de Mason ve aynı zamanda Musevi. Timothy Hogan, Tapınak Şövalyelerinin dünyadaki Üstad-ı Azam'ı, 32. derecede. Yine kendisi ABD'de, Colarado, Denver'da yaşıyor. Nasıl devam edelim Hocam?
ADNAN OKTAR: Efendim, bir kere hoş geldiniz diyorum, sefa getirdiniz.
MİSAFİRLER: Teşekkürler.
ADNAN OKTAR: Onur verdiniz, şeref verdiniz. Dünyaya gelecek olan güzellikleri, iyilikleri, barışı sağlamak için hep birlikte gayret ediyoruz. İnşaAllah tabii bizim inancımıza göre İslam dünyaya hakim olacak. Sizin de İslamiyet hakkındaki görüşlerinizi alayım. Neler duyuyorsunuz? Burada camilere gidiyorsunuz, namaz kılıyorsunuz, sizler ve diğer Musevi kardeşimiz tabii daha o camiye gitmedi, ama onların duygularını, düşüncelerini bir değerlendirelim, dinleyelim. Önce tabii Üstad'tan başlayalım.
TIMOTHY HOGAN: Teşekkürler. Ben İslam'ı çok güzel buluyorum. Barış ve şefkatle uygulandığında, İslam gerçekten Allah'ı şanını yüceltiyor. Allah Şefkat ve Merhamet Sahibi olandır ve benim karşılaştığım Müslümanlar da şefkatli ve merhametliler. Ve biz ziyaretimizde barışın çok güzel bir şekilde ifade edilişini gördük. Ve gördüğümüz manzaralar da gerçekten olağanüstüydü. Cami de aynı şekilde ve burada hissettiğimiz enerji kesinlikle harikaydı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel.
MORDECHAI LINHART: Buradaki Türk halkı özellikle son derece güzel ağırlayan kişiler ve herkes Selam-un Aleyküm diyerek selamlaşıyor, yani barışla ve daha buradan anlıyoruz ki Müslümanlar, gerçek Müslümanlar daima selamı, barışı arayan insanlar, tıpkı Museviler gibi, bizler de Şalom (selam) diyerek selamlarız. Ben sanırım ilk kez bir camiye burada İstanbul'da gittim, insanlar bizleri çok güzel karşıladılar. Geçen sefer buraya geldiğimde, İstanbul'da Sultan Ahmet Camii'ne gittiğimizde Müslümanlar geldiler ve çevremizde oturdular, bizlere sorular sordular, ben onları son derece dostane ve sıcak buldum ve sanırım ilk kez, özellikle bir Yahudi olarak, gerçekten de İslam'ın sıcak yüzünün farkına vardım. Gerçekten de bizler, hoş bir şekilde konuklayan ve iyi ev sahipliği yapan kişiler olarak atamız İbrahim (a.s.)'ın adımlarını anlamaya ve izlemeye çalışıyoruz, tıpkı sizin bize yaptığınız gibi. Siz gerçekten çok iyi ev sahipliği yapıyorsunuz. Ve eğer sıcak Müslümanların sıcak ortamını tecrübe etmek istiyorlarsa, insanlara burayı tavsiye ediyorum, Türkiye ve özellikle de İstanbul gelinebilecek en güzel yer. Siz gerçekten büyük bir örneksiniz bu konuda. Müslümanlık ve insanların sıcaklıkla nasıl karşılanacağı konusunda ve her zaman yüzünüzde olan o gülümsemenizle mükemmel bir örneksiniz ve evet bu benim içinde şimdiye kadar harika bir deneyim oldu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Buyrun.
CLIFF PORTER: Gerçekten hayatımı değiştiren bir deneyim oldu. Şimdiye kadar Türkiye'den, ABD'den, Beyrut, Lübnan'dan Müslüman kardeşlerimle karşılaştım ve Suriye'den de davet aldım ve şimdiye kadar bulunduğum her yerde hep aynı şey vardı; kucaklamalar, candan gülümsemeler, el sıkmalar, fotoğraf çektirmeler… Ancak bir kez bile güzel karşılanmak dışında bir his hissetmedim. Bildiğiniz gibi, ben hayatımın bir döneminde askerlik yaptım ve korkmanın ne olduğunu ve bir şeylerin asla değişemeyeceğine inanmanın ne anlama geldiğini biliyorum. Bu nedenle bu seyahat benim için son derece özel ve çok değerli bir seyahat oldu ve bana dünyanın gerçekten de iyileşebileceğine dair umut verdi.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Hazreti İsa (a.s.)'ın zuhuruyla, Hazreti Mehdi (a.s.)'ın zuhuruyla inşaAllah bu Altın Çağı hep birlikte yaşayacağız, bunu göreceğiz. Bütün dünya İslam'ın güzelliğiyle, İslam'ın neşesiyle iç içe olacak inşaAllah. Hiçbir şekilde zorluk, zorlama ve baskı olmayacak. Silahlar kalkacak, savaşlar kalkacak. Arslanla kuzu, kurtla kuzu bir arada yaşayacak. Küçük çocuk elini yılanın deliğine sokacak, yılan onun elini ısırmayacak. Bu hadislerde de belirtilen, Tevrat'ta da belirtilen bir gerçektir. Bu güzel günleri bütün dünya, sizler, bizler, hepimiz göreceğiz. Bunun gelişimi de süratle oluyor şu an. İnşaAllah çok güzel netice alacağız.
İnşaAllah, bu hoşluğu, güzelliği insanlar gayret ederlerse kısa zamanda görecekler inşaAllah. Ama gayret etmeseler de görecekler; çünkü bu Allah'ın bir kaderi. Bizim burada oturmamız da bir kader üzerine, sizlerin burada karşımızda konuşmanız da kader üzerine. Sizleri de beni de konuşturan Allah.
Bu güzellik oluştuğunda her fikre, her düşünceye, her din mensubuna derin bir saygı, derin bir koruma hissi ve şefkat olacaktır.
TIMOTHY HOGAN: Evet, bizlerin hala barış için çaba harcama ve faydalı bir dünya oluşturmaya çalışma sorumluluğumuz var. Ve bizler çabalarımızla, Yeni Kudüs'ün oluşturulmasına yardımcı olabiliriz.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)'in hadislerinde açıkça belirtilmiştir. Mehdi ile, yani Moşiyah, Mehdi ile Hazreti İsa (a.s.)'ın birlikte namaz kılacakları bir mahaldir Kudüs inşaAllah. Aynı zamanda Hazreti Süleyman (a.s.)'ın mescidini de inşaAllah yeniden inşa edeceğiz.
Peygamberimiz (s.a.v.)'in uygulamasıyla da, Kur'an'ın açık ayetleriyle de; dinde zorlama yoktur. İnsanlara hiçbir şekilde baskı yapılmayacaktır. Herkes özgür iradesiyle, özgür şekilde dini yaşayacaktır; fakat sonunda tabii İslam bütün dünyaya hakim olacaktır, inşaAllah.
Her inançtan insana şefkat ve sevgi duyuyoruz, Allah'ın kulu olarak seviyoruz, Allah'ın kulu olarak şefkat duyuyoruz. Hıristiyanlara da, Musevilere de, Müslümanlara da, hatta dinsiz olanlara da, ateist olanlara da şefkatle bakıyoruz; herkesin iyi olması için gayret ediyoruz. Bu Müslümanlığın bir gereğidir.
Kuran'da müşrikleri bile Cenab-ı Allah 'bir yerden bir yere giderken güvenlik içinde götürün, güvenlik içinde gidecekleri yerlere bırakın hayatınız pahasına da olsa, bunu yapacaksınız' diye Allah'ın emir var.
Ehli Kitap’a karşı da yani Hıristiyan ve Musevilere karşı da şefkatli davranmamız bize Kuran'da emrediliyor. 'Onlardan hanım alabilirsiniz, evlenebilirsiniz, yemeklerini yiyebilirsiniz, onlarla arkadaşlık edebilirsiniz' diyor Cenab-ı Allah, onlara iyi davranmamızı bize Allah emrediyor.
TIMOTHY HOGAN: Bizler Tapınak Şövalyeleri olarak deriz ki Allah'a tam teslim olunduğunda ortaya bir ihtişam çıkar. Sıklıkla "Bizi değil Allah'ım, bizi değil, Kendi İsmini şereflendir," anlamında Latince "Non nobis Domine, no nobis Sed Nomini tuo da gloriam" sözünü okuruz. Bizler Allah sayesinde iş yaptıkça Allah da bizi vesile ederek iş görür.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Allah'ın vadi haktır. Allah'ın vadi mutlaka yerine gelecektir inşaAllah. Çok teşekkür ediyorum. Ziyaretiniz için, dostluğunuz için de. Allah sizlere iyilik, hidayet ve güzellik nasip etsin.
MİSAFİRLER: Amin.
TIMOTHY HOGAN: Biz bu aramızdaki ilişkiyi çok seviyoruz ve bunun gelecekte de devamının çok önemli olduğunu düşünüyoruz; çünkü birlikte yapacağımız çok önemli işler var.
ADNAN OKTAR: Yoğun ittifakımız olacak evet, yoğun ittifakımız olacak, Allah'ın vadi, Kuran'daki vadi oluncaya kadar, din Allah'ın oluncaya kadar gayrete devam edeceğiz. İnsanlar mutlu ve sevinçli olacaklar, iyi olacaklar, bereket içinde olacaklar, mutlu olacaklar; ama asıl hayatımız tabii ki ahiretteki hayatımız olacak.
SADUN ENGİN: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Katıldığınız için teşekkür ediyorum. Onur duydum.
MİSAFİRLER: Teşekkür ederiz, teşekkür ederiz.
Radyo programları
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...