ADNAN OKTAR’IN TEMPO TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Dünya, tamam süsü vardır ama, ahirette göre hiç bir şeydir, cennete göre...Çok siliktir dünya yani çok zayıftır. Yani gerek yiyecekleri, gerek içecekleri, yani insanları da öyle, cennete göre kıyaslandığında, çok çok şuurlu varlıklardır. Fakat kısmen, cennetin bir kısım zevkleri verilir ki, cennet kavransın diye. Mesela yiyecekte olsun, giyecekte olsun, diğer zevklerde kısmen çok çok az numune zevkler verilir. Cennetin kavranması amacıyladır bu ve çok kısa sürelidir. Ama cennette hem süresi uzundur, hem dozu çok yüksektir, hem en iyi kalitede ve en güzel şekliyledir.
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Halbuki dünyanın yemeği çok eksiktir. Yani hangi yiyeceği yersen ye cennetteki gerçek yiyeceğin güzelliğini insan bilir ve hep onu arar. Hiç bir insan daha mükemmel yiyecekle karşılaşmamıştır şu ana kadar. Allah buna razı olmayın diyor işte. Cennetteki aslına ve sonsuza kadar olana razı olun diyor. Burada olsa bile çok kısa diyor Cenab-ı Allah, ve çok az yiyebiliyor insan zaten birkaç tabak yiyebiliyor. Onu da fazla da yerse ya kolesterolü çıkıyor, ya tansiyonu çıkıyor, bir şeyler oluyor insanlara değil mi? Yahut midesi rahatsızlanıyor, fazla da yiyemiyorlar zaten. Ama cennette hadsiz yiyebilir, ucu bucağı yoktur. Sonsuz yeme gücü vardır. Sonsuz gezme gücü vardır. Ve sonsuz talep gücü vardır. Allah diyor ne isterseniz yaratacağım diyor cennette. Ama dünyada böyle birşey yoktur onun için, dünyaya Allah razı olmayın diyor. Ahirette razı olun, ahiretti asıl amaçlayın, asıl yurt orasıdır diyor çünkü orası sonsuz ve kusursuz diyor. Burası hem sonlu, hem çok kusurlu. Allah’ın rızasını istiyorsanız, sonlu ve kusurlu olana razı olmayın, sonsuz ve kusursuz olanı isteyin diyor Allah. Aklı başında bir insan da zaten sonsuz ve kusurlu olmayanı isteyecektir tabi.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: İnsan ne kadar aciz olursa imtihanı o kadar mükemmel olur, o kadar güzel olur, Allah’a o kadar yaklaştırır. Mesela Allah isteseydi bizim, yani insanların ağzını da, çiçeklerde olduğu, mesela çiçek ot, mesela güle çok güzel bir koku verebiliyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Güle verdiği gücü insanın mesela ağzına da verebilirdi, mesela insanın ağzı gül kokardı, mesela yüzünü yıkamasına gerek kalmazdı, çiçek gibi pırıl pırıl kalabilirdi yahut çelik parçası gibi pırıl pırıl kalabilirdi. Özellikle böyle yapmıştır Allah, dikkat ederseniz insan vücudunun her yeri bir aczdir, kulağı ayrı bir acz taşır.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Gözü ayrı bir acz, tamamı ayrı, hepsi özel yapılmıştır. Halbuki mesela bir parfümeri mağazasının önünden geçiyorum, gördüm; ne kadar çok esanslar, parfümler, çeşit çeşit malzemeler var.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Allah küçücük cam kutular içinde onları yaratmış ve onları paket de yapmış pakette, o şekilde göstertiyor bizim beynimizde.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: İsteseydi onu bizim vücudumuzda da yaratırdı o tip güzel kokuları ama yapmamış, tam tersini yapıyor, halbuki mesela koltuk altında çok güzel bir koku meydana getirebilir Allah istese.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Çünkü diğer bütün bitkilerde, bitkiler en aciz sümbülde, karanfilde, menekşede, hepsinde mis gibi koku yapıyor.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Ama özel yapmamıştır ki cennete insanlar özlem duysun diye. O zaman cennete özlem duymama riski oluşur. O kendindeki aczi gördükçe sürekli cennete olan isteği artacaktır. Çünkü mesela biz kafamızda mükemmel bir kadın düşüncemiz var ama onu bulamayız, mesela mükemmel bir müzik vardır, bir türlü onu bulamayız.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Sürekli CD alıyoruz, kaset alıyoruz ama aradığımız müziği şimdiye kadar bulamadık biz. Aradığımız kokuyu da bulamayız.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Aradığımız kadını da bulamayız, yani mükemmel, hepsi cennettedir onun için. Bilinçaltımızda o vardır bizim. Mesela mükemmel ev vardır, saraya gitsek de beğenmeyiz, evimize gitsek bari deriz, değil mi?
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Hiç birini beğenmeyiz o anlamda. Çünkü biz cennete göre kodlandığımız için bilinçaltımızda o cennet ve sonsuzluk düşüncesi çok güçlü bir içgüdüdür bizde, yani sonsuz yaşama içgüdüsü en güçlü içgüdüdür insanda ve tek tatmin edilmeyen içgüdüdür bu. Bu tatmin edileceği için verilen içgüdüdür. Mesela cinsel içgüdü verilir, tatmin olur, yiyecek içgüdüsü verilir, tatmin olur, üreme içgüdüsü vardır, hepsi tatmin olur ama bir tek sonsuzluk içgüdüsü tatmin edilmemiştir ki eğer öyle olmuş olsa, yani insan hiç ölmeyeceğini bilmiş olsa, düşünün yani ne yapardı, ne olurdu, bu kadar kısa bir hayata rağmen böyle olmasını düşün.
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Biz niye bu kadar meraklısıyız yani, bir de dünyada ne var yani şu küçücük bir ekranın içersinde iki boyutlu bir görüntü göstertiyor Allah. Çektikleri eziyeti görüyorlar sabahları nelerle uğraştığını görüyor insanlar. Yemek yemeleri bir sorun oluyor, yemekten gidip başka öbür konulardan kurtulmaları ayrı sorun oluyor, borcu harcı ayrı bir sorun oluyor. Yani ayım bayım olacak, insanın bakımsız halini bir düşünün, bir kadının bakımsız halini bir düşünün, insanın aczini düşünün dünyada yarı yarıya cehennem özellikleri vardır. Cennet ve cehennem özellikleri yarı yarıya konmuştur dünyaya. Dolayısıyla yani ahiretti düşünmeyen Allah’ın rızasını düşünmeyen insan o yarı yarıya olancehennem özelliklerinin tamamını üstüne almış oluyor. Bu sefer dünya onun için net cehenneme dönüyor. Ama mümin eğer sürekli Allah korkusu Allah sevgisiyle yaşarsa ve ölümü sürekli düşünürse o cehennem özellikleri gözünün önünden kalkar sadece cennet yönlerini görür dünyanın. Ve kalbi de ruhu da adeta cennet içinde olur ve çok rahat ve güzel yaşar. Onun için Müslümanlarda bir bereket ve bolluk ve güzellik oluyor inananlarda.