ADNAN OKTAR’IN AKS TV RÖPORTAJI 14 NİSAN 2009
ADNAN OKTAR: İç organları yoktur insanın yani hiçbir iç organı yoktur, yani ama gözü görür, direk görür, kulağı işitir, yani beyne, şuna buna hiç ihtiyacı olmadan doğrudan görür, yani sebep kalktığı için, bütün teknik eşyalarda herşeyde sebep kalkar, mesela araba kendinden gider, yani benzini olmadan motoru olmadan, kendisinden gider, mesela aydınlanma kendindir, eşya güneş olmadan aydınlanacaktır, cennette eşyanın ışığı kendindendir, bu dünyada güneşe ihtiyaç vardır, sebep vardır, ahirette sebep olmadığı için eşya kendiliğinden normal böyle aydınlıktır sebep kalktığı için. Mesela meyvelerde, sebzelerde, Kuran’ın zaten açık ayeti var; eksilmeyen diyor Allah. Meyveyi aldığın an almanla meyvenin orada oluşması bir olur aynı anda. İstediğin kadar yersin yine oluşur yine yersin. Cennet mutluluk yurdudur.
ADNAN OKTAR’IN ÇAY TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 ŞUBAT 2009)
ADNAN OKTAR: Allah cennet için ‘hiçbir nefis tatmadı hiçbir göz görmedi’ diyor, çok çok şaşırtıcı ve çok çok güzeldir, kullanılan malzeme çok güzeldir. Cennetin en güzel özelliklerinden biri hiçbir yer eskimez, hiçbir yer tozlanmaz, her şey pozitiftir. Yani dünyada her şey biliyorsunuz zıttıyla yaratılmıştır.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: İyi-kötü gece-gündüz gibi orda sadece tek yönlü pozitif olan vardır, bu Allah’ın bir sanatıdır, cennetin kapısı ayrı bir güzeldir. Kapılarına bakarsın her evin kapısı ayrı bir nakışlıdır, koltukları ayrı bir güzeldir, yani çok fazla güzellik vardır, o güzellere bakıp biz sürekli Allah’a hamd ederiz, yani Allah aşkının adeta yanması böyle insanın ruhunun, o aşka yanması mevzubahistir cennette. Mesela bir cennet ibriğine bakarsın Allah’a hamd edersin, mesela onunla konuşabilirsin de biraz sağa dönsene dersin döner, oradan bana bir meşrubat getirsene dersin mesela bana şöyle bir meşrubat getir dersin, alır getirir. Dök bardağa dersin döker, geç yerine dersin geçer yani böyle çok eğlenceli ve çok hoştur cennet. Özel olarak Allah öyle yaratmıştır ama burada sebebe sarılma vardır mesela ben şimdi elimi uzatmadan onu buraya getiremem, illaki el sebebine sarılmam gerekir.
MUHABİR: Evet
ADNAN OKTAR: Hâlbuki onu buraya getiren benim elim olmuyor, o benim kafamda Allah yaratıyor onu, elimi sebep olarak yaratır.
ADNAN OKTAR’IN KAÇKAR TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 ŞUBAT 2009)
ADNAN OKTAR: ... burada hep sebep vardır, mesela şimdi bu kameralar olmasa beni göremiyorlar ama cennette kameraya gerek yoktur. Yani sebepsiz yaratılır, mesela orada baktı mı görür kardeşini, mümin kardeşini yani bir kamera sistemine ihtiyaç yoktur.
Mesela birini görmek istediğinde niyet etmesiyle hemen görür, görüntü oluşur orda ama burada işte televizyonu açacaksın, düğmeye basacaksın, kameralar olacak, ışık aydınlatması olacak yani birçok sebep yaratılması gerekiyor ki bizim aklımızın ihtiyari kalkmasın.
Yani imtihan olduğumuz için, eğer mesela burada kameralar olmadan biz her yerde görüntümüz oluşmuş olsa herkes iman eder, o zaman imtihan kalkar. İmtihanın kalkmaması için işte uydu antenler, kameralar bunlar vesile edilir, yoksa uydu antenden, kameradan dolayı biz insanların evinde görünüyor değiliz. Her evde mucize olarak yaratılıyor aslında görüntüler, her evde Allah mucize olarak yaratıyor. Kamerayı ve uydu sistemini Allah vesile ediyor, yani insanların makul görmesi için yaratıyor yoksa onunla hiçbir alakası yoktur yani doğrudan orda herkesin beyninin içinde yaratılıyor görüntüler.
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR Mesela diyor ki, “cennette öyle köşkler vardır ki içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür.” Olduğu gibi kristalden yapılmış bir köşk mesela bu. “Bir gün Resullullah cennette öyle köşkler vardır ki ne kendisini yukarıya bağlayacak çengelleri ve ne de altında direkleri vardır buyurdu. Bunu dinleyen ashap, Ey Allah’ın Resulü o köşklerin ehli oraya nasıl girecek diye sordu. Resullullah Aleyhisselam onlar kuşlar misali uçarak girecekler buyurdu”. Ama burada tabi bir yerden bir yere uçabilmesi için tepkili bir motora ihtiyaç oluyor veya bir pervaneye ihtiyaç olmuş oluyor, bir sebebe ihtiyacı olmuş oluyor yine de uçuyor ama bir vesileyle uçuyor. Cennette vesile kalkmış oluyor.
MUHABİR : Evet,
ADNAN OKTAR : Hiçbir şeyde araca ihtiyaç yoktur, her şey insanın aklından geçmesiyle oluşur yani rüyamızda nasıl biz mesela uçmak istediğimizde bir uçağa açıkça biniyoruz mesela havaalanına gidiyoruz uçağa gidiyoruz uçak uçmaya başlıyor motoruyla beraber uçuyoruz. Uçak havaalanından iniyor mesela Ankara’ya iniyoruz, bavulları alıp aşağıya iniyoruz yani mükemmelen yaşıyoruz bunu, sonradan uykuda olduğumuzu, rüyada gördüğümüzü anlıyoruz. Oradaki uçağın herhangi bir mazota, benzine filan ihtiyacı olmuyor,
MUHABİR : Evet,
ADNAN OKTAR : İşte Cennet de böyledir
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Bu dünyada da öyle mesela insanlar ben burada ıhlamur içmek istiyorum, buraya elim gidiyor gibi görünüyor hâlbuki ıhlamur bardağını benim ağzıma yaklaştıran Allah’tır. Benim elim yaklaştırmaz, elimi sebep olarak yaratır Allah. Yani mesela bunun içinde ıhlamur yaratan da Allah’tır. İnsan bunu yapamaz, yapmaz, Allah’ın böyle bir kanunu vardır ama aklını, derin düşünen, derin kullanan insan bunu farkına varabilir. Yoksa daha zahir sebeplere dalan insan her şeyi sebeplerden zanneder işte fabrikadan bisküvi geliyor zanneder, kasaptan et geliyor zanneder, eti Allah yaratır et o anda yaratılır, yani bakkaldan geldiğini zannedersin, bakkalı Allah sebep olarak yaratır. Mesela sofra hazırlanıyor, bütün sofraları Allah hazırlar, mucize olarak meydana gelir sofralar fakat sebep olduğu için insanlar bunu fark edemezler. Cennette bütün sebepler kalktığı için sofralar ani oluşur, meyveler ani oluşur, hareket etme, eşyanın bir yerden bir yere gitmesi bunların hepsi sebepsiz oluşur. Mesela araba, cennet arabalarının motoru yoktur, benzini yoktur, kendinden gider ama bu dünyada motora ve benzine ihtiyaç vardır yani sebep meydana gelmesi gerekiyor. Motorsuz, benzinsiz bir araba gitse insanın aklının ihtiyari kalkar yani iman etmeye mecbur kalırlar ama cennette imtihan olmadığı için sebep de yoktur, her şey kendinden hareketlidir, insanın sadece kafasından geçmesi yeterlidir, yani hayal etmesi, düşünmesi yeterlidir bir şeyin olması için.