ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela kadın evleneceği vakit aradığı kıstaslar oluyor. Önce parası, birinci derecede parası. Sonra tahsili, sonra iyi bir mevkide olması, arabası, yazlığının olması gibi yani kat kat gelişen özellikleri arıyorlar. Şimdi bunu aradığında o zaman Allah’ın ona verdiği tutkuyu kullanamaz insan. O zaman da o evin ona hiç bir faydası olmaz. Mesela ev sadece ona han gibi bomboş bir yer gibi gelir. Yani hiçbir etkisi olmaz. Arabası da sadece onu bir yerden bir yere götüren teneke yığını, bir metal yığını gibi olur. Bunlar Allah sevgisi ve Allah tutkusuyla bir anlam kazanacak şeylerdir. Dolayısıyla peygamber efendimiz diyor malı için evlenen malından mahrum olur diyor, güzelliği için evlenen güzelliğinden mahrum olur diyor. Çünkü güzellik mesela bir gün grip nezle olur güzelliği bir anda tiksinebilir, insan hiç ummadığı şeyden bile tiksinir mesela onun bir aciz halini görür bir acizliğini görür iğrenir ve bir daha ondan kurtulamaz öyle ömür boyu kurtulamaz.
ADNAN OKTAR: … Para o tip insanlarda bilakis bunalım meydana getirir çünkü parayı muhafaza etmek için daha fazla tedbir alması lazım. Mesela çeklerim ödenmedi diyor, onun için canı yanıyor, parayı bankaya koyuyor ya banka da iflas ederse ne yapacağız diyor, yastığın altına koyuyor yine olmuyor, küpe koyuyor ya küpü bulurlarsa diyor. Yani çok canını yakar, çok huzursuz olur. Ancak Allah aşkıyla insan huzur bulabilir, tevekküllü ve rahat olabilir. Yani para arttıkça şahısların birçoğunda huzursuzluk ve acı da artar. Mesela bunu dışarıda da, dış âlemde de görüyoruz birçok vakalar vardır, tek tek örnekler vermek istemiyorum ama insanlar bunu etraflarında çokça görürler.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 RÖPORTAJI 1 ŞUBAT 2009
ADNAN OKTAR: ... evlenirken de birbirlerine güvenmiyorlar. Önce gidip Noter de mal akli yapılıyor. İşta boşanırsa şu kadar para ödeyecek, daha başlangıcında.
ADNAN OKTAR: Tam bir facia, Yani madem okadar güvenmiyorsun seni dolandıracağından bukadar eminsin, zulmedeceğinden eminsin. Yani bu insanla nasıl hayatını birleştiriyorsun sen. Bu anlaşma ne demek, yani o anlaşma oldunmu o adamın yüzüne sen nasıl bakacaksın. Ama haklı olarak tabi, kadınlar evleneceği insanda güven arar. E güven için Allah korkusu gerekir, Allah’ı sevmesi gerekir, derin imana sahip ve takva olması lazım. Allah’tan korkmayana nasıl güvenecek bir insan?Yani Allah’ı farkedemeyecek akılda bir insan düşünün. Beyninin içinde şukadar mercimek kadar yerde yaşadığını farkedemiyor. Yani dışarda maddi bir varlığı var ama bu kadarcık yerde yaşıyor ve Allah’ı farkedemeyecek kadar aklı zayıf. Böyle bir insandan ne bekler bir insan. Onlar tabi ki doğru konuşan insandan çok hoşlanırlar. Mesela kadın için çok etkileyicidir, doğru konuşmak. Erkek için de çok etkileyicidir. Mesela sürekli doğru konuşan bir kadın, çok heyecan vericidir. Yani çok büyük bir nimettir. Asla yalan söylemiyor, artık sen onun beyniyle bütünleşmişsin demektir, yani tek beyin olmuşssunuz. Asla yalan söylemiyor, yani bir insan ruhuyla bağlantıya geçmek bir kadın ruhuyla müthiş heyecan vericidir. Ama yalan devreye girdiğinde beyin bağlantısı kopmuş oluyor. Artık bir sahte dünyaya girmiş oluyorsun, o insan yok demektir. Ve güven, yani güven mesela çok heyecan verici birşeydir, yani ölümüne güvenmek, sonsuza kadar beraber olacağına ümit bağlamak inşaAllah. Ve asla vefasızlık, kalleşlik yapmayacağına inanmak, dürüst olduğuna inanmak bir insanı çok heyecanlandırır. Yani bir mümin için dünyanın en büyük nimetlerinden bir tanesidir. İnsanların elinden işte bu alındı, güven alındı ve doğruluk alındı. Yani geriye zaten birşey kalmıyor ki. Hem güvenmiyor, hem doğru konuşmadığından emin. Hem onu maddi olarak değerlendirdiğini biliyor. Yani parası için, mesleği için, tipi için sevdiğini, sevdiğini değil heveslendiğini biliyor. O durumda kendisine, ruhuna saygı duymadığından emin. E o zaman insan nasıl mutlu olsun. Bakıyoruz oyüzden insanların yüzü bir karış, mutlu olabilmesi için güvendiği, sevdiği ve yalan söylemeyen, Allah’tan korkan, candan insanlara insanın ihtiyacı vardır. Ve insanlar genellikle hep yalnız dikkat ederseniz, hiç dostları yok.
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV CANLI RÖPORTAJI 6 MART 2009
ADNAN OKTAR: Bakın ben evlenme programlarını bir tanesi seyrettim geçenlerde birkaç tanesini seyrettim, inanın ateşim yükseldi yani dayanabildiğim kadar seyretmeye çalıştım ama dayanılacak gibi değil. Ya ne kadar aşağılıyorlar insanları, yani gel buraya otur bakayım, nedir elindeki mallar, say bakalım diyor, tarlam var diyor, olmadı diyor ne diyorsun diyor bu adama, diyor. Kardeşim bir insan malı için bir insanla evlenilir mi, sevgi vardır, şefkat, merhamet, dostluk, kardeşlik vardır, imanına, Allah’tan korkusuna özen göstertilir yani malı mülkü sana ne, o zaten iki kardeş olur onlar Allah onlara zaten yol açar. Ne alakası var onun evinin barkının olması, evi olur da evi elinden çıkıverir, bir şey olur, yanar, yani o onun garantisi mi? Yani o zaman ayrılacaklar o zaman, onu demek istiyorlar.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela kızlar, genç kızlar evlenecekleri vakit, dindar, aklı başında mesela güzel ahlaklı biri olsa, bir de çok zengin fakat ahlaksız böyle, halk tabiri ile her türlü çirkin işi yapan birisi olsa bir çok genç kız o çirkin olanı tercih ediyor, çünkü parası var, tabi imkanı var diye onu tercih ediyor, halbuki bir süre sonra ayrıldığını, ondan acı çektiğini rahatsız olduğunu görüyoruz böyle insanların…
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Eşlerin birbirini ortak koşması. Yani ben bazen öyle vakalar görüyorum. Kadın eşi için Hıristiyan oluyor yahut Musevi oluyor veyahut adam diyor, namazlarını bırakacaksın diyor bırakıyor. Oruç da tutmayacaksın, o şartla seninle evlenirim diyor, kadın kabul ediyor bunu. Mesela bu bir şirktir, normal bir Müslüman’ın yapacağı bir şey değildir, aklı başında bir insanın yapacağı bir şey değildir bunlar.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 (İZMİR) RÖPORTAJI (21 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Bu, bazıları balayı diyorlar ya, o balayı işte bazen geriye sayımın başladığı olay oluyor. On, dokuz, sekiz. İlk hevesle bir geliyorlar. Daha ilk gece bir nefret oluşuyor. İlk gece.
ADNAN OKTAR: Ama ayıp olmasın gibisinden bir de ekonomik bir ittifak olduğu için bu baba tarafı zengin, anne tarafı da zengin, iki tarafı zengin olduğu için bu şirketi yıkmak istemiyorlar. Yani şirket kurmuş adamlar, evlik meydana getirmemiş. Zaten önce soruyor, bazen ben görüyorum işte evin var mı, araban var mı? Sanki kolektif şirket kuruluyor. Yani bu nasıl bir sevgidir, bu nasıl bir anlayıştır. İşte ne kadar maaş alıyorsun, selamün aleyküm diyor daha ilk daha adını, soyadını sorduktan sonra direkt konu buna giriyor. Bunun evlilikle ne alakası var, bu şirket bu ve menfaat, çıkar anlaşması bu. Çok korkunç bir şey bu, bunda nasıl sevgi olur.
ADNAN OKTAR: Ben bazen görüyorum. Güler yüzlü, neşeli olması gereken insan taklit yapabilir. Güler yüzlü de görülebilir ama parana karşılık yapacak ve oyun oynayacak yani bu ne kadar aşağılayıcı bir şey ve sıkıcı bir ve rahatsız edici bir şey. Gerçekten samimi olarak sevilmediğini bilen bir insanın bir taklide kanması mümkün olmadığına göre ömür boyu acı çekecek demektir.
ADNAN OKTAR: Yani böyle bir oyuna böyle bir parodiye ne gerek var, böyle bir rezalete ne gerek var. Allah rızası için sevilir insan. Allah’ın tecellisi olarak sevilir ve bunda derin ve müthiş bir zevk vardır. Yani kesilip bitmeyen bir güçtür bu. Allah kadınların hemen tamamına öyle bir derinlik vermiştir. Yani gerçek anlamda eğer kadına bu sunulursa yani tutku, sevgi, derinlik, sadakat yani kadın inanılmaz bir varlık haline dönüşür. Yani o kadın gider, onun yerine adeta insanüstü bir varlık gelir. Yani onun ruhundaki bütün o güzellikler, derinlik ve tutku şiddetle ortaya çıkmaya başlar.
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Yani ben birçok vakada gördüğüm şu, yani kadınlar ilk arabanın markasını gördüğünde ilk şiddetli aşkı hissetmeye başlıyor. Araba, marka ve çok pahalı bir arabaysa o aşkın heyecanı bir kere kaplıyor, üstündeki kıyafetler de eğer pahalıysa şahsın, bir de iyi bir okuldan mezunsa, babası da zenginse artık o aşk onun gözünü döndürüyor, şiddetli bir tutkuya dönüştürüyor, artık eli ayağı boşalıyor, artık her şeyini verecek hale geliyor öyle tipler, ben duyuyorum. Sonra bir gün diyor ki şahıs babam iflas etti ki çok normal ekonomik kriz anında dolayısıyla ben de iflas ettim diyor. Kadının kafasında bir ışık sönüyor adeta beyninin içerisinde, o aşk bir anda kayboluyor, nefret ettiği bir mahlûk kalıyor geride yani büyük bir tiksintiye ve öfkeye dönüşüyor. İşte bu Allah’ın bu insana verdiği bir cezadır bu, çok büyük bir aşağılanmadır halbuki Allah rızası için sevmiş olsa onun fabrikası da gitse, işyeri de gitse, gelse de hiç fark etmez gelirse Allah’ın bir nimeti olarak gelir görür, giderse de Allah’tan bir hayır olarak görür hiçbir şekilde etkilenmez. Ama böyle, çocuklar küçük yaşta çarpık eğitiliyorlar. İşte ben bazen anneler görüyorum işte nice doktorlar, mühendisler istedi kızını, kızını istemiş de, vermemiş yani insan utanır bu sözü söylerken. Niye demiyorsun nice takva insanlar istedi, nice dindar insanlar güzel ahlaklı çok akıllı insanlar istedi de vermedim dese yine bir dereceye kadar bir mantık olabilir ama yine bu da anormal olur ama çünkü akıllı bir insan görsen verirsin zaten kızını, ama doktor ve mühendis, ne hikmetse böyle iyi para getirenlerden bahsederek bunu da iftiharla anlatıyorlar duyanlar da birçok kişi takdir ediyor ne kadar güzel konuştu falan diyor. Halbuki burada çok büyük bir aşağılanma var ve çok çirkin bir ifade bu. O genç kızı da, çocuğu da köle yerine koymaktır bu ve yakışık almayacak bir izahtır. Genç kızlar hep öyle eğitildikleri için, bir çoğu çocukların hep böyle zengin birisini arama eğiliminde oluyorlar. Karaktersiz olması, psikopat olması onları hiç ilgilendirmiyor. Mesela o çocukları dövüyorlar, sövüyorlar, aşağılıyorlar, aileleri diyor ki; yavrum diyor senin eşindir tabi ki dövecek diyor, gayet normaldir diyor. Adam kovuyor sokağa atıyor, gönderiyor, geri ailesi de alıp neşe içinde geri getiriyorlar, ya kusura bakma oldu bir kere falan diye, böyle çok acı bir açmaz, böyle bir rezalet, birçok yerde kendini devam ettiriyor. Nice zavallı kadınlar feci şekilde eziliyorlar, nefret edip tiksinmelerine rağmen ailelerinin telkinleriyle, çevrenin telkinleriyle o mahlûklara tahammül ediyorlar yani iğrendiği ve tiksindiği halde işte senin eşindir çocuğum diyor, tahammül etmen gerek diyor, gayet normal diyor, falanca da buna tahammül ediyor ne var bunda diyor hatta kendinden örnek veriyor. Senin baban da öyle diyor, ona da tahammül ettiğini söylüyor, yani çocuklar böyle çarpık bir eğitimden geçiriliyorlar bir kısmı. Bunlar doğru değildir, gerçek Allah sevgisi Allah için olan sevgi kadının ruhunda bir ateş gibi etki yapar, korkunç zevk verir, çok güzeldir kadın için, erkek için de şiddetli yakıcı etkisi olan çok derin bir duygudur, büyük bir zevktir, bu zevki alacaklarına maddeciliğin içerisine girip o azabın o kirin içerisinde adeta boğuşuyorlar. İğrendiği bir insanla sürekli beraber olmak durumunda kalıyor ve bunu ömür boyu bu çileyi çekiyorlar. Çünkü ahlakından nefret ediyor, kişiliğinden nefret ediyor sürekli yalan söylüyor, sürekli ters konuşuyor kadının onurunu kırıyor, sevgisizliğini açık açık belli oluyor elinden yüzünden, onun bütün sevgisi malında, mülkünde oluyor. Gururlu ve enaniyetli oluyor ve kadının değerini bilmiyor. Nice böyle güzel kadın bu şekilde heba oluyor bütün ömürleri ve çöküyorlar. Ben böyle birçok güzel kadın gördüm yazık yani yıllar sonra görüyorum, eli yüzü buruş buruş olmuş, perişan olmuş adeta insanlıktan çıkmış, mahvolmuş, bütün gençliği o şekilde geçip gidiyor. Ruhundaki o cevher de gidiyor, ruhundaki o derinlik de harcanmış oluyor, çok yazık oluyor. Onun için en güzel ölçü Allah’ın koyduğu ölçüye uyup gerçek aşkı aramak, Allah’ın o güzel tecellisini aramak, çok samimi olmak, çok dürüst olmak, Allah’tan çok korkmak ve Allah’ı çok sevmektir. Bunun meydana getireceği derin zevkin, şaşırtıcı ve çok sarsıcı olan zevkin Allah’ın bir nimet olarak mümine sunulduğunun da bilinmesi gerekir. Sırf Müslümanlara has, Allah’tan gerçekten korkanlara has böyle derin bir mucize var. Bunu çok çok az insan bilir yani bilmedikleri için bu belanın içinde yaşıyorlar. Bilseler belki onlara o dünyaları verseler yine gitmeyecek o insanlar. Yani gerçek imanla sevmenin ne kadar zevkli ve güzel olduğunu bilseler onların ne fabrika gözünde olur ne o para ne araba ne bir şey başka gözünde olur ama farkında değiller.