KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI 30 OCAK 2009
ADNAN OKTAR: Mesela kadınlarda da bazen erkeklere karşı öyle tavırlar oluyor, erkeklerde de kadınlara karşı yapmacık tavırlar oluyor. Mesela koskoca delikanlı kadın gibi ağlıyor, yani anormal hareketler yapıyor, duygusal konuşmalar yapıyor, bu kadını çok kızdırır, çok rahatsız eder. Kadının da yapmacıklığı, sevmediği halde seviyor görünmesi, bazen öyle zengin birisini gördüğünde bir genci, işte eli yüzü de düzgünse, arabası da varsa, birden çarpıldığını, hayatta ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığını, daha önce böyle bir şeyi hiç hissetmediğini söyleyerek o garibimi öyle kandırarak yani bir süre sonra tam istediği çizgiye kadar getirebiliyor.
ADNAN OKTAR: … Yani şöyle işin doğrusu dünyada dev bir tiyatro sergileniyor. Büyük bir bölümünde. Birçok tiyatronun oyuncusu var. Karşılıklı bir çok oyun oynanıyorlar. Bu doğru değil. İşte bu ahir zamanda mehdi devrinde bu tiyatronun perdesi kapanacak ve insanlar artık gerçek insan olacaklar, gerçek sevgiyle yaklaşacaklar, gerçek aklı ortaya çıkaracaklar, gerçek yüzlerini gösterecekler. Artık maskeler kalkacak. İnsanlar maskeyle geziyor büyük bölümü maskeyle geziyor. Bu maskeler kalkacak. Maskelerden dolayı da insanlar mutlu değil ben dışarı çıktığımda insanların birçoğunun yüzünü güler göremiyorum mutlu göremiyorum. Çünkü maskeyle karşılaşıyor. Gerçek insan, insanın hoşuna gider. Gerçek yüz, insanın hoşuna gider. Maske insanı çok rahatsız eder. Yapmacıklık insanı çok rahatsız eder.
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI 30 OCAK 2009
ADNAN OKTAR: Mesela kadına, kıza söylüyor, kız zengin oluyor ama çocukçağız yani tip olarak ta çirkin oluyor. Çok vardır görülen, hatta geçenlerde de öyle, ünlü bir zenginin kızı var, kızcağız yaratılıştan hakkaten çirkin, Allah öyle yaratmış, ama bir kültürel yönü, bir kişiliği de yok dikkat çekecek. Ama tek yönü zenginliği, akıl almaz üsluplarla basına çıktı bu kişi, yani ondan çok etkilendiğini, ilk defa aşkı tattığını söyledi. Herkes bıyık altından gülüyordu, belli yalan olduğu. Ama işte kendince onu kandıracak ve bir süre sonra maddi varlığına ulaşacak şekilde bir plan yapmış anlaşılan, bunlar çok çirkindir, çok aşağılayıcı, bir insana yakışmaz. Ama mesela o kızın hakikaten çok güzel takva olsa, güzel ahlaklı olsa, tipi de vasat olsa, Allah o insana onu çok çok güzel gösterir, çünkü insana o zaman bir heybet gelir, yani hayret edilecek bir güç meydana gelir, yani vasat güzel olağanüstü güzele dönüşür o zaman. Çünkü akıl insanı güzelleştirir, tutku insanı güzelleştirir. İnsanın ruhundaki o derin güç ortaya çıkar, o derin güç çıkmadıktan sonra yani kasaptaki et gibi durur. Yani hiçbir şey olmaz, sığırı da kesiyorlar, hayvan koskoca dev bir sığır, çengele asıyorlar, duruyor, aynı et olur, hiçbir farkı olmaz. İnsan aklıyla, takvasıyla, Allah’a olan sevgisiyle insani derinlikleri geliştirebilir ve Allah’ın kendinde gizlediği o büyük gücü ortaya çıkarabilir. Ve bu mucize olarak ortaya çıkar, ben buna işte bir nevi 6. his diyorum. Çünkü bunu yaşamayanın bileceği bir şey değildir, insanlar birbirlerini severken samimi olmaya ve gerçek aklı aramaya, doğal insanı aramaya yönelmeleri gerekir.
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela evlenecek insanlar oluyor. Kız diyor ki çok muazzam bir şeyle karşılaştım, olayla karşılaştığını söylüyor. İlk defa hayatında aşık olduğunu böyle bir insanı hiç görmediğini adeta hipnotize olduğunu, hayatının insanını bulduğunu iddia ediyor. O zavallı da ona, tabi insanlarda beğenilme arzusu olduğu için yani gururunu tatmin edecek bir duygu olduğu için ona safça inanıyor. Yani sebebini araştırmıyor, bu insan beni neden sevdi demiyor. Arabası olmasaydı acaba onu sever miydi, evi olmasaydı acaba sever miydi, maaşı o kadar yüksek olmasaydı o kadar sever miydi bunu düşünmüyor yüzünde böyle mahzun bir heyecanla yani böyle kendisini keşfetmiş birisiyle karşılaşmış olmanın heyecanıyla ona inanıyor. Yani keşfedilmesine şaşıyor. Yani daha önce nasıl başkası onu keşfedememişte ilk defa o onu keşfetmiş gibisinden şaşıyor. Hâlbuki kadın onun akılsızlığından dolayı ayrıca ona bilinçaltında özel bir nefret de geliştiriyor. Yani onun akledememesine. Yani onu bir av gibi görüyor. Yani bir, yani ağına düşen bir av gibi. Av gibi görüyor yani küçük bir sinek gibi görüyor. O da küçük bir sinek gibi orda debeleniyor. O, onu yavaş yavaş ağıyla sarıyor işte ondan çok etkilendiğini, olağanüstü olduğunu, böyle birisinin dünyada olamayacağını falan o garibimde ona saf saf hepsine inanıyor. Ki bu karşılıklı bir azaptır yani onun malıyla etkilendiğini bildiği halde bilinçaltında, yani imkânlarıyla olduğunu bildiği halde ve bunun gitmesi durumunda ondan nefret edeceğini bildiği halde kendini kandırıyor ama tabi bilinçaltında ona karşı bir nefret oluşur. E kadında ondan otomatik olarak tiksinir ve çok itici bulur. Ama iradesini kullanıyor kadınlar böyle olaylarda, tiksinmesine rağmen oradaki çıkarı daha güçlü olduğu için çünkü para gelecek, araba gelecek, giyecek gelecek onları daha cazip bulduğu için, onlardan alacağı zevki, gücü ondan duyduğu tiksintinin gücüyle karşılaştırdığında daha şiddetli olduğu için karşı taraftaki güç ona tahammül etmiş oluyor. Tahammül ederken de ona sezdirmemeye çalışıyor tabi o kişi. Tahammül ederken ki çeşitli yöntemleri oluyor onun. Karşılıklı şirin görünme yöntemleri oluyor mesela o, ona çok güzel bir yemek yaptığını ve onu beklediğini söylüyor o da ona işte çok şahane bir yüzük buldum diyor. Mesela böyle bir sarılıp etraflarında bir dönüyorlar şöyle bir filmlerde gördükleri gibi falan. Ömür boyu poz yapmak, ömür boyu taklit etmek yani o kadar acıdır ki bir insan için. Yani bir kadının hoşlanmadığı halde seviyor görünümüyle yaşaması çıkar için bir erkeğinde sevilmediği bildiği halde, seviliyor görüntüsüne kanıp buna inanmadığı halde güya kanarak yaşaması ve karşılıklı sevgi görüntüleri yapmaları ve bunu bir aktör gibi bir aktris gibi uygulamaları dünyanın en büyük azaplarındandır ve Allah’ın insanlara verdiği en büyük belalardan biridir.
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: İnsanları mekanik ve maddeci yetiştiriyorlar yani biraz taklitçi, böyle doğal olmayacak şekilde yetiştiriyorlar. Hâlbuki insan samimi olursa çok güzel olur mesela samimi davranan bir kadın çok güzeldir. Kadınlar da samimi erkekten çok hoşlanırlar. Samimiyetsizlik kadınları çok kızdırır, kadınlar çok akıllıdırlar. Erkeğin samimiyetsiz tavrı onların bilinçaltında müthiş bir öfke meydana getirir fakat hissettirmezler. Çoğu kadın da erkeklerle ya parası için evleniyor o yüzden, ya mesleği için evleniyor, ya babasının zenginliği için evleniyor ya şöhreti için evleniyor ve o acıyı da ömür boyu çekiyor yani o nefret onun bir sırrı oluyor, gizli bir sırrı oluyor ve onu sezdirmiyor. Sürekli ömrü taklitle geçer o zavallı kadınların. Sürekli seviyor gibi göstermseye çalışır, yapmacık tavırlar gösterir, o gözlerinin içindeki donukluğu kontrol edemez yani o sevgisizliği bir türlü kontrol edemez. Ama buna rağmen sevgisini göstermeye çalışır, karşıdaki erkek de bunu bildiği için hisseder o da onu hisseder, o da ona yapmacık hareketler yapar. Ve filmlerde gördüğümüz bu yapmacık sevgi görüntüleri, sahneleri ortaya çıkar ve bu, dünyada insanlara verilecek en büyük belalardan birisidir. Yani bir insana ömür boyu sevgi taklidi yapmak müthiş bir acıdır, karşılıklı bu sahnenin oynanması ayrı bir acıdır. Yani çok büyük bir ızdıraptır. Hâlbuki samimi sevgide poza, naza, gösterişe hiç gerek yoktur
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (14 MART 2009)
ADNAN OKTAR: ... aklı olmayan bir kadın işte bambaşka şeylere ağırlık verir. Yani yapmacıklıklara, oyunlara, yapmacık üslup ağırlıklı, erkek de yapmacıklığa ağırlık verir. Ve dayanılmaz bir acıya dönüşür bu. Çok çirkin bir görünüm arz eder. Yani onun ona yaptığı iltifatlara o tabir-i caiz ise gıcık olur. Halk tabiri ile söyleyeyim, o da onun yaptığı iltifatlara gıcık olur. İki taraf o yapmacıklığın acısı içerisinde ömürlerini devam ettirirler. Yani gizli bir nefret oluşur. Çünkü kadınların hepsi çok akıllıdır. Ama birçoğu kendisini akılsız gibi göstertir. Karşısındaki erkeğin de akılsız olduğunu hissettiğinde muazzam bir nefret meydana gelir. Ama akılsızlığa karşı da akılsız gibi görünerek onu idare etme siyasetine girer. Bazen normal akıllı olan erkekler de kendini aptal göstertip kadının yanında öyle bir siyaset güderler, dolayısıyla gizli bir nefret alır gider.
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Yani doğru konuşan bir erkekle doğru olan bir kadın bir arada olduklarında bundan müthiş zevk alırlar. Ama her ikisi de yalancıysa her ikisi de oyun oynuyorsa ki ben filmlerde, televizyonda çok görüyorum yani sahte sevgiler, sahte oyunlar çok çok aşağılayıcı ve çok eziyet vericidir. İşte kadının dizinin önüne diz çöküyor elinde çiçekle, metinle dizinde ona yalvarıyor, tam bir rezalet ve acı, yani kadın nefret eder öyle yapmacık ve çocuksu ve akılsızca hareket edenlerden nefret eder ama sezdirmez ya da o da onu anlamazdan gelir, o da deli hareketler yapar o da gözü yaşarıyormuş gibi yapar yani çok kötü bir tiyatro oynanır herkesin canı yanar ama o kötü tiyatro devam eder böyle,