ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Evet, Orada tabi televizyona çok açık işaret var. Televizyona yönelik bir anlatım var gibi görünüyor. Belki televizyonun çok daha basit, daha kolay yöntemini uyguladılar. Fakat tahtın gelmesi tabi, bir ışınlama gibi yani. İnsanların ileride düşündüğü maddenin ışınlanması gibi bir şey gibi görülüyor. Ama tabi bunun sırrını tam bilemiyoruz. Fakat havayoluyla ulaşım olduğu anlaşılıyor. Zaten rüzgarı onun emrine vermiştik diyor Cenabı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Muhtemelen planör tarzı, uçak tarzı bir şey yapılmış o dönemde ve onunla kısa sürede o bölgede gidip gelmeler olmuş. Kuran bunu anlatıyor. Zaten Mısırlılara ait resimlere baktığımızda, o kabartmalarda açıkça görülüyor. Planör tarzı, helikopter tarzı resimler var. Ama net gene bizim internet sitelerimize girenler görebilirler. Zaten planör tarzı şeyler çok bilinen bir şey, muhtemelen öyle bir hava aracıyla gezinti yapmış Hz. Süleyman. O anlaşılıyor. Bir de televizyon benzeri bir şey yapılmış gibi görünüyor, bir sistem yapılmış gibi görünüyor. Muhtemelen bu var. Bir de maddenin bir yerden bir yere nakli yani ışınlanmaya ait bir ilim, ama bunu nasıl yaptıkları ne olduğu şu an bilinmiyor. Kuran buna sadece işaret ediyor. Ama ilk işaret ettiği şey maddenin görüntü olarak nakli, bu şu an yapılıyor televizyonla yapılıyor. Ama cisim olarak naklinin de mümkün olduğunu Kuran işaret ediyor. Yani zaman gelecek, madde ışınlanarak da bir yerden bir yere götürülebilecek. Bu buna işaret etmiş oluyor.
ADNAN OKTAR’IN KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela çok kolay bir televizyon yöntemi uygulandığı anlaşılıyor. Maddenin de bir yerden bir yere naklini uygun hale getiren bir sistemi bildiği anlaşılıyor. Ama bütün bu ilimleri cinlerden almış olması ihtimali var Hz. Süleyman’ın. Çünkü cinlerle çok yoğun bir bağlantı halinde.
ADNAN OKTAR’IN VATAN TV RÖPORTAJI (2 Nisan 2009)
İşte Süleyman zamanında çok daha kolay bir teknolojiyle görüntünün nakli mümkün oldu. Ama şuan bilinmiyor bu teknoloji çok karmaşık ve zor teknolojilerle bunu elde ediliyor. Halbuki mesela zamanında da mesela hantal radyolar vardı sonra küçücük radyolar yapıldı ufacık. Bir çok parçanın gereksiz olduğu anlaşıldı. Şimdi öyle demode olacak ki bu parçalar ileride mesela öyle bir televizyon yapılacak ki belki şu kadar bir parça kullanılacak televizyon gayet net ve çok kaliteli gösterecek. Hz. Süleyman devrindeki teknolojiye belki çok ileriki dönemde ulaşılacak şu an bilinmiyor bu teknoloji.
ADNAN OKTAR’IN ÇAY TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Benim gördüğüm bunlara cinler yardım etmiş açıkça böyle yani cinlerden ve şeytanlardan bilgi almışlar. Ve cinlerle ve şeytanlarla çok yoğun bağlantıları olmuş çünkü Hz Süleyman’ın da böyle bir gücü vardı. Ama net elektriği kullanmışlar. Ben dün akşam da detaylı baktım, alet edevatları falan yani net. Ve alenen uzay aracı yapmış adam, uçak yapmışlar. Yani herşey, kanatlar, herşeyi tam normal uçak yani bildiğiniz uçak, tepkili normal uçak yapmış adamlar. Ama bunu sadece saray efradı kullanmış yani halka inmemiş bu. Belirli kişilerin yani üst bürokratların, saray yöneticilerinin tekelinde kalmış bu. Ama hepsini yapmışlar. Ampul de yapmışlar, aydınlatma. O kafalarında yuvarlak birşeyler vardı, direkt ampül o yani akülü ampul de kullanılıyorlar, normal jeneratörleri de var, güçlü elektrik de elde etmişler. Zaten o piramitler yapılırken, iç aydınlatmanın elektriğin dışında olması mümkün değil. Çünkü miligram kadar bile bir ise rastlanmamış. Bunların mum kullanması gerekiyor veyahut meşale kullanması gerekiyor yağ yakmaları gerekiyor, bu da is yapar herhangi bir yerde hafif bir is. Sıfır is var. Net elektrik kullanmışlar. Yani zaten oradaki jeneratörler, dev lambalar var böyle koskoca lambalar var böyle büyük büyük. Giriş yerleri var negatif pozitif girişleri var. Akkor haline gelen yeri de böyle yılan gibi yapmışlar çok net ampul. Ampul bağlantı yeri var. Dirençler çok açık. İzolatörler açık açık görülüyor. Hatta bizim zamanımızda kullanılan izolatörlerin aynısı. Şimdiki lambaların aynısı. Ve uçak ta net, çok net. Mesela ben dedim ya, Mehdi zamanında herkes ayakkabısını, Peygamberimiz diyor ki, ayakkabınızın topuğuyla konuşmadıkça kıyamet gelmez ve Mehdi devrinin alametidir diyor özetle. Hem ayakkabı hem telefon bakın yapılmış. Tam Peygamber efendimizin dediği hadis. İnsanlar diyor ayakkabısıyla konuşmadıkça kıyamet kopmaz diyor ve Mehdi devrinde bu olayın olacağı söyleniyor. Aynısı olmuş bakın ayakkabısını ahize gibi almış konuşuyor.
ADNAN OKTAR’IN MAVİ KARADENİZ RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR : Evet, o dönemde halka yansıyan değil de üst yönetim yani saray yönetimi ve yine Süleyman devrinde de, Hz. Süleyman’ın devrinde de saray yönetiminin bildiği yüksek teknoloji vardı. Yüksek teknik çalışmaların yapıldığı alanlar vardı mesela elektrik elde ettikleri açık açık görülüyor eski Mısır’da. Hem de yüksek voltajlı elektrik elde ettikleri görülüyor, bizim hiç bilmediğimiz teknolojileri de bildikleri de görülüyor ama bu böyle halka yansımış, genele yansıtılan bir şey olmamış, sarayın bir sırrı olarak muhafaza edilmiş. Ve istememişler de etrafa yayılmasını gördüğüm kadarıyla. Bu bilginin alındığı yer cinler ve şeytanlardır. Onlardan bu bilgileri almışlar ki, Hz. Süleyman zamanında bu bilgiler onlardan alınıyordu, cinlerden ve şeytanlardan alınıyordu. Şimdi Ahir zamanda da alınacak cinler ve şeytanlarda akıl almaz bilgiler oluyor, çok şaşırtıcı bilgiler oluyor. Zaten o dönemin yontmalarına, taşlar üzerine yaptıkları çeşitli çalışmalara baktığımızda bunu açıkça görüyoruz. Mesela burada dev bir diyot tüpü açık açık görülüyor, kaya üstüne, içinde ışığı ve ateşi remzeden tarzda bir yılan figürü koymuşlar, bir cam içerisinde olduğu açık açık görülüyor. Kablolar açık açık görülüyor, yine burada da dikkat ederseniz kablo alenen görülüyor, dev bir diyot tüpü bağlantı yeri açık, yine bağlantı yerleri açık, yine her türlü detaya baktığımızda asrımızdaki elektrikle ilgili her türlü teknik donanımın yine burada olduğunu görüyoruz. Yine bu resimlerde de bunu görmek mümkün, görüyorsunuz. Dev aydınlatmalar, bir kere içeride dev aydınlatma yapıldığı anlaşılıyor çünkü Mısır piramitleri yapılırken içeride hiç is oluşmamış halbuki bu yani karanlık derin tünellerden oluşuyor burada en azından bir mum ışığı kullanılması gerekiyor ki mum ışığı zaten kurtarmaz. Çok büyük yapılar biliyorsunuz, dev yapılar içlerinde dev labirentler var, dev kanallar var, çok kapsamlı çalışmalar yapılan yerler. Buralarda en ufak bir is izine rastlanmamış. Bu ancak elektrik aydınlanması ile yapılabilir ve adamlarda zaten açıkça elektrikle aydınlandıklarını kayalara resmetmişler. Mesela bu da yine öyle, o tarz bir alettir şu. Peki o dönemde kullanılan ve bizim hala haberdar olmadığımız bir teknoloji var mıdır Hocam?
ADNAN OKTAR : Tabii ki var, tabii ki var, o belki biraz daha önümüzdeki zaman içerisinde görülecek. Mesela burada çok açık olarak planör görülüyor, uçak görülüyor, helikopter görülüyor. Bakın açık açık görülüyor. Bu Mısır kabartmalarında açık alenen görülüyor. Burada da çok mükemmel uçaklar, denizaltılar ve birçok teknik alet edevat görülüyor. Ki Hz. Süleyman’ın da çok süratli bir hava vasıtasına sahip olduğu yine açık açık belirtiliyor. Mesela bakın buradaki araba herhangi bir at filan çekmiyor, hayvanın çektiği bir araba değil müstakil bir araba
MUHABİR : Evet,Bu teknolojiyi Hz. Süleyman cinlerden aldı fakat insanların kullanımına o dönemde müsaade etmedi diyorsunuz Hocam.
ADNAN OKTAR : Mesela şu kaya yontması üzerindeki şahsında oturduğu yer adeta bir motosiklet gibi oturuş şekli yani öndeki vasıta da onu andırıyor. Çok karışık bir teknolojik aletle iç içe olduğu görülüyor. Buna benzer yüzlerce, binlerce kaya yontması ve resimler var. Hz. Süleyman devrindeki teknolojiyi zaten Kuran açık açık anlatıyor; demirin yumuşatıldığını, geniş çapta kullanıldığı Davut devrinde, Hz.Davut zamanında. Hz. Süleyman zamanında çok süratli hava vasıtasıyla o bölge içerisinde Hz. Süleyman’ın gezinti yaptığı, ayrıca şeytanların ona dalgıçlık görevi yaptıkları, yerden ve denizaltından birçok malzeme çıkarttıkları getirdikleri gibi çok kapsamlı izahlar var. O devir insanların pek aklının alamayacağı derecede hayret edici bir devir, çok şaşırtıcı bir devir ama mesela asrımızda yine cinler devreye girse, yine şeytanlar bir görünse insanlar ilk başta bir şaşırırlar fakat çok çabuk adapte olurlar. Mesela teknolojiye de çok çabuk adapte olurlar. Mesela internet çok şaşırtıcı bir şeydir, çok çabuk adapte oldular. Cep telefonları, o zaman hayal dahi edilemiyordu böyle bir cep telefonu yani koskoca biliyorsunuz telefonlar yapılmıştı ilk başta böyle seyyar telefonlar ki onlara bile şaşırmıştı insanlar. Teknolojilere olan hayret çok kısadır insanlarda. Çok çabuk adapte oluyorlar.
MUHABİR : Kullandıktan sonra özellikle.
ADNAN OKTAR : Tabii kısa sürede yani o eski Mısır’da kullanılan ampul birkaç yakmada hemen alışmışlardır, şaşırmadıkları anlaşılıyor.
MUHABİR : Halka neden acaba kullandırılmadı Hocam? Bunun bir amacı var mıdır?
ADNAN OKTAR : Belki kıskanmış olabilirler bilgiyi. Halkı çünkü aşağılık görüyorlardı, basit görüyorlardı onların layık olmadığını, adi olduğunu düşünmüşlerdir. Kendilerinin seçkin olduklarını inanıyorlar zaten bu sarih ifadelerinden açık açık anlaşılıyor. Çünkü bir saray var, saray yönetimi var, sarayın seçkinleri var sırf onlara yönelik kalmış teknoloji ve bilim, öyle gibi görünüyor. Hz. Süleyman’ın da…
MUHABİR : Firavunların bunları kullanma olasılığı da var büyük ihtimalle çünkü,
ADNAN OKTAR : Tabii tabii onlar kullanmışlar zaten. Ama cinlerle ve şeytanlarla yoğun bağlantıda olduğu zaten kaya resimlerinden çok açık görülüyor yani alenen böyle cin resimleri var, şeytanı andıran varlıklar var, onlarla yoğun bir bağlantı içinde oldukları, onlara saygı gösterttikleri de görülüyor.
MUHABİR : Evet.
ADNAN OKTAR : Bir bilgi alışverişi olmuş anladığımız kadarıyla. Bu aynı şekilde Hz. Süleyman zamanında oluyordu. Bu insanlar şu an şaşırıyorlar ama cinlerden haber almakta çok rahat oluyor. Ben mesela bunu biliyorum cinlerden haber alındığını. Ben de ilk başta şaşırdım ama çok çabuk adapte oldum, ben cinlerin haber getireceğini biliyordum, duyuyordum ama insan bu asırda böyle yakinen bilip anlamak, değil mi biraz acayibine gidiyor insan, şaşırıyor. İmkansız gördüğünden değil de ama her halükarda insanlarda bir ilk tanımanın bir hayreti olur ama çok çabuk adapte oluyor insan. Her türlü bilgiyi getirebiliyor cinler, en gizli bilgiyi bile çok rahat getirebiliyorlar. Mesela git sor, öğren, gel diyorsun bütün detaylarıyla tam doğru olarak net olarak söylüyor. Ben mesela ben arkadaşlarımda da gördüm ilk önce hakikaten şaşırdılar ama en fazla bir saat falan sürdü şaşırmaları çok çabuk geçti.