ADNAN OKTAR’IN TEMPO TV RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
Mesela atomun çekirdeğinde proton ve nötron var. Nötronlar adıda üstünde zaten nötr olan yük taşıyorlar. Protonlar da pozitif elektrik taşıyorlar. Dış yörüngelerinde de elektronlar dönüyor. Ama akıl almaz bir hızla ve akıl almaz bir düzgünlükle ve akıl almaz bir intizam içerisinde yani böyle birbirine hiç çarpmadan.
ADNAN OKTAR: Tabi. Müthiş bir matematik var. Yani mesela yüz tane elektron dönüyor çekirdeğin etrafında fakat hiçbiri birbirine çarpmıyor. Normalde birbirlerine yapışması lazım yani çekirdekle elektronların. Yani protonla elektronların birbirine yapışması lazım. Fakat o dönmenin hızından yani merkezkaç kuvvetiyle yapışmadığı iddia ediliyor. Tamam kabul edelim merkezkaç kuvvetiyle yapışmıyor ki mucize olarak yaratılıyor bence o hiç makul bir açıklama değil. Hiç makul değil.
ADNAN OKTAR: Bir kere bunun yani milyonlarca sene onun etrafında dönmesi yani oradaki enerjinin hiç bir açıklaması yok. Yani çok büyük bir mucize. Yani dünyanın ömrünce dönüyor onun etrafında. Yani bir başlamış sürekli dönüyor ve muazzam bir intizamla ve korkunç bir süratle. Saniyede ellibin tur atıyor. Yani ne demektir saniyede ellibin tur. Muazzam bir güç ve yörüngesinden asla sapmıyor. Bunun üstüne. Mesela demir atomunu düşünelim. Üstüne balyozla vuruluyor. O merkezkaç kuvvetle diyoruz hani geride duran o elektronların, normalde darbe inen direkt darmakeşan olması lazım. Muhatap dahi olmuyor yani sanki havada kuş uçuyor böyle. Hiç muhatap olmuyor. Muazzam bir kuvvetle meydan getirmiş Allah. Araları tam bir boşluk. Hatta bilim adamları diyor yani göz maddeyi bu şekilde bir bütün olarak görüyor ama işin doğrusu böyle değil diyor. Madde saydam diyor bilim adamları. Çünkü o kadar aralık var ki diyor yani protonla yani çekirdeğin bulunduğu yer, nötronla protonun bulunduğu çekirdekle elektronun arasında, muazzam bir ayrılık var. Mesela buradaysa farz edelim çekirdek öbürü Bahçelievler’de geziyor elektron. O kadar muazzam farklılık var. Dolayısıyla böyle kevgir gibi yani çok saydam bir yapısı var maddenin. Hatta diyor dışarıda biz yok sayabiliriz diyor yani bilim adamları. Yüzde doksan dokuz virgül doksan dokuz, doksan dokuz böyle gidiyor. O kadar boştur diyor madde. Fakat göz böyle algılıyor diyorlar bilim adamları. Mesela dışarıda ışık yok diyorlar. Işık sadece dalga var. Göz bunu böyle algılıyor diyorlar. Yani beynin algılaması. Dışarıda ses de yok diyorlar sadece dalga var. Sesi de beyin bu şekilde algılıyor diyorlar. Maddeyi de böyle algılıyor, zaman da yok dışarıda diyorlar. Zamanı da beyin böyle algılıyor diyorlar. Şimdi bu çok harika ve metefizik bir ortam olmuş oluyor. Çok çok şaşırtıcı. Atomun bu aşırı düzgünlüğü, aşırı gayretkeşliği yani bunlar benzinleri yok. Yani herhangi bir enerji de almıyorlar. Bir kere hareketlenmiş hiçbir şekilde durmuyor ve yörüngesinden de asla sapmıyor. Yani nasıl olur mesela doksan tane elektron, seksen tane elektron küçücük bir çekirdeğin etrafında saniyede ellibin turla dönüyor ve yani binlerce kilometre hızla dönüyor. Fakat hiçbir şekilde birbirlerine çarpmıyorlar. Bütün insanlar bunu çok normal karşılıyor. Halbuki bir tanesi bile atomun çok büyük bir mucizedir. Mesela biz şimdi buraya dokunuyoruz. Dokunmak mümkün değil. Dokunma diye bir olay olmuyor. Yani atomların yapısında birbirini itme var. Biz mesela buraya dokunduğumuzda oradaki elektronlarla bizim parmağımızın ucundaki elektron birbirini itiyor. İttiği için hiçbir şekilde temas olmuyor. Bu temas hissi bu itme hissinden kaynaklanıyor. Yani itmeden kaynaklanıyor. İtmeden dolayı biz temas hissini alıyoruz. Mesela bu da o kadar bilinmiyen bir şey. Yani hiçbir şekilde maddeye, madde birbirine dokunamıyor ittikleri için birbirini yani. Mesela biz buraya şimdi dokunduk, bir dokunma hissi geldi, itmeden kaynaklanıyor bu. Yani şiddetli bir itme hissi var ordan kaynaklanıyor. Biz bunu temas olarak hissediyoruz. Temas ettiğimizi zannediyoruz. Halbuki böyle bir olay olmuyor. Bunun gibi Allah okadar harika olaylar yaratmış ki. Yani küçük seviyede insanlar iyi inceliyebilse, iyi bakabilse sırf atomun yapısıyla bile insanlar çok rahat iman edebilirler.
ADNAN OKTAR’IN VATAN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (02 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Bu da atomun yapısını göstertiyor. Bakın merkezde proton ve nötronlar var. Elektronlar da etrafında dönüyor. Bir saniyede 50 bin tur atıyorlar. Saatte 150 bin kilometre hızla dönüyorlar. Yani bunu insanlar söyleyip geçiyor sanki çok kolay bir şeymiş gibi. Ve dünyanın yaratılmasından itibaren bunlar muntazam bu hızdalar. Ne gazyağsı var, ne benzini var, ne elektriği var hiç başka şeyi yok. Sürekli kendinden Allah bunlara güç vermiş, kıyamete kadar bunlar bu güç içinde devam ediyorlar. Mesela proton, nötronlar birbirlerini tutuyorlar. Bu aralarda birbirlerini tutturacak küçük parçacıklar var. Elektronlar da 7 kat oluşturuyorlar. Atom, çekirdeğin etrafında tam 7 kat oluşturuyorlar. Ve muazzam bir hızla dönüyorlar. Yani mesela 100’e yakın olabiliyor elektronlar, 100’ün de üzerinde olabiliyor. Hiç birbirine çarpmadan gayet muntazam saatte 50 bin kilometre hızla, 50 bin tur atarak, saatte 50 bin tur atarak, 150 bin kilometre hızla dönmeye devam ediyorlar.
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Evet atom. Şimdi ortada bir çekirdek var. Mesela, ta Silivri’de bir karpuz düşünelim burada küçük bir karpuz, ta Silivri’de bir elektron onun etrafında saniyede 50 bin tur atıyorsa ve hiç şaşmadan ve üstüne balyozla vursan dahi yörüngesinden sapmıyor. Bak düşünün, atomun küçüklüğünü düşünün ve enerjinin gücünü de düşünün. saniyede 50 bin tur dönüyor etrafında ve üstüne balyozla vurduğunda bana mısın demiyor. Sırf şu tek başına çok çok büyük bir mucizedir. Çünkü çok nazik birşey bu, bir kere ne diye dönsün etrafında, niye 50 bin tur atsın, niye o çekirdeğe o kadar sadakat göstertsin? Yani bunun enerjisi nereden geliyor ayrıca? Bu, bu ve milyonlarca sene dönüyor etrafında. Dönüyor da dönüyor, sürekli dönüyor.
SUNUCU: Sizce bu bir zikir midir?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, Allah bizim bunu duymadığımızı fakat her canlının herşeyin Allah’ı zikrettiğini söylüyor Cenab-ı Allah.