SAYIN ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: DNA o kadar harika bir şey ki, Allah’ın hikmeti. Bakın şimdi bu bir DNA sarmalı. Bütün yani olaylara ait bilgiler bunun içinde yani insanın içinde yahut canlılara ait bilgilerin hepsi kütüphane gibi bunun içersinde kodlu. Yani milyonlarca bilgi, milyarlarca bilgi kodlu.
DNA kopyalanmadan önce DNA şeridini ikiye ayırmak için özel bir enzim geliyor. Yani bir kere bu enzim ikiye ayırma kararını nereden alıyor. Nasıl alıyor? Mesela bu Allah’ın bir mucizesi. MaşaAllah. İşte bazı aklı evvellere göre bazı ilginç tiplere göre bu şekilde olabiliyor bazılarına göre. Ama bunun bir mantığı yok. Açıkça müthiş bir şuur olması gerekiyor. Yani niçin ayırma kararı alsın ortadan ikiye ve çok özenli bir ayırma gerekiyor. Paramparça olur. Yani çok nazik bir yapılanma çünkü DNA. Özenle başlıyor buradan böyle güzelce makas gibi ikiye ayırmaya başlıyor. Burada da turuncu renkte görülen bu enzim DNA’nın heliks şelinde sarılmış kollarını bir fermuar gibi açar. Bakın burada böyle açmaya devam ediyor. İki taraftan. Açıyor açıyor açıyor devam ediyor. Yeşil renkte gösterilen enzim DNA’nın kollarını birbirinden ayırırken yeniden dolanmalarını engellemek için her iki kolu sabit tutuyorlar. Asılıyorlar onlar da tutuyorlar. Yeniden yapışmasın diye. Bakın ayrı bir ekip de ayrılanların birbirlerine yapışmaması için tutuyor ve molekül bunlar, yani enzim.
Bir kere insanın gözü olması lazım kulağı olması lazım. Yani biz bunu şimdi diyecek bu yapışır ne olur ne olmaz ben bunu tutayım diyecek. Kolu olması lazım. Bunu görmesi lazım. İnsanın vücudunun içi kapkaranlık, etinin içi, yani etin içindeki bir hayatı düşünün. İnsanın damarlarının içini düşünürsek ne ışık var ne aydınlık var. E, bunların da ne gözü ne kulağı var. Yani nereden bilirsin bunun birbirine yapışacağını ve bunları tutmak gerektiğini. Sen nereden bilirsin bunları ayırmak gerektiğini, ortadan ikiye ayırmak gerektiğini. Bakın bu esnada bir başka enzim her iki DNA şeridinin karşısında uygun bilgileri ekler. Bakın bu bilgileri zaten olağanüstü bilgiler.
Bu, her biri bir konuyu anlatan, yani insandaki bir özelliği anlatan bilgi olmuş oluyor. Tek tek tek tek karşılarına bunları birer birer getirip, yani bunun imali de ayrı bir konu ve imal edilen ne olduğunu nereden biliyorsun, aynı parçanın doğru parçayı getirdiğini nereden biliyorsun, bu parçanın imali zaten son derece acayip, yani onun hiçbir açıklaması yok. Getirip bakın burada teker teker gayet düzgün, tam onun karşıtlarına, normal DNA sarmalı oluşturacak tam karşıtlarını karşıdakinin tam bir benzerini buraya güzelce diziyorlar teker teker, birer birer getirip diziyor.
DNA kopyalamasının ardından hata tespiti başlıyor. Özel görevli bir enzim DNA zincirindeki tüm basamakları tek tek kontrol ediyor, acaba burada bir hata var mı, gözden geçiriryor, yani görmesi lazım, dokunması lazım, nereden biliyorsun hata olup olmadığını.
Bir hata var ise tespit ediyor, bulduğu bir hata olduğunda onun yerinden çıkarıyor, diyor, bu yanlış parça gelmiş diyor, bu gelen, yani insanın özellikleri, yahut canlı özellikleri gibi parçalar var, yani bunlar kütüphane gibi dizim, yanlış bir kitap gelmiş ise buraya, yanlış bilgi, onu alıp çıkartıyor. Yanlış geldiğini nereden bilirsin. Bakın sonra, bu sırada başka bir enzim boş kalan yere doğru parçayı getirir ve yerine yerleştirir. Şimdi o anormal parçayı götürüyor, yani yanlış olanı, o da doğru olanı tespit ediyor, diyor ki buranın eksiği bu, alıyor getiriyor şak diye onu oraya yerleştiriyor ve gidiyor. Devreye giren üçüncü bir enzim de DNA zincirindeki bu kopukluğu görüp gelir, diyor, uygun malzeme kullanarak tamir eder. Aradaki o şeridin, üst şeridin kapağını tamir edip kapatıyor. Bundan sonra da... zaten bu milyonlarca olaydan sadece bir tanesi şu, insan vücudundaki. Çok küçük bir bölüm. Bunu Darwinistler tesadüfle açıklıyorlar. Tesadüfle oluyor diyorlar.
Muhabir: Hocam bu saydıklarınızın tesadüf olduğunuiddia etmek zaten akılsızlığındelili olsa gerek. Çünkü siz anlatırken bile benim kafam durdu açıkçası, yani üst üste bu kadar harikulade olayların tesadüfen oluşması...
ADNAN OKTAR: Hayır, kaşı yok gözü yok, yani bu enzim, bir molekül. Ne anlar? Ne bilir? Yani bu olağanüstü bir beyin, olağanüstü bir araştırma ve uzmanlık gerektiren... bir bilim adamına bile sorsan şaşırır. Yerlerini şaşırır, yani git imal et bunu desen edemez zaten. Yani o parçayı imal edemez. O şeritleri gözden geçirecek... iki aradaki parçayı, iki aradaki bağlantıyı git yapıştır deseler yapıştıramaz bir insana versen. Hangi maddeyi biliyorsun? Nereden biliyorsun oradaki hangi maddenin onu yapıştıracağını bağlantı kuracağını. Oradaki o kitabın ne olduğunu nereden biliyorsun oraya yerleştiriyorsun? Yani akıl burada tabii şaşkınlıklar içinde kalıyor. Allah’ın trilyonlarca insan vücudundaki harikasından sadece bir tanesi bu.