ADNAN OKTAR: Çünkü sen dün mesela görmeyi anlattın, yani akıl alacak gibi değil o olay. Anlat onu bir daha. Zor mu onu bulman?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Hazır Hocam inşaAllah, ben şu anda hazırlıyorum.
ADNAN OKTAR: Sırf şu konu, yani aklını peynir ekmekle yemiş olsa bir insan kesin iman eder. O kadar karmaşık, o kadar ince, o kadar nazik bir sistem üzerine kurulmuş ki yani hiçbir açıklaması yok. Yani kafa tamamen iptal olmadıktan sonra, başka türlü bir açıklaması olmaz.
OKTAR BABUNA: Charles Darwin diyor ki: Bir organın oluşumu aşama aşama, mesela gözün aşama aşama oluşamayacağı ispatlanırsa diyor, teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır diyor. Haklı. Hakikaten tam da böyle, bakın görüyorsunuz gözün, birçok parçasından oluşuyor göz.
ADNAN OKTAR: Yani Darwin bunların hepsinin aynı anda olması gerektiğini söylüyor değil mi? Aynı anda olursa diyor, Allah vardır. Eğer aynı anda değilse, teker teker yaratılmışsa Allah yoktur diyor haşa. Tamam. Ama göz de olurken toptan hepsinin bir anda olması gerekiyor. Değil mi? Öbür türlü göz çalışmıyor.
OKTAR BABUNA: Bir parçası bile eksik olsa göz mümkün değil çalışmıyor. Mesela gözün her şeyi var, sadece merceği yok, olmuyor, görmüyor. Gözün her şeyi var, korneası yok yine olmuyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi mesela gözün merceği olması, onların dediğine göre, körelen organ olmuş oluyor, yok olması lazım değil mi bunun? Mesela gözyaşı bezi yoksa göz zaten kör olup göz bitmiş oluyor konu kapanıyor. Dolayısıyla işlemiyor o sistem. Hepsinin aynı anda olması gerekiyor.
OKTAR BABUNA: Evet. Hatta sinir hücrelerindeki proteinlerin bir tanesinin bile eksikliğinde olmuyor. Bakın şöyle ben size hemen örnek vereyim. Göze fotonlar geliyor. Fotonlar ışığı oluşturan küçücük parçacıklar, enerji yüklü parçacıklar. Bunlar o kadar ufak ki trilyonlarcası aynı anda göze her saniye geliyor.
ADNAN OKTAR: Foton. Işık fotonlardan oluşuyor. Daha onun ne olduğu da bilinmiyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Küçük parçacıklar, tamam.
OKTAR BABUNA: Evet. Bakın bir tane foton geldiği zaman, bu rodopsin diye bir protein molekülü var sinir hücrelerinde, bunun şeklini değiştiriyor. Bunlar tabii temsili şekiller. Bu şekilden başka şekile geçince rodopsin o zaman ikinci proteine bağlanabiliyor bu yeni şekliyle.
ADNAN OKTAR: Önce bak yuvarlakken, sonra dörtgen şekil alıyor. Ne çarpınca?
OKTAR BABUNA: Foton çarpınca. Fotonun etkisiyle ikisi birleşince bunların, transusin ile rodopsin birleşince üçüncü bir proteine bağlanabiliyorlar. Ondan önce bağlanamıyorlar ancak ikisi birleştiği zaman bağlanabiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Sonra ikinci aşama olarak birbirlerine bağlanıyor bunlar. Sırf fotonun çarpmasıyla. Evet.
OKTAR BABUNA: Ondan sonra üç protein birbirine bağlandığı zaman, üçü birlikte dördüncü bir proteine bağlanabiliyor.
ADNAN OKTAR: Zincirleme reaksiyonlar meydana geliyor.
OKTAR BABUNA: Tıpkı evet birbirini tetikliyor. Domino gibi böyle, domino taşları hani nasıl böyle düşürür?
ADNAN OKTAR: O ona oturuyor kalıp gibi, o ona oturuyor, o ona oturuyor, ihtiyaçları var hepsinin birbirine ihtiyacı var, evet.
OKTAR BABUNA: Daha sonra bunların hepsi birlikte suyun içindeki tuz molekülleri var, hücrenin içerisinde tuzların sayısını azaltıyor.
ADNAN OKTAR: Nerede bu su?
OKTAR BABUNA: Sinir hücresi, gözün sinir hücresi bu.
ADNAN OKTAR: Nerede ama? Gözün içinde mi, dışında mı?
OKTAR BABUNA: Arkasında, arka kısmında. Göz yuvarlağının arkasında sinir hücreleri var, retina deniyor oraya.
ADNAN OKTAR: Orada bu tuzlu su dediğin şey.
OKTAR BABUNA: Evet, o hücrenin içerisinde bu tuzların oranını düşürdükleri anda elektrik sinyali oluşuyor. Şimdi bunun animasyonu.
ADNAN OKTAR: Tuzun?
OKTAR BABUNA: Tuzun seviyesi düşünce. Tuz iyonları var atomları, onların seviyesini düşürüyor, hücrenin dışına çıkartıyor.
ADNAN OKTAR: Bu protein evet. Tamam evet.
OKTAR BABUNA: Bu tuzların oranı düşünce de elektrik sinyali oluşuyor ve biz görebiliyoruz. Bunun animasyonunu hep birlikte görelim. Bakın bir tane foton geldi, şeklini değiştirdi rodopsin isimli, yeni şekliyle ikinci bir proteine bağlanabiliyor. O zaman onlarda da bir takım değişiklikler oluyor, böylece ikisi birlikte üçüncü proteine bağlanabiliyor. Böylece hepsi birlikte bağlandığı zaman bakın, hücrenin içerisindeki tuzların sayısı azaldı. Bunlar böyle bu şekilde gidiyor. Peki bu reaksiyonlar, bu gördüğümüz bu zincirleme reaksiyonlar ne kadar zamanda oluşuyor dersek bakın piko saniye. Bir piko saniye, saniyenin trilyonda biri. Bakın bu 1 saniye, trilyonda biri bunun üç piko saniyede oluşuyormuş. Yani 1 saniyede bu reaksiyonlar üç yüz milyar kere oluşuyor bu reaksiyonlar.
ADNAN OKTAR: Darwinist kardeşlerime ben buradan hitap ediyorum. Etmeyin, çatmayın yani değil mi yani artık ne diyeyim? Bunu görüyorsunuz böyle bir sistemi. Bu tesadüfen nasıl olsun böyle bir şey? Bakın sadece gözün çok küçük bir bölümü bu. Ondan sonraki safhalar apayrı.