ADNAN OKTAR: Şimdi mühim bir konu var, mesela golgi cisimciği biz diyoruz Allah böyle harikalar yaratıyor. Bilim adamları inceliyorlar, sistemin nasıl çalıştığı anlaşılıyor. Yani karmakarışık muazzam kanunlara dayalı, adeta böyle bir saatin içi gibi veyahut bir bilgisayarın içi gibi bir sistemle karşılaşıyoruz. Darwinistler diyor ki, ateistler “hani Allah yaratmıştı” diyorlar, “bak anladık sistemi” diyorlar. Yani kardeşim şimdi bir şey söyleyeceğim de yakışık almaz. Birazcık zeka kırıntısı bile olsa, şimdi bir bilgisayarın sistemini biz çözdüğümüzde, bunun imal edilmediği, bunda bir mühendisin çalışmadığı, bununla işçilerin uğraşmadığı, emek verilmediği mi ortaya çıkar? Bir plan yapılıyor değil mi, ince ince parçalar tek tek elden geçiriliyor, uğraşılıyor. Profesörler, bilmem teknik adamlar, hepsi uğraşıyorlar. Uzun emekler sonucunda, akıl kullanılarak ortaya çıkıyor. Senin çözdüğün ne, Allah’ın kanununu çözmüş oluyorsun. Kanununu anlamış oluyorsun. Kanunu yaratmıyorsun ki sen, değil mi? Velev yaratsan bile, onu da Allah yaratır yine. Çünkü beyninin içinde yaratacaksın, kafanda yaratacaksın. Onun için mesela diyor ki falanca insanlar daha önce Allah yarattı derlerdi diyor, mesela şimşek yıldırım, Allah yarattı. Kardeşim sen kanununu buluyorsun onun, yani onun sistemini kurmuş Allah, tabii ki Allah’ın yarattığını anlarız. Yani mesela bir kitapta da biz harfler buraya dizildiyse, düzgünce yazıldıysa bir emek verilmiştir buna. “Yok diyorlar matbaada basıldığını anladık”, işte birisinin “redaktörün düzelttiğini anladık”. Kardeşim emek verilmiş buna, yani uğraşılmış, birisi yazmış yani. Dolayısıyla bu kadar kolay bir mantığı kavrayamayacak konumda olan insanlarla karşı karşıya kalmış oluyoruz. Bunun da ayrıca ara ara vurgulanması lazım. Yani bir materyalistle, bir Darwinistle, bir atesitle tartışırken akıl almaz derecede zayıf mantık örgülerinden kaçındıklarını göreceklerdir insanların. Yani zannediyorlar ki, çok normal bir vaka ile karşılaşıyor, öyle değil yani en basit şeyi bile bazen düşünemiyorlar, en basit bir şeyi. Mesela var öyle sosyalistlerden benim arkadaşlarımdan da oluyordu öyle eskiden. Şimdi onun için bazı insanlar hemen böyle sinirlenip bırakmak istiyorlar. Halbuki çok itinalı, sabırlı, en ilkel mantığı bile düşünemeyen bazı insanlarla karşılacaklarını bilecekler. Zaten bunu bilir demek olmaz. Mesela şu anlattığım var ya, bunu hakikaten bilmiyor ilk defa duyuyor. “Hakikaten onu düşünmemiştim” diyor. Mesela hücreyi de o zamanlar Darwin’in devrinde, su dolu bir torba gibi görüyorlardı. Dışında bir zar var, su dolu bir torba. Bir de baktılar ki, İstanbul şehrinden daha karışık. Elektron mikroskobu ile incelenince.