OKTAR BABUNA: Burada bir örümceğin nasıl ağ yaptığını göreceğiz hep birlikte inşaAllah. Bakın, sallıyor ağını, şimdi bir yere tutturacak onu, tutturdu.
ADNAN OKTAR: Ağı evet yaprağa tutturdu.
OKTAR BABUNA: Tutturduktan sonra oraya geçiyor ve yavaş yavaş ağını örmeye başlayacak, çok mükemmel bir şekilde ve çok süratli hareket ediyor. Vücudundaki tünellerde proteinleri sudan ayırarak ve çeşitli kanallarda istediği kalınlıkta çıkartabiliyor, onunla bu çok sağlam ipliğini meydana getiriyor.
ADNAN OKTAR: Önce ana bağlantıları kuruyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, ana bağlantıları kuruyor. Daha sonra dairesel ağlar örmeye başlayacak, burada olduğu gibi.
ADNAN OKTAR: Sana böyle yap derlerse yapabilir misin Oktar?
OKTAR BABUNA: Hocam bu teknolojik olarak taklit edilemiyor zaten ipeği yapılamıyor. Çelikten 20 kat daha sağlam, yeryüzündeki en sağlam madde olan, insanoğlunun üretebildiği Kevlar’dan, yani kurşun geçirmez yeleklerde kullanılan maddeden çok daha sağlam ve çok daha esnek. Kauçuk en esnek madde, ondan çok daha esnek, en sağlam maddeden de çok daha sağlam. Bu eğer üretilseydi, mesela asma köprülerde kullanılacaktı. Asma köprülerde çelik teller kullanılıyor, çok ağır ve binlercesi kullanılıyor asma köprüyü taşımak için. Bunun çok hafifi ile, yani böyle gram hesabı ile, bütün köprüyü taşımak mümkün olacaktı.
ADNAN OKTAR:Böyle paralel birbirine ağlar çekmek, nasıl bir şey? Bir insan karman-çurman olur içinde değil mi onun?
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, kendi boyutlarına göre tabii çok büyük de yaptığı şey.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak. Müthiş bir düzgünlükte yapıyor. Birbirine paralel, son derece düzgün, ara hatlarda son derece düzgün, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet ve çok sağlam olarak tutturuyor, hiçbir şekilde kopmayacak şekilde, evet.
ADNAN OKTAR: Darwinistler tesadüfen yapıyor bunları diyorlar öyle mi? Tesadüfler sonucu öğrendiler.
OKTAR BABUNA: Tesadüfen oldu diyorlar onlar. Bunun ile ilgili bir tane daha vardı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, bakayım.
OKTAR BABUNA: Burada da yine örümceğin ağ yapması ile ilgili. Şimdi, bu yaptığı ağı geriyor bu örümcek.
ADNAN OKTAR: Lastik gibi sündürüyor.
OKTAR BABUNA: Evet, fakat gererken bu fazlalıkları vücudunu doluyor, üzerinde biriktiriyor. Bunun bir anlamı var, bir sebebi var.
ADNAN OKTAR: Bak, zaten özenli geriyor kopmasın diye değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Birdenbire çekmiyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Tef gibi geriyor baksana.
OKTAR BABUNA: Güzel bir şekilde geriyor, bakın. Fakat onları topluyor gördüğünüz gibi fazlalıkları.
ADNAN OKTAR: İpleri katlamış.
OKTAR BABUNA: Evet, katlıyor. Şundan dolayı.
ADNAN OKTAR: Birbirine paralelliği çok mükemmel.
OKTAR BABUNA: Evet, mükemmel paralellikte yapıyor. Bakın bir böcek geliyor...
ADNAN OKTAR: O ağacın çıkıntısı gibi olmuş orada değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah. Yakalandı, bakın yakalandığı anda o fazlalığı bıraktığı için gevşiyor. Dolayısı ile ağdan da kurtulamıyor, ağa dolanıyor.
ADNAN OKTAR: Ağın gerginliği kaybolduğu için böcek daha da bulanmış oluyor. Yani tuzak kurmuş.
OKTAR BABUNA: Evet, sonra geliyor, onu alacak.
ADNAN OKTAR: Ağı da bir yandan topluyor o anda. Hayvan tam anlamıyla çorbaya döndü.