OKTAR BABUNA: Arıların bu petek yapmaları çok büyük bir teknoloji harikası. Bunların içinde balmumu üreten bezleri var. Bunlar üretildikten sonra, karnındaki keselere yerleşiyor ve daha sonra bunları ağzına alıp, çiğneyerek, bunlar 01.1 mm., yani milimetrenin onda biri büyüklüğünde kalın plakalar halinde karnında biriktiriyor. Daha sonra bunları alarak, ki bunun için binlerce arı gerekiyor bir petek, kovan yapmak için, birleştirerek çok muntazam altıgen şekiller meydan getiriyorlar. O kadar muntazam ki bunlar, kovanın çeşitli yerlerinden başlanmasına rağmen, ortada hiç ek yapmadan, her biri 120 derecelik açı ile toplam 720 derecelik açıyla, bakın hepsi birbirine eşit miktarda, eşit oranda, mükemmel olarak meydana getiriyor. Bu aradaki peteklerin duvarları da 0.7 mm kalınlıkta.
ADNAN OKTAR: En ala duvarcı ustası olsa bunu yapamaz. En ala mimar olsa bunu yapamaz. Çünkü bunlar ellerinde bir cetvel kullanmıyorlar, açı ölçeri yok, göz kararı ile yapıyorlar adamlar.
OKTAR BABUNA: Ayrıca bunu bir özelliği daha var, balın dökülmemesi için, bakın balın akışkanlığını hesaba katarak, çünkü balın belli bir akışkanlığı var, ne su gibi ne çok katı, onu hesaba katarak 13 derecelik bir eğim ile yapıyor peteğini.
ADNAN OKTAR: 13 derece, şöyle geriye doğru değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. Dolayısı ile bal da akmıyor bunun içinden. Bakın görüyorsunuz arılar çalışma halinde. Şimdi ayrıca şöyle özellikleri var, bir kovanda bir tane kraliçe arı var, işçi arılar var. İşçi arıların hepsi dişi, bütün işi dişiler yapıyorlar. Kraliçe arının tek farkı, o da şöyle meydana geliyor, şimdi bunlar yumurtladıkları zaman larvalarını bu petekler içerisine yerleştiriyorlar, daha sonra kapatıyorlar ağızlarını. Eğer 5.2 mm.’lik olan peteklerde dişiler meydana geliyor. Erkekler için 1 mm. daha büyükleri var. Şimdi bunların yapma şekline göre, yani 5 mm.’lik yaptığı zaman ve 6 mm.’lik yapmasına göre kraliçe arı bunları erkek ve dişi olarak döllüyor. Dolayısı ile yönlendiren işçi arılar. Kraliçe arının meydana gelmesindeki en önemli faktör, normal diğer arı larvalarından 3 gün daha fazla arı sütü ile beslenmesi.
ADNAN OKTAR: Sen bana resimleri ile anlatsan daha iyi anlarım ama sen resim kullanmıyorsun.
OKTAR BABUNA: Resimleri ihmal ettik evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Kalmadı mı yoksa resmin?
OKTAR BABUNA: Yok var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, niye böyle yapmıyorsun? Bu arkadaşlar şimdi petekleri bal mı dolduruyorlar?
OKTAR BABUNA: Evet, bal dolduruyorlar.
ADNAN OKTAR: Gözler nasıl? Mükemmel.
OKTAR BABUNA: Mükemmel evet, petek göz gözleri de. Binlerce küçük mercekten oluşuyor.
ADNAN OKTAR:Vücut simetrik.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama mükemmel bir simetri var değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. Mükemmel bir simetri var. Kanatları, vücutlarının yapıları, tam anlamıyla mükemmel. Doğduğu günden itibaren, doğduğu andan itibaren, 12. günden itibaren bu peteği yapmaya başlıyorlar.
ADNAN OKTAR: Nasıl bal yapacağına ait bütün bilgiler kromozomlarda kodlu, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Adamlar bal ustası olarak doğuyorlar.
OKTAR BABUNA: 12. günde hepsi hepsi birden başlıyor, petek yapmaya başlıyorlar. Bu balı yapmaları da çok büyük bir mucize. Bunlar şimdi dışarı çıkıyorlar kovandan, uzakta çiçekleri buluyorlar. Şimdi bulan arı bunu geriye dönüp diğerlerine anlatması gerekiyor. Bunu içinde bir dans kullanıyor, dans tekniği kullanıyor.
ADNAN OKTAR:Var mı o dansın filmi?
OKTAR BABUNA: Filmi yok Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onun filmi var, onun filmini hazırla sen getir.
OKTAR BABUNA: Sonra getiririm evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii. Hatta numaralandırılmış arılar, tek tek üzerlerine numara yapıştırılıyor, bir bir yani ilmi tespit yapılmış. Onun filmi var, onu gösterelim.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Evet, bu dansı diğer arılar seyrediyor, mesela 170 tane arıdan 155’inin 5 dakika içinde tarif ettiği yeri bulduğu tesbit edilmiş bilimsel olarak. O da şöyle oluyor, bir 8 seklinde dairesel bir hareket yapıyor. O sekizin gösterdiği yön, tam o bulduğu çiçeği yönü hatta bu bazen 1 km. 2 km. uzakta olabiliyor. Yaptığı sayıda, 8 kaç defa yaparsa o kadar mesafede olduğunu gösteriyor. Şimdi oraya giden, bu dansı gören arılar, diğer arılar, oraya gitmeden önce belli miktarda yakıt alıyorlar, bal alıyorlar vücutlarına, tam gittiği yere yetecek kadar, ne fazla ne eksik. Çünkü fazla olursa, vücudunda az yer kalacak, fazla bir polen ile geri dönemeyecek, bal yapmak için.
ADNAN OKTAR: Peki bu insan aklından daha yüksek bir akıl değil mi bu?
OKTAR BABUNA: Çok daha yüksek bir akıl Hocam inşaAllah. Teknolojik olarak taklit etmenin imkanı yok. Güneşin hareketini de hesaba katıyor hatta. Güneş her dakikada 4 derece yer değiştirdiği için, tarif ettiği zaman güneşin hareketine, güneşe göre yön gösterdiği için, güneşin bütün hareketlerini hesap ederek yönünü gösteriyor.
ADNAN OKTAR: Hayır, mesela insanlar arının aklını beğenmiyorlar, arının aklı insandan çok çok fazla. Ama dar alanda Allah yaşayacak şekilde vermiş. Aklını kullanacağı alanı dar kullanmış. Ama o dar alanda, insan aklının kat kat üstünde akla sahip. Yani hiçbir insan bunun gösterdiği yeteneği gösteremez. Allah’ın dilemesi dışında. Değil mi? Normal herhangi bir insan gösteremez.
OKTAR BABUNA: Arının da beyni Hocam bir gramın onda biri kadar, 100 mgr.’lık beyinleri var.
ADNAN OKTAR: Her şeyi o kafasına onun sebep ediyor Allah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, maşaAllah. Bakın, burada polenleri toplamış vücuduna. Bacaklarının da özel bir yapısı var. Bacaklarının üzerinde kaşık gibi alanlar var. Bunu da göstereyim birazdan. Bu kaşık gibi alanlarda taşıyor polenleri ve tüycükler var, orada biriktirerek götürebiliyor.
ADNAN OKTAR: Sende bayağı bir şey var göstersene. Sürekli geçiyorsun biz tevafuken görüyoruz. Bu nedir?
OKTAR BABUNA: Bu da arı Hocam inşaAllah, kovanın üzerinde yaban arıları.
ADNAN OKTAR: Yabani kovan.
OKTAR BABUNA: Evet, böyle büyük yapılar meydana getiriyorlar hatta.
ADNAN OKTAR: Vay be, kilolarca bal. Ama her biri ayrı bir kovan tekniği kullanıyor ve ayrı balları var değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, farklı balları var, evet. 20 bin çeşit arı varmış zaten Dünya’da.
ADNAN OKTAR: Kaç?
OKTAR BABUNA: Arının çeşitleri çok fazla, 20 bin çeşit,
ADNAN OKTAR: 20 bin, bayağı yüksek sayı 20 bin, çok fazla.
OKTAR BABUNA: Çok çeşitli arı şekilleri var, mesela bunlar bir tehlikeye girdiği zaman, hepsi birlikte savunmaya geçiyor yuvanın içerisinde. Savunma tekniği olarak yuvanın, kovanın ısısınının yükseltilmesi tekniğini kullanabiliyorlar, kanatları ile ve hareketleri ile ve etkisiz hale getiriyorlar. Mesela 50 dereceye çıkartabiilyorlar kovanın ısısını. Etkisiz hale getirip öldürdüğü bu cisimler, ya da yabancılar büyükse...
ADNAN OKTAR: Eşek arılarını öldürüyorlar genellikle değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, evet
ADNAN OKTAR: Eşek arılarıları yüksek ısıya dayanamıyorlar. 50 dereceye çıkartıyorlar. Nasıl yapıyorlar, teknikleri nasıl?
OKTAR BABUNA: Kanatlarını çırpmaya başlıyorlar, ondan 7 vatt kadar bir enerji üretiyorlar. Fakat toplu halde yaptıkları için enerji çok yükseliyor, ısı yükseliyor kovanın içerisinde.
ADNAN OKTAR: Eşek arısı da dayanamayıp ölüyor.
OKTAR BABUNA: Ölüyor. Onu da mumyalıyorlar mikrop kapmasın diye.
ADNAN OKTAR: Ne ile mumyalıyorlar?
OKTAR BABUNA: Arı reçinesi diye bir madde var, onunla mumyalıyor.