ADNAN OKTAR: Hz.Hızır (a.s)’ın gemiyi delmesi kaderin bir bölümü. Yani mesela insan der, bana doğru yol da gösterildi, yanlış yol da gösterildi, şimdi ben burda doğru yolu seçiyorum der. Onu dediği an o da yine kaderinde olmuş olur. Ben der cüz’i irademle şu an karar verdim diyor, böyle haraket edeceğim diyor. Cüz’i iradesiyle karar verdiği şey zaten kaderinde olan olaydır. Cüz’i irade denen olay kaderin içindeki bir bölümdür. Kaderin dışında cüz’i irade olmaz. Yani bunu yanlış biliyor bazı kardeşlerimiz cüz’i iradeyi kaderin dışında zannediyorlar. Cüz’i irade denen olay kaderin içindedir. Allah’ın bilmediği, önceden bilmediği, önceden yaratmadığı hiçbir olay yoktur. Mesela bizim buradaki bu konuşmamız daha Big Bang’den önce vardı, daha kainat yokken vardı. Bunu çoktan konuşmuştuk ve bu soru çoktan sorulmuştu. Tabii ilk önce denizler oluştu, işte karalar oluştu, ağaçlar, hayvanlar oluştu. Sonra gelişti gelişti Selçuklular dönemi oldu, Osmanlı’nın değil mi yıkılışı oldu, cumhuriyet dönemi oldu, en sonunda biz olduk ve sonrada biz bunu konuştuk. Ama bu ne zaman konuşulmuştu daha Big Bang olmadan. Sonsuz evvelde konuşmuştuk. Sonsuz sonrada da, sonsuz evvelde de Allah bunu bilir, bu şekilde olduğunu. Biz Allah’ın Katında şu an her an hazırız, her an hazırız. Mesela çocukluğumuz, çocukluğumuzda evde süt içiyoruz, Allah Katında o sürekli durur hiç kaybolmaz. O sütten aldığımız tat, annemizle yaptığımız konuşma, okula giderken okul çantasını tutma şeklimiz, yürüyüşümüz, her adımımız, giydiğimiz pantolon, pantolonun markası hepsi Allah Katında hazır durur, hiçbir şekilde değişmez. Sonsuza kadar kaybolmaz. Konuşmalarımız, aldığımız tat, görüntüden aldığımız lezzet, vücudumuzda duyduğumuz hislerin tamamı, yani olduğu gibi canlı varlığımız tamamen canlı olarak Allah Katında duruyor. Şu an biz Allah Katında yine okula gidiyoruz, ilkokula gidiyoruz. Tabii şu an gidiyoruz ilkokula, yani ayrı bir zaman boyutunda şu an ilkokuldayız biz. Mesela oraya gitsek yine ilkokula başlamış oluruz. Ayrı bir zaman boyutunda lisedeyiz şu an, arkadaşlarımızla yine konuşuyoruz. Ayrı bir zaman boyutunda buradayız, ayrı bir zaman boyutunda da Hz.İsa (a.s.)’yla beraber sohbet ediyoruz şu an. Ayrı bir zaman boyutunda cenaze namazımız kılınıyor, ayrı bir zaman boyutunda herkesle birlikte kalktık. Ondan sonra değil mi, inşaAllah önümüzde ışığımız olacak, sağımızda da ışığımız olacak inşaAllah, toplanma yerine doğru gidiyoruz Allah Katında şu an. Aynı anda inşaAllah Cennette koltuklarda karşılıklı sohbet ediyoruz şu an. Aynı anda mesela 1000 katrilyonuncu senede yine Cennetteki sohbetimiz devam ediyor. An olarak Allah Katında şu an hazır durumda canlı olarak. Ve Allah kaybolmayacağı için haşa o görüntüler ve varlıklarda asla kaybolmaz. Sonsuz evvelde de, sonsuz sonrada da o sürekli durur, canlı olarak. Kare kare de durur canlı olarak da durur.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam bazı anlayamayanlar oluyor bu zamansızlığı, Allahualem an olmasını mı kavrayamıyorlar acaba, orada mı takılıyorlar?
ADNAN OKTAR: Zamansızlığı kavrayamamak; kaderde olan bir şeydir kavrayamaması. Kavrayacak insanlar vardır, kavrayamayacak insanlar vardır. Yani kavrayamayınca Allah’a zarar verdiklerini zannediyorlar bazı insanlar öyle bir şey olmaz. O zaten o şekilde anlayamayacak şekilde özel yaratılmıştır. Mesela tartışmacı tipler var Cehennemde bol bol vakitleri olacak tartışmak için. Yani Cehennem tam tartışmanın ve kavganın yeridir. Akşama kadar boğuşma halinde olacaklar, sürekli birbirlerinin kafasını gözünü patlatacaklar, birbirlerini dövecekler, bağıra çağıra tartışmalar var. Sık sık ateşe sunulmaları var. Yani her türlü canlarının istemediği ve rahatsız oldukları ama gerçeğinde de hoşlanacakları belki de. Çünkü derler ya itin canı cefada gerek diye böyle öyle tipler hoşlanırlardı şeyden. Bir anlamda onların ruhuna tam hitap edecek şekilde yaşatılmış olacaklar. Yani teşbihte hata olmaz o anlamda diyorum inşaAllah.