OKTAR BABUNA: DNA kopyalanması sırasında DNA sarmalını fermuar gibi açıyor görev alan enzimler. Şimdi DNA’nın kopyalanması işlemini gösterecek bu kısa filmimiz.
Bu enzim sadece şifrenin alınacağı noktaya kadar DNA’yı açar. Geri kalan kısmı bırakır. DNA’nın üzerinde sadece belirli bir bölge protein kodlayabiliyor. Bunlara gen deniyor. İnsan DNA’sında yaklaşık 25 bin tane bu şekilde bölge var. Bakın burada görüyorsunuz, bir fermuar gibi açarak kopyalama işlemi başlıyor. DNA döne döne giden bir merdiven gibi düşünülebilir. Burada enzimler kopyalama üzerine, kopyalamaya başlayarak DNA üzerindeki şifreyi okuyorlar. DNA dört tane harften oluşuyor. Yani dört tane alfabetik şifreden oluşan bir şifresi var. Bunun karşısına ilgili kodları getirerek de bu şifre okunuyor. Burada görüldüğü gibi. Bu bir enzim. Kopyalamayı, kopyalama tamamlandıktan sonra enzimler kopyayı iki kez kontrol ediyorlar. Bu çok büyük bir mucize. En ufak bir hata bulunup düzeltiliyor. Başka bir enzimle gelerek kopyadaki bağlantıları sıkıştırıp güçlendiriyor. Bakın burada görüldüğü gibi. Bakın geliyor, kitleme işlemi gerçekleştiriyor. Sonra tamir enzimi geliyor ve hata oluştuysa o kısmı çıkartıyor. Yani tabi burada muazzam akıl olmuş oluyor. Hatayı bilip tanıyan bir akıl olması gerekiyor. Bunun için özel enzimler üretilmiş. Bu enzimler de DNA’da şifrelenmiş. Hatayı bulup hemen değiştiriyor doğrusuyla. Başka bir enzim geliyor ve çıkartılan kısmın yerine doğru olanı yerleştiriyor. Yani hem hatayı tanıyan enzimler var, hem de ayrıca doğru olanı getiren ayrıca enzimler var. Tabi bunları sayı olarak saydığımız zaman, onlarca enzim bu görevi gerçekleştiriyor.
ADNAN OKTAR: Bunlar akıllı molekül mü oluyorlar?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Muazzam bir akıl olmuş oluyor. İnsan aklından daha üstün bir akıl. Yeni DNA molekülü eskisinin aynısı olmuş oluyor. Tabi Darwinistlere bunu tesadüfen olabilir mi diye sorulduğu zaman da, cevap da uzaylılar diyorlar. Burada görüldüğü gibi. Böyle bir cevap veriyorlar.