OKTAR BABUNA: Ahmedinejad’ın yeni bir açıklaması var. Yine tekrarlamış sizin söylediklerinizi.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
OKTAR BABUNA: Ahmedinejad “Asker çözüm değil” diyor. “İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejat; dünyadaki sorunların askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini, adaletsizlik ve saldırganlık kurbanı insanların acılarının ve dertlerinin, tüm milletlerin işbirliği ile azaltılabileceğini” söyledi.
ADNAN OKTAR: Şimdi Ahmedinejad’ın yapacağı şu: Buraya bakanlarını göndersin. Kendi gelmesin, bakanlarını göndersin. Bir basın toplantısı olsun. Musevileri de çağıralım. İsrailli Musevileri de çağıralım. Bakanlar da gelsinler. Ortak bir açıklama olsun. Bir garanti verilsin. Yani İsrail tedirgin hakikatten, ben konuşuyorum. “Atom bombası yapacaklar, bize atom bombası atacaklar” diyorlar. Ben İran’ı tenzih ederim de, biz kolunu kırarız öyle adamların, atom bombası atacak adamların. Ne demek ya, burası dağ başı mı? Atom bombası atmak bilmem ne? Hiç kimse atom bombası atamaz! Bir kere atom bombası Türkiye’de de var. Biz de var atom bombası. Nereye atıyoruz biz atom bombasını? İncirlik’de var, birçok yerde var. Niye atalım? Hindistan’da da var atom bombası. Pakistan’da da var. Böyle bir şey olmaz. Ama böyle insanların bir ajitasyon içerisinde yaşaması vicdanıma uygun gelmiyor. Atom bombası korkusu içerisinde yaşamalarını istemem. Onun için, bir alt düzeyde bir ekip göndersin. Yani bakan olabilir, bakan yardımcıları olabilir. İsrail’den de gelsinler bakan yardımcıları… Bu yeterli olur. Bir açıklama bir dostluk yemeği verilir konu biter. Yoksa bu iş uzayacak gibi görünüyor. Bunun sonucu iyiye gitmeyebilir. Burada benim sözümü dinlerlerse bereket olur, inşaAllah. Yani sürekli gerginlik içinde yaşamak istemez bir insan. Bir çözüm arayacaktır. Daha da bunalırsa Allah esirgesin kendini kurtarmak isteyecek. Karşı taraf da kendini savunmaya kalkacak. Bu sefer suni bir rahatsızlık oluşabilir. Anlaşıldı mı? Ama biz ne Müslümanlara atom bombası attırırız, boynunu kırarız yani. Ne de Musevilere ne de Hıristiyanlara… İlimle, manevi yönden boynunu kırarız, inşaAllah. Fakat bu konuda biraz ivedi bir tavır olması lazım… İranlı kardeşlerimizle, yarın veya öbür gün bir görüşme ayarlayalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Orada sevdiğimiz insanlar var. Ahmedinejad ile bağlantı kurabilen, değerli ağabeylerimiz, kardeşlerimiz var. Onlarla bir görüşelim. Böyle bir şeyi ivedi halledelim. Çünkü İranlı Museviler ile Ahmedinejad’ın yemek yemesi dostluğu onları kurtarmaz. Çünkü oradakiler zaten İsrail’e karşı olan Museviler. Yani İsrail Devleti’ne karşı olanlar. Saygı duyarım inancına, niye karşısın demem. Ben her fikre saygı duyarım. Fakat aralarını bulmak bir düzeltmek lazım… İsrail’in dindar insanlarının ikna olması ve İsrail devletinin de ikna olması güzel bir şey olur. Bu elimizde olan bir şey bunu yapalım, inşaAllah. Yani İsrail’i yok hükmünde saymak bu vicdanlı bir hareket değil. Onlar da Allah’ın kulu. Allah Kuran’da Mescid-i Aksa’da, Kudüs’te, o kutsal beldede Musevilerin bulunacağını Kuran’da bize belirtiyor ayette. Yani var onlar orada olacaklar. Adamların kökünü kazıma düşüncesi çirkin. Bu vicdana yakışan bir şey değil. Nereye gitsin adamlar? Etmeyin, çatmayın ne yapsınlar yani? Diyor ki bir kısmı “Amerika’ya gitsin.” Orası da istemiyor başka yere gönderiyor, İspanya istemiyor. Yazık günah değil mi? Bırakın adamları yaşasın bir şey yok. Yani illa öldüreceğiz, asacağız, keseceğiz, bir tane bırakmayacağız. Bütün İsrail potansiyel askerdir. Kızlar, çocuklar hepsi asker hükmünde. Delirdiniz mi siz, ne yapıyorsunuz? Nereye gider bu laf, nereye gider bu söz? Savaş devlet hukukunda açıklanmıştır. İki devletin savaşmasının bir hukuku vardır. Önüne gelen, bombayı, silahı alan birbirine saldırırsa buna “terör” denir. Böyle şey olmaz. Dolayısıyla dindar Musevilerin, dindar Hıristiyanların, dindar Müslümanların bulunduğu bir ülke İsrail… Çok fazla Filistinli Müslüman var orada. Devletin tabiyetinde, İsrail tabiyetinde yani İsrail pasaportu taşıyor. İsrail kimliği taşıyorlar. İsrail kimliği taşıyan çok fazla Hıristiyan var ve çok fazla da Musevi dindar insan var. Çocuklar var, kadınlar var. Ne suçu var bunların? Niye öldürülmeleri gerekiyor yani? Olur mu böyle şey? Bu zulümdür, haramdır. Böyle bir şey olmaz. Kim zulmederse o sorumlu olur. O hesabını verecektir. Yani biri eylem yapmış. Mesela farz edelim Afganistan’da birisi bir cinayet işliyor. Türkiye’den falanca; “gel seni cezalandıracağım. Olur mu öyle şey? Kimse ilgili odur. İslam Hukuku’nda bu böyledir. Devletler Hukuku’nda da bu böyledir. Türk Resmi Hukuku’nda da bu böyledir. İlgili şahıs muhataptır. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, suç kişiseldir.
ADNAN OKTAR: Evet, bir kişi için yüz kişiyi yakamazsın. Öyle şey olmaz. Onun için şefkatle, merhametle yaklaşmak lazım… Mehdiyet devrindeyiz. Hz. Mehdi (a.s.)’ın Yed-i Emanın’da olacaktır Museviler ve Hıristiyanlar. Bunu Peygamber (s.a.v.) söylüyor bunu. Eğer Peygamber (s.a.v.)’i seviyorlarsa, inanıyorlarsa… “Hz. Mehdi (a.s.) Musevilere Tevrat’ın aslı ile hükmedecektir” diyor. “Hıristiyanlara İncil’in aslı ile hükmedecektir” diyor. Bu ne demek? Hani asıp, kesme burada? Burada şefkat, merhamet, koruyup kollamak var. Sahip çıkacak Mehdi (a.s.). Biz de Hz. Mehdi (a.s.) öncüsüyüz. Hz. Mehdi (a.s.) talebelisiyiz. Mehdiyetin gölgesi altında olan insanlarız. Dolayısıyla biz de aynı düşüncedeyiz. Kan akmayacak. Uyuyan kişi uyandırılmayacak. Damla kan akmayacak. Bunu ben söylemiyorum Allah’ın Resulu (s.a.v.) söylüyor. Şefkat insanı, merhamet insanı bunu söylüyor. Onun için, kan, irin üstüne mutluluk oluşmaz. Diyorlar ki; “ Filistinli kardeşlerimiz eziliyor.” Kardeşim, eziliyor tamam da niye Türk İslam Birliği’ni istemiyorsun o zaman? O zaman bırak o lafları. O zaman sen samimiyetsizsin. Eğer Filistin’de kardeşlerimizin ezilmesinden rahatsızsan, İsrail’de de Musevilerin ezilmesinden rahatsızsan, Hıristiyanların da ezilmesinden rahatsızsan Türk İslam Birliği’ni istersin. Bütün İslam ümmetinin birleşmesini istersin. Bütün Türklük aleminin birleşmesini istersin. Türkiye’nin de lider olmasını istersin. Dev bir aslan bölgeye hâkim olur, kükremesine bile gerek kalmaz. Şöyle salına salına aslan gibi yürümesi yeter. Mıh gibi çakar inşaAllah, anarşiyi, terörü. Yani tepesinin üstüne çakar. Ve kimse de bir şey yapamaz. Ne İsrail’den bir rahatsızlık olur, ne Filistin’den bir rahatsızlık olur. Ne Irak’ta bir rahatsızlık olur. Ne cami bombalayabilirler. Hiçbir şey olmaz. Bütün hapishaneler boşalacak. Ne İsrail’de ne Filistin’de, ne Irak’da hiçbir yerde hapishanelerde adam bırakmayacağız Allah’ın izniyle. Bunu kim söylüyor? Allah’ın resulü (s.a.v.) söylüyor. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde bütün hapishaneler boşalıyor. Bütün mazlumları çıkaracağız Allah’ın izniyle, inşaAllah. Türk İslam Birliği’ni istemeyip de Filistin edebiyatı yapanlar çok samimiyetsizler. Dürüst davranmıyorlar. Hem bunu isteme, çünkü zoruna gidiyor. Irkçı kafa ile bakıyor veyahut kendi düşüncesinde bir insanın baş olamayacağını düşünüyor. O yüzden buna yanaşmıyor. Ama hakikaten de hiç kimseyi, insanı, hiçbir şahsı lider olarak şu an dünyada kabul etmezler. Ancak Mehdi (a.s.)’ı kabul ederler.