OKTAR BABUNA: Yaratılış Atlası hazırlanırken, ben hatırlıyorum Hocam anlatmıştınız, onu nakledelim mi? Bir tespihte, tespihin içerisindeki amber şeyini gördükten sonra.
ADNAN OKTAR: Dedim ki bir tespih alın bana dedim. Hocam amber tespih de var dediler. İyi tamam, gelsin dedim amber. Bazen dedim bu amberlerin içerisinde canlı da oluyormuş dedim. Öyle bir şey var Hocam dediler, yani öyle bir amberde bir yerde gördüm dedi. Tamam getirin dedim. Bir amber getirdiler böyle, yanlız şey dediler çakma, yeni tabirle sahte. Yani böcek, böceği yani normal böceği hayvancağızı, plastik ile kaplamışlar. Yani mika. Bunun gerçeği yok mudur dedik. Var dediler ama biraz pahalı dediler. İyi, tamam olsun dedim. Bir tane parça getirdiler. İçinde hakikaten sinek parçaları var, eski amber. Zaten amberi tespit etmek mümkün oluyor. Şey öbürü yanıyor plastik olan, yaktın mı. Ama o öyle o değil. Yani her yer yanıyor. Kendi özel yöntemleri var, anlama yöntemleri var. Başka da var dediler. Onu da getirin bakayım dedim. Bunun fosil olarak da var dediler. Yani taştan bir şey, ona benzer falan. Dedik bir internete bakın belki vardır dedik. Bir de baktık ki, dünyada zaten her yerde varmış. Yani bunun koleksiyonlarını yapan koleksiyonerler varmış. Adamlarla tanıştık, zibil gibi fotoğraflar gelmeye başladı. Binlercesini biriktirdikten sonra, ani bir gece baskını ile Fransa’dan, Paris’ten ağır bombardımana başladık. B52 ler ile beraber, havadan. Havadan diyor afat yağıyor diyor, bela yağıyor. Fransız basını bak diyor ki, havadan, gökten diyor afet yağıyor, afat yağıyor diyor.
OKTAR BABUNA: Atom bombası gibi demişlerdi, deprem etkisi demişlerdi.
ADNAN OKTAR: Deprem etkisi yaptı.
OKTAR BABUNA: Ama önce bir sessizlik dönemi oldu Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Önce bir şoka girdiler, hani bazen trafik kazasında oluyor ya, adam çıkıyor trafik kazasında Allah vermesin, şoka giriyor kendine gelemiyor. Önce bunlar dört gün falan ses çıkartmadılar. Bütün Fransa’ya yayıldı. 5. gün bir ciyak diye bir ses geldi. Ondan sonra ver elini Almanya, ondan sonra Berlin. Yerle bir ettik Allah’ın izniyle değil mi, Norveç, İsveç, İtalya, İspanya, Amerika havadan yani inşaAllah. Hallaç pamuğu gibi evvelAllah.