Adnan Oktar’ın 12 Mart 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimizin şöyle bir şeyi var, geçen gün söyledim ya çok önemli biraz daha genişleteceğim onu. Mümin, Müslüman ise bir insan Allah ona yardım eder. Bakın böyle bir mucize vardır. Buna inanmaz ise zaten o zaman Allah’ın yardımı olmaz. Buna inanacak. Allah diyor “benim yolumda mücadele edenlere Ben yollarımı açarım” diyor Allah. Şimdi hakikaten Mehdi(a.s.) ve Mesih (a.s.)’ın talebesi olmayı nasip ettiyse bir insan, samimi olarak istediyse bir kere Allah ona maddi imkan da sağlar. Samimi dua eder ise, samimi gayret eder ise ama kafasını açacak kendisini kasmayacak, kendisini Allah’a bırakacak çünkü Allah ona gösterecek sadece. Kazandığını da şımarıp, ‘’vay neler kazanıyormuşum ben. Ben ne akıllı adamım, ne yetenekli adamım, ne güzel kazandım’’ dediği an belayı başına satın alır. ‘’Yani bu bendeki bilgi dolayısı ile bana geldi, yetenekli adamım dolayısı ile bu konunun din ile imanla alakası yok. Bana rast geldi. Öyle tabii ki ben şimdi Hz. Mehdi(a.s.) Hz. Mesih(a.s.)’a yardım etme konusunu bir kenara bırakayım, bu paraları bir ala güzel yiyeyim’’ der ise Allah o paraları hastane parası yapabilir. Söyleyeyim. Çok büyük bela ve derde giriftar olabilir. Çünkü Allah için verilen para Allah yolunda harcanması gerekir. Allah yolunda verilen para Allah yolunda harcanacak. Allah’a ayırmayıp o parayı kendisine ayırdın mı o para burnundan çıkar söyleyeyim. Yani bunun herkes tadına varmıştır. Birçok kişi. Herkes demeyeyim de ilgililer bilir bunu. Allah öyle kendisi ile-haşa uğraştırmaz. Allah dürüst olmasını ister. Çünkü Allah sonsuz dürüsttür. Sonsuz samimidir Allah. Sonsuz güzeldir, sonsuz akıllıdır. En güzelini sunar. Dürüstçe onu alacak. “Yarabbi” diyecek, “sen bu malı bana verdin. Allah yolunda harcamam için bana verdin. Beni vesile ediyorsun. Mal da senin mülk de senin. Ben de seninim. Senden aldığımı sana veriyorum Yarabbi” diyecek. Değil mi? Senden aldığımı ben kendime aldım dedi mi, Allah onu burnundan çıkartır söyleyeyim. Böyle demeyecek, eğer samimi olarak Allah’a adarsa kazanacak. “Yarabbi” diyecek, “ben kazandığım her şeyi bana nasip edersen hepsini Allah yolunda harcayacağıma yemin ediyorum, söz veriyorum” diyecek. Yani ihtiyacım kadar zaruri ihtiyacım kadar kısmını ayıracağım yani çok zaruri olan kısmını ayıracak. Yani aç kalmayacak, üşümeyecek, sokakta kalmayacak kadar kısmını ayıracağım. Tamamını Senin yolunda harcayacağım der ise ve gayret eder ise bakın söylüyorum mucize meydana gelir ve malı artar o insan. Ama bak sapıtırsa da fitil fitil burnundan gelir, onu da söyleyeyim. Yani Allah için verilen para, eğer Allah için harcanmazsa Allah’ın intikamı pek şiddetli olur. Ben böyle çok vakalar bilirim. Bir de yetimin malı çok uğursuzdur, çok can yakar. Zalime çok uğursuz gelir. Hak için harcayan yetime berekettir, yetimin kendine berekettir, uğur getirir. Ama onu alır da birisi zalimane harcamaya kalkarsa pek uğursuzdur. Çok canını yakar. Yani dert parası olur ona, onu söyleyeyim. Bir de Allah yolunda mücadele eden Müslüman’ın parası pek uğursuzdur, bak söyleyeyim. Müslüman’a pek bereketlidir, kendisine, pek nurludur, pek faydalıdır. Ama Allah yolunda Müslüman’ın parasını almaya kalkmak, onu dolandırmaya kalkmak, bu pek uğursuzdur, inşaAllah. Müslüman’ın parası bereket kadar alınır. İnsanın ihtiyacı kadar alınır. “Ben sezmedim” diyorlarsa, denemek istiyorum diyorlarsa deneyebilirler de söyleyeyim. Ama bela denenmez, bela denenmez.
ALTUĞ BERKER: Bir ayet-i kerime var Hocam. Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Şükrederseniz arttırırım, nankörlük eden için ise acı bir azap vardır” diyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi buna insanların bir kısmı inanamıyor. Bakın Allah diyor ki: “Şükrederseniz arttırırım” diyor. Kardeşim Allah mucize meydana getiriyor ve yapıyor bunu Allah. Gerçekten iman edenlere bunu yapıyor Allah. Adam diyor ki; “ben dua ettim, olmuyor”. Kardeşim samimi iman etmiyorsun ondan olmuyor. Sen Allah’ı deniyorsun –haşa-, öyle olmaz. Sen deli aşık olarak Allah’a bağlanacaksın. Gözyaşıyla Allah’a dua edeceksin. Tüylerin ürperecek dua ederken. Ve ölümüne Allah’a teslim olacaksın, ömür boyu, samimi, candan teslim olacaksın. Ve kazancını da samimi olarak Allah’a teslim edeceksin. Allah pek titizdir söyleyeyim, pek titizdir Allah. Yani en ince detayı bilir Allah. Detayın detayını bilir. Allah diyor mesela; “bir kısmını putlarına ayırdılar” diyor, nefsine yani. Nefse işaret ediyor aynı zamanda, “bir kısmını da Allah’a ayırdılar” diyor. “Tamamı putlarına gider” diyor Allah, “Ben istemiyorum” diyor. Yani “Bana ayırdıkları kısmı istemiyorum Ben” diyor, “tamamı putlarına gider” diyor. Onun için tamamını Allah’a teslim etmek lazım. O zaman su gibi akar, para da akar, mal da akar, mülk de akar, söyleyeyim. Ama biliyorsunuz, Hz. Musa (a.s.) zamanında Karun vardı. “Yarabbi, bana bol mal ver. Ben Allah yolunda harcayacağım, bütün imkanlarımla, bütün gücümle harcayacağım” dedi. Malı, mülkü yoktu, bir şeyi yoktu, garibanın tekiydi. Samimi dua etti, Allah muazzam mal verdi ki Allah diyor ayette, “onların anahtarları, onun mallarının dökümünü yapan, onu hesaplayan, muhasebe ekibi yani muhasebecileri ve onu saklayanlar, onun muhafızları, o paranın, mülkün korumaları olan kişiler bir ordu gibi, çok kalabalık, “ağırdı” diyor Allah, çok muazzam bir ekip oluşmuş. Tamamını adam nefsine ayırıyor. Ve Allah yerin dibine göçürüyor bütün malını, mülkünü, bir seferde. Mesela dünyada öyle, coştu dünya, dediler ki; “tam modern çağa girdik, yeriz, içeriz, alem bizim artık, yani kadın, kız, eğlence, müzik, esrar, uyuşturucu, kokain, mokain, hap, bilmem ne, diskolar, miskolar, mankenler, şunlar, bunlar, ne güzel alem” dediler. “Kotralarla falan yaşıyoruz” dediler. Birden Allah bir ekonomik kriz meydana getirdi. En baba olanı bile dizinin üzerine çöktü. O Dubai mubai coşmuşlardı ya, gökyüzüne doğru kuleler muleler, “gelin bakın adacıklar falan yaptık” dediler, kalp şeklinde, yonca şeklinde, gazoz şeklinde, bilmem ne, ipsiz sapsız, değil mi? “Gelin, eğlenin, alem burada. Biz Cennet gibi bir şey yaptık” dediler. Binalar sap gibi kulaklarına takıldı. Hiçbir işlerine yaramıyor, bomboş binalar, beton yığını, böyle bakıyorlar. Onlar betona bakıyor, beton onlara bakıyor. İşte bu kadar, yok, kimsede para yok, Allah hepsinin elinden aldı. Gidenler de kaçıyor oradan, beş kuruş vermiyorlar kimse, mala, mülke, betona. Bütün dünyada panik meydana geldi ve kimsenin gücü yetmiyor şu an. Hani o asortik havaları, sosyetik havaları falan? Ve bir de asortikliğine de toz konsun da istemiyorlar, daha hala zengin takılmaya çalışıyor ama beceremiyor tabii çok zor. Toplantı yapamıyor, yemekli toplantılar oluşamıyor. Yemeler, içmeler, uçmalar, kaçmalar, hiçbirini yapamıyor, bunaldılar. Eskiden ne çılgın partiler olurdu, sebil gibi oradan gelen oraya uçardı. Yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Özellikle bu yancı, yolcu takımı falan, bu televoleci takımı, tamamen açıkta kaldılar, bedavacı takımı. Ve tam bir çırpınma içindeler. Daha süreleri var, daha da çökecekler. Yani mal Allah’ın olmadığında, kendi kafalarına göre, onların düşüncesine göre karşılığı böyle olur. Her şeyi Allah rızası için yapmayı öğrenecekler. 2014’lerden itibaren bu felaketin sebebini anlamaya başlayacaklar. İnşaAllah. 2012’ler de çok önemlidir, 2014’ler de çok önemlidir.
Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler