ADNAN OKTAR: Sayın Adnan Hocam, diyor. Allah aşkına yalvarıyorum, diyor -bunu büyük yazmış. “Bugün acilen Harab sinegogu hakkında görüşlerinizi açıklayın. Mescid-i Aksa tehlikede diye çırpınıyor Filistinli gruplar. O cesur tavrınızı gösterin. Allah aşkına tekrarlıyorum, ne olur, içimiz yanıyor. Mescid-i Aksa bizim için Kabe kadar kutsaldır. Açıklamanızı acilen bekliyorum.” Salih İlker.
Şimdi ben söyledim. Bakın, yerde yüz kiloluk bir taş olsa, yüz kiloluk bir taş. Bir insan gelse onu kaldıramaz. İki insan gelse yine kaldıramaz. Dört insan belki. Ama on insan onu uçurur; yani onar kilo düşer her birine, ağırlık, değil mi. Ama yirmi kişiyse zaten havalandırırlar. Yüz kişi birden kaldırırsa birer kilo düşecektir, haberleri bile olmaz. Şimdi orada, Filistin’de o yüz kiloluk taşı dört kişi kaldırmaya kalkıyor. Kaldıramazlar. Bakın söylüyorum Peygamberimiz (sav) ahir zamanda Kudüs’te olacak olayları, Filistin’de olacak olayları, Müslümanların karşılaşacağı olayları belirtmiştir. Mağdur durumda kalacaksınız diyor, zor durumda kalacaksınız diyor. Museviler de zor durumda kalacaktır, Hıristiyanlar da zor durumda kalacaktır, Müslümanlar da zor durumda kalacaktır. Bu konumda, diyor Peygamberimiz (sav) şu şu şu alametler oluşacak o devirde diyor bakın, alametleri de belirtiyor. Orada diyor o devirde, Müslümanlar birlik olsunlar diyor ittihad-ı İslam oluştursunlar ve başlarında evlatlarımdan Mehdi (as) olacak diyor. Bulsunlar, Mehdi (as)’ı başlarına geçirsinler, diyor. Yok kardeşim bunlar hurafedir, bırak bunları, diyorsa adam; peki o zaman kardeşim diyoruz – yani haşa öyle diyorsa- Kuran’ı açıp bakıyoruz. Kuran’da çok sayıda İslam’ın dünya hakimiyetiyle ilgili ayetler var ve Müslümanların birlik olmasıyla ilgili ayetler var. Bölünmenin haram olmasıyla ilgili ayetler var. Bölünmeyi Allah haram kılıyor. Ve Nur Suresi’nde de Allah eğer samimi olursanız, Allah yolunda ihlasla gayret ederseniz, sizi dünyaya hakim ederim, diyor değil mi, Nur Suresi 55’te. Bunlar da beni ilgilendirmiyor diyor, adam. E o zaman Kudüs seni niye ilgilendiriyor kardeşim. Mescid-i Aksa seni niye ilgilendiriyor yani. Hiçbir şey ilgilendirmez ki. O zaman orası bir... salon gibi görürsün sen, bir bina. Öyle adamlar için spor tesisi daha etkileyici gelir onlara, yani bir kapalı spor salonu. Bizim sözümüz halis, samimi Müslümanlara. Yani buradaki kardeşim tabi çok candan yazmış. Bunu söylüyor. Bakın Museviler bana geliyor burada adamlar neredeyse ağlayacak yani acayip gerginler. Yani İsrail’deki devletten yaka silkiyorlar, hepsi, dindar Musevilerin tamamı. Tekme tokat hepsini dövüyor İsrail polisi. Hakaret ediyorlar, aşağılıyorlar. Aynı şekilde Müslümanlara da yapıyorlar, aynı şekilde Hıristiyanlara da yapıyorlar. Bunlar bir avuç. Dindarlar çok fazla. Bakın Musevilere de söylüyorum, eğer orada Hz. Süleyman Mescidinin yapılmasını istiyorsanız, eski güzel rahat günlerinize dönmek istiyorsanız, bütün o bölgede -Ürdün dahil her yer, bütün bölgeler- elinizi kolunuzu sallayarak rahat rahat gezmek, ticaret yapmak, huzur içinde yaşamak istiyorsanız Allah’tan Kral Mesih’in çıkışını isteyin. Tevrat dolu, Tevrat’ın hükmü bu. Tevrat’ı inkar edemezler. Hadislere göre de Mehdi (as)’ı. Yani Kral Mesih’le Mehdi (as) aynı kişi zaten. Tevrat’taki belirtilen Kral Mesihle Mehdi (as)’ın aynı kişi olduğunu hem hadislerden hem Tevrat’ın izahlarından hem Kuran’ın işaretlerinden anlıyoruz. Dünya hakimi bir kişi. Şimdi mesela Musevilerin bir kısmı dediler ki, biz bu Mescidi yapacağız, Süleyman Mescidi’ni yapacağız. Mesih herhalde gelmeyecek, diyorlar, “biz Mescidi yapacağız.” Kardeşim sen Tevrat’a inanmıyorsan Mescid senin neyine yarar? Yani ne yapacaksın sen Mescid’de. Sen Mesih’e inanmıyorsan, Kral Mesih’in gelişine inanmıyorsan, yüzlerce Tevrat’ın izahına inanmıyorsan sen, ne alakası oluyor o zaman yani ne istiyorsun sen, değil mi. Eğer samimiysen Mesih’in yani Mehdi (as)’ın gelişi için Allah’a dua et, sebebe sarıl. Mesela ben konuştum Musevilerle; evet dediler Mesih geldi, biz anlıyoruz dediler, “ortamdan anlıyoruz.” Ama ittifak etmeleri lazım, yani Müslümanlarla Musevilerin ve Hıristiyanların ittifak etmesi gerekiyor. Zannediyorlar ki İsrail’de dindarlar hakim; İsrail’de dinsizler hakim, öyle bir konu yok. Mahvediyorlar İsrailli Musevileri ve parya muamelesi yapıyorlar onlara yani böyle üçüncü sınıf insan muamelesi yapıyorlar, garip bir varlıkmış gibi davranıyorlar onlara. Ve provoke ediyorlar; mesela hadi gidin diyorlar Süleyman’ın Mescidi’ni kuracağız diye onları da ayrıca ezdiriyorlar. Ve Müslümanları da ezdiriyorlar, İsrail’deki askerleri de ezdiriyorlar. Bir avuç adam bunu yönetiyor. Halbuki Museviler, Hıristiyanlar, Müslümanlar bir otursalar bir araya; ne oluyor böyle, hepimizin amacı aynı, tek Allah’a inanıyoruz, değil mi, hak peygamberlere inanıyoruz. Museviler diyorlar ki, bütün Müslümanlar zaten Hak yoldadır diyorlar. Yani biz Müslümanları İslam dini olarak görüyoruz, hak dindir diyorlar İslamiyet için; bu mesela bilinmiyor. Yani Nuhi olarak görüyorlar Müslümanları, İslam dini olarak görüyorlar. Ve Hz. Muhammed (sav) hak Peygamberdir, diyorlar. Kuran da haktır diyorlar, ama biz Museviyiz diyorlar. Öyle bir inançları var, adamları zorla Müslümanlığa çeviremeyiz, takdir Allah’tan. Allah onlara ne nasip ettiyse olacak. Ama burada yapılacak şey; Müslümanlar bir lider aramazlarsa, istemiyorlarsa... Pankartlar açıyorlar işte “kahrolsun İsrail” işte “zalimlere lanet olsun” Bu ne kardeşim, nedir bu yani, bu ne? Ne anlama geliyor bunlar? Niye diyemiyorsun “Türk İslam Birliği oluşsun” “Bütün Türklük İslam alemi birleşsin. ” Aç pankartı “İttihad-ı İslam olsun” “Bütün Müslümanlar birleşsin, hep Müslümanlar kardeştir” değil mi, “başımıza bir Müslüman lider gelsin”, böyle değil mi, “sevgi dolu, şefkatli, merhametli, adil, Musevileri de korusun, Hıristiyanları da korusun, bütün Müslüman Hıristiyan Musevi kim varsa hepsine şefkat göstersin. Asrımız şefkat, sevgi çağı; savaşlar dursun” demesi lazım.
SUNUCU: Hocam sizce bunu kabul edecekler mi peki?
ADNAN OKTAR: Bunu demezlerse bu devam eder. Herkes sürünür, ben söyleyeyim.