Adnan Oktar’ın 15 Mart 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: Üstadımızın talebeleriyle zaten çatışma olmaz, ben de Nur talebesiyim çünkü. O zaman ben de çatışmanın içine girmiş olurum. Öyle bir şey olmaz. Fakat Bediüzzaman’a çok dürüst yaklaşmak lazım. Bediüzzaman Mehdi (a.s.) çıkacak diyorsa, bekleriz onu heyecanla. Şevkle bekleriz. Bir bildiği var ki, Bediüzzaman bu şekilde söylemiş. Çünkü eğer mahsurlu olsaydı, Bediüzzaman “Mehdi (a.s.)’ı beklemeyin” derdi, değil mi? “Bu bir şahs-ı manevidir” derdi. Şahs-ı manevi, ne mahsuru var bunu demesinde? Yani alenen derdi, yani şahıs olarak demeyip, o zat olarak onu kullanmazdı. “Şah-ı manevi olarak gelecektir Mehdi (a.s.), o şahs-ı manevi zuhur ettiğinde” derdi, açık açık söylerdi. Yani şahs-ı manevi ile zat kelimesi arasındaki farkı Bediüzzaman çok iyi biliyor. Osmanlıcası en güçlü insandır Bediüzzaman. Türkçesi de çok güçlüdür. Yani kelime kullanmayı bilmeyen bir insan değil. Dolayısı ile eğer şahs-ı manevi olsaydı, açık açık, alenen şahs-ı manevi söylerdi. Fakat zat demiştir. Mehdi (a.s.)’ın zat olarak, şahıs olarak beklenilmesini istemiştir. Çünkü bu bir heyecen vesilesidir. Allah insanların ruhunda, fıtratında böyle bir duygu meydana getirmiştir. Mesela Hz. İsa (a.s.)’ı beklemek, insanda sevinç meydana getirir. Yani bir misafir bekliyor gibi, misafir bekleyen bir insan nasıl heyecanlı olur, değil mi? Hz. İsa (a.s.)’ı bekleyen de aynı şekilde o sevincin içerisinde olur. Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekleyen de aynı sevincin içerisinde olur. Fakat o nimeti başka şekle getirdiler, sorun bu.
Sen ne diyorsun Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri Hocam benim gördüğüm kadarı ile 29 yerde “o zat” kelimesini kullanarak izah ediyor Hocam, Mehdi (a.s.) ile ilgili konuları. Her defasında o kişi, o kişi diye vurgulayarak hemen hemen her izahında kişi olarak vurguluyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen bana şuradan bir sakin sakin o konulardan biraz anlatsana. Ben arada sana müdahale edeyim.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Mesela ilk açtığım yerde, “bu hakikatten anlaşılıyor ki sonra gelecek o mübarek zat” diyor inşaAllah.
“Ümmetin beklediği, Ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden en mühimi, yani en önemlisi ve en büyüğü ve en kıymetlisi olan iman-ı tahkiki-i neşr yani gerçek imanı yaymak ve ehl-i imanı delaletten, iman edenleri sapmaktan kurtarmak. Mehdi (a.s.)’ın ilk ve en önemli vazifesi, iman vazifesidir” diyor Üstad Hazretleri, üç vazifesinden. “Gerçek imanı yaymaktır” diyor ve “iman edenleri de delaletten kurtarmaktır” diyor. Allah’ın izni ile Hocam örneğin Darwinizm konusunu anlatmak ve Darwinizm’in önemini, Darwinizm’in insanlara verdiği zararları onların üzerinden kaldırmaya çalışması, gerçekten çok önemli bir iman çalışması. Çünkü hakikaten Müslüman dünyasını da etkisi altına almıştı Darwinizm. Allah’ın izni ile çok uzun yıllardır bu konudaki çalışmalarınızın çok fayda ettiğini dünyadaki istatistiklerden de görüyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi Bediüzzaman şahs-ı manevi konusunu hiç anlatmıyor değil. Bediüzzaman şahs-ı maneviden bahsediyor. Fakat “bir şahıs var” diyor, “talebeleri var ve ondan meydana gelen bir şahs-ı manevi var” diyor. Bunu anlamazlıktan geliyorlar. Bu çok önemli.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler