Adnan Oktar’ın 20 Mart 2010 tarihli HarunYahya.Tv Röportajından
ADNAN OKTAR: Samimi Müslüman sorunu var Türkiye’de ve dünyada asıl konu bu. Ben mesela lise yıllarındayken kendimi dindar bilirdim, namaz kılmazdım, ama samimi dindar olduğuma inanırdım. Bir gün bir tanıdıkla konuşuyorduk, annem dedi ki; “benim oğlum çok dindardır” dedi. “Hep oruçlarını tutar” dedi. Adam dedi ki; “namaz kılıyor mu?”, “yok kılmıyor” dedi. Ben acayip utandım o gün. Ankara’ya gittim, Ankara Ulus Meydanı’na. O yerde Namaz Hocası kitapları satılıyor, onlardan bir tane aldım. Gittim, kendim namaz kılmaya başladım, öğrendim. Ama onu da yanlış öğrendim. “İkişer rekattan dört rekattır” diyordu öğle namazı. Ben iki rekatı kılıyordum, dinleniyordum, geziniyordum, sonra bir iki rekat daha kılıyordum. Oysaki namazın düzenli, muntazam kılınması gerekiyor. Sonra Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın ilmihal kitabını aldım, Hüseyin Işık Hocamızın tam ilmihalini aldım. Baktım hiçbir şey bilmiyormuşum, okudukça daha da çok bir şey bilmediğimi gördüm. Ama ben her öğrendiğimi uyguluyordum. Yani mesela benim diş dolgum vardı, “Şafi mezhebinin de taklit edilmesi de gerekiyor” diyordu Hüseyin Hilmi Hoca. Bak, “hem Hanefi’ ye uyması hem de Şafi mezhebinin zorluklarını yapması gerekir” diyordu. Yani bir hayli zor aslında, mesela Zelletü'l-Kari'ye ait meseleler var, taharete ait, temizliğe ait, suların kullanımına ait meseleler var, bunlar olağanüstü dikkat gerektiren konular. Çok çok zor. Benim kanaatim çok zor bir insan yapabilir onu, öyle kolay yapılabilecek bir şey değil. Çünkü elini yıkarken elinin herhangi bir yerinde kan varsa, bulaşığı varsa onu yıkarken o sıçrayan suyun tamamı galiz necaset olmuş oluyor. Ben o yüzden müthiş titizdim. Bazen paltomu olduğu gibi yıkardım, ceketimi olduğu gibi yıkardım, makineye sokup yıkardım bizim çocuklar da bilirler. Titizlikte hem Hanefi hem Şafi’yi en ince detaylarına kadar uyguluyordum. Yani doğru bildiğimi yaparım inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Ben hatırlıyorum Hocam namazın erkanında da oldukça titizdiniz Hocam. Hatta bir akşam farz, vacibul sünnetlerle ilgili Ankara’yı aramıştınız, Saadettin Hoca’yı mı aramıştınız? Öyle hatırlıyorum.
ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde taviz vermedim, hayatımın hiçbir döneminde, hala da taviz vermiyorum, asla vermem. Mesela fıkhi bir konu vardı. Hüseyin Hilmi Hoca’nın ilmihalinde okudum diyor ki: “Bir kişi bir namazın farzını, vacibini, sünnetini birbirinden ayırt edemiyorsa namazı batıldır” diyor. “Namazı olmaz” diyor gece öğrendim bunu. Şimdi eğer bunu akşam öğrenemezsem ben, öğrenemediğim konular vardı, namazın farzları. Namazın bir kısmını çıkaralım, farz, vacip, bir yerde farz, bir yerde vacip diyor. Onu tam anlayamadım ben. Halil Gönenç Hoca’ya, Halil Gönenç, kar böyle tipi muazzam kar her tarafı basmıştı, postaneye gittim. Cevaplı telgraf çektim ki öğrenciyim ben, az param var. Halil Gönenç Hoca’ya, İstanbul’a telgraf çektim, yıldırım telgraf. Yani, hemen bunun cevabını bana gönderin dedim. “Bu konuda farz, vacip ayrımının nedir hükmü, tam bana bildirin” dedim. Hocam sonra bana “gece yarısı postacı geldi” diyor, “müthiş korktuk, çok çekindik, ne oluyor falan diye” diyor. Ben de ısrarla bekliyorum Hocam cevap gönderecek diye. Sabaha kadar bekledik yani, çünkü cevaplı telgraf. Hemen orada alacak, memura hemen cevabını verecek, öyleydi o zamanlar.
SUNUCU 1: Yıldırım telgrafı mı?
ADNAN OKTAR: Yıldırım cevaplı telgraf, yani cevap olduğunda orada bekliyor memur, kapıda bekliyor. Sen cevabını hemen yazıyorsun oradan yıldırım hızıyla geri geliyor. Mesela bir fıkhi konu olduğunda ne kadar kararlı olduğumu görmeniz açısından örnek olarak veriyorum.
SUNUCU 2: O zaten sizin samimiyetinizi gösterir inşaAllah. Birçok Müslüman işte kalbimizde yaşıyoruz diyen çok Müslüman arkadaşımız var, öyle olmamalı yani.
ADNAN OKTAR: Tabii, çocuklar da bilirler seccademi sürekli yıkardım ben. En ufak bir necaset sıçramış olabilir diye. Mesela elim hafif çatlıyordu kan lekesi geçer diye anormal titiz davranıyordum. Anormal demeyeyim de Allah affetsin çok titiz davranıyordum. Halen de öyle titizim yani en ufak bir taviz vermem. Mesela Zelletü'l-Kari'ye ait meseleler var ya, çok zordur bunlar. Ama tabii avama yani halka ben bunları yapın demem. Şimdi namazı kılamazlar ben bunu söylersem, detaylara girersem kılamazlar. Onun için işte bildiğiniz gibi kılın diyorum. Beş vakit kılın da nasıl kılıyorsanız kılın. Çünkü Zelletü'l-Kari'ye ait meselelere girdim mi mesela “Allah-u ekber” derken a’yı uzatırsa namazı bozulur normalde. Şimdi bunu söylersek hiç namaz kılamazlar. Ben bunu söylemiyorum, söylemem. Yani tavsiye de edilmemesi lazım, çünkü kolaylaştırılması lazım. Çünkü bir tane, iki tane, on tane değil, çok iyi Arapça bilen ancak böyle bir hata yapmayabilir. Yoksa mümkün değil. Mesela ekber derken b’deki şedde, namazı bozar normalde, ekber, b’yi vurgulayarak. Ben geliyordum mesela, namaz kılmak için camilere gidiyordum. Namazda imama iktida ediyorum zaten, imamın namazı bozulursa benim de namazım bozulmuş oluyor. İmamların çok çok büyük bölümü hepsi a’yı uzatarak tekbir alıyorlar, ben yeniden namaz kılıyordum mecburen, her seferinde. Ama ben bunu insanlara tavsiye etmem, siz yapın demem.
SUNUCU 2: Ama nitekim yapılabilirliğini de farketmiştiniz, yani siz yaptınız.
ADNAN OKTAR: Ben kendim yapıyorum ama yapın demem. O zaman hem namazdan uzaklaşırlar, hem de yapamaz yani pratikte de yapamaz çok çok zordur. Vesvese de gelişebilir bu sefer, vesvese çok tehlikelidir namazda, ibadette. Detaya sokarsan vesvese gelir, şeytan da musallat olur, bu yüzden namazı terk eden çok insan vardır, vesvese yüzünden. Vesvesenin içinde boğulur, bırakır namazı. Böyle bir oyuna ben sokmam Müslümanı. Dolayısıyla dümdüz, mesela Fatiha’yı nasıl biliyorsan o şekilde oku diyorum, oku, kıl. Zammı sureyi de mesela nasıl biliyorsun o şekilde oku, kıl. Orada idgam, galgelaya dikkat et, işte şeddelerdeki vurgular, onlar, aman aman yani. Adam daha yeni İslam’ı, Kuran’ı öğrenmiş, öyle şey olmaz. O çok büyük bir hata olur, namazdan uzaklaştırmış oluruz o zaman inşaAllah.
SUNUCU 2: Kaldı ki zaten Allah ile kul arasındadır bir yerde, hani Allah’ın onu affedip affetmeyeceğini biz bilemeyiz. Allah belki de onu affedecektir.
ADNAN OKTAR: Yani iyi niyetle yapıyorsun, samimiyetle yapıyorsun. Namazı kılıp emek verip yapıyor onu orada. İllaki insanın hatası olur, Allah’ın affetmesi umulur. Öyle bir detaya girip boğmak, adamı şeytanın vesveselerinin eline vermek konumuna girmem ben, inşaAllah. Ama bilen, gücü yetenin yapabileceği bir şeydir yapsınlar, olabilir. Ben bunu takva olarak alabilirim inşaAllah. Yani onu o şekilde zorlamak olmaz inşaAllah. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjde verin” diyor. Ayette de Cenab-ı Allah; “Hz. İbrahim (a.s.)’ın dini gibi kolaydır” diyor, “Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler” diyor. Bir de şeytandan Allah’a sığınırım, “sorulduğunda size güç gelecek konuları sormayın” diyor Peygamber (s.a.v.). “Allah size açıklar” diyor, açıklıyor zaten. Sürekli soru soruyorlar Peygamber (s.a.v.)’e, Peygamberimiz (s.a.v.) de “sormayın” diyor. Onun için dinin en kolay şekilde gösterilmesi çok önemlidir, en kolay şekilde yaşanması çok önemlidir. O zaman şeytanın kapısını da kapatmış oluruz. Ama detaya boğmaya kalkarsak; yani çok fazla insan vardır detaya girdiği için namazdan vazgeçen inşaAllah. Kolaylaştırıcı olmak lazım.
SUNUCU 2: Allah’ın affına sığınacağız.
ADNAN OKTAR: Tabii ki inşaAllah, Cenab-ı Allah, bizim acz içinde olduğumuzu zaten biliyor Cenab-ı Allah. Çünkü mesela Kuran ayetlerini tam düzgün okumak, yüz binde bir insan ancak okuyabilir, çok çok zordur. Yani kusursuz okumak çok güçtür. İllaki dil sürçmesi veya vurgu bozukluğu olur, dolayısıyla anlam da bozuluyor. Ama o iyi niyetle söylendiği için, samimi olarak söylendiği için Allah’ın kabul etmesi umulur inşaAllah. Dolayısıyla öyle insanları köşeye sıkıştırmak doğru olmaz. Bunu şöyle yapın, böyle yapın demek doğru olmaz inşaAllah. Dikkat ederseniz ben bu tarz konularda detay girmem. Sadece Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalini tavsiye ederim. Rahatça namazını kılsın, tamamdır. Orucunu tutsun, tamamdır inşaAllah.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler