Adnan Oktar'ın 13 Nisan 2010 tarihli Gaziantep Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Şimdi benim gördüğüm, dünyada çok ürkütücü bir yapının var olduğunu gördüm ben, Müslüman kardeşlerimizin de arasında biraz yaygın olduğunu gördüm. Kuran’ın dünya hakimiyeti, İslam’ın dünya hakimiyeti birçok insanı ilgilendirmiyor. Ama hakikaten dindarlık ilgilendiriyor. İslam’ı yaşamak ilgilendiriyor, namaz kılmak ilgilendiriyor. Oruç da ilgilendiriyor, zekat da ilgilendiriyor, hacca gitmek de, kelimeyi şahadet getirmek de ama Kuran’ın dünyaya hakimiyeti ilgilendirmiyor. Bundan benim kanaatim, bir kısmının rahatsız olduğunu düşünüyorum yani kafasında canlandırıyor çünkü kendi gerici kafasında, kendi tutucu kafasında, kendi bağnaz kafasında akıl almaz bir kabus olacağını biliyor yani öyle bir yapının. Kan revan içinde bırakacağı memleketi, bütün hürriyetlerinin ortadan kalkacağını, sevginin, sevincin, sanatın, bilimin, estetiğin, insanlığın, hayatın tamamen ortadan kalkacağı bir kabusun hakimiyetini kast ettiklerini bildikleri için gene orada bir kendi çıkarı içinde ayrıca, bunu istemiyor. Ama onun anlattığıyla Kuran ayrı, Kuran başka bir şeyden bahsediyor. Onun anlattığı kabus ayrı, onun için bakın, kabusun hakim olmaması için tavır koyuyor. Ama onu din olarak kabul etmiş o. Kabusu din olarak kabul etmiş. Zaten Kuran’a birçoğu da düşmandır. O bağnaz kafanın birçoğu Kuran’dan hiç hoşlanmazlar. Kuran’ı asar oraya duvara kor, hatta toz kaplar, onun 6 ayda bir tozunu alırlar. Kuran’ın kapağının tozunu 6 ayda bir veya 1 yılda bir. Hiçbir şekilde el sürülmez Kuran’a değil mi?
OKTAR BABUNA:Tam dediğiniz gibi hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii. Bahsedilmez de anlatılmaz da. Ama işte “ticaret hukukunda bak Allah’ın ayeti var, sünnete de uygun. Aramızda senet yapalım” diyor. O, onun işine uygun. Bak Allah diyor, “içinizden bekarları evlendirin dedi” diyor, Cenab-ı Allah. “Evlenmeyi bir yapalım” diyor. “Evlenelim” diyor. “Allah’ın emrine uyuyoruz biz” diyor, değil mi? Allah diyor, “seyahat etmezler mi, etrafı görmezler mi” diyor mesela ayet var. “Seyahat edelim ailece” diyor. Station arabaya böyle atom forvet doluşuyorlar. Kelebek bıyıklı hazret de öne oturuyor böyle, ondan sonra o arka kısmı da boş oluyor onun biliyorsun, ufak bir yer var. Oraya da çoluğu çocuğu dolduruyor. Haydi babam basıyorlar gidiyorlar. Mesela 3 ay, 4 ay tatile çıkıyorlar hep beraber mutluca. “Ne yapıyorsun?” diyoruz. “Allah’ın ayetini yerine getiriyoruz” diyorlar. “Kuran’ın hükmünü yerine getiriyoruz, hep beraber ailece. Senin gibi yani gafil bir insan bunu anlamaz ki, Allah’ın hükmünü yerine getirmekte titiz davranıyoruz biz sadece, yaptığımız bu” diyorlar. Kavunu alıyor mesela geğirerek kavunu bir ortadan ortaya bölüyor. “Ne yapıyorsun?” diyoruz. “Sünneti yerine getiriyorum. Siz ne yapıyorsunuz? Fitne çıkarıyorsunuz. Memlekette Darwinizm mi var? Darwinizmle niye uğraşıyorsunuz siz? İslam’ın dünya hakimiyeti, Peygamber (s.a.v.) yapamadı da siz mi yapacaksınız?” diyor. Haşa “delirdiniz mi? Böyle bir konu mu var, nereden çıkarttınız siz İslam’ın dünyaya hakimiyetini? Müslümanın onun için gayret etmesine gerek yok ki. Diyanet İşleri Başkanlığı var, Diyanet’in memurları var, onlar anlatırlar, senin ne haddine? Zaten alim olman lazım, icazetli alim olman gerekiyor, dinden bir konu anlatabilmen için, Allah’ın bir ayetini, Allah’ın bir hükmünü belirtmen için icazetin olması gerekir. İcazet de olmadığına göre, sen rahat işine bak” diyorlar. Sen sorumlu değilsin diyorlar yani. Farz-ı kifayedir zaten diyor adam. “O farz-ı kifayeyi de Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı için senin hiç böyle tebliğ yapmana da gerek yok” diyorlar. Bir de “fitne çıkarıyorsun, masonlarla uğraşmak, ateistlerle uğraşmak sen ne alaka? Özellikle Darwinizm ne alaka? Ayrıca Kuran’da zaten Kuran ayetleri işaret ediyor ayette Darwinizm zaten Kuran’da da var” diyor daha da sıkıştırırsan, üzerine gidersen. Bakın önce dediler ki; “İslam aleminde nerede Darwinizm? Böyle bir konu var mı ki?” dediler. Peki dedik sizin ağa babalarınız Darwinizmi savunuyor, Kuran ayetleriyle savunuyorlar. Yani Kuran’da Darwinizmin olduğunu Allah söylüyor diyor onlar zaten adamlar. Allah açıklıyor, diyorlar. Kuran Darwin’den daha önce bunu açıklamış zaten, diyorlar. Şimdi akıl almaz bir şeytani oyun, akıl almaz bir fitne İslam alemini sarmış vaziyette. Mesela başörtüsü konusunda akıl almaz titizlik gösteriyorlar, doğru güzel. Ama İslam’ın dünyaya hakimiyeti konusunda o titizliğin 10.000’de 1’ini, 100.000’de 1’ini bile göstermiyorlar. Asıl namus bu değil mi? Allah’ın dini uygulanmıyor, senin namusun yerle bir olmuş. Değil mi? Bütün namusun çiğnenmiş senin, namusun payimal olmuş, asıl sen buradan namusunu kurtaracaksın. Değil mi? Başörtüsü için yaptığın gayretin 100 binde birini bile yapmıyorsan bu nasıl namus oluyor bu? Namus Kuran’dır, Kuran’ın bütünüdür. Kuran’ın tamamına saldırıyor adamlar, adamı hiç ilgilendirmiyor? Bak internet sitelerinde de dine, İslam’a hakaret eden birçok yer var. Bunların hepsini tek tek mahkeme kararıyla kapattırıyoruz.
SUNUCU:Allah razı olsun.
OKTAR BABUNA:Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Bakın ilgilendirmiyor, birçok insanı ilgilendirmiyor bu? İslam’a, Kuran’a hakaret eden kitaplar çıkarıyorlar. Birçok kişiyi ilgilendirmiyor. Biz mahkeme kararıyla toplattırıyoruz veya engellemeye çalışıyoruz.
SUNUCU: Kendine Müslümanlık bu olsa gerek hocam, değil mi?
ADNAN OKTAR:Evet yani adamın ailesine bir şey demeyeceksin, kendine bir şey demeyeceksin. Yani Kuran’a, İslam’a, Allah’a, Peygambere söz söylenmesi birçok kişiyi ilgilendirmiyor. İslam’ın hakim olmamasını da o, namusunun çiğnenmesini olarak kabul etmiyor. Başörtüsünü namusunun çiğnenmesi olarak kabul ediyor, bir tek. Yani bunda bir anormallik var. Tamam, başörtüsü namustur ama Kuran’ın uygulanmaması çok vahim bir olaydır. Yani binlerce olayın içine girdiği bir konu bu?
SUNUCU:Çok daha önemli bir konu tabii ki de hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii kıyası kabil değil yani. Kıyas olur öyle demeyeyim de, Allah affetsin de kıyas olur ama bir cüz o, bir bölüm değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler