Adnan Oktar’ın 30 Mart 2010 tarihli Gaziantep Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Ama bunun oluşması için, yani bir dinsiz adama sev demek veya bir fasığa sev demek, Allah’ı sevmeyene sev demek yani çok aldatıcı olur. Yani mutlaka onun bir eğlendirici bir yönü vardır, o yüzden ilgilenir. Ya parası onu ilgilendiriyordur, ya ona bakacaktır. Mesela kadınların, aşık oldum, ölüyorum, bayılıyorum dediği kişilere bakıyoruz, mesela birini seçiyor. Kriterler neler? Genç olması, zengin olması, mesleğinin para getirmeye müsait olması, devam ediyor olması, ailesinin zengin olması. Gittikçe artıyor tabii kriterler. Evi olması, arabası olması, yazlığı olması, ekstradan bir evinin daha olması, işte fiili sakatlıkların da olmaması. Bunlar çok çok etkili onlar için. Ama burada asıl, temel düşünce, temel içgüdüleri, gelecek korkusu oluyor. En güçlü içgüdü. En güçlü içgüdülerden bir tanesidir. Mesela hayvanlarda da vardır. Mesela sincap fındık fıstık buluyor, hayvan gömüyor onu. İçgüdü olarak açlık korkusundan dolayı onu ileride yemek için saklıyor. Mesela kopek de gider kemiği saklar, gizler sonra da onu yemek ister. Şimdi, asil olmayan, eğitim almayan bir insane da veya cahil olan bir insane da içgüdüyle kendisine bakacak bir adam arıyor ilerisi için. “Aşık oldum” sözleri falan, o adamı bağlamak için kullanılan büyü kelimeleridir. Yani o telkine onun ihtiyacı olduğunu o bilir. Mesela ondan daha yakışıklısını görmediğini söyler, ilk defa böyle bir vakayla karşılaştığını söyler. İlk defa bu duyguları yaşadığını söyler. Halbuki alelade Allah’ın herhangi bir kuludur. Öyle bir şey olması mümkün değildir ama o kazcık da ona inanır. Yani hakikaten ilk defa keşfedildiğine, ilk defa kendisindeki o muhteşem özelliklerin fark edildiğine şahit olmakla müthiş bir heyecan duyar. Yani “sen beni nasıl fark edebildin” diyor mesela, müthiş hoşuna gidiyor. Halbuki o hazırlanan ince geleceğe yönelik bir tuzaktır. Çünkü kadın içgüdüyle kendisine baktırmak istediği için uzun vadede, çünkü hastalanabilir, yaşlanabilir, paraya ihtiyacı var, yiyeceğe ihtiyacı var, sürekli giyime ihtiyacı var. Ona sürekli para akıtacak ve mülk malzeme akıtacak bir menfez, bir delik gibi görür onu. Onun başında, ama onun arada sırada sıvazlanması gerektiğine inanır o. Yani gönlünün alınması gerektiğine inanır. “Sen ne iyisin, ne hoş adamsın” dedikçe oradan akar mallar. Yani onun belirli, büyülü kelimeleri vardır. Bir kaç animasyon, bir kaç hareketle onu yönlendirir. Ve kendisine ömür boyu baktırır. Mesela çocuk olunca, daha da iyi bağlanacağı bilir. Bir an önce çocuk yapmak ister ki boşanma ihtimali olmasın. Mesela bir çocukta daha kolay boşanacağı için ikinci bir çocuk daha yaptırır. Daha sağlama bağlar. Adam da tabii o çocuk yaptıkça kadın yıpranıyor daha da ondan soğuyor. Ama onun da kaçacak bir yeri kalmıyor bir anlamda. Yani o da bütün malını mülkünü oraya harcadığı için, imkanını oraya harcadığı için mecburen birbirlerine tahammül eder bir konuma gelmiş oluyorlar. Onun için gazeteler de falan görürsünüz yani, evliliği mutluluğu devam ettirmek için neler yapmak lazım. İşte “akşamları onu yemeğe götürün”. İşte “arada sırada yüzük alın”. Yani bakın hiç ne Allah’ın rızasından bahseder, ne Allah korkusundan bahsederler, ne cihadın heyecanından bahsederler. Ne Ahiret kardeşliğinin güzelliğinden. Değil mi? Ve bu gücü Allah’ın vermesinden hiç bahsetmezler. Bayağı bir kısmında böyledir. Dolayısıyla bu sahte tedbirler de olayı daha da beter hale getirir. Mesela adam, samimi ruhani sevgiyi sağlayamayınca onu yemekle iknaya çalışıyor. Şimdi, yemekle ikna olmaz. Yani çok ilkel bir yöntem bu. Yani saflığından, cahilliğinden yapanları tenzih ederim ama köpeklere falan yapılır bu. Hayvana yemek verirsin, alıştırırsın, köpek sahibine sadık olur. Sürekli yiyeceği o sağladığı için, ona karşı bir muhabbet gelişir köpekte. Ama o yemeğe karşılık gelişir o köpekteki sevgi. Şimdi o da orada adeta bir köpek terbiye eder gibi, ona yemek verdikçe kendisine daha sadık olduğunu görmüş oluyor. Bunu insan için için bilince bir kadın, erkek de bildiği için, bilinçaltında bildiklerinde, temelde samimi bir nefret oluşuyor ve samimiyetsiz de bir sevgi oluşuyor üstte. İşte deliler gibi birbirlerini sevdiklerini, çılgınlar gibi eğlendiklerini falan söylüyorlar yakınlarına, milletin yanında birbirlerine ikide bir sarılıyorlar, sarmaş dolaş. Görüyorsunuzdur öyle. Yuvarlanırlar falan bir şey, kumlarda hoplamalar, zıplamalar falan, tamamen artistik gösterilerdir. Yani film sahnelerinde ne görülerse onları yapıp, kumlarda koşuştururlar el ele. Bir şeyler yaparlar falan. Ama kadın menfaatine uygun başka birini gördüğünde de anında harcar. O kumlarda koşan adam mesela yarın bir gün bir kanser, ülser bir şey olmuş olsa, bir hastalık falan, kısa dönem içerisinde onu harcıyor. Ama öldüğünde malı kalacaksa o zaman tabii çok şefkatli oluyor. O zaman çok şefkatli, anormal bir heyecan oluyor. Yani sevinç dolu, fakat acıyan bir heyecan. Yani tarif edemiyorum o tipleri. Ben gördüm öyle tipleri. Yani delice bir sevinç. Her an öleceği için ve hakikaten güç de geliyor o tip kadınlara, daha da heyecanlanıyorlar. Ne hikmetse yani. Her an ölmesi mevzubahis olduğu için. Sonra da çok seviniyor. “Çok malı kaldı” diyor, heyecan duyuyor, onu anlatıyor. Çok görmüşsünüzdür yani eşi kanser oldu mesela, amansız bir hastalığa yakalandığında, ölümü yaklaştığında, sevincini gizleyemeyen insanlar görmüşsünüzdür. Ağlar, fakat sevinç ağması tarzında yapar. Böyle üslubundan, konuşmasından o anlaşılır. Şimdi bu sistemi bilenler de tabii bu sefer hayata küsüyorlar. Yani insanlara küsüyorlar, içine kapanıyorlar. Herkes herkesten nefret eder hale geliyor. Yahut epey bir insan o şekle geliyor, birçok insan. Dolayısıyla bir karamsarlık ve bitaplık meydana geliyor. İman neşesi olmadığında vücut buna dayanamaz, çöker. Mesela gözünün feri olmaz. Bakışları donuklaşır, cildi donuklaşır. Zekasına donukluk gelir. Hafızasına zarar gelir. Bütün vücut hücreleri hastalanır. Kansere ve tümöre yatkın hale gelir vücut. Vücut artık kendisini koruyamaz artık, divane olur vücut. Hücreler de divane olur. Çünkü bütün hücreler Allah aşkına göre yaratılmıştır, Allah’a tutkuya göre. Allah aşkını göremedi mi hücre intihar eder, yani canı yanar. Onun için bir nursuzluktur gider suratlarında. Bir garipliktir yani, elektrikleri olmaz. Heyecan verici yönü olmaz. Ama mümin ve muttaki ise Allah ona özel bir elektrik ve özel bir güç verir. Fakat mümin müminden etkilenecek şekilde yaratılmıştır. Mesela fasık müminden etkilenmez. Kafir de müminden etkilenmez. Onun için Allah onu özellikle ayırmış. Bak “mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere” diyor, değil mi? “Münafikun ve münafikat”, münafık kadınlar ve münafık erkekler, onlar da birbirlerine göre oluyorlar. Kafirlerde de aynı şekilde; “müşrikin ve müşrikat”. Müşrik kadınlar ve müşrik erkekler. Onlar da birbirlerine göredir inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...