Adnan Oktar’ın 24 Nisan 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu TV röportajından
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman diyor, “Mehdi (a.s.), üç görevi birden yapacaktır. Büyük Mehdi (a.s.) olmasının sebebi budur” diyor. “Diğer Mehdiler, her biri tek bir görevi yapmışlardır” diyor. Ama kardeşlerimiz yine bunu akıllarına sığdıramadıkları için onlar da yine bölüyorlar. Diyorlar ki; “o üç görevi birden yine yapamaz” diyorlar, “Bediüzzaman ‘yapacak’ diyor ama” diyorlar, “Bediüzzaman yanlış söylüyor” diyorlar, “onun sözü doğru değil” diyorlar. “Biz doğrusunu söyleyelim. Üçe bölmek gerekiyor” diyorlar. Bir diyanet, biri saltanat, bir siyaset Mehdisi gerekir, üçe bölünmesi gerekir.” diyorlar. Hatta bir tanesinde Hoca efendiye soruyorlar çok müşkül durumda kalıyor. Bir türlü cevap veremiyor. “Hocam, bu üç ayrı Mehdi (a.s.) aynı yerden mi çıkacak?” diyor. “Tabii aynı yerden çıkacak” diyor. “Yok, ayrı ayrı yerlerden de çıkabilir” diyor. Bakın “aynı yerden de çıkabilir, ayrı ayrı yerlerden de çıkabilir” diyor. Ama bakamıyor da soran öğrencinin yüzüne de bakamıyor. Emin değil, emin değil derken, doğru olmadığını biliyor, açıkça biliyor, onu aklına sığıştıramıyor, ne yapacağını bilemeyecek durumda. İyice bunalmış durumda benim gördüğüm. Yani üç ayrı talebede olacakmış. “Bunlar Bediüzzaman’a bağlı olacaktır ama Bediüzzaman’dan daha alt seviyede olacaklar” diyor. “Çünkü ona bağlı kişiler” diyor. Hatta şöyle bir benzetme yapıyor; “Fatih’i yetiştiren Akşemsettin’di” diyor. “Fakat Akşemsettin daha büyüktür Fatih Sultan Mehmet’ten” diyor. “Onun için gelecek Mehdi (a.s.) Bediüzzaman’dan daha geri bir özellik gösterecektir” diyor. Ya kardeşim daha geride, daha ileride olmasını Allah’a bırakın siz, değil mi size ne? Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisine göre siz hareket edin. Burada bir panik ve tedirginlik olduğu için anlatmakta da bir hayli zorlanıyorlar. Hikmetsiz ve garip anlatımlar ortaya çıkıyor. Bakın “üç Mehdi aynı anda gelecek” diyor. Siyaset, diyanet ve saltanat Mehdisi, üçü. “Aynı yerde mi gelecekler?” diyor. “Evet aynı yerde gelecek”, bir şehirde hepsi bir yerde buluşacaklarmış, üçü birden. O zaman Bediüzzaman’ın dediği böylece oluşacaklarmış. Büyük Mehdi üç Mehdiden oluşacak diyor. Bu üç Mehdi’ye diyecekmişiz ki “büyük Mehdi (a.s.) sizsiniz”. Yani Bediüzzaman’ın anlattığı bu. “Eğer bir kişi bir görevi, sadece bir görevi yapıyorsa büyük Mehdi (a.s.) olamaz” diyor. Bunlarda “bir kişi bir görevi yapacaklar” diyor. O zamanda yine büyük Mehdi olamamış oluyor. “Büyük Mehdi olması için üç görevi de aynı anda bir kişinin yapması gerekiyor” diyor Bediüzzaman, çok net. “Yok, Bediüzzaman’ın söylediği makul değil. Adetullah kanunları var dünyada” diyorlar. Doğru Allah’ın Adetullah kanunları var, ama Bediüzzaman diyor ki “bu vukua layık ve çok makuldür, olmayacak bir şey değil bu çok makul” diyor. Onlarda diyor ki “bu makul değil olmaz” diyorlar. Bediüzzaman ”olur” diyor, onlar “olmaz” diyorlar. Bediüzzaman diyor ki “üç görevi bir kişi yapacak” diyor, “yok, o yanlış söylüyor biz doğrusunu biliyoruz” diyorlar. “Üç görevi ayrı ayrı üç kişi paylaşacaklar. Birbirinden habersiz üç tane Mehdi aynı anda gelecek” diyorlar. Dabbe’tül arzın içine girecek diyen de. Yani bu panik dünyada benim kanaatim görülmemiş olabilir. Yani İslam tarihinde görülmemiş olabilir. Kardeşimiz de yazmış burada şu, Selim Sabancı yazmış oku bakayım şunu Berker.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Selamun aleyküm çok saygıdeğer, sevgili Hocam. Bazı Nur cemaatlerinin risalelerde müjdelenmiş olan Hz. İsa Aleyhisselam ve Hz. Mehdi Aleyhi Rıdvan’ın hakkındaki hususları hiç saymaları ve ilgilenmemelerinin birkaç sebebi inşaAllah, lakin o konuları kendi sohbetlerinde istedikleri zaman o cemaatlerin büyüklerinin endişesi inşaAllah.” Biraz cümle de düşük Hocam soruda. “Acaba öğrencilerde Hz. Mehdi Aleyhi Rıdvan olacağını sanan birçoklarının çıkması korkusu olması olabilir Allah-u Alem. Yani o konuları isteseler birçok Risale talabesi o konulara takılıp kalacaklar diye korkuyorlar. O cemaatlerin liderlerinin bu konuyu işlememelerinin diğer sebebi fitne ortamından kaçınma da olabilir. Ayrıca birkaç tane olan Nur cemaatlerinin aralarında kendi ağabeylerinin birinin Hz. Mehdi Aleyhi Rıdvan olduğunu düşünmeleridir Allah-u Alem. Son olarak inşaAllah tüm bu tip Nur cemaatleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın ve Risalelerin gerçek sahiplerini bildikleri fakat gururlarından dolayı tüm Ahir Zaman şahısları hakkında Risaleleri hiçe sayıyorlar. Çünkü mübarek Said Nursi Hazretleri’nin Risalelerini bu şahıslar senelerdir okuyor, okutturuyorlar. Bunca emekten sonra onlar dışarıdan birinin Risaleleri sahiplenmesini nefsen istemiyor olabilirler Allah-u Alem.”
ADNAN OKTAR: Benim dikkatimi çekti analizleri güzel, şey değil.
ALTUĞ BERKER: Evet doğru.
ADNAN OKTAR: Yani mantıklı buldum onun için okuttum, demin dikkatimi çekti. Bu kadar mı?
ALTUĞ BERKER: Evet Selim Sabancı kardeşimiz bu kadar yazmış.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu konuda biz tabii acele etmiyoruz çünkü önemli bu uzun bir dönemdir. Fakat bunu zaman zaman anlatıyorum ki tarihi günler yaşandığını insanlar görsünler. Yani harika bir mucize oluştuğunu görsünler. Çünkü bak Bediüzzaman diyor ki: “Risale-i Nur’un gerçek sahibi Mehdi ve şakirtleridir.” Demek ki Mehdi (a.s.) ve şakirtleri dışında Risale-i Nur’u mantıklı anlayan, doğru anlayan, tam anlamıyla doğru anlayan pek insan olmayacak, nadir olacak, yani o ortaya çıkıyor. Nitekim de baktığımızda akıl almaz teviller görüyoruz, akıl almaz açıklamalar görüyoruz. Ama mutlaka Allah onu hikmetle ve hayırla yaratıyor. Çünkü tek bir ittifak yok. Mesela “Bediüzzaman’dır” diyen yok ittifak halinde, “şahsı manevi “ diyen de yok ittifak halinde. “Risale-i Nur Külliyatı’dır” diyen de yok. Yani akıl almaz çelişkiler devam ediyor. “Üç ayrı Mehdi gelecek” diyenler var. Halbuki bir tane doğrusu var. Risale-i Nur zaten tefsirdir, zaten açıklamadır. Tefsirin tefsiri olmaz, tefsirin batıni tefsiri olmaz. Şerhin, açıklanmış bir şerhin, bir daha şerhi olmaz. Müteşabih bir hadisi açıkladıysa o müteşabih açıklanmış, onu sarih hale getirmiş onu bir daha müteşabih hükmünde kabul edip müteşabihin müteşabihini meydana getirmiş oluyorlar. Yani görülmemiş şeyler. Ama bütün bu paniğe rağmen Mehdi (a.s.) çıkacaktır ve insanlar da tanıyacaklardır. Allah bunu çok sağlama almıştır. Öyle insanların debelenmesiyle, kaçmasıyla, anlamazlıktan gelmesiyle veyahut kabul etmemesiyle Mehdi (a.s.)’ın faaliyeti durmaz. Allah harika olsun diye bunu meydana getiriyor. Yani olağanüstülüğü göstermek için. Bir de Mehdi (a.s.) batın ilminin yani ledün ilminin üstadıdır. O yönüyle de harikadır. İnsanlarda şaşkınlık meydana getirmesi yönünden o yönü çok önemlidir. Hz. İbrahim (a.s.) mesela ledün ilminin üstadıdır, Hz. İbrahim (a.s.). Ledün ilmiyle ilgili uygulamalarını Allah Kuran’da anlatıyor fakat bir kısım insanlar bunun farkına varmıyorlar. Mesela Kehf Suresinde Hızır (a.s.) kıssasının verilmesi özellikle Mehdiyete dikkat çekmek içindir. Yani Mehdi (a.s.)’ın Hz. Hızır (a.s.) gibi ledün ilmini uygulayacağına Allah Kuran’da dikkat çekiyor. Zaten Kehf Suresi baştan sona Mehdi (a.s.)’ı anlatır, zaten bilinen bir husustur bu. Hz. İbrahim (a.s.)’in ledün ilmiyle ilgili faaliyetlerini, üslubunu, çalışmalarını bir ara anlatacağım, daha detaylandıracağım inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler