Adnan Oktar'ın 11 Nisan 2010 tarihli Kanal 35 röportajından
ADNAN OKTAR:Şimdi dinsizlerde gene, onlarda da böyledir, onlarda da bir nokta-i istinad vardır. Mesela diyor ki, “Darwin gibi bir adam yahut Dawkins gibi bir adam Allah’a inanmıyorsa bir bildiği vardır, ben de onun kafasını kullanıyorum, onun beynini kullanıyorum, ona dayanarak büyüleniyorum” diyor, o büyünün etkisinde, “(haşa) Allah’ı inkar ediyorum” diyor. Yani dinsizler bir şey bildiğinden değildir. Dinsizlerin çok ilkel delilleri vardır. Yani mesela “babam niye öldü?” der, “ben o yüzden dinsiz oldum” der, yani çok ilkeldir izahları, yani öyle kapsamlı bir şey değil. Ama dayandırırken asıl ateist sitelere, ateist felsefecilere dayandırırlar. Onlar bir şey biliyor ki derler, oradan cesaret alır. Bir de onların tabii kendine has böyle kıro sükseleri vardır. Böyle kıro entel havaları vardır, onlara özenirler. Biraz yani kültür düzeyi düşük, zayıf insanlar. Tabii ben Nil’i veyahut diğer hanımları tenzih ederim, onları kastetmiyorum. Fakat böyle modernliği yeni tanıyan, kültürü yeni tanıyanlarda, modernliğe ve kültüre karşı böyle müthiş bir hayranlık ve eziklik olur. Bunlarda böyle kıro entel bir karakter gelişir. Yani her şeyleri özentidir. Onlara benzemeye çalışırlar. Üslubu ile, konuşması ile, düşüncesi ile, yemesi, içmesi ile, hatta onların gittiği yerlere giderler. Onların yediği gibi yerler. Onların güldüğü gibi güler. Yani tam anlamı ile onlara benzemeye çalışırlar. Mesela falancanın kitabını okuyorum, bilmem kaçıncı sayfasından çok etkilendim der. Ama bir de bakarsın ki, bu çok yaygındır, yani ortak dil kullanırlar. Kıro entel zeminde çok müthiş gelişir böyle sistemler, düşünceler. Onların anlayacağı şey de yine tabii bilimin ezici gücüdür. Yani bunlara vicdanla anlatılmaz. Bilimin ezici, net delilleri yıkıcı etki yapar. Mehdiyet de sürekli bilimi kullanacaktır. Sanat ve bilimi. Bediüzzaman bunu çok kapsamlı anlatıyor. Yani sanatı ve bilimi çok güzel kullanacağını belirtiyor. Çünkü bakın, “karşıtları cehalet, zaruret ve ihtilaftır” diyor. “Biz bunlara karşı sanat, marifet ve ittifak silahlarını kullanacağız” diyor. Bakın sanatın içerisine hepsi giriyor, bilim de giriyor, sanat da giriyor. Çünkü mesela bir radyonun yapılmasında da gene sanat kullanılıyor. Televizyonun yapılmasında da sanat kullanılır. Yani sırf bilim ile onu yapamaz, ikisi beraberdir. Yani mesela sanayi i nefise derler değil mi? Sanayi i nefise, nefis sanatlar. Aynı şekilde sanat, bilim iç içe olarak Mehdi (a.s.)’nin silahı oluyor. Bunu hiç tahmin etmedikleri için, yani daha önce materyalizm bilime sırtını dayandırdığı için, sırtını dayandırdığı koltuk elinden alınacak; dolayısı ile tepe taklak düşmüş olacak, düştü yani materyalizm. Mehdiyet de bilime tam anlamı ile sahip çıkacak bir düşüncedir. Yani gerçek sahiplerinin eline geçmiştir bilim. Paleontoloji de , biyoloji de, mikrobiyoloji de hepsi, tamamı Allah’ın varlığını anlatacak şekilde Allah tarafından yaratılmıştır. Şu anda da İslam’a, Kuran’a hizmet edenler dikkat edersen hep bilimi kullanıyorlar.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler