Adnan Oktar'ın 12 Nisan 2010 tarihli Adiyaman Asu TV röportajından
ADNAN OKTAR:Hüsn-ü zan edilmesi lazım ilk başta, yani şöyle bir toplumda bazı kesimlerde şöyle ciddi bir ahlaksız var. Çok büyük bir alçaklıktır. Bir peşin su-i zanla giriyor. Peşin su-i zan, “adam ispat ettikçe sevgim artıyor” diyor. Bu nasıl oluyor ki böyle birşey? Yani başta sevmedikten sonra bir adam, taksit taksit bir adam sevilir mi? Peşin bir seversin, hüsn-ü zan edersin ama hatası da varsa onu da gidermeye çalışırsın. Hatasında direnirse bir insan sevilmez. Yani hatasından dolayı bir insandan nefret edemezsin, mesela genç hata yapmış olabilir, birçok hataları olabilir. Ama muhnis mesela itaatli, muti bir insan, söz dinliyor, niçin ona nefret duyasın ki sen? Bir kere cahilliği tam geçerli bir olaydır. Geçerlidir yani cahil insan, tecrübesiz bu da geçerli olabilecek bir şey. Düşünmemiş olabilir, gaflete düşmüş olabilir ama gafleti açılmış, sen ona güzeli hakkı anlatmışsın, iyi niyetle makul düşünüyor, akıllı bir insan yani ona karşı en ufak kalpte bir öfke olamaz, öyle bir insana. Ve bir insanı da geçmişiyle yargılamak çok çok çok münasebetsiz bir harekettir. Çok vicdansızca bir harekettir, bir insanın son hali esastır. O zaman biz Hz. Vahşi’ye radıyallahu anh demememiz gerekiyordu. Son an esastır, geçmişini çünkü Allah yaratır. Yani onda Mümin alametleri oluştuktan sonra, Müslüman alametleri oluştuktan sonra sen şunu yapmıştın, bunu yapmıştın geçmişte falan bunların hiçbir anlamı yok. Yani özellikle bu kadınlar için mesela çok tahrip edici oluyor. Mesela bir hata yapıyor gençliğinde, geçmişinde, üstüne zamk gibi yapışıyor. Hiçbir şekilde onu bağlayacak bir şey değildir o. Veyahut mesela Allah esirgesin birisi bir kötülük yapıyor ona, onun üstüne kalıyor çocuğun. Öyle bir şey olmaz. Onun, Müslüman olması, Allah’a samimi tevbe etmesi yeterlidir. Ve tertemiz olur bir Müslümanın gözünde o. Allah’ın affetmesi gerekir. Yani insanın hukukuna giren bir şey değildir o, Allah’ın affetmesi çok önemlidir. Ve samimi olarak vazgeçtiğine dair alamet varsa, dürüst davranıyorsa, candan davranıyorsa konu bitmiştir. Yani ona sen şunu yapmıştın, bunu yapmıştın böyle, bu çok çok münasebetsiz. O zaman dünyada sevecek insan yani on binde bir bile bulamayabilirsiniz. Öyle bir şeyde bu mantığa girerseniz, çok çok zor olur. Yani yüz binde bir bile zor bulunur. Çünkü insan mutlaka hata yapabilen bir varlıktır, yani o kusursuz olmaz. Affedicilik işte sevginin önünü açan bir sistem. İslamiyet’in aşkı sağlamasında mühim vesilelerden bir tanesi budur, affetmektir. Mesela aşkı öldüren bir şeydir, sevgiyi öldüren bir şeydir affetmemek, hata. Çünkü mesela bir genç kız, bir insan bir kere hata yapabiliyor. Ömür boyu bir insan, nasıl kaybedilir o insan yani. Yine de yapabilir yani insanlık hali. Allah vermesin mesela zina bile yapmış olursa onun bir haddi var İslam’da, yine Müslüman kabul ediliyor. Müslümanlık’tan çıkmış olmuyor. Dolayısıyla ona karşı böyle yani sürgit devam eden bir öfke ve kin Kuran’a uygun olmaz. Allah onu sorar o zaman, değil mi? Yani senin affedeceğin bir konu değildi diyecek Cenab-ı Allah. Seninle ilgili bir konu değildi. Yani niçin böyle bir kin duydun ve ömür boyu bu kinini devam ettirdiğini Allah sorsa, bu onun için içinden çıkılmaz bir durum olabilir.
SUNUCU: Hocam bazı insanlar da affetmenin sadece kendilerine ait bir durum olduğunu zannediyorlar. Hani bu Müslüman arkadaşlarımızda da bazen olabiliyor. Hani -haşa- unutuyorlar sanki Allah’u Teala’nın affediciğini, hani yalnızca kendilerinde olduğunu düşünüyorlar bu özelliğin. Bu noktadaki sınırımız aslında tam olarak ne olmalıdır hocam?
ADNAN OKTAR: İşin doğrusu insanın affetmesi hemen hemen hiç önemli değil.
SUNUCU: Değil mi?
ADNAN OKTAR: Hemen hemen hiç önemli değil yani çok azdır, çok çok azdır önemi. Çünlü mesela Ahirete gitsek, biz birisine kinliyiz, nefret ediyoruz ama Allah affetmiş, adam Cennete gelmiş. Ne diyeceğiz? “Ya Rabbi, benim kinim devam ediyor” mu diyecek adam. Yani ne haddine insan diyebilir mi öyle bir şey? Allah’ın affetmesi çok önemlidir. Allah affetti mi konu bitmiştir. Sen, ne aklın var, insan olarak ne gücün var, sen zaten Allah’ın yarattığı kadarını yaşıyorsun kendine ait bir gücün yok. Dolayısıyla affetme çok büyük bir konfordur İslam’da ve çok büyük bir güzelliktir. O yüzden insanlar çok rahat dost olabiliyorlar İslam toplumunda, İslam ahlakının yaşandığı toplumda. İslam ahlakını yaşanmadığı toplumda insanlar hep bir veya iki kişidir. Yani bakın dikkat edin genç kızlara “kaç tane arkadaşın var” de, ya bir tanedir ya iki tanedir. Çünkü devam ettirmesi çok zordur. Arkadaşlığı devam ettirmek, çok muazzam dikkat gerektiren, irade ve efor gerektiren bir şeydir. Fakat buna rağmen devam ettiremez. Çünkü affetme gerekir, şefkat gerekir, anlayış gerekir, olgunluk gerekir, vefa gerekir yani çok çok sabırlı olması gerekiyor insanın.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler