Adnan Oktar'ın 18 Nisan 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından
SUNUCU 2:Allah imtihan etmeden insanları ve cinleri Cennet’e koyar mı? Yani derler ya çocuk ölürse Cennet’e gidermiş, bu doğru mu?” El Yasin Mahlaslı.
ADNAN OKTAR:Şimdi çocuklar Cennet’te çocuk ruhuyla, çocuk kişiliğiyle yeniden diriltiliyorlar; çocuk olarak. Çünkü Cennet’in mühim bir vasfıdır, çünkü çocuk hakikaten insanın ruhunu çok okşayan, ruhunda derin zevk meydana getiren çok büyük bir nimettir. Mesela resimlerini yayınlıyoruz değil mi? İnsanın ruhu adeta hipnotize oluyor. Yani bambaşka bir varlık, değil mi? Mesela sarılmak ayrı bir zevk, seyretmek ayrı bir zevk, onun mesela koşuşturması, saf saf o çocuksu hareketleri yapması her biri ayrı bir zevk veriyor. Ne yaparsa yapsın hoşumuza gidiyor, yani bir şeyi devirse de hoşumuza gidiyor, bir şeyi bilmeden mesela çekiyor, indiriyor gidiyor köpeğin ağzına elini sokmaya kalkıyor. Hepsi heyecan veriyor, büyük bir insan köpeğin azına elini soksa bizi ilgilendirmez hatta cins hareket olarak görürüz, anormal bir hareket olarak görürüz. Ama çocuk yaptığında o bizi çok heyecanlandırıyor onun mazlumluğu, temizliği. Onun için Cennet’in mühim nimetlerinden birisi olduğu için Allah onu hem imtihanda insanlara vesile kılıyor hem de güzel sonuç açısından da insanlara bir nimet olarak sunuyor. Her ölen çocuk mutlaka Vildan olarak Cennet’te diriltilir. Müslümanlar boş yere kendilerini üzüyorlar, Allah tarafından o kasıtlı. Zaten o yaratıldığında Cennet’ten getirilmiş küçük bir Vildan, ona gösterilip geri çekiliyor. O da zannediyor ki o çocuğu kendi yarattı, ruhunu da kendi verdi zannediyor, kendisine ait bir şey yok oldu zannediyor. Halbuki Allah orada tecelli ediyor, görünüyor Allah, insan şeklinde tecelli ediyor ve Allah’ın tecellisi geri gidiyor. Bu kadar ve Cennet’te yeniden tecelli etmeye devam ediyor Allah. Onu kendine ait zannettiği için o feryat, figanları. Bir de teşvik de var, yani mesela dün de televizyonda seyrettim; bir anne-baba çocuğun durumunu bekliyor hastanede, herhalde komada çocuk anladığım kadarıyla. Doktor geliyor; “öldü çocuğunuz” diyor. Yani “Allah rahmet etsin” diyor yahut ona benzer bir şey söylüyor, “çocuğu kaybettik” diyor. Birden dövünmeye başlıyorlar ve bunu seyretmekten heyecan duyan çok fazla insan vardır. Yani annenin dövünmesi bir heyecan unsurudur, birçok insan için mesela bağırması, bayılması, kendini yerlere atması heyecan unsurudur. Halbuki bunun toplum tarafından, Müslüman tarafından beğenilmediği ve bunun yanlış olduğu aktarılırsa insanlar bu duyguya girmez yani beyni o eğitimi alırsa buna gerek duymaz. Allah’ın yanına gittiğini bilir o insanın ve gönlü çok rahat olur. Fakat teşvik var, ağlamaya teşvik var, bayılmaya teşvik var, “hastaneye kaldırıldı” diyor anne, “kalp krizi geçirdi babası” diyorlar, “vah vah” diyorlar. Ondan böyle bir duygusal adeta bir kısım insanlar etkileniyorlar. Yani kötü yönde heyecan duyuyor, bu doğru değil, bu yakışacak bir şey değil çünkü Allah verir, Allah alır. Yani Allah öyle gösteriyor. Yaratan Allah olduğuna göre, ruhunu da, bedeni de yaratan Allah olduğuna göre; Allah getirdiğinde bize sormadığına göre, götürürken de bize sormaz. Yani tamamı Allah’a ait, ama tamamı. O kişinin orada sahip çıkması çok acayip bir hareket ona, yani çok çok acayip bir hareket. Yani kendine ait hiçbir şey olmadığı halde Allah’ın yaptığı hikmete, Allah’ın yarattığı hayra böyle şer gözüyle bakması çok acayip bir hareket. Allah onun o anda canını alıyorsa onda bir hayır vardır. Ve orda teşvik edilmese hatta ağlamak için adam tutanlar varmış eskiden Osmanlı döneminde falan, çığırtkanlar böyle. Mesela göğsünü-bağrını yırtıyor. Özel cenaze için getiriliyor adam paralı, ağlamak için adam getiriliyor. Mesela cenazede ağlamayana diyorlar; “siz adamdan nefret mi ediyorsunuz? Siz anormal nasıl yapıyorsunuz böyle?” diyorlar. “Nasıl ağlamazsın sen?” diyor. Yani bu çok çirkin; adam Allah’a isyan mı etsin? Allah’ın hükmüne karşı mı gelsin? Bu, ne anlama geliyor? Ben Allah’ın yaptığından çok rahatsız oldum anlamına gelmez mi bu, değil mi? Yani ‘bu beni şiddetli şekilde olumsuz yönde etkiledi’ diyorsun, bu anlama geliyor.
SUNUCU 2:Peki hocam, evlat acısı konusunda nasıl davranmak daha doğrudur?
ADNAN OKTAR: Hayır, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mesela, küçük İbrahim vefat etmişti, Peygamberimiz (s.a.v.) ağladı. Dediler ki; “Ya Resulullah (s.a.v.) üzülüyor musun?” dediler. “Hayır, heyecandan ağlıyorum” dedi. Allah aşkı ile ağlarsın, sevinçten ağlarsın, coşar ağlarsın, bu güzeldir değil mi? Mesela İslam hakim olacak, Mehdi (a.s.) çıkacak, feryat figan kendini yere atanlar olur, bayılanlar olur, bu bir zevktir bu. Yahut insan çocuğuna bakar, ağlar güzelliğinden. Karısına bakar, ağlar güzelliğinden. Yahut Allah aşkından coşar, ağlar. Allah korkusundan ağlanır ama bunlar şifadır, insanın zihnini, beynini açar. Ama üzüntüden ağlamak; Allah’a isyandır ve insanı çökertir, yani ruhen ve bedenen çöker insan. Allah ona karşılık verir öyle bir şeye, alenen Allah’a isyan görünümünde oluyor bu.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler