Adnan Oktar’ın 20 Nisan 2010 tarihli Güneydoğu Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Yani insanları tabii böyle zahirine göre değerlendirme alışkanlığı olduğu için, bir bakıyorlar ya diyorlar “adam evliya”. Halbuki direk sahtekar oluyor. Adam bakıyor ya diyor “bunun din ile hiç alakası yok” diyor. Halbuki evliya o olmuş oluyor, veli olmuş oluyor. Onun için, dış görünüme göre insanları değerlendirme mantığı yanlıştır. Bir de, tabii bu dış görünüme göre değerlendirme çok yaygın. Mesela zengin görünümlü bir insana karşı, sevgi ve saygı daha yoğun oluyor. Ama fakirlere karşı sevgi ve saygı daha düşük oluyor. Ben bunu her yerde görüyorum ve çok acı bir olay. Yani bakar bakmaz kıyafetine, tavrına göre bir muamele oluyor. Bu yakışık alacak bir şey değil. Halbuki her insan ölümlüdür. En gösterişli dediğimiz insan, mesela bakıyorum genç kızlar aslan gibi, son derece güzel gösterişliler. Ama mesela onun 70 yıl sonrasını düşünüyorum. Mezarda upuzun tertemiz kemikler böyle. Kafatası, kemikler simsiyah karanlık toprağın altında. Ama zifiri karanlık toprağın altında, orada yatıyor kemik olarak. Nerede o daha önceki lüks çantalar, lüks kıyafetler, makyaj malzemeleri, o şen kahkahaları, değil mi? O azametli yürüyüşü, o enaniyeti? Kafasını dikerek falan, hiç ölmeyecekmiş gibi bir haller, böyle kibirli haller. Ama bakıyoruz mezarın altında milim kıpırdamıyor toprağın altında. Çıt yok. Sessizlik yani tam anlamıyla mutlak sessizlik; ondan sonra sıfır görüntü simsiyah karanlığın altında. Efendim o lacoste çantalar bilmem neler, değil mi? O parfümler. Ne parfüm götürebiliyor mezarın altına, ne artistlik yapabiliyor, ne yatın üzerinde gelip böyle güneş gözlüğüyle millete hava atabiliyor, ne azamet yapabiliyor, ne sigara içebiliyor yerin altında. Değil mi? Marlboro falan girmez oraya mezarın altına. Ne, efendim böyle eğlence yerlerinde yahut işte barlarda falan böyle entel havalarında, artistlik hareketler yapabiliyor. Hiçbir şey yapamıyor. Bu ne kadar süre içinde oluyor? Çok çok kısa süre içerisinde oluyor. Ben geçenlerde söyledim, bir arkadaşım bana yine dikkat çekmiş. Ben Fashion TV’yi açıyorum, seyrediyorum, bakıyorum. Sürekli bu mankenleri gösteriyor, onların geliş gidişlerini gösteriyor. Orada, böyle perspektif küçük bir noktadan başlıyorlar, yani bir yerden çıkıyor. Ben diyorum, Allah onları şimdi yaratıyor, yani yerden annesi babasını yaratıyor. Gittikçe büyüyor büyüyor gelişiyor, ilk yaratılışı oluyor. Kocaman oluyor büyüyor, sonra yaşlanıyor, gerisin geriye dönüyorlar. Sonra mezara toprağın içine doğru gidiyorlar. Her seferinde o gözle seyrediyorum. Çünkü hep aslan gibi genç kızlar, hakikaten çok azametli. Tabii bomboş bakışlar birçoğunda böyle. Çocuklarda da öyle, böyle robot gibi bakıyorlar kollar iki taraftan yan yana. Birçoğu öyle niyeyse. Nedir o? Tarz mı yapmışlar? Ama bakın, sistem orada kaç dakika sürüyor? Yaklaşık 1,5-2 dakika sürüyor. Dünyada ne kadar sürüyor? Saniye hesabıyla onun bilmem kaç bin misli olmuş oluyor. Ama mutlaka kısa sürede neticeleniyor. Çünkü mesela Hitler döneminin mankenini gösteriyorlar, acele acele hareketlerle falan geliyorlar ama hepsi toprağın altında şu an. Değil mi? O devrin ünlü kadınlarını gösteriyor, mesela Mussolini döneminin İtalyan kadınlarını falan gösteriyor. Hızlı hızlı, bayağı şık ve güzel gösterişli kadınlar. Hepsi mezarın altında, hiç kıpırmadan şu an duruyorlar tamamı. Mesela o devirde biz onlara bu konuyu anlatmış olsak, aynı konuyu. “Ya daha dur bakalım, daha ohoo sen neden bahsediyorsun? Daha çok vakit var” derler. Bakın, üzerinden nesil geçmiş daha. Bir anda bitmiş, üzerinden nesil geçmiş. Orada onları filme alan adam da kim bilir ne havalardaydı. Onların video filmi veyahut sinema veyahut işte neyse onu tesbit edilirken. Değil mi? Yahut konuşmaları var mesela şen kahkahaları var teybe alınmış. Hiçbiri yok ortada şu an. Allah diyor; “fısıltılarını duyuyor musun?” diyor (Meryem Suresi, 98). “Fısıltılarını işitiyor musun?” diyor. Hatta “üstlerinden geçiyorsun”diyor. Hakikaten birçok mezarlıkta insanlar üstlerinden geçiyor. Haberleri olmuyor, altta adamlar. Değil mi? Mesela birçok mahalle mezarlık üzerine kurulmuştur İstanbul’da. Grayderle dozerle kazıyıp atıyorlar, yani götürüyorlar başka yere konuyor. O mezarlığın üzerinde bina var. Onun için havaya girenler haddini bilecekler. Mesela kadınlarda da, erkeklerde de. Bir kere mesela bir genç kız, daha küçücük bir spermden oluşuyor hiç ortada yokken. Mesela bunu düşünmesi lazım. Koskoca bir insan oldu. Değil mi? Saçına bakıyor havaya giriyor, gözüne bakıyor havaya giriyor, koluna bacağına bakıyor havaya giriyor. Yani “Bunu kim yarattı? Bunu düşünmüyor. Halbuki aczini düşünmesi lazım. Şimdi, cildinin biraz 1 milim altı kıpkırmızı kan. Derisini bir kaldırsan, mesela en güzel genç kızın, diyorlar ki süper azametinden geçinmiyor böyle. Görsen yani böyle “dünyayı ben yarattım” gibi gidiyor. Derisi kalksa bütün insanlar kaçar. Yani kimse bakmaya tahammül edemez. Bak sırf 1 milim derinin kalkması durumunda, değil mi? Çünkü kasları ve yağları görünecek.
OKTAR BABUNA:Ben çok şahit oldum inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Kaçacak delik arar adam. “Aman aman” der, kanı iliği çekilir. 1 milim, birkaç metre kare deri olayı kapatıyor. Allah o deriyle örttüğü için, o öyle görünüyor. Allah o deriyi bir kaldırsa, dehşete kapılır insan açıkçası. Sokağa çıkamaz, kimse sokağa çıkamaz. Değil mi? Biraz daha içine girdiğimizde kan görüyoruz, biraz daha, et görüyoruz, kemik görüyoruz, bağırsağı var, karaciğeri var, dalağı var. Değil mi? Bu kadar havayı nereye atıyorsun sen o zaman? İşte bu azamet ve bu enaniyet, büyüklük hissi bu mucize. Çünkü akılcı düşündüğünde mümkün değil, yapamaması lazım. Yani her gün aczini görüyor, sabah kalktığından aczini görüyor zavallılığını görüyor. Ve günde defalarca aczini ve zavallılığını görüyor değil mi? Perişanlığını görüyor. Olağanüstü bakım yapıyor ondan sonra dışarıya çıkabilecek hale gelebiliyor. Buna rağmen akıl almaz bir azameti nereye kadar yerde yapıyor? Şu kadarcık yerde yapıyor, beyninin içindeki görüntüde. Bakın beynin içinde görüntü olarak yaşamasına rağmen ve bu kadar aczine rağmen, bu kadar büyüklük ve azamet hissi olup, azgın olup; hatta bu hırsla insanları öldürmeye kalkması, hırsızlık yapması, soygun yapması, bağırıp çağırması, insanları dolandırmaya kalkması bu bir mucizedir. Yani bu kadar azgın olması insan nefsinin, değil mi? Allah diyor; “zaluma ve cehula” diyor Allah. “Zalim ve cahildir insan” diyor. Bu çok büyük bir mucizedir. Mesela her insan, en azametli giden bir kadın bile, yahut erkek de beyninin içindeki şu kadarcık yerde bu görüntüyü görüyor. Ama bakın daha insanların % 99’u bu gerçeğin farkınd a değil. Gece-gündüz anlatmamıza rağmen farkında değiller şu an, birçok insan. Dünyada da farkında değiller. Bu Yaratılış Atlası’nda anlattığımız kısmı okuyanlar bazen hakikaten anlayıp şok oluyorlar. Anlayanlar mutlaka Müslüman oluyor.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler