Adnan Oktar'ın 28 Nisan 2010 tarihli Samsun Aks TV röportajından
OKTAR BABUNA: Bu dün Hocam Nuh (as)’ın gemisinin bulunmasını anlatmıştınız Hocam inşaAllah. Bunun resimleri vardı, gösterelim mi onları inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Göreyim.
OKTAR BABUNA: Bu tahta parçalarını almışlar Hocam inşaAllah, onların da yaşını ölçmüşler, 4.800 yıl olduğunu göstermişler. Gemiden alınan parçalar. Hong Kong’lu bir ekip inşaAllah geminin içerisine girdiklerini söylüyorlar. Burada da fotoğrafı var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Eğer bu doğruysa, şu ahşap bölmeler doğruysa, bu çok net. Yani gemi bu. Bu boyut, boyutu verilen boyutlar, yani bu ahşap fotoğraflar, bunlar doğruysa, olay doğru.
OKTAR BABUNA: Bu hayvanları koydukları bir yer olduğunu söyledikleri 2 metreye 2 metre boyutlarında, bir kapısı da olan böyle bir yer de varmış. Orada çiviler ve askılar da bulmuşlar inşaAllah. Hayvanların da orada, gemide nakledildiğini düşünmüşler. 4 bin metre yükseklikte bulunmuş Hocam Ağrı Dağı’nda.
ADNAN OKTAR: Şöyle olmuş olabilir. Daha alçaktadır gemi, yani geminin oturuş yeri daha alçaktadır, fakat Nuh (as) geminin iyi muhafaza olacağını düşündüğü için, yani yüksekler daha soğuk olduğu için, yani kimyasal yapının daha uygun olması açısından, gemiyi oraya doğru götürmüş olabilirler, ahşap olduğu için. Nasıl Fatih gemileri değil mi? Bir yerden bir yere götürüyordu daha önce, o tarzda, o zamanki Müslümanların emeği ile gemiyi saklamak için orada bir yere götürmüş, koymuşlar gibi görünüyor yani yükseğe, daha yükseğe çıkartmışlar gibi görünüyor. Yani tam orijinal oturduğu yer değil de orijinal oturduğu yerden biraz daha yükseğe alımış olabilir gemi.
OKTAR BABUNA: Evet. Bu da yine gemiden fotoğraflar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani bu fotoğraflar, tekrar söylüyorum eğer doğruysa, gemi bu.
OKTAR BABUNA: Yaşı da uyuyor değil mi Hocam, 4.800 sene?
ADNAN OKTAR: Yaşı da uyuyor tabii. Her yönden uyuyor. Boyutları, ebatı yönünden de uyuyor. Şekli şemali de uyuyor, bulunduğu yer açısından doğru. Cudi, dağ silsilesi anlamına geliyor ve dağdır. Zaten Cudi Dağı’na oturdu demiyor Kuran’da. “Cudi’ye oturdu” diyor. Cudi, oradaki bütün dağ silsilesinin adıdır, boydan boya. Yani Cudi Dağı’na varıncaya kadar, Ağrı Dağı dahil, hepsi Cudi Dağ silsilesidir. Oradaki herhangi bir dağın üzerine oturması, Cudi’ye oturması anlamına geliyor. Ama sözlük karşılığı zaten dağ anlamındadır Cudi’nin. Cudi Dağı var ya Türkiye’de, o ayrı. O anlamda değil. Cudi dedin mi, dağdır. Mesela “bu ne?” diyorsun sorduğunda, “Cudi” der, yani dağ. O yönden de tam mutabık. Soğukta muhafaza olması da çok önemli, Allah onu vesile etmiş. Toprak altında buldular değil mi bu gemiyi? Toprağın altında kalmış evet, üstü toprakla örtülmüş. Bir de toprağın da kimyasal yapısı da müsait. Yani böyle oksidasyonu önleyecek tarzda, bozulmayı önleyecek tarzda bir kimyasal yapısı var. Özel bir toprağı var zaten. Yani yandaki toprak ile oradaki toprak aynı değil. O da çok manidar. Yani geminin üstünü örten toprak ayrı bir toprak. Arazinin bütününde aynı toprak yok. Yani arazinin yan tarafındaki toprak ayrı, kimyasal yapısı tamamen ayrı. Tam geminin üstünün örtüldüğü toprak tamamen ayrı. Yani kimyasal yapısı ayrı bir toprak, bu da çok manidar.
OKTAR BABUNA: Bir de siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, buzulların da koruduğunu zaten...
ADNAN OKTAR: Tabii, üzeri de buzullarla kaplı. Zaten geminin muhafaza olacağı dair Kuran’da da işaret var. O yönüyle de manidar. Mehdi (as) devrinde Kutsal Emanetler teker teker bulunmaya başlıyor.
OKTAR BABUNA:İsim vermeden, Hz. Nuh (as) ile ilgili, ayetle ilgili bir soru sormuşlar. Okuyayım mı onu?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “"Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: ‘Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun.’” (Müminun Suresi, 28). “Ve de ki: ‘Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın.’ Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve Biz gerçekten denemeden geçiririz.” Burada “kutlu bir konak” Türkiye, Mehdi (as)’ın çıkacağı yer olarak işaret ediliyor olabilir mi?”
ADNAN OKTAR:“Kutlu bir konakta indir” diyor, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Demek ki Türkiye kutlu bir konak, tabii ki. Ve çok manidardır, yani hepsi Mehdi (as)’ın olduğu yere yakın gelmişler, bütün Peygamberler. Değil mi? Mesela Hz. İbrahim (as) Harran’a gelmiş, Hz. Nuh (as) Ağrı’ya gelmiş, hep yakın yani, Türkiye’ye yakın olmuşlar. Bütün Sahabeler, hep İstanbul’un alınması için dua etmişlerdir ve birçok Sahabe kabri biliyorsunuz buradadır. Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri başta olmak üzere birçok Sahabe İstanbul’a gelmiştir. Dolayısıyla Anadolu, Türkiye ve İstanbul İslam aleminin merkezidir. Kuran’da da bu konuya işaret edilmiş ve Nuh (as)’ın Gemisi olduğu çok aşikar. Bu buluntudan anlaşılıyor. Eğer bir yanlışlık yoksa, eğer o fotoğraflar gerçekse olay net. Çok net. Ama bizzat araştıralım, biz de araştıralım. Daha netleştirelim. Ama böyle kapsamlı bir yalan biraz zor olur. Çünkü devletin resmi memuru da orada, o açıklamaları yaparlarken. Göz göre göre yalan biraz güç görünüyor. Ama yine de biraz araştıracağım. Daha netleşmesi için uğraşacağım inşaAllah. Oktar Hocam, sen bir şey mi soracaksın?
OKTAR BABUNA: Nuh (as)’ın Gemisi’ni anlatırken Hocam, o bölümü de bulayım. Açıklamayı yapan kişi şöyle bir şey diyor. Panda Lee isimli; “Orada bir metre eninde, yarım metre boyunca küçük bir kapı vardı. Bu kapı da, başka bir bölüme açılıyordu.” diye konuşmuş Hocam. “İki metre boyunda, iki metre eninde ve iki metre yüksekliğindeki bu kutu şeklindeki bölümün, hayvanların konulduğu bölüm olduğuna inanan araştırmacılar, burada çivi, ip ve askı parçaları da buldu.” Aynı Zamanda Hocam, Tevrat’a göre, Hz. Nuh (as)’ın Gemisi “Gofer ağacından yapılmıştı” diyor. Yuen, bu iki ağaç arasındaki benzerliklerin test edildiğini de söylemiş. Araştırmacılar.
ADNAN OKTAR: Nasıl? Bir daha söyle bakayım.
OKTAR BABUNA: Gofer diye bir ağaçtan yapılmış.
ADNAN OKTAR: Gofer?
OKTAR BABUNA: Tevrat’ta o şekilde geçiyormuş, söylediklerine göre. Ağaç arasındaki benzerlikleri de test ediyorlarmış. O buldukları ağaçla Gofer ağacı Allah-u alem.
ADNAN OKTAR: Eğer öyleyse daha da hayret verici, daha da şaşırtıcı...
Şimdi bu önümüzdeki 10 yıl içerisinde daha çok şey bulunacak. Ondan sonra yine bulunacak. Ama asıl o kutsal sandık bulunduğunda yer yerinden oynayacak, onu söyleyeyim. Hz. Musa (as)’ın kutsal sandığı inşaAllah. “Onun içinde İmran ailesinin emanetleri var” diyor, değil mi? Birçok geçmişten kalma kutsal emanet bulunacak inşaAllah. Musa (as) ve Harun (as) ailesine ait, inşaAllah. Ayrıca piramitlerin altında ve içinde olan kutsal emanetleri bulacağız. Bir kısım Peygamber mezarları da, kutsal emanetler de, bu piramitlerin altında kaldı. Piramitlerin altında. Bunlar bulunacak. Hatay’da mağaralarda ve birçok yerde, Taberiye Gölü’nün zemininde kutsal emanetler var, bunlar bulunacak. İnşaAllah bunları göreceksiniz. Ama bu geminin bulunması çok önemli bir konu. Çünkü bütün basın şu an bu olayla ilgileniyor. Yani eğer ciddi olmasa bütün basın bu konunun üstüne gitmez. Bir hayli tedirginler, bir kısım Müslüman Hocalar da, Darwinist Hocalar da çok tedirgin olmuş durumdalar. Hatta bir Darwinist, kemik kafalı bir Hocaefendi, kafasında kemik olduğu için söylüyorum, yani kemik kafalı derken, yanlış anlamayın, “bu bir efsanedir” diyor, Nuh Tufanı, “Nuh (as)’la ilgili sembolik bir anlatımdır bu” diyor. Yani “aslı yoktur bunun” diyor ve bu din alimi olarak tanıtılıyor. Masonların iftiharla, ateist masonların iftiharla bize sunduğu bir Hoca Efendi bu. Sembolikmiş, Nuh (as)’la ilgili bütün anlatımlar, Kuran’daki bütün anlatımlar semboliktir diyor. Tam klasik kemik kafa. Yani biz de ona inanacağız, yolda yürümekten aciz, kolunu tutamıyor daha, yoluna yürüyemiyor, oraya buraya çarparak gidiyor. Böyle bir bunağın sözüne göre biz hareket edeceğiz. Diyeceğiz ki; “bu sembolikmiş.” O zaman tabii diğer Peygamberlerin açıklamaları da sembolik olmuş oluyor, onun kafasına göre. Onlarla ilgili ayetler de sembolik olmuş oluyor. Kuran’ın bütünü ondan sonra sembolik olmuş oluyor. Dolayısıyla din de yok olmuş oluyor. Bizi de böyle bir yobaz yönlendirmiş olacak, biz de inanacağız. “İnsanlar da evrimle meydana gelmiştir” diyor. En son da iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün doğru olduğuna kanaat getireceğiz. Özetle bunu demek istiyorlar. Biz böyle bir oyuna gelmeyiz. Boşa çırpınıyorlar. İstedikleri kadar hücre faaliyeti yapan, dışarıdan beslenen böyle kemik kafalı yobazı karşımıza getirsinler, hiçbir şekilde netice alamazlar. Boşa uğraşıyorlar, ellerinden geleni ardlarına koymasınlar inşaAllah.
Şimdi Onur kardeşimiz de, “Cudi Dağı Kuran’da geçiyor. Hıristiyanlar da Ağrı diyorlar. Eğer biz Ağrı’yı kabul edersek, Hıristiyanlar ve Museviler haklı çıkar gibi konuşuyor. Yok değil. Cudi, demin de söyledim, bir dağ silsilesinin adıdır. Yani Ağrı Dağı da dahil Cudi Dağı’nı alan dağ silsilesini adına Cudi denir. Cudi Dağı’na oturdu demiyor, “Cudi’ye oturdu” diyor. O bölgede herhangi bir yer. Dolayısıyla Ağrı Dağına oturması geminin çok makul. Ayrıca Ağrı Dağı’nın belki daha aşağı kısımlarında bir yere de oturmuş olabilir. Gemi muhtemelen yukarı kısıma taşındı. Yani iyi muhafaza olsun diye. Üzerini de örtmüşler toprakla. Yani özel toprak getirttikleri de anlaşılıyor. Çünkü bakın o bölgenin toprağı değil, yani ayrı bir yerden özel toprak getirilmiş üzeri örtülmüş. Bu çok önemli. Sonra, Tevrat’taki hükümlerin aynısı Kuran’da var. Kuran’daki hükümlerin aynısı Tevrat’ta var, İncil’de var. Yani İncil, Tevrat, Kuran birbirlerine benzerler zaten birçok yönde. Bazı yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. Onda dışında şaşıracak bir şey yok.
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler