Adnan Oktar'ın 30 Nisan 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR:Şimdi evrim konusunda kafa karıştırmaması için arkadaşlarımızın tek konu üzere odaklanmasını ben çok istiyorum. Proteinler, proteinin üstünde çok durmaları lazım. Çünkü bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi sıfır ihtimal. Bunu dar bir konu değil de geniş bir konu olarak da işleyebilirler isterlerse, öyle de yapabiliriz. Bu sağ elli proteinler, sol elli proteinler, şunlar, bunlar bu konuyu da işleyebiliriz. Yani bir proteinin nasıl oluşması mümkün değil, molekül yapısı nasıldır, bunu anlatalım. Başka da kardeşlerimiz hiçbir konuya girmesin bence. Yani 350 milyon fosil var demek, ara fosil yok demek bunlarla bence hiç vakit kaybetmeye gerek yok. Çünkü konu başından bitmiş durumda. Başı olmayan bir şeyin sonu olmaz zaten, değil mi? Sen proteinler hakkında kısaca ne anlatabilirsin şu an bize?
OKTAR BABUNA: Hocam, proteinler amino asitlerden oluşuyor. Anlatayım mı oluşma mekanizmasını?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Amino asitler de sadece hücrede sentezlenebilen yapı taşları proteinin. Bunlar için de onlarca enzim gerekiyor, canlı hücresi gerekiyor. Proteinler, amino asit zincirleri, insan vücudunda yirmi çeşit amino asit var, bütün canlılarda daha doğrusu proteini meydana getiren. Mesela insanda bunlardan on tanesi sentezlenebiliyor, on tanesini dışarıdan alıyor diğer canlılardan alıyor. Bu amino asitler de proteinlerin sadece sol elli olanları. Bunlar şimdi ikisi birbirinin ayna simetrisi gibi benim sağ elim, sol elim gibi. Aynı forma sahipler ama ayna simetrisi oluyorlar. Sadece sol elli olanlar kullanılıyorlar proteinlerde, sağ elliler de olmasına rağmen doğada. Ayrıca amino asitlerde çok özel bir bağlanma şekli var peptit bağı diye. Sadece bu bağlarla bağlandığı zaman protein oluşturabiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Peptit nedir?
OKTAR BABUNA: Peptit, proteinler için kullanılan özel bir bağ şekli, kimyasal bağ, sadece proteinlerde olan bir yapı. Sadece bu bağla bağlandığı zaman. Bu bağın olma ihtimali de amino asitler yan yana bırakıldığı zaman yüzde ellilik bir ihtimal oluyor. Doğada oluşmuyor, çünkü oluşması için hangi ısıda olursa olsun yüksek ısıda veya düşük ısıda mutlaka enzimler gerekiyor, başka proteinler gerekiyor peptit bağı ile bağlanabilmesi için. Dolayısıyla proteinlerin olması için mutlaka proteinler gerekiyor. Bunların da DNA’da kodlanmış olması lazım. Her amino asit için 20 tane alternatif var. Peptit bağı ile bağlanması için yüzde elli ihtimal olmuş oluyor. Bunların oluşma ihtimalini hesapladığımızda mesela 500 amino asitlik bir zincir için 10 üzeri 950 tane alternatif oluyor. Fakat bunlardan bir tanesi işlevsel. Mesela insülin hormonunu ele alalım insülin hormonunun 500 amino asidi olsaydı daha az ama 500 amino asidi olsaydı 10 üzeri 950 tane değişik dizilimden sadece bir tanesi insülin olabilecekti. Diğer kalanların hepsi işlemeyecekti. Dolayısıyla o bir taneyi bulabilmek için 10 üzeri 950 defa bilinçli bir mekanizmanın denemesi gerekiyor. Buna evrenin ömrü yetmiyor, kainatın ömrü yetmiyor. Ama daha da önemlisi proteinin olması için mutlaka başka proteinlerin var olması gerektiğinden, bu da bir canlı hücresi gerektirdiğinden, dolayısıyla oluşma ihtimali sıfır oluyor. 10 üzeri 950’de bir ihtimal de olmuyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi her konuya giren yani mesela binlerce konuya giren olursa konu dağılır, dolayısıyla boğulurlar. Ama tek bir konuda sürekli aynı yerden vurursa, mesela sürekli alnından vurursa çok güzel netice alırlar. Onun için kardeşlerim bence konuyu hiç dağıtmasınlar, sırf proteinlerden vursunlar, devamlı, yani proteinlerin oluşmasından ve kromozomların yapısından. Buradan olayı tamamen çökertirler, başka bir şeyle bence uğraşmalarına gerek yok.
OKTAR BABUNA: Bir de Hocam proteinin karşılığı olan gen olması lazım geliyor. Mesela 500 amino asitlik bir protein için olması gereken geni, onlar da 4 harfli alfabeden oluşuyor, onun oluşma ihtimali, yani bu şekilde 10 üzeri 950’de bir ise proteinin, onun karşılığı olan geninki 10 üzeri 1400’de bir ihtimal oluyor. Onun için de enzimler gerekiyor. O da sıfır ihtimal oluyor. Ve ikisinin aynı anda var olması gerektiğine göre canlı hücresi olması gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi o zaman biz yarından itibaren proteinler konusunda kardeşlerimizi uzmanlaştıralım. Başka da hiçbir konuya girmeyelim, kafaları karışmasın. Çünkü işte kulağın kenarındaki çıkıntıdan tut, bilmem ne, bunlar işi uzatıp insanları detayda boğmuşlar anladığım kadarıyla. Detaya sokmayıp “arkadaşım diyecekler proteinler tesadüfen olur mu olmaz mı, gelin bakalım” diyecekler. Konuyu oradan bitirttirelim ve bunların nefesini oradan keselim. Öbür türlü baktım geçenlerde o vatandaşın kitabına, yüzlerce konu daha çıkartmış, detaya girmiş. Detay detaya, detay detaya giriyor, ondan sonra boğulmuş oluyor olay. Biz böyle bir oyuna gelmeyiz baştan bitirelim.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah detayla sıyırmaya çalışıyorlar. Ama temelde bitiyor zaten.
ADNAN OKTAR: Yok ben bayağı uyanığım o konuda, zannettikleri gibi olmaz. Tek noktadan vurup oturttururuz inşaAllah. Çünkü adamlar artık işi pişkinliğe veriyor. Biz “350 milyon fosil var” diyoruz, “Yaratılışı ispat eden”, boş boş bakıyorlar. Diyoruz “ara fosil yok, tek bir tane ara fosil yok” diyoruz, ona da boş boş bakıyor. “Yok, var” diyor. “Nerede?” diyoruz. Bakıyoruz, Yaratılışı ispat eden bir fosil getiriyor bize mükemmel, simetrisi mükemmel, altın oranla yaratılmış tam kusursuz bir canlıyı getiriyor. Onun için artık normal bir mantıkla karşımıza kimsenin çıkmadığını görüyoruz, yani bu tip kişilerde. Bu tip mantıkta olan insanların normal bir mantıkla yaklaşmadıklarını görüyoruz. Onun için demogojiyle kendilerini savunacakları için, demogojiyi en iyi vuran şey tek noktadan vurmaktır. Demogoji ona dayanamaz. Biz de sürekli tek noktadan vuracağız. Ama proteinler konusunda müthiş geniş bir açıklama yapalım. Molekül yapısını adeta ezberletelim insanlara. Yani oluşmasını ezberletelim, sağ elliyi, sol elliyi tam net öğretelim. Başka da bir konuya girmeyip, oradan herkese verilen bu silahla konuyu bitirmesini temin edelim. Böylece bir daha da konuşamazlar. Çünkü her konuya girdi mi dağılacaklarını daha önce söylemiştik.
OKTAR BABUNA:Bunu da dünyada ilk siz söylediniz Hocam. Proteinin oluşma ihtimalinin aslında sıfır olduğunu. Ben hiç başka telaffuz eden, söyleyen duymadım dünya çapında. Bunu birkaç ay önce ilk defa siz açıkladınız.
ADNAN OKTAR:Bakın diyor ki: “950 sıfırlı sayıda bir ihtimal”. 950 sıfır sayıda bir ihtimal de olmaz. Hiç mümkün değil, yani sıfır. Kardeşim bakın, çok net. Bir proteinin oluşması için başka bir proteine ihtiyaç var. Hepsi bunu kabul ediyor. Bitti. Bu imkansız demektir. Yani orada tam bir kilitlenme var, açmaza girmiş durumda.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler