Adnan Oktar'ın 11 Mayıs 2010 tarihli Güneydoğu Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bediüzzaman diyor ki, “1910 tarihinde”, 1910-11 tarihlerinde, bakın çok önemli bir şey söylüyorum. Bilinmiyor bu, gizli. Bediüzzaman’ın bilinmeyen mektuplarından bir tanesini açıklıyorum. “1910-11”, “eğer siz tembel kalıp da, onun yolunu yapmazsanız”, onun yolu, yani “Mehdi (a.s.)’ın yolu yapmazsanız, ona yardım etmezseniz”, “…tembellik etseniz”, tembellik etseniz, yani hiç yardım etmeseniz dahi, tembellik de etseniz, hiç bir şeye karışmasanız, hani her zaman diyorum ya, isterse hiç dünyada kimse yardım etmese dahi, bak “…tembellik etseniz, 100 sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz” diyor. “Yüzünü göreceksiniz 100 sene sonra”. 1910’a 100 ekliyoruz, 2010. 2010 evet. “2010’da yüzünü göreceksiniz, cemalini göreceksiniz mübareğin” diyor. Bak çok açık. “Yardım etmeseniz dahi” diyor. Bak buyurun söylüyorum. “Eğer siz tembel kalıp da, onun yolunu yapmazsanız”, tabii bambaşka anlam vermeye çalışıyorlar, o ayrı mesele. Yani bir sor bazı tiplere, akıl almaz izahlar yaparlar. Tabii ki çok net Mehdi (a.s.)’a yönelik olduğu. “Eğer siz tembel kalıp onun yolunu yapmazsanız, ortam hazırlamazsanız, tembellik etseniz, 100 sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz” diyor “mübareğin”. “Zira sizinle İstanbul arasındaki mesafe bir aylıktır” diyor, yeri de söylüyor. “Zira sizinle İstanbul arasındaki mesafe bir aylıktır.” Olay yeri İstanbul onun için.
Bakın yine, Bediüzzaman’ın Emirdağ Lahikası’nda, Bediüzzaman’ın el yazması olan bir yazı, yine bak bilinmeyen bir bilgi daha veriyorum. Hiç kimsenin bilmediği bir şey, yani çok az insan bilir. Bu ifade şimdi okuyacağım ifade Emirdağ Lahikası’nda el yazması, Bediüzzaman’ın el yazması olarak var. Ben uzatmıyorum, yani konuya aradan giriyorum. “Biri Risale-i Nur’dur, biri de onun bir tercümanı ve Risale-i Nur hakkındaki hüsnü zannınız daha fevkinde Risale-i Nur’a layıktır. Çünkü Kuran’ı Hakimi bir mucize-i maneviyesidir”, yani Kuran’ı Hakim’in bir mucize-i maneviyesidir, “manevi mucizesidir Kuran’ın” diyor Risale-i Nur Külliyatı için. Ahir Zaman’da gelecek Hz. Mehdi (a.s.) da, ona o kıymeti verecek itikadındayım” diyor, yani Risale-i Nur’a gereken değeri vereceğine inanıyorum diyor Mehdi (a.s.)’ın. Bakın açık söylüyor. “Ahir Zaman’da gelecek Hz. Mehdi (a.s.) de, ona, Risale-i Nur’a o kıymeti verecek itikadındayım”. Başka bir yerde de ne diyor? “Gerçek sahipleri Mehdi (a.s.) ve şakirtleri gelir, o daireyi genişlendirir, o tohumlar sümbüllenir, biz de mezarımızdan bakıp Allah’a şükrederiz” diyor değil mi? Buradan da anlaşılıyor ki, “bunu Anadolu’nun bağrından bu hizmeti kimse çıkaramaz, Risale-i Nur’u. Buradan da anlaşılıyor ki, Ahir Zaman’da gelecek o acip zat, Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. Yani “Risale-i Nur Külliyatı’nı eser olarak kullanacak, anlatacak” diyor Bediüzzaman, Mehdi (a.s.) için.
Bakın değiştirdikleri bir tane daha var, bir konu daha var. Bir olaydır bu, buna da çok dikkatinizi çekiyorum. “İşte ben sizinle konuşmayacağım. Şu tarafa dönüyorum, müstâkbelde ki insanlarla konuşacağım.” Yani “Mehdi (a.s.) devrindeki gençlerle hitap ediyorum” diyor Bediüzzaman. “Ey 100’den sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile bizi temaşa eden Saîd, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed vs. size hitap ediyorum” diyor. 2010’larda ki gençliğe hitap ediyor, Mehdi (a.s.) talebelerine. Bak diyor ki, “Ey 100’den sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile bizi temaşa eden…” “gençler” diyor sayıyor. Şimdi hazretler ne yapsalar beğenirsin? “Ey 100’den ta 300’den sonra ki yüksek asrın” diye ilave yapmışlar mübarekler. Bakın “300” ilavesi var, yok orijinalinde yok. Niye bu 300’ü ilave ettiniz Cübbeli gibi?
OKTAR BABUNA: AllahAllah Hocam korkuyorlar demek ki.
ADNAN OKTAR: Bak 100, 2010’ları veriyor. 300 dediğinde, zaten Bediüzzaman’ın dediğini de aşıyor 300 dediğinde. Bediüzzaman “2120’de Kıyamet kopacak” diyor, nasıl olsun o 300 sene, nereye ilave ediyorsun sen onu? Bakın “2120’de Kıyamet kopacak” diyor, sen bir 300 sene daha ilave etmişsin, bari doğru söylemiyorsun, neyse şimdi bir şey söyleyecektim. Şimdi bunun orijinalini de göstereceğim, yani “100 sene” diyenle, “300 sene” diyenin arasındaki farkı da göstereceğim. Bak bu da çok nettir.
Bakın yine ayrıca, “Van kalesi o azametli mezara azametli Van Kalesi mezar taşı olmuş. Ey yüz sene sonra gelenler…” Mehdi (a.s.) ve talebelerine hitap ediyor, 2010’lar oluyor, “şu kalenin başında bir medrese-i Nuriye çiçeğini yapınız. Cismen dirilmemiş, fakat ruhen bâki ve geniş bir heyette yaşayan Medresetü’z-Zehrayı cismanî bir surette bina ediniz...” Yani “burada büyük okul açınız” diyor, “açın” diyor Mehdi (a.s.) talebelerine. “Zaten Eski Said ekser hayatı o medresenin hayaliyle gitmiş ve o matbu risalenin” ve devam ediyor. Ama bak “ey 100 sene sonra” diyor. Bak diyor ki Üstad, yine söylüyorum bu yanlış yolda olan kardeşlerimize, Barla Lahika’sı Mektubu’nda diyor ki, “Şerh (açıklama) ve tashih manasında ilaveler yapmanız ve bazılarını çıkartmak gibi tasarrufta bulunmanız sadakatten uzaklaşmaktır. Bu tahrifata asla tasvip etmiyoruz.” “Yapmayın bunu” diyor Bediüzzaman. Kardeşim niye yaparsınız, daha devam ediyorsunuz söylenmesine rağmen?
OKTAR BABUNA: Allah-u alem biliyor mu yapılacağını Hocam?
ADNAN OKTAR: Tabii bu harika yani biliyor ki söylemiş. Bak “bir harfini dahi değiştirmeye mezun değiliz“ diyor Bediüzzaman, “değilim, bir harfi bile değişmeyecek” diyor. Adam 300 ilave etmiş, 100’e 300. Bak hıza bak o yetmiyor 200 de değil 300 üstelik. Cübbeli de 570 ilave etmiş.
OKTAR BABUNA: Olabildiğince ileri atmış.
ADNAN OKTAR: 570 sene. ”Ahir Zamanın o büyük şahsı neslen” bakın neslen, nesil olarak, “Âl-i Beyt'te’n olacak. Biz Nur şakirdleri ancak manevi Âl-i Beyt'ten sayılabiliriz.” Bediüzzaman bunu reddetmiyor, “ben Âl-i Beyt'tenim” diyor. “Seyyidim ve şerifim” diyor, ama “manen” diyor “manen”. Neslen ayrıdır, yani genetik olarak kastedilen seyyidlik ayrıdır, genetik yönde, manen seyyidlik ayrıdır. “Gelecek olan Mehdi (a.s.) genetik olarak da seyyid olacak” diyor. “Yok” diyorlar, “Bediüzzaman, biz biliyoruz bize söyledi, ‘ben seyyidim’ dedi diyor. Bediüzzaman diyor ki, “seyyid olanın ‘seyyidim’ demesi gerekir, bu farzdır” diyor. “Ama olmayan yalan söylerse bu da haramdır” diyor. Ve hadiste de belirtmiş bunu. Yok o hadise rağmen bu şekilde, “o yazdığı yalan. İnanmayın, doğruyu bize söyledi” diyorlar. “Bu yalan mı?” diyoruz, “evet bu yalan” diyorlar. “Bediüzzaman yalan yazdı burada” diyorlar. “Doğrusunu bizim kulağımıza söyledi orada” diyorlar. Kardeşim bakın şimdi yalan söylüyorsunuz, doğru konuşmuyorsunuz, yalan demeyelim de yalan biraz ağır bir söz, doğru söylemiyorsunuz. Şimdi mesela ben senin neslini merak etsem, giderim nüfus müdürlüğüne bakarım. Mesela Karahanlılar’a dayanabilir, Oğuztürk’ü olabilirsin, başka bir kavimden gelebilirsin. Mesela Arap kökenli olabilir. Birçok vatandaşımız böyledir, çok normal. Bunu tespit mümkün, niye tespit etmiyorsun? Bediüzzaman Kürt’tür, kökeni Kürt ve iftihar ediyoruz, iftihar ediyoruz. Ben çok severim Kürtleri ve büyük alimlerin büyük bölümü Kürt’tür. Selahaddin Eyyubi başta olmak üzere, büyük kumandan Selahaddin Eyyubi. İftiharla anıyoruz değil mi? Dolayısıyla ne gerek var bunlara, yani bu ispat edilecek bir şey. Git bak bütün soyu, sülalesi hepsi Kürt’tür Bediüzzaman’ın. Kardeşleri var, akrabaları, bütün akrabaları Kürt’tür. O nasıl müstakilen seyyid olsun? Ama “manen Ehl-i Beyt'tenim ben” diyor. “Seyyid ve şerifim” diyor, doğru diyor. Hem Haseni, hem Hüseynidir manen, inşaAllah. Kastettiği budur inşaAllah.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler