Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV’deki canlı röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bediüzzaman’ın ahir zamanla ilgili sözlerinde değişiklikler yapıldığını söylüyorum. Bu konuda kardeşlerimiz çok uyanık olsunlar. Nur talebeleri çok nezih, aklı başında insanlardır, böyle güzel huyludurlar. Laf, söz dinlerler yani konuşmaya açıktırlar. Bakın diyor ki Bediüzzaman; “o vakit ona karşı matbu kitapta böyle cevap vermiş:Herkese dünya terakkî dünyası olsun;” herkese dünya, gelişme dünyası olsun, “yalnız bizim için mi tedennî dünyasıdır?”, yani “bir tek İslam alemi için mi çökmek, acı çekmek, ezilmek, perişan olmak, yani bize mi uygun oluyor” diyor. “Avrupa Birliği oluyor, NATO oluyor, Rusya devletlerle birleşiyor. Amerika Birleşik Devletleri oluyor. Bir tek Müslümanlar mı birleşemiyor? Bizim ne eksik yönümüz var, ne anormal yönümüz var da biz olamıyoruz böyle bir şey?” diyor. “Öyle mi? İşte, ben de sizinle konuşmayacağım. Şu tarafa dönüyorum; müstakbeldeki insanlarla konuşacağım: Ey yüzden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile beni temâşâ eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed, v.s. size hitap ediyorum.” Yani Mehdi (a.s.) talebelerine hitap ediyor. Bakın ne diyor? “Herkese dünya terakki dünyası olsun” gelişsin “yalnız bizim için tedenni dünyasıdır”, “çökme ve acı çekme dünyasıdır“ diyor. “Öyle mi? İşte ben sizinle konuşmayacağım” diyor Bediüzzaman, o devirde. “Sizinle muhatap değilim” diyor. “Şu tarafa dönüyorum, başka tarafa dönüyorum” diyor, yani İstanbul tarafına dönüyor inşaAllah. “Müstakbeldeki insanlarla konuşacağım”, yani Mehdi (a.s.) ve talebeleriyle. “Ey yüzden sonraki”, bunu ne zaman söylüyor? 1910. 100 sene ekle 2010. Değil mi? Bak 2010’daki Mehdi (a.s.) ve talebelerine hitap ediyor. “Ey yüzden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne benim sözünü dinleyen” ki biz de şu an dinliyoruz sözünü, Mehdi (a.s.) öncüleri olarak “dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile beni temâşâ eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yûsuf, Ahmed, vs, size hitap ediyorum.” Tabii buradaki isimler de özel seçilmiş isimler, o ayrı. Onları sonra ayrıca açıklayacağız inşaAllah. Şimdi bazı Nurcu kardeşlerimizin yaptığı güzelliğe bakın. Şimdi 100 olunca, 2000 oluyor tabii Mehdi (a.s.)’nin çağını veriyor. Nasıl yapsın? Nasıl kurtarsın? Bir 300 ekledin mi, Cübbeli gibi, olay halloluyor, değil mi? Ne yapmış bizim akıllı kardeşlerimiz “bu yüzden ta üç yüz seneden sonraki” diye ilave yapmışlar. Orijinal 300 sene. Şimdi... nezaketiyle konuşayım. Üstad bir kere diyor ki; “1506’ya kadar Müslümanların galibane ömrü, 1545 de kıyamet kopacak” diyor Allah’ın izniyle. Nerenin üç yüz senesinden bahsediyorsun sen? Niye Bediüzzaman adına doğru olmayan bir şeyi söylüyorsun? Çocuk mu kandırıyorsun sen yani, değil mi? Bak ey yüzden sonra bir de üç yüz eklemişler. Yani bana bunu yapmasınlar. Bu buradan geçmez inşaAllah. Ne kadar vahim bir durum yani. Bir kere Bediüzzaman’ın dedikleriyle tamamen çelişiyor. Çünkü Üstad, “2120’ye kadar” diyor. Sen 300 daha ekledin mi ne oluyor? Bambaşka bir şey oluyor. Bak bütün sözlerini doğru çıkartmamış oluyorlar Bediüzzaman’ın bunu eklemekle. Bu bir. Bakın diyor ki; “umumunun bir mezar-ı ekberi hükmünde olmasına bir alâmet olarak, o azametli mezara azametli Van Kalesi mezar taşı olmuş.” Tabii bu edebi bir giriş. "Ey yüz sene sonra gelenler!” 1910 da söylüyor. "Ey yüz sene sonra gelenler!” Kim? Mehdi (a.s.) ve talebeleri. Hazretler buraya da ne eklemişler biliyor musunuz? Bir üç yüz daha eklemişler, bir ilave daha. Bakın “Şu kalenin başında bir medrese-i Nuriye çiçeğini yapınız. Cismen dirilmemiş, fakat ruhen baki ve geniş bir heyette yaşayan Medreset-üz Zehra’yı cismani bir surette bina ediniz, demektir.” Yani orada bir büyük medrese, büyük bir üniversite meydana getirin. “Van’da üniversite meydana getirin” diyor. Var mı üniversite şu an?
SUNUCU 2:Var, Yüzüncü Yıl Üniversitesi.
ADNAN OKTAR:Var. Bak dediği olmuş işte. “Orada büyük bir üniversite yapın” diyor Bediüzzaman. Şimdi bu ilaveler, çıkartmalar bunlarla bu aralar bir ilgileneceğiz. Yani bu hiç samimi bir tavır değil. Bunu bırakacaklar. Evet. Bakın yine bir tane daha, sır. Bunlar bilinmeyen konular. O yüzden izleyen kardeşlerimiz dikkatlice izlerse, sonra kaynaklarından da göstereceğim. “Risale-i Nur hakkındaki hüsn-ü zannınız daha fevkinde Risale-i Nur’a lâyıktır. Çünkü Kur’an-ı Hakîm’in bir mu’cize-i maneviyesidir.” Yani “Risale-i Nur, Kuran’ın bir mucizesidir, onun bir tefsiridir “diyor. “Ahir zamanda gelecek Hazret-i Mehdi (a.s.) da ona o kıymeti verecek itikadındayım.” “Mehdi (a.s.) de Risale-i Nur Külliyatı’nı çok değerli bir eser olarak görecek ve ona o gerekli değeri verecek kanaatindeyim” diyor. Yani bunun da böyle olduğunu zaten insanlar görecekler. Risale-i Nur’a Mehdi (a.s.)’nin çok önem verdiğini görecekler insanlar. İnşaAllah. Bakın yine bilinmeyen bir konu daha söylüyorum. “Eğer 2010’da siz tembel kalıp da”, ‘tembel kalmak’ ne demek? “ilgilenmezseniz, İslam, Türk-İslam Birliği’ni oluşturmak için uğraşmazsanız”, yıl 2010, “onun yolunu yapmazsanız,” yani Kuran’ın, İslam ahlakının hakimiyeti için uğraşmazsanız, “tembellik etseniz” yani hiç ilgilenmezseniz “yüz sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz.” “Mehdi (a.s.)’yi göreceksiniz, 100 sene sonra” diyor. 2010 tarihini veriyor. Değil mi 1910’a 100 ekle 2010, evet. “ Zira sizinle İstanbul arasındaki mesafe bir aylıktır.” Bakın ilgili yerlere de dikkat çekmiş. “İstanbul da çok yakın” diyor. Değil mi? Zaten Mehdi (a.s.)’nin de İstanbul’dan çıkacağını söylüyor Bediüzzaman. Evet...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler