Adnan Oktar’ın 20 Mayıs 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... İnsanların gerçek fıtratı çok şahanedir. Neşelidir, sevgi doludur. Ciltleri pırıl pırıldır normal bir insanın. Sağlıklıdır. Saçları sıhhatli olur, cildi sıhhatli olur. Neşeden yerinde duramaz. İman zafiyetinden, Allah’a uzaklıktan bu duruma düşüyor insanlar. Bu acının kökenin de o var, yani bu fersiz bakışların. Artık acıdan yani mesela dili ağzı acıyor. Ağzı dili kuruyor. Gözleri kuruyor. Yani cildi çekiliyor. Saçlarının bütün vasfı gidiyor. Bütün vücut bozuluyor, bütün vücudunda. Vücudunda urlar başlıyor, birçok yerinde. Kemik erimeleri başlıyor. Genç yaşta çöküyorlar. Mesela 30 yaşında bir kadın, 50 yaşında gibi görünüyor, 30 yaşına gelindiğinde. 40 yaşında bir kadın, 60-70 yaşında gibi görünüyor. Ve feci şekilde ezilme, büzülme ve çökme meydana getiriyor. Halbuki Kuran’a tam tabii olmuş olsalar, ölünceye kadar çok genç ve dinç kalırlar. Bayağı sağlıklı olurlar. Ama onu da uyanıklık yaptıklarını sanıyorlar. Yani insanları sevmemek, Allah’tan uzak olmak, Kuran’dan uzak olmayı da modernlik ve aklı başında olmak ve basiretli bir hareket olarak görüyorlar. Ferasetli bir hareket olarak görüyorlar. Görmüyor musun yaşantına baksana. Madem öyle akıllısın, niye sürünüyorsun böyle? Mutlu olduğun bir tane günün var mı? Yok. İçinden gelerek güldüğün, neşelendiğin bir an var mı? Yok. Gerçek bir dostun var mı? Yok. Hiç sırdaşın var mı? Sohbet ettiğin kimse? Yok. Peki o zaman sen sürünmeye mi geldin dünyaya? Sen Allah’a kul olmaya geldin ama kendi elinle kendini süründürüyor. Kendi eliyle kendini cehennemin içine sokmuş oluyor. Mesela televizyonda program oluyor. At hırsızı gibi bir adamı çıkarıyorlar böyle farz edelim. Eşgal bozuk, kavgacı mikrobun teki. Karşısına birisini çıkartıyorlar. Böyle it it sorular. İt it konuşmalar. Böyle gerilimli. Yani ne sevgi var, ne merhamet var. Ne şefkat var, ne muhabbet var. Hiçbir şey yok. Hep kavga ve sorgulama. Ters cevaplar, ters konuşmalar. Hakaretler aşağılamalar. Alaylar alaycı bir üslup. Bu yine dinsizliğin getirdiği bir acıdır ve insanlar bunu görüyorlar. Mesela televizyonda dehşet ortamlarında reyting yükseliyor. Yani insanlar çünkü dehşeti merak ediyorlar. Yani dehşeti yaşamanın verdiği bir heyecan var. Onun için reyting yükseliyor. Yani mutlu olmuyor. Mesela kasılıyor adam onu seyrederken, bir kavga çıkarıyor rezalet çıkarıyorlar. Birbirlerine telefonla haber veriyorlar diyorlar ki, “falanca ile bir kepazelik var, açın bakın” diyorlar. Herkes o belayı büyük bir gerilim ve rahatsızlık içinde seyrediyor. Yani ve sonunda yine canları yanmış oluyor, yine mutlu olamıyorlar. Yani nadir yerlerde, nadir kanallarda görüyorsunuz böyle mutluluğu ve sevinci ifade eden konuşmalar oluyor. Dünyanın birçok yeri böyle. Bir tek belirli bir ülke değil. Bunu anlamazlıktan gelenlere karşı Allah, işte zorla anlayacakları bir sistem meydana getiriyor şu an dünyada. Yani bu mutsuzluktan o kadar bunalacaklar ki, dinin dışında hiçbir kurtuluş olmadığını anlayacaklar. Ya topluca cinnet geçirirler, toplu intiharlar meydana gelir, ya iman edecekler. Toplu intihara da yanaşmayacakları için Kuran ahlakına yaklaşacaklardır. Yani zaten onlar onu yapmazsa, Allah bunu zorla meydana getiriyor. İnşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler