Adnan Oktar’ın 20 Mayıs 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu ve Kaçkar TV röportajından
SUNUCU 1:“Mübarek Hocam, Hz. İsa (a.s.) Allah’ın Katına alındığında o zamanın teknolojisi ve şartlarına şahitti. Ahir Zamanda, zamanımızda teknoloji, siyaset, sosyal yaşam, dünya, her şey çok değişti. Hz. İsa (a.s.) gökyüzünden indirildiğinde gördükleri karşısında çok şaşıracak mıdır? Yoksa Allah Katında iken kendisine Ahir Zamanın ortamı gösterilmiş, dolayısıyla geleceği ortam ve şartlar hakkında bilgisi var mıdır?” Safiye Kılıç, Afyon’dan.
ADNAN OKTAR:Safiye Hanım’a şöyle bir delil vereyim. Bazı insanlar geçmişini, şuurunu tamamen kaybediyorlar. Yani bir şok neticesinde, o andan itibaren bütün geçmişine ait hafızası siliniyor. Yani hiçbir şey bilmiyor. Şimdi bu şahıslar kendine geldiklerinde, hafızası yine gitmiş olarak, her şeyi yeniden öğreniyor. Mesela “bu ne diyor?”, “televizyon” diyorlar, öğreniyor. “Bu nedir?”, “şu”, “bu nedir?”, “şu”, Hz. İsa (a.s.) da bu şekildedir. Geldiğinde her şeyi yeniden öğrenecektir. Yani bilimi, teknolojiyi, Kuran’ı, Tevrat’ı, İncil’i hepsini öğrenecektir. Ama bütün bu delillerden Allah’ın varlığının net olarak, bir kerede tam anlayıp iman edecektir. O sağlam, çok güçlü imanın üzerine hayatını bina edecektir. Ve bir an dahi, lahza dahi o vesveseye düşmez, Hz. İsa (a.s.). Yani Allah’ın varlığı, birliği hakkında, imani konular da vesveseye düşmez. Çünkü net ve kesin karar vermiştir. Bir kerede tam karar verir. Delillere bakar, yani akıllı bir insanın da vasfıdır bu. Mesela bir kere diyecek ki “Allah var”, kesin bu, bitti. Kitaplara bakacak, Kuran doğru, hak kitap. Peygamberler, geçmiş Peygamberler, Kuran’da ne varsa hepsini kabul eder o zaman, anlatılan. Tek tek, “şuna da iman edeyim, buna da iman edeyim” demez. Bakar, Kuran’ın hak olduğunu anladıktan sonra tamamına iman eder. Ne diyorsa hepsini kabul eder. Ama hasta insan birer birer uğraşır. Çünkü Allah’a kanaati gelmediği için varlığına. Mesela ne bileyim, Kuran’da diyor ki Allah, “zaman yok” diyor. “Bu nasıl olur, aklım buna yatmadı, bana ispat edin” diyor. Biz ispat ediyoruz hakikaten. “Peki, şu nasıl oluyor o zaman?” diyor. Onu da ispat ediyoruz. “Şu nasıl oluyor?”, bunu da ispat ediyoruz. Bakın asıl yol şudur, yani Allah’a mutlak iman. Ondan sonra yani böyle konulara tek tek iman edilmesiyle ilgili bir gayrete gerek kalmaz. En makbulü budur. Ama o da olur yani öbürü de olur. Öbürü şey değildir, insanlarda da kabul edilen bir durumdur o. Yani “tahkik-i iman” denilir ona. Tahkik ederek, kanaati gelerek, düşünüp, araştırıp, birer birer iman ediyor. Yani kafasında hiçbir şüphe kalmıyor. Ama en makbulü benim dediğim tarzdadır. Yani üstten ve bütünü kaplayan bir imanla net iman etmektir. Ve bununla bitirmektir. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hz. İsa (a.s.) ile ilgili bir soru sorabilir miyim Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Sonra ilerleyen dönemlerde ilk geldiği dönemi hiç hatırlayacak mı yoksa?
ADNAN OKTAR:Hatırlaması aklın ihtiyarını alır tabii ki, hatırlamaması lazım inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’da insanlar zaten kuşkuya düşebilirler, düşeceklerdir. Bediüzzaman da diyor. Hatta “havası, seçkinleri onu tanır” diyor. Talebeleri tanır demiyor. Talebeleri de anlayamıyorlar. İkinci aşama talebeleri anlamıyorlar. Yakın, havas seçkinleri tanıyorlar. İsa (a.s.) olduğunu biliyorlar, bizzat olayı görenler. Sezemeyecekler onu. En sonunda anlaşılacak inşaAllah. Ama tabii Peygamber nuru ve Peygamber heybeti olur onlarda.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler