Adnan Oktar’ın 24 Mayıs 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından
ADNAN OKTAR: ...Dünya tamamen metafiziktir. İnsanlar madde yönüne bakıyorlar ve dar düşünüyorlar. Dar düşünme sorunu var dünyada. Bir noktaya kadar düşünüyor. Mesela o gün çocuklar, çıkarttılar evrimci çocukları, bunlara iman ettirmişler evrim konusunda. Darwin’e ve evrim teorisine iman etmişler. Yani mutlak iman etmiş. Tam böyle sağlam bir iltikadla gördüğüm kadarıyla. Şey olmuşlar yani. Ona kul olmuşlar adeta. O tarz bir görüntüleri var. “O ne derse doğrudur” diyorlar. “O yazdıysa zaten öyledir” diyorlar. “O neye kadir değil” diyorlar. Yani tesadüf. “Ciğer nasıl oldu?” diyoruz. “O öyle şeye kadirdir, bir anda yapar ciğeri. Bir mutasyonla yapar” diyor. “Öyle bir şey yoktur ki” diyor. “Kalp nasıl oldu?” diyoruz. “Öyle parça parça olmaz onlar” diyor “küçük küçük olmaz. Bir tek seferinde oluyor” diyor. “Muazzam bir gücü vardır” diyor. “Göz nasıl oluyor?” diyoruz. “O da tek seferinde bir mutasyonla olur” diyor. “Peki” diyoruz, “simetrik oluyor. Orada da var, orada da.” “Tabii. Mutasyon onu hesaplamaz mı” diyor. “Bir tarafa yapıyorsa, simetriye o da dikkat eder tabii ki. Mutasyon dediysek, tesadüf olarak anlamayın ha” diyor. “Peki nedir tesadüf değilse?” “Tabii ki tesadüftür” diyor. “Tesadüf mü yani?” “Yok tesadüf değil” diyor. Çelik gibi sinirin olacak yani böyle. En ağa babaları köşeye sıkıştılar mı işte uçan daireler, uzaylılar, uzaydan atılan parçacıklar. Meteorun üzerine yüklüydü diyor proteinler, onunla geldi diyorlar. Meteorun üzerinde hücre vardı, ilk hücre onunla geldi diyorlar. O meteoru kim oraya sevk etti, onu da söylemiyorlar. Bir kısmı uzaylıların havadan serptiğini, kova hesabıyla, denizlere herhalde serptiler. Nereye serptiler bilmiyorum. Serpilen yeri de söylemiyorlar, ne kadar hücre serpildi o da belli değil. Hücreler nerelerde yaşadı, o da belli değil onların dediğine göre. O hücreleri kovayla atan adamları kim yarattı onun hakkında hiç bilgimiz yok.
SUNUCU: Kovayla mı atıyorlarmış Hocam?
ADNAN OKTAR: Herhalde kova mı, torbayla mı artık bilmiyorum, herhalde bir şeyle. Detay vermiyorlar biz de hani kendimize göre araştırıyoruz. Yahut artık tastır bilmiyorum, herhalde vardır onların kabı vardır. Mecburen bir şeye koyacaklar yani. Fakat onu atan, hazırlayan arkadaşları kim yaratıyor onu söylemiyorlar.
SUNUCU: Onlar da bilmiyorlar yani.
ADNAN OKTAR: Onlar hakkında bilgi yok. “Onlar bir şekilde oldu” diyorlar. Ee kardeşim artık ayıp yapıyorsunuz yani. Bu kadar da olmaz yani. Bir şekilde, olur mu öyle şey?
SUNUCU: Ama Hocam nereden geldiklerini bilmedikleri için, bir şekilde oldu demeleri de normal. Hani mantıken öyle, bu kağıt nereden geldi ben bilmiyorum. Bir şekilde oldu demem gerekmez mi?
ADNAN OKTAR: Yine o da şey tabii, daha ehven ifade olarak yani, onu ben diyorum canım, onlar demiyorlar. “Onlar da evrimle oldu” diyorlar. Yani evrimin önü sonu yok. Tabii yani ben yine onları kurtaracak bir ifadede bulunuyorum. Bir şekilde dese zaten o da olur. O zaman elliye elli, zaten bunlar kati iman etmiş yani “yüzde yüz iman ediyoruz biz” diyorlar. “Tam” diyorlar, “o ne diyorsa tam bir mabuttur, her şeye kadirdir, her şeyi sarıp kuşatır” diyorlar, “bilmediği hiç bir şey yoktur” diyorlar. Bir mutasyon yapar yani böyle ne bileyim Einstein’ı mesela en sonunda ortaya çıkartıyor mutasyon gücüyle. Veyahut işte bütün ünlüler, Obama’yı, şunu bunu falan bütün dünya liderleri sonunda oluşuyormuş yani mutasyonlar sonucunda. Mutasyonun akıl almaz bir güce sahip olduğunu ve müthiş bir mühendislik harikası içerisinde olduğuna inanıyorlar. Ama atomları kontrol altında tutuyor, molekülleri kontrol altında tutuyor. Bu ilah yani, ilah edinmişler. Mutasyonu ve tesadüfü. Bakın o günkü programı izleyenler görmüştür, bunlar daha da orijinalleşmişler. Mesela daha önce evrimciler diyorlar ki; “ciğer yavaş yavaş yavaş evrimleşti.” diyorlar. Bu “tek bir hamlede oluyor” diyor. “Bir seferde oluyor” diyor. Yavaş yavaş olduysa diyoruz biz arkadaşım diyoruz, ona ait bize ufak bir kırıntı şeklinde bir fosil göster diyoruz, bir alamet göster, bir delil göster. Çünkü mutasyona uğramış bir canlıları biz görüyoruz, hayvanlar falan çok patolojik oluyor genelde de ölüyorlar. İnsanlar bakmak dahi istemiyor. Çok ürkütücü oluyor görünümü. İnsanda da olursa mesela çocuk oluyor ölüyor genellikle çocuklar, yaşamıyorlar. Mesela gözünde bir mutasyon olayı olduğunda, gözüne çarptığında, göz dışarı patlak, sarkık böyle çok anormal bir patoloji meydana geliyor. Yani böyle zeytin gözlü falan bir şey olmaz. Garip bir varlık olur. Ve simetrik değil, bir taraftan vurur mutasyon. İki tarafa aynı anda vurmaz. Böyle bir şey olmaz yani itinayla böyle, ‘itinayla iş yapılır’ gibi yazarlar ya böyle bazı dükkanlara. Öyle bir mutasyon özelliği yok, mutasyon onların iddiasına göre çok şuursuz. Yani bir taş yağmuru gibi. Nereye çarparsa orayı tahrip ediyor. Ama bunlara göre taş çarptığında adam güzelleşiyor. Bir anda ciğer sahibi oluyor, bir anda bir şey yapıyor. Mutasyon yıkıcı vuruş demektir. Yani bir zararlı ışının gelip kromozomun hayati bir noktasını vurması demektir. Vurup orayı parçalaması demektir. Yıkması demektir. Yıktın mı, sen oradaki planlığı ve düzgünlüğü kırmış oluyorsun. Yani düşünün mesela bir bilgisayar çipler oluyor, bilmem nesi oluyor. Şimdi onu alır sen iğneyle kazırsan yerinden yahut mesela cd oluyor cd. Cd’yi kazırsan göstermiyor bir daha. Bir anda ses daha da mükemmelleşip böyle kemanda daha da anlamlı hale falan gelmiyor. Bir garip bir şey oluyor, bozuluyor. Yıkıcı etki yapar diyoruz, “yok” diyorlar “yıkıcı etki yapmaz. Bayağı güzelleştiriyor” diyorlar. Yeni yeni organlar yapıyor, yeni yeni güzelleştiriyorlar, aklını fikrini açıyormuş, ufkunu açıyormuş falan yani Allah akıl fikir versin. Bunlara ne diyeyim yani?...
İlanlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler