Adnan Oktar'ın 21 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Tabii ki Mehmetçikler şehit olduklarında aileler perişan oluyorlar. Ağlıyorlar, üzülüyorlar, kendilerini yerden yere atıyorlar. Adamlar da ona seviniyor. Ekonomik yönden de mağdur durumda kalıyorlar. Birçoğu fakir aileler. Perişan derken bu, kastedilen budur. İnsanlarımız onları görüyor üzülüyor. Bu da bir perişanlıktır. Ama biz bunu istemiyoruz işte, bu olmasın. Şehide üzülünmez, şehide sevinilir bu yakışık kalmaz. Bir de şehit ailelerine mesela bir şehit ailesi geldi değil mi? Evi kirada, hemen para toplayıp o evi satın alıp o şehit ailesine vermek lazım, bir. O günden itibaren onlara yemek yaptırmak olmaz. Her gün komşular, yani her gün imeceyle bir gün biri, bir gün biri, bir gün biri, bir gün biri. Kıyafet de aldırmayacaksınız, mesela ölçüsünü alacaksın kıyafetin, bizden o kadar. Bir mahalle bir şehit ailesine bakamaz mı? Bu çok güzel bir şey olur, çok şahane olur. Onları niye muztar bırakalım, niye zorda bırakalım? Ve güzel gidip orada Kuran okusunlar, Allah’tan bahsetsinler, imani sohbetler etsinler, o şehitliğin güzelliğini anlatsınlar. Aksi ne oluyor? Bayılıyor yere düşüp toprağa düşüyor. Bu perişanlıktır bu olmaz bu. Ağlıyor değil mi? Baygınlık geçiriyor hastaneye kaldırılıyor, kimi kalp krizi geçiriyor bunlar olmaz. Bu bir üzüntü sebebi oluyor insanlar için. Tabii üzüntü de haramdır ama oluyor inşaAllah ve karşı tarafı bu sevindirmiş oluyor. Mesela şehit geldi, artık diyeceksin sen bizim babamızsın, baba kimse, şehit babası. Kaç tane oğlun var üç tane, mahallede kaç genç var 150. 150 tane oğlun oldu diyecekler. Bir oğlunu aldı Allah 150 tane oğlu oldu. Aynı öz oğlu gibi, “baba bir emrin var mı” diyecekler o kadar. Hatta öz oğlundan daha titiz, çünkü bazen öz oğlu saygılı davranmıyor, ters davranıyor değil mi? Mesela bir yere gidecek, baba telefon et diyecek telefon verecek, ben senin şoförünüm, asla hakkımı helal etmem. Bir yere gideceksen bana söyleyeceksin ben seni götüreceğim diyecek değil mi? Kardeşim bu hem sevap, Allah’ın rızasına uygun, büyük bir sevinç bu, neşedir. Ne kadar zevkli olur şöyle bir hayat bir düşünün değil mi? Git bağrına bas, mesela anne senin emrindeyim diyeceksin. Bütün mahallede ki gençler, “anne sen bizim annemizsin” diyecekler, emredin diyecekler değil mi? Orada yemek her gün çeşit çeşit yemeklerle bakacaklar, sağlığına sıhhatine dikkat edecekler. Bu çok yıldırıcı olur PKK için de ayrıca ve PKK propagandasını da ortadan kaldıran bir şey olur. Çünkü onlar, onlara nasıl etki ettiklerini anlatıyor. Diyor ki; “darmakeşan ettik bütün herkes doldu, feryat sesleri etrafa yayılıyor şu an, mükemmel” diyor adam. “Gazeteye yansıdı mı basına?” “Yansımaz olur mu ağabey büyük eylem yaptık” diyor. Olay bu işte, adamların istediği bu. Bunu ortadan kaldırmak lazım. Yani şehit gömülüyor herkes evine yolcu yoluna, öyle olmaz. Mesela ev darsa genişletilir veyahut daha geniş bir eve geçmeleri de sağlanabilir mesela, bakımsızsa ev değil mi? Ferah bir eve, evini değiştirir gel kardeşimsin dersin değil mi? Maddi durumu herkesin az veya çok birikmiş bir şeyi oluyor. Bir araya getirilirse bu, damlaya damlaya göl olur derler. Muazzam bir şey olur. Bir de sezdirmeden yapmak lazım onu, mahcup etmeden, yani mahcup ederse olmaz. Gizlice sürpriz yapacaksın inşaAllah. Tabii perişan, pek o lafı kullanmayalım Allah affetsin perişanlık demeyelim de, yani zor konumda kalıyorlar, güzel bir netice olmuyor. Karşı tarafı sevindirecek bir görünüm oluyor öyle diyelim, perişanlık olmaz Allah affetsin. Fakat bunun hemen pratik bir uygulaması gerekir. Bizim olduğumuz yerde öyle bir şeyle karşılaşmadık, ama her mahalle için bu mümkün. Yani Bismillah deyip bir aileden başlanabilir bu. Biz bunu bir Anadolu geleneği yapalım, bir Türk geleneği yapalım bir gelenek olsun bu. Evlenenlerde olmuyor mu? Damada para veriyorlar bilmem geline bir şeyler yapılıyor falan hediye alınıyor, ev, araba her şey alınıyor evlenenlere. Onlar da Ahirete gidiyorlar, o da bir düğündür çünkü şehit olarak gidiyor, şehit uğurluyorsun. Aynısını yap işte, düğünde yapılanın aynısını yapın değil mi? Herkes para versin, imkanlarını versin, yiyecek içecek getirsin. Bir de vefalı olmak lazım. Şimdi bunu mesela beş yıl yapıyor, onuncu yılda unutursa olmaz, vefa çok önemlidir. Vefa ne zamana kadardır? Ölünceye kadardır ve en hayati duygulardan birisidir. Vefasızlık çok alçakça bir şeydir, çok pistir, çok acıdır yani. Mesela on yıl, on birinci yılda unutmuş, çok korkunç. Vefanın ölçüsü son nefestir. Son nefesine kadar gözünde bile sevgi kalarak vefat etmek lazım. Son anda gözünde Allah aşkıyla vefat edeceksin. Son ona ikramın o olacak, gözündeki o kişiye karşı sevgin olacak ve Allah’a olan sevgi tabii. Allah’ın tecellisi olarak onu seviyorsun inşaAllah. Ama tabii kötü bir şeye oturup ona sevgiyle bakamaz Müslüman inşaAllah. Güzel olan bir şey.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler