Adnan Oktar’ın 11 Haziran 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR:Ertuğrul bir yazı yazmış. En son şu dikkatimi çekti: “İHH yüzde yüz haklıdır” diyor. En son öyle bitiyor, bilmiyorum yazıyı okumadım. MaşaAllah. Başkan Bülent Yıldırım iftarlarımıza gelir. Çok mütevazı, mazlum, kendini Allah’a adamış, çok riskli, zor ortamlara giren, Allah için mücadele veren, çile ehli bir kardeşimizdir. Fakir fukarayı mutlu ediyor. Elinde ben tüfekle ben onu hiç görmedim. Bomba ile falan gezdiğini görmedim. Adam öldürdüğünü, soygun yaptığını da görmedim. Ama herkese yardım ettiğini, sevgi gösterdiğini, en riskli en zor yerlere kadar gittiğini, savaş ortamının içine kadar girip yaralılara, hastalara, düşkünlere yardım ettiğini biliyorum. Ben bu insana kefilim. Bir kere bana bu kişiler hakkında terörist, merorist gibi hiçbir ifade de bulunmasınlar. Biliyorum, yani kefilim diyorsam bana inanmaları lazım. Terörist denilen şey, gider adam öldürür, mazlumu öldürür, ev bombalar; gidip yardım etmez, insana şefkat duymaz, merhamet etmez. İHH birçok aç insanı doyurdu, birçok garibanı, perişan insanı mutlu etti. Mutluluklarına vesile oldu. Kurban ile ilgili faaliyetlerde bulunuyorlar, kurban eti dağıtıyorlar. Bayağı şahane faaliyetler yapıyorlar.“Selamün aleyküm.” Ve aleyküm selam. Bu kardeşimiz bana kızmış. “"İzin isteselerdi" diyorsunuz, niye bunu söylüyorsunuz?” diyor. İzin almadan olur mu canım? Fethullah Hocamızı seven bir yardım vakfından bahsettin sen?
ALTUĞ BERKER: Evet. Biraz evvel bahsetmiştim Hocam. ‘Kimse Yok mu Vakfı’.
ADNAN OKTAR: ‘Kimse Yok mu?’ evet. “Biz dağıtıyoruz” diyorlar. İzin alıyorlar. Şimdi böyle haşinlikle olmaz. Bu şekilde “Asarız, keseriz, izin de almayız” olmaz. Türkiye’ye de gelseler, biz şimdi yardım dağıtacağız deseler, mutlaka bir arama yapar orada polis. Yani bakılır ne var ne yok gibisinden, değil mi? Bir iki de polis veya devletin bir görevlisi eşlik eder. Bu çok makul olan bir şey. Ne zararı var, ayrıca ne mahsuru var? Ne kaybeder? Gelsin, asker arasın. Daha iyi, kimse bir iddia da bulunamaz, iftira atılamaz, değil mi? Daha güvenli değil mi? Daha güzel işte, kimse iftira atamaz. “Gel arkadaş” diyorsun. Ama şöyle de olabilirdi. Uluslararası asker de çağrılabilirdi, asker veya görevli. “Gelin, beraber bakalım” dersin mesela. Başka ülkenin askeri gelsin, baksın. Yani Birleşmiş Milletler askeri de olabilir. Birleşmiş Milletler askerin gelsin. İsrail askeri de gelsin, baksınlar. Bakacaklar ki; sadece yardım malzemesi var. İleriye yönelik iftirayı da önler bu. Bu makul bir şey, bunda bir şey yok. Birlikte dağıtmak çok çok daha güzel. Yani bu da her türlü iftirayı ortadan kaldırır, gayet güzel. “İHH başkanı diyor ki; "Filistinlilerin yaşamak için 2000 kalem yardım gerekiyor. İsrail sadece bunun 75 kalemine izin veriyor" diyor. Bir de İsrail’in dağıttığı, Türkiye’den giden yiyecek yardımlarının, yiyeceklerin besin değerini düşürdüğünü diyor yani "sessiz soykırım uygulandı" diyor.” Herhalde anladığım kadarı ile besin değeri olmayan yiyecekler gidiyor. “O yüzden de halk beslenemiyor” diyor. “Filistinlilerin genetiklerini bozduklarını biliyor muydunuz?” Nereden bileyim canım? Nedir, nasıl bozuyorlar, var mı böyle bir şey? Bozuk yiyecekler gönderip, genetiklerini bozduklarını mı iddia ediyor kardeşimiz.
ALTUĞ BERKER: Olabilir Hocam.
ADNAN OKTAR:“İHH plansız yardım için ani karar vermedi. Sizin dediğiniz gibi İHH elinde onlarca dosya varmış bununla ilgili. Saygılarımla. Size çok kızan seyirciniz Ertuğrul” diyor. Allah’ım Ya Rabbim. “İHH yüzde yüz haklıdır” diyor. Şimdi şöyle, plansız tabii ki plansız. Şöyle plansız; istişare edilebilir. Adamlar -bana 30 kere söyletmek yersiz oluyor- çağrılır veya Birleşmiş Milletler askerleri de çağrılır. Gidip bakarlar ve bu çok daha güvenli olur. Yani bunu yapan yardım kuruluşları olduğuna göre ve hiçbir sorun çıkmadığına göre aynısı benzeri yapılır, bu kadar. Bakın model var elimizde, değil mi? ‘Kimse Yok mu Derneği’ değil mi? Tamam, yapıyormuş bak, aynısını yapıldığında netice çıkacağı belli. Gayet güzel netice olacak demek ki. Ama İHH’nın kötü niyetli olduğunu kabul etmem. Oradaki kişiler ani panik olmuş olabilirler. Boş bulunmuş olabilirler can havliyle. Kendi canlarını korumak için karşı atak yapmış olabilirler. Ben bilmiyorum olayı. O soruşturma sonucunda anlaşılır. Zaten Türkiye’de Cumhuriyet Savcılığı olaya el koydu. Şimdi herkesin ifadesi alınacak. Uluslararası da soruşturma yapılacak. Bunun sonucunda her şey ortaya çıkar. Bir de oradaki yiyecekler eksik gidiyorsa, tabii bu acayip bir şey. Bunun mutlaka düzelmesi lazım. Yalnız şimdi buradaki 2000 kalemin içerisinde en önemli olan ihtiyaç, Filistin’e gitmesi gereken ihtiyaç; yemek, gazoz, veyahut işte cips, şu bu, Nutella gibi şeylerden daha önce Kuran, iman hakikatlerine dayalı kitaplar. Yani imani bilginin oraya akması çok önemli. Oradaki insanların manen eğitilmesi çok önemlidir. Oraya gemi dolusu kitap götürülmesi lazım. Hayır yapmak isteyenler, önce oradaki insanların imanlarını kurtarmaları lazım. Açlıktan kimse ölmez. 2000 kalem değil, 4000 kalem de gitsin, kalem sınırlamasına gerek yok, çok acayip bir şey olur. İsrail böyle bir kalem sınırlaması yapıyorsa, zaten bunun hiçbir açıklaması yok. Yani bilmiyorum böyle bir şey duydum ama nasıl bir şeydir? Bir de yani nasıl açıklanabilir? Mesela adam et yemek istiyor, nasıl yasaklarsın bunu sen? Böyle bir şey olmaz. Eğer bu doğruysa bu konuyu çok ciddi gündem yapıp, bunu bir kere aşmak lazım. İstedikleri gibi her türlü yiyecek oraya girer. Her türlü yiyecek maddesi, ama özellikle kitap, imani konularda kitaplar. İman hakikatlerini anlatan kitaplar, filmler değil mi? Oradaki insanların imani yönü, yani dünyasını kurtarmak değil, Ahiretini kurtarmak çok önemli, inşaAllah. Dünyasını kurtarırız inşaAllah, Allah vesile eder. Ama imanlarını kurtarmak çok hayati. Çünkü hep Filistin, Filistin. Peki, Irak ne olacak? Hep Filistin’den bahsediliyor. Afganistan ne olacak? Moro halkı ne olacak? Çad nasıl olacak? Doğu Türkistan nasıl olacak? Doğu Türkistan’a yardım götürebiliyor muyuz biz? Oraya hiç girilemiyor. Oraya yine bir şekilde giriliyor gördüğüm kadarıyla, yani 75 kalem de olsa gidiyor. Doğu Türkistan’a biz 1 kalemi bile sokamıyoruz, 1 kalem. Benim kitaplarımı çok dolaylı yoldan Kızıl Çin’e sokabiliyoruz, çok dolaylı yollardan. Kızıl Çin Hükümeti bizim internet sitemizi yasaklattı, imani uyanışa sebep oluyor diye, Kızıl Çin’de, özel hükümet kararıyla. Harun Yahya sitesine girişi yasaklattı. Biz de tabii başka yollar gösterdik. Yine kardeşlerimiz bir şekilde giriyorlar. Çin’de müthiş bir manevi uyanış var. Allah’a hamdolsun, elhamdülillah. Kitap da sokuyoruz bir şekilde, bir yollardan. Bir yolunu bulduk, Allah’a çok şükür. Niye Doğu Türkistan gündemde değil? Niye Afganistan gündemde değil? Orada aç, sefil, ayakları toprakta gezen binlerce çocuk var; ayakkabısız, perişan değil mi? Bunun genel çözümüne bakılması lazım, bu konunun. Bunun genel çözümü Mehdiyettir, Ertuğrul Efendi. Mehdi (a.s.)’nin zuhurudur. Hz. İsa Mesih (a.s.)’in inişidir. Mesela Ertuğrul’a desek ki biz; “Mehdi (a.s.) konusunda ne diyorsunuz?” Belki şiddetle karşı çıkacaktır. “İslam ahlakının dünya hakimiyetine ne diyorsunuz?” desek, belki Cübbeli gibi 570 yıl ileriye atacak. Olmaz. Eğer Filistin’in kurtulmasını istiyorsan, İslam ahlakının dünya hakimiyetini iste. İslam ahlakının dünya hâkimiyeti ile ilgili kitaplar gönder Filistin’e, İslam alemine, her yerine, uyanışı arttır. Her yerde Türk-İslam Birliği’nin oluşması için gayret et. En acil ihtiyaç budur, en acil. Yani bir insan aç kalmaktan ölmüyor, kolay kolay ölmez. Filistinli kardeşlerimiz de ölmezler açlıktan. Ama maneviyatsızlıktan bütün İslam alemi ölüyor, perişan halde, manen ölüyorlar. Büyük bir bölümü ölüyor yani. Çok az bir bölümü kurtulabiliyor. Bu manevi ölüme dur demek lazım. Manevi gıdaya, bak maddi gıdaya önem vermiyorsunuz. Manevi gıdaya niye önem vermiyorsun Ertuğrul Efendi, değil mi? Bütün dünyaya yay. Pakistan’a da gitsin, Afganistan’a gitsin, Moro’ya gitsin, Çad’a gitsin, Doğu Türkistan’a gitsin. Doğu Türkistan’da bir gecenin içinde on bin genç kızı alıp götürüyorlar Kızıl Ordu’nun genelevlerine. Akıl almaz rezalet oluyor ve hiçbir şekilde bilgi alınamıyor. Onlar insan değil mi? Bir gecenin içerisinde 100 bin kişiyi, 50 bin kişiyi katlediyor Kızıl Çin ordusu, Kızıl Çin polisi. Sorgusuz infaz ediyor. Basının gözü önünde vuruyorlar, adama diz çöktürüp kafasına kurşunu sıkıyor, şehit ediyor. Ve kimse çıtını çıkaramıyor. İsrail’e karşı bir düzeltme, iyileştirme politikası tabii ki gerekir ama bütün dünyada Müslümanlar eziliyor. Bütün dünyadaki Müslümanların kurtuluşu için ortaya çıkılması lazım. Ben şahsen bir Müslüman eğer açlıktan ölmüyorsa yani yarım ekmek biraz da peynir yiyebiliyorsa, ben ona yiyecek parası vermem, kitap parası veririm, kitap gönderirim ona. Önce onun Ahireti, sonsuz hayatı önemli, dünya hayatı göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Ama sonsuz hayatı çok önemlidir. Allah’ın rahmetini kazanması, rızasını, her şeyin üzerinde Allah’ın rızası vardır, bunu kazanması çok önemlidir.
“Hocam Allah aşkına, Gazze İsrail toprağı değil ki, neden İsrail’den izin alınacak? Yapmayın Hocam, lütfen”diyor. Kardeşim, güzel kardeşim, böyle olduğunda işte kardeşlerimizi şehit ediyorlar ve yiyecek de girmiyor, olay çıkıyor. Bu konuyu pratik halletmek varken, yani ne diyeyim, “gidip İsrail’le savaşalım da olay mı çıksın” diyeyim yani ne diyeyim? Ben pratik çözümün yani neticenin alınmasının peşindeyim. Yani ne diyelim? “Biz de onları mı çekip vuralım, bomba atalım” mı diyeyim ne diyeyim? Pratik çözüm bakın, bunu yapanlar var. “Kimse Yok mu Derneği?” bak bunu yapıyor. Aynı stil, aynı yöntemle yapılabilir. Adamlar gidip izin alıp dağıtıyorlar. Biz de gidip izin alıp dağıtırız. Yani böyle bir üslubun sonucunda bunu söyleyen insanlar araziye geçiyorlar. Yani önce bütün milleti kışkırtıyorlar, sonra bakıyorsun güvercin gibi uçmuşlar, ortada yoklar. Böyle yiğitlik olmaz. Eğer yiğitseniz, Türk-İslam Birliği’ni isteyin, İttihad-ı İslam’ı isteyin, bütün dünyaya İslam ahlakının hakim olmasını isteyin. Yiğitseniz Doğu Türkistan’ın kurtuluşunu isteyin, Afganistan’ın, Irak’ın kurtuluşunu isteyin. Çad’ın, Moro halkının, Fas, Tunus, Cezayir’in, her yerde Müslümanlar perişan şekilde. Yani şimdi bir örnek daha vereceğim de vermeyeyim yani. Birçok ülkede genç kızların nasıl mağdur olduğunu, Müslüman genç kızların, hepiniz görüyorsunuz değil mi? Anlamazlıktan gelmeyin. Burada akılcı davranacaksınız. Mantıklı davranmaları gerekir. Kuran’a göre hareket etmeleri gerekir ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerine güvenmeleri gerekir, değil mi? İnşaAllah.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler