Adnan Oktar'ın 3 Haziran 2010 tarihli Adıyaman Asu ve Kaçkar TV röportajından
ALTUĞ BERKER: Siz bundan evvel ne söylediyseniz Hocam, ona uyulduğu zaman bereket, bolluk ve hakikaten güzel neticeler, hayırlı neticeler veriyor. Fakat uyulmadığı zaman da, tam tersi neticeler oluyor Hocam. Arşivden şunu çıkardık Hocam arkadaşlarla birlikte. Bakın Cavit Yalçın müstear ismi, sizin kullandığınız, diğer bir müstear isminiz Hocam, kitaplarınız da var bu konuda. 2003 yılının 3 Ocak’ı, yani Amerika savaş başlatmadan biraz evvel. Siz çözüm, çare arayışları başlığı altında, Saddam’ın ülkeden çıkmasını, böylece kan akıtılmamasını, bunu bir çözüm olacağına dair bir yazı yazmıştınız Hocam. Ortadoğu Gazetesi bu gazete.
ADNAN OKTAR: Evet daha o zaman savaş da çıkmamıştı, bu olaylarda yoktu. Saddam baştaydı.
ALTUĞ BERKER: Bu bir çözümdü ülkeden çıkınca savaş olmayacak, Müslüman kanı akmayacak.
ADNAN OKTAR: İki gün üst üste çıktı. Milli Gazete’de de çıkmıştı. Milli Gazete’de de benim yazım çıkmıştı, o zamanlar.
ALTUĞ BERKER: Bu da ikinci gün Hocam söylediğiniz. Burada da söylüyorsunuz. Bundan tam 12 gün 15 gün sonra Hocam. Gazetelerde bu haberler çıkmaya başladı.
ADNAN OKTAR: Evet Amerika benim bu fikrime sahip çıktı. Yani bu düşünceme sahip çıktı. Saddam’a benim fikirlerimi aktardılar. Yani sen git, ben dedim ki ailene bir şey olmaz, ailene Amerika garanti versin dedim. Amerika garanti verdi ailesine, hiçbir şey olmayacak dedi. Sen de yabancı bir ülkeye git dedim. Amerika onu da kabul etti. Amerika bu dediklerimi birebir Saddam’a iletti sonra ve bu basına yansıdı. Yani tam net çözüm olarak. Hatta Vakit Gazetesi’ne de yazı göndermiştim. Vakit Gazetesi’nde kapaktan yayınlanmıştı, haber olarak yani ana haber olarak yayınlanmıştı. Amerika da bu modeli kabul etmişti, anlattığım bu modeli. Fakat Saddam bunu uygulamadı, yani bu dediğim modeli uygulamadı.
ALTUĞ BERKER: Mesela BM Genel Sekreteri. Siz söyledikten on gün sonra bu teklifi, Bush tarafı da kabul edince, onlar da dile getirdi. Bu çözümü, sizin çözümünüzü ortaya getirdiler, hocam. Fakat uyulmayınca, malum netice inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela hükümet de o zaman garanti verdi. Ülkeni terk et seni koruruz dediler. Yani benim, bu teklifimden sonra, Türkiye de olaya sahip çıktı. Amerika teklif getirdi, Türkiye de sahip çıktı. Ben dedim, yani sahip çıkılır, çıkılacak sana dedim. Ama sözümü dinlemedi, gurur yaptı, kabadayılık yaptı ve bütün ülkeyi batırdı.
SUNUCU 2: Oysaki mantıklı ve makul olan çözüm buydu.
ADNAN OKTAR: Ki sözümü dinlesin diye kaç kanaldan birden, bakın hem Ortadoğu Gazetesi’nden, hem Milli Gazete’den, hem Vakit Gazetesi’nden sürmanşet haber verildi, inşaAllah. Ve Amerika’da önce internetten yayınladı, sonra basında geniş çapta yayınlandı. Yani günler sonra Amerika bunu inceledi, bu görüşümü ve bunu olduğu gibi uygulatmak istediler. Bu şekilde bunu kabul ettiler, bu barış yöntemini.
SUNUCU 1: Peki Hocam, bence birçok kişi de benimle aynen bu soruyu ya da bu düşünceyi paylaşıyor ya da ulaştırmak isteyenler de ulaştırmaya çalışıyorlar. Siz bu kadar açık ve net bir şekilde dile getirdiğiniz konularda ve bunların gerçekleştiğini, var olduğunu bildikleri halde sizin düşüncelerinizi, söylediklerinizi, sizce niçin ya da hangi sebeplerden ötürü erteliyorlar Hocam. Sonunda yine sizin dediğinize geliyorlar. Sizin söylediğinizi yapıyorlar ama Siz, “bunları bunları yapmazsanız, bunlar bunlar” olacak diyorsunuz. Onlar olmaya başladıktan sonra yapmaya başlıyorlar. Niçin bu kadar geç yapıyorlar ya da?
ADNAN OKTAR: Allah, danışmanın ve istişarenin önemini insanlara gösteriyor. Mesela Saddam’a da Allah gösterdi, hükümetine de gösterdi. Diğer insanlara da gösterdi, yani istişare Kuran’ın bir hükmüdür. İstişare yapılması lazım, Allah diyor: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilenlerden sorunuz.” Kimin bilen olduğu belli olmaz. Yani hiç belli olmaz, hiç ummadığı insan çok şey biliyor olabilir. O dönemde eğer Saddam sözümü dinlemiş olsaydı, bu başına gelmeyecekti. Ama kader hükmünü icra ediyor. Ben söylüyorum ama Hızır (a.s.) de söylüyor. Ve kader böyleydi, ama söz dinlemenin önemini Allah insanlara göstermiş oldu. Yani Allah onlara bir ders vermiş oldu. Yani eğer söz dinleseydiniz bu olmazdı ama söz dinlemeyince bu oldu imajını insanlara göstermiş oluyor, Cenab-ı Allah.
SUNUCU 1: Sizin söylemenizi Allah istiyor. Siz söylüyorsunuz ama onlar yapmıyor. Burada seçim kula düşmüş oluyor, hocam. Demek ki kul aklını kullanmıyor.
ADNAN OKTAR: İşte insanların gurur yapması, söz dinlememesinin nelere mal olacağını Allah insanlara göstermiş oluyor. Ben o kadar kapsamlı anlattım ki o dönemde. Yani biz bu düşüncemizi Amerikan Hükümeti’ne de gönderdik o dönemde. Gazetelerde de yayınlattım ki kimse duymadım etmedim, demesin diye. Yani Saddam’a da iletildi bu, buna rağmen kabadayılık yaptı. Yani hiçbir şekilde sözümüzü dinlemedi. Bakın yurtdışına çıkacak ve güvencede olacak, yani çoluğuyla, çocuğuyla beraber. Kimse de karışmayacaktı, hükümeti sadece bırakıp gidecek, başka sivil bir hükümet gelecekti, demokratik bir hükümet gelecek, konu bitecek, savaş falan hiçbir şey olmayacaktı. Acayip gurur yaptı ve akıl almaz kabadayılıklar yaptı. Sonra da fos kabadayı çıktı, girdi yerin altına bir şeyler yaptı. Olan halka ve millete oldu. Önce bağırdı, çağırdı biliyorsunuz. “Hadi geliyorsanız gelin, erkekseniz.” dedi. Geldiler, bu da kaçtı ondan sonra. Yani çok garip bir durum oldu. Her zaman insan istişare etmesi lazım, Kuran’da bu açık açık hükümdür. Allah, Peygamber (s.a.v.)’ye bile, diğer Peygamberlere de, hükümdür Allah, istişare etmelerini söylüyor. “Ama son hüküm senin” diyor. İstişareye yanaşmayınca bu olaylar oluyor demek ki.
Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler